Koronavirüs salgını öncesi Çin’de yarasa çorbası yiyen bir insanla İran’da türbeleri yalayan insanlar arasında nasıl bir bağlantı var sorusunu sorsanız insanlar muhtemelen sizi ciddiye almazdı. Fakat, şu anda Çin’de yırtıcı hayvanları yiyen insanların yaydığı iddia edilen bir virüs, İran’da şifa bulmak isteyen insanlara türbe yalatabiliyor. Bir süredir tüm dünya olarak küreselleşmenin negatif etkilerinden biriyle karşı karşıyayız. Tüm dünyaya yayılan COVID-19 virüsü istatistikte üstel artış olarak adlandırılan bir şekilde yayılmaya devam ediyor. Eğer insanlar bir şekilde gerekli önlemleri alıp sosyal mesafelenme kurallarına uymazlarsa daha çok uzun süre virüs yayılmaya devam edecek. Bu konuda oyun teorisinin bize anlatacağı çok şey var. Bu yazıda ilk olarak “ortak malların trajedisi” (tragedy of the commons) oyunu ve Platform filmi üzerinden salgının başlarında yaşanan temizlik ürünlerini stoklama olayını anlatacağım. Sonrasında ise insanların kendi başına uzun vadede sosyal mesafelenme kurallarına neden uyamayacağını ve devlet tarzı bir otoritenin sokağa çıkma yasağı koyarak duruma el koyması gerektiğini anlatmaya çalışacağım.

Ortak Malların Trajedisi, Platform Filmi ve Temizlik Ürünleri

Ortak malların trajedisi oyunu Sosyal Bilimler’de sıkça uygulanan bir oyun. Toplamda 100 tane koyunu otlatabileceğiniz bir çayır olduğunu hayal edin. Bu oyunda 10 tane de çiftçi var. Eğer her bir çiftçi kurallara uyup sadece 10 tane koyunu çayıra sokarsa, tüm koyunlar yeterince doymuş olacaklar. Fakat, bir çiftçi 10 yerine 11 koyun getirse bile koyunlar daha az yemiş oluyorlar. Benzer bir hesaplamayı tüm çiftçiler yaptığı için genel anlamda çiftçiler çayıra 10’dan fazla koyunla geliyorlar çünkü herkes diğer çiftçilerin de gereğinden fazla koyunla geleceğini tahmin ediyor. 

****SPOILER ALERT****

Bu oyun aynı zamanda kısa bir süre önce Netflix’te yayınlanan Platform filminin arka yapısını da oluşturuyor. Filmde yerin altına doğru toplam 333 kattan oluşan bir binanın her katında 2 insan kalıyor. Burası hapishaneye benzer bir ortam ama herkes bir suç işleyip gelmiş değil. Bazıları gönüllü olarak katılmışlar. Her gün bir sefer binanın tam ortasından aşağıya doğru yemeklerin olduğu platform hareket ediyor ve her katta belli bir süre kalıyor. Aslında 333 kattaki toplam 666 kişiye yetecek kadar yemek var platformda, fakat üst kattaki insanlar aç gözlü davrandıkları için alt katlardaki insanlara yemek kalmıyor. İnsanlar kaldıkları katta 1 ay kalıp sonrasında tamamen gelişigüzel bir şekilde diğer ayı başka bir katta geçiriyorlar. Dolayısıyla 200. katta bulunup bir ay boyunca hiçbir şey yememiş bir insan diğer ay 30. katta uyanınca doğal olarak bencilce davranıp yemesi gerekenden fazlasını yiyor. Aynı yukarıda bahsettiğim ortak malların trajedisi oyununda olduğu gibi. O oyunda da ilk gün içinde 10’dan fazla koyun getiren bir çiftçiyi gören başka çiftçiler diğer gün daha fazla koyunla çayıra geliyor.

****SPOILER ALERT****

Bu salgın süresinde birçok insan temizlik ürünleri konusunda benzer bir şeyi yaşadı. İnsanlar başka insanların stok yapacağını düşünerek tuvalet kâğıdı vb. maddeleri stokladılar. Aslında herkes normal seyrinde alışveriş yapmaya devam etmiş olsaydı herkese yetecek kadar temizlik ürünü zaten vardı ama birçok ülkede henüz virüs yaygınlaşmadan marketlerdeki temizlik ürünleri stokları bitti. İnsanların bu davranışı aslında eleştirilmesi gereken bir davranış değil, aksine birey düzeyinde rasyonel olan davranış biçimi bu çünkü yeterince temizlik ürünü stoklamaması durumunda kısa süre içerisinde evdeki ürünler bitince stok yapmayan insanlar tuvalet kağıtsız kalabilir. Fakat toplum düzeyinde rasyonel olan hareket stok yapmayıp normal doğal seyrinde alışverişe devam etmek ama bunu sağlamak sanıldığı kadar kolay değil. Bu tarz bir koordinasyon sorununun çözümü var ama bunun için öncelikle mahkûmun ikilemi ve sosyal mesafelenmeden bahsetmem gerekiyor. 

Mahkûmun İkilemi, Sosyal Mesafelenme ve Sokağa Çıkma Yasağı

Mahkûmun ikilemi oyun teorisi içerisindeki en bilinen oyun. Bu oyunda iki kişi gözaltına alınır ama haklarında herhangi bir kanıt yoktur. Her ikisi de farklı odalarda tutulur ve birbirleriyle iletişimleri engellenir. Bu oyunda polislerin amacı suçluların maksimum suçu alması, gözaltındaki kişilerin amacı ise en az mahkumiyetle oradan kurtulmaktır. Suçluların önünde iki seçenek vardır: ya sessiz kalacaklar ya da diğerini satacaklar. Her ikisi de suçu itiraf ederse ve diğerini satarsa üçer yıl ceza alıyorlar; her ikisi de sessiz kalırsa birer yıl ceza alıyorlar; birisi diğerini satar diğeri sessiz kalırsa, sessiz kalan 10 yıl ceza alıyor satan ise serbest kalıyor. Buradaki ikilem ise şundan kaynaklanıyor: grup açısından en iyi sonuç her ikisinin de sessiz kalması çünkü birer yıl hapis cezası alıp çıkacaklar ama birisi sessiz kalmayı tercih ederse ve diğeri onu satarsa sessiz kalan 10 yıl ceza alıyor. Dolayısıyla, rasyonel birisi sessiz kalmak yerine satmayı tercih ediyor çünkü sessiz kalmanın cezası çok yüksek. 

Genel anlamda bu oyundaki genel sorun mahkumların birbirleriyle iletişim halinde olamaması. Bu iletişimsizlik ise bir koordinasyon sorununa yol açıyor. Benzer şekilde tarafların birbirleriyle iletişim halinde olması durumunda bile satıp satmayacağından emin olamıyoruz ki bu da bir iş birliği sorununa yol açıyor. Hem koordinasyon hem de iş birliği sorunlarının olduğu bir oyunda tarafları grup için en iyi olan şeyi yapmaya yönlendirecek bir otoriteye ihtiyaç gerekebilir. 

Salgın esnasındaki sosyal mesafelenme kuralını şimdi bu oyuna uygulayabiliriz. Türkiye örneği üzerinden ilerleyelim. İdeal bir durumda, salgından kurtulmanın en kısa yolu ülke içindeki tüm insanların aynı anda evden çıkmaması, sadece hasta olanların hastaneye kontrollü bir şekilde götürülmesi, tüm hastalığın bittiği düşünüldükten sonra bile 2 haftalık kuluçka süresi boyunca yine kimsenin evlerden çıkmaması gerekiyor ki salgın yüzde yüz önlenebilsin. Bu tamamen hipotetik bir örnek ve gerçekleşmesi mümkün değil. Bu örneğe ne kadar yakın bir şekilde hareket edebilirsek virüsten o kadar kısa sürede kurtulabiliriz. Fakat, ülke içerisindeki herkesin aynı anda evden çıkmaması mümkün değil çünkü belli sebeplerden insanlar evden çıkmak zorunda kalıyorlar. Evde sıkılma, alışveriş yapma gibi birçok sebep olabilir. En yaygın olanı muhtemelen çalışmak zorunda olan insanların işe gitmek için evden çıkmak zorunda olması. Burada iş veren zarar etmemek adına insanları çalıştırmaya devam ediyor ve toplumun yararından ziyade kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyor. Sebep ne olursa olsun insanlar bu örneklerde toplumun yararından çok kendi kişisel yararları doğrultusunda hareket ederek evden çıkmaya yönelebiliyorlar. 

Burada bahsedilen sorunları çözmenin yolu ise insanlar arasında koordinasyonu ve iş birliğini sağlayacak olan bir otoritenin işe el koyması. Bu otoriteyi yoktan var etmeye gerek yok çünkü yüzyıllardır siyaset sahnesinde olan bir otorite aygıtı bu işi çözebilir: devlet. Bu salgının yayılmasını önlemenin en etkin yolu sosyal mesafelenme kuralının yaygınlaşması ve insanların evden çıkmaması. İçinde bu kadar çok oyuncunun olduğu bir oyunda (Türkiye örneğinde 80 milyon insandan bahsediyoruz) koordinasyonun sağlanmasının oyunculara bırakılması kadar irrasyonel bir davranış biçimi yok çünkü en başından sonucun başarısız olacağı belli. Yapılması gereken devletin olaya el koyup tüm insanlar için sokağa çıkma yasağını koyması ki salgın en kısa sürede önlenebilsin. 

Devlet mekanizmasının bu tarz bir sokağa çıkma yasağı koyması durumunda insanları evden çıkmamaya belli teşvikler aracılığıyla ikna edebilmesi gerekiyor. Yani evini geçindirmek için çöp toplamak zorunda olan bir insana 3 bin lira ceza kesmektense en etkili çözüm o insanın evden çıkmaması için minimum yaşam standartlarını sağlamaktır. Ancak devlet aygıtı yardımıyla bu Koronavirüs oyunu içerisinde koordinasyonu ve iş birliğini sağlayıp normal halimize dönebiliriz. 

Sonuç Yerine: Korkak Tavuk Oyunu Riski

Şu anda içinde bulunduğumuz ortamda insanların koordinasyonu ve iş birliğini sağlayacağını varsayarak virüsü kontrol altına almaya çalışmak oyunun şeklini değiştirebilir. Yukarıda bahsettiğim oyunların aksine iş birliği yapılmazsa sonucu ölüm olan oyunlar da bulunmakta. Mesela korkak tavuk oyunu. Korkak tavuk oyunu bazı dizi ya da filmlerde gördüğünüz sahnelerden yararlanılarak oluşturulmuş bir oyun aslında. Oyunda iki oyuncu var. Karşılıklı olarak arabalarını birbirlerine doğru sürüyorlar. İki seçenekleri var: ya son gaz karşıdaki oyuncunun üzerine gitmek ve arabaların çarpışması ya da son anda ölümden kurtulmak için sağa kırıp korkak tavuk olmayı göze almak. Devlet aygıtının krizi yeterince kontrol edemediği bir ülkede oyun türü ne yazık ki korkak tavuk oyununa dönüşüyor. Her geçen gün daha fazla insana virüs bulaşıyor ve her gün giderek daha fazla insan hayatını virüsten dolayı kaybediyor. Devlet aygıtının duruma el koyup tüm ülkede sokağa çıkma yasağı koyması durumunda ancak sonucu ölüm olmayan oyun türlerine dönebiliriz. Devlet gibi bir otoritenin müdahale edemediği durumlarda ne yazık ki insanlar kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederek toplum yararına yönelik bir şey yapmayacaklar, yani sosyal mesafelenme kurallarına tamamen uymayacaklardır. Bu tarz oyunlarda koordinasyonu ve iş birliğini sağlamanın yegâne yolu devlet tarzı bir otoritenin duruma el koymasıdır.

Fotoğraf: Tono Graphy