RTÜK’ün, faaliyet alanı bakımından ifade ve basın hürriyetinin inceleme alanına girdiği için siyasi unsurların sınırlı olduğu, klasik kamu kurumlarından farklı ve yürütme ile alt-üst ilişkisi olmadığı özerk bir yapısı vardır. Medya alanında düzenleyici ve denetleyici otorite olan RTÜK, kuruluşundaki misyonundan 2010’lu yıllarda belirgin bir şekilde uzaklaşarak iktidara angaje olmuş bir yapıya büründü fakat bu değişim,  kanuni olarak RTÜK yapısında değişiklikler yapılarak karşımıza çıkmasa da ülkedeki güçler ayrılığı ilkesinin “güçler kontrolü”ne dönüşüne paralel olarak değişime uğradı. 

Güçler Ayrılığı İlkesinden Güçler Kontrolüne Geçiş

2007’deki 367 Krizi’nden1 sonra gidilen referandumdan çıkan sonuca göre Abdullah Gül’den sonraki cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine karar verildi. 2014 yılında da cumhurbaşkanı halk tarafından seçildi. Bu seçimin arifesinde konuşulmaya başlanan2 ama Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olarak seçilmesinden sonra daha da artan3 “başkanlık sistemi” tartışmaları ve sonucunda “Türk tipi başkanlık sistemi”ne geçiş ile güçler ayrılığı ilkesinde önemli bir değişim yaşandı. 

Yaşanan değişim, başbakanlık ve bakanlar kurulunun lağvedilerek yürütme sisteminde cumhurbaşkanının tek güç olması Türkiye’yi güçler ayrılığından güçler kontrolü sistemine geçişin bir ayağını oluşturdu. 

Türk tipi başkanlık sistemi aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin 001 plaka sahibinin, partili olmasının önünü açarak yasamanın da CB liderliğine entegre olması sağlandı. Meclis’teki duruma bakıldığında çoğunluk, cumhurbaşkanının mensup olduğu partide ise yasama-yürütme birliği sağlanmış oluyor. Günümüzde de bu birliğin sağlandığı görülüyor. Görünürde parlamenter sistemdeki bakanlar kurulunun, yasa teklifi verebilme gibi yasamaya ilişkin özelliklerinin ortadan kaldırılması; başkanlık sisteminin, yasama ile yürütme arasındaki güçler ayrılığı ilkesi olarak görülse de kanun teklifinin bir milletvekili tarafından verilebilmesi durumu4 yasama ile yürütme arasındaki ortadan kaldırılan bağın kurulabilmesine olanak sağlamaktadır. Örneğin, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hazırladığı bir kanun teklifi, herhangi bir milletvekili tarafından meclise sunulabilir ve mecliste cumhurbaşkanının mensup olduğu partinin çoğunluğu söz konusu ise yasama ile yürütme arasındaki sınırların kalktığını görülebilir.

2010 yılındaki referandumunun getirdiği unsurlar incelendiğinde, üst mahkemelerin yargı üyeleri doğrudan ve dolaylı olarak cumhurbaşkanı tarafından atanır hale geldi. Değişimin etkileri, 2014 seçiminden ve özellikle başkanlık sistemine geçişten sonra daha da artarak hissedilmiştir. Bu durum Danıştay başkanının CB başkanı önünde cübbesinde ilik araması5 ile belirgin ve tartışılır hale geldi. Bu durum halkın ülkedeki her hukuki gelişmeye şüpheyle yaklaşmasına sebep oldu.

2010’lu yıllardaki değişimlerin tamamı ve başkanlık sisteminin güncel yansımaları bir arada incelendiğinde, parlamenter sistemin en belirgin özelliği olan güçler ayrılığı ilkesi; başkanlık sistemi yanlılarınca sistem sonrasında da mevcut olacağı ifade edilmesine rağmen toplum, bu durumun sistem değişikliği sonrası dönemde böyle sürmediğinin farkında. Sistem değişikliği sonrası dönem için net bir şekilde güçler ayrılığı ilkesinden vazgeçilip güçler kontrolü sistemine geçildiği belirgindir. Güçler kontrolü sisteminin özerk kurumlara etkisi de iktidarın otoriterleşmesiyle doğru orantılı bir şekilde yansımıştır. Bu noktada en göze çarpan hususlar, RTÜK tarafından ortaya konmuştur.

Güçler Kontrolünün RTÜK Yansımaları

RTÜK Matruşkası isimli yazı serisinin ilk yazısında6, RTÜK’ün kuruluşundan itibaren otoriterleşmesi 1 Ağustos 2019 Yönetmeliği ekseni ile güncel olaylar eşliğinde anlatılmaya çalışılmıştır. Bu yazıda dikkat çekilen noktalarla ilgili yazının yazıldığı dönemde bu yönetmeliğin somut sonuçları veya öncüllerine ilişkin bir durum ortaya çıkmamıştı. 1 Ağustos 2019 tarihli yönetmelik, siyaset kurumunun etki ve denetiminin arttırılmaya çalışılmasından ziyade “Big Brotherlaşma” hareketleriyle bir “RTÜK Matruşkası” olarak görülebilir.” Bugün geldiğimiz noktada, RTÜK Matruşkası’nın yavaş yavaş açıldığını görmekteyiz. 

Netflix, 24 Nisan 2020’de “Aşk 101” isimli bir Türk yapımı dizinin yayınlanacağını duyurdu. Resmi sitesinde de dizinin tanıtım videosu ve metni mevcut.7 “Öğretmenlerinin bir basketbol koçuna âşık olmasını sağlamaya çalışan dört isyankâr ve bir örnek öğrenci, birlikte arkadaşlığı, aşkı ve kendileri olma cesaretini öğrenir.”  Bu dizinin yayınlanma tarihine ilişkin duyuru yapıldıktan sonra sosyal medyada Aşk 101 üzerinden Netflix’e yoğun bir saldırı başladı. 

Faaliyete başladığından beri dünyayı sömüren karanlık baronların dünyada ahlaki yozlaşmayı artırmak üzere hayata geçirdiği LGBTİ projesine hizmet eden dijital yayın platformu Netflix, Ramazan ayının ilk günü eşcinsel dizisini yayına sokmaya kalkınca büyük infiale sebeb oldu.” 8

Akit’in sitesinde yer alan yazının girişi ile vurgulamalara, Twitter’da #netflixadamol hasthagi ile atılan tweetlere ve diğer yayınlara bakıldığında Netflix’e yönelik bir karalama kampanyası yürütüldü. Bu kampanyada yazılanların bütünü incelendiğinde “milli, manevi ve ahlaki değerler” vurgusu ön plana çıkarılmaya çalışılmış ve RTÜK’e çağrıda bulunulmuştur. Bu durumla ilgili Kerem Altıparmak Twitter hesabında şu sözleri sarf etmiştir: “ RTÜK Eylül ayında çıkardığı yönetmelik uyarınca Netflix dâhil internet yayıncılarını denetleyebiliyor ama yönetmelik uyarınca bugüne kadar hiç yaptırım uygulanmadı. Troller iki gündür Netflix’e nefret kusuyor. Bunu durup dururken yapmazlar. İlk uygulamanın altyapısı hazırlanıyor.” 9 Kerem Altıparmak’ın öngörüsünü doğru olduğunu, tweet atıldıktan birkaç gün sonra RTÜK başkanı Ebubekir Şahin’in yaptığı açıklamayla anlaşılmış oldu.  

“RTÜK olarak toplumumuzun milli ve manevi değerlerine aykırı olası yayınlara karşı müsamaha göstermeyeceğimizi özellikle vurguladık. … Çocuk ve gençlerin fiziksel ve ruhsal gelişimlerine olumsuz etki edebilecek yayın içeriklerine göz yummamız mümkün değildir. Kırmızı çizgilerimiz bellidir, millet iradesiyle ortaya konulan ilgili yasamızdan aldığımız yetkiyle hareket ediyoruz. RTÜK yönetimi olarak toplumumuzu rahatsız edecek her türlü yayın içeriğine geçit vermemekte kararlıyız” 10

RTÜK başkanının açıklamasındaki bir pasaja baktığımızda kırmızı çizgilerin milli ve manevi değerler olarak soyut kavramlara atıf yapıldığını görmekteyiz. Bu kavramlara atıf sorunun temel noktası olarak görülse de aslında sorun olan nokta, kırmızı çizgi tanımlaması yapılırken atıf yapılan soyut kavramların ifade ettiği şeylerin ülkedeki hâkim gücün görüşünün dayattığı noktalar olmasıdır. Bununla birlikte, bu soyut atıf toplumun genelini korumaya yönelik bir adım imiş gibi görünse de isteyenin, üyelik oluşturup parasını ödeyip izleyebildiği bir platform olan Netflix’e yönelik bir baskı olduğu konusunda şüphe götürmez bir gerçeklik mevcuttur.

Burak Bilgehan Özpek’in dediği gibi11 bürokratlar, bir yaptırım kararı alırken bir yasaya ya da kurala dayandırmaları yeterli değildir. Bu yasaya da kurala neden dayandırdıklarını açıklamak başka bir deyişle gerekçelendirmek zorunda olduklarının bilincinde olmalı ve bunun yanı sıra gerekçelendirmelerini de iktidarın -kendi- ahlak değerleri üzerinden oluşturmamalıdır. 

Sonuç

RTÜK başkanının açıklamaları ile güçler kontrolü ilkesinin, yürütme ile doğrudan ilişkisi olmayan bir kurumdaki yansımalarını görmekteyiz. 2010’lu yıllarda güçler ayrılığı ilkesini güçler kontrolü ilkesi haline getirenlerin yönetiminin özellikleri ile dayattıkları ahlaki değerler, ülkedeki tüm kurumlara yansımış vaziyette ve RTÜK, bu kurumlar içerisinde en göze batan örneklerini sergiliyor. İçinde bulunduğumuz süreç şunu gösteriyor ki, ilerleyen dönemlerde RTÜK Matruşkası’nın içerisinden özgürlükler aleyhine pek çok kısıtlama ile karşı karşıya kalabiliriz.

Fotoğraf: Jens Kreuter


Kaynakça:

  1. https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-48189677 ve ilgili Anayasa Mahkemesi kararı http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/e61eb3f9-957d-4832-9e7f-c2810009e951?excludeGerekce=False&wordsOnly=False
  2. Yapılan çalışmalardan bir örnek: http://www.hasantahsinfendoglu.com/dokumanlar/makaleler/BASKANLIK_SISTEMI_TARTISMALARI.pdf
  3. Bağlantıdaki çalışmada Şubat 2015’te yayınlanan Hürriyet, Cumhuriyet, Star, Yeniçağ, Özgür Gündem ve Agos gazeteleri incelenmiştir. Toplamda 48 yazarın 124 sayısı yayınlanmıştır. Hürriyet ve Cumhuriyet gazetelerinde o ay otuz dörder köşe yazısı yayınlanmıştır. https://www.ajit-e.org/?menu=pages&p=details_of_article&id=156
  4. TBMM İçtüzüğü madde 74 https://www.tbmm.gov.tr/docs/ictuzuk.pdf
  5. https://t24.com.tr/haber/danistay-baskaninin-sozleri-sosyal-medyada-cubbesinde-dugme-aramasi-gucler-ayriliginin-yeni-sembolu-olsun,403611
  6. https://daktilo1984.com/yazilar/rtuk-matruskasi/
  7. https://www.netflix.com/tr/title/81080697
  8. https://www.yeniakit.com.tr/haber/akit-rezaleti-yazdi-rtuk-harekete-gecti-1179189.html
  9. En son erişim tarihi 18.04.2020 https://twitter.com/KeremALTIPARMAK/status/1248519935241920514
  10. https://www.sabah.com.tr/gundem/2020/04/13/rtukten-netflixe-flas-uyari-goz-yummamiz-mumkun-degil
  11. En son erişim tarihi 18.04.2020 https://twitter.com/bozpek/status/1250527920151572483