Daha önce “Filistin’de Barışın İmkansızlığı” üzerinden Trump yönetimi eliyle İsrail ile Filistin arasındaki çatışmayı sonlandırma amacıyla uygulamaya konan barış planının, İsrail’in Filistin üzerindeki tahakkümünü pekiştireceğini ve Filistin’e uzun yıllardır arzuladığı çıkış yollarını tamamen kapatacağını iddia etmiştim. Nitekim, planın yayınlanması sonrasında ve İsrail’in Batı Şeria’nın %30’luk bir kesimini daha ilhak etme kararı ve ABD’nin onayı üzerine vurgulamaya çalıştığım kanaat üzerinde bir genel kabul oluştu. Ancak, ilerleyen süreçle beraber Filistin’e bu durumdan çıkışının yollarını anlatan, yol haritaları çizen yazılar yayınlandı[1]. Bunların genel olarak buluştuğu nokta ise “birlik ve beraberlik içinde olma” anlatısıydı.

Filistin’in Batı Şeria’nın İsrail tarafından ilhakını engelleyememesini (ve tüm tarihsel süreçte zayıf kalışını) parçalı bir yapı içinde olmasına bağlayıp, bu durumdan da ancak birlik ve beraberliği sağlarsa çıkabileceğini iddia etmek, sonuçlarını öngörmek şartıyla makul bir çıkarımdır. Ancak, bu anlatının temel problemi herhangi bir yöntem önermemesidir. Hamas ve Fetih gibi politik grupların getireceği birlik ve beraberlik sağlandığı takdirde, merkezi bir Filistin’in nasıl İsrail’in tahakkümünü kırabileceği belirsizliğini korumaktadır. Bu yüzden, bu çıkarımı biz yapmaya çalışacağız. Nitekim, bu anlatı Filistin’e iki mücadele yöntemi sunmaktadır. İlki diplomatik mücadele iken diğeri askeri mücadeledir. Hamas ve Fetih gibi aktörlerin politik tarafları yanı sıra askeri kuvvetleri de içermesi nedeniyle bu iki yöntemin de birbirini takip edeceğini öngörmek zor olmayacaktır.

Diplomatik mücadele Filistin’in haklılığı, halkının mazlumluğu ve İsrail’in uyguladığı apartheid rejimi üzerinden yürütülebilir. Bunun pek çok çevrede karşılık bulacağı da aşikardır. Ancak, temel mesele bu mücadelenin etkili alıcılara ihtiyacı olduğudur. Bu diplomatik mücadelenin belli başlı dört alıcısı olabilir.

Birincisi, Türkiye ve Mısır’ın başını çektiği Orta Doğu ülkeleri. Bunların hemen hemen tüm tarihi süreçte Filistin’e doğrudan veya dolaylı olarak  destek verdiği bilinmektedir. Ancak, 1948’den itibaren gerçekleşen dört büyük savaşta aktif rol alan Mısır’ın bugün Filistin davasına karşı çekingenliği açıkça ortadadır. Nitekim Trump’ın “favori diktatörü” Sisi yönetimi bugün ne İsrail’i ne de ABD’yi karşısına alma gibi bir şansa sahip değildir. Bunu arzu etse bile mevcut coronovirüs sebepli pandemi ve yarattığı ekonomik yıkım, Libya’da Türkiye ile karşı karşıya gelme ihtimali ve Etiopya ile yaşamakta olduğu Baraj krizi Filistin’e öncelik tanımasını zorlaştıran başlıca etmenlerdir. Türkiye’nin ise İsrail ile ilişkilerinin yeniden normalleşmeye başladığı bugünkü süreç sonrasında ilhak kararına karşı aktif bir İsrail karşıtı dış politika izlemesi yine pek olası gözükmemektedir.

İkinci alıcı ise Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler olacaktır. Nitekim halihazırda BM ilhak kararını “İlhak illegaldir. Nokta!” notuyla sert bir şekilde tanımadığını açıklarken[2] pek çok AB ülkesi de bu karara karşı olduklarını açıkça ilan ettiler. Ancak, buradaki temel sıkıntı bu aktörlerin İsrail üzerinde yeterli bir yaptırım gücü bulunmamasıdır. İsrail’e karşı alınacak herhangi bir müdahale kararı neredeyse istisnasız ABD vetosuna uğramaktadır. Dolayısıyla, bu aktörlerin Filistin’e destek olması pratikte yeterli bir anlam ifade etmemektedir.

Üçüncü alıcımız ise Rusya. Rusya’nın Suriye ile birlikte Ortadoğu’ya aktif dönüşü kendinisi İsrail-Filistin Çatışması üzerinde de hissettirdi. Rusya ilhak planına karşı olduğunu pek çok ortamda ifade etti ve Birleşmiş Milletler üzerinden arabuluculuk faaliyeti yürütmeye niyetli olduğu bilinmekte. Özellikle Filistin yönetiminin ısrarlı bir şekilde Rusya’nın himayesinde görüşmeler yapılması için çaba harcaması yine bir başka yol arayışı olarak karşımıza çıkmaktadır[3]. Ancak, Rusya’nın kendisini konumladırdığı nokta doğrudan ABD’nin ve İsrail’in karşısına denk gelecektir. Birleşmiş Milletlerin kınama veya tanımama kararlarının pratikte fayda etmemesi geleneğini Rusya’nın bozması için bir sebep gözükmemektedir. Dolayısıyla, Rusya’nın Filistinlilere umdukları çıkış yolunu sağlaması olası gözükmemekte.

Son alıcı ise ABD’dir. Her ne kadar ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması, BM tarafından illegal kabul edilen Golan Tepeleri ve yerleşimlerin tanınması gibi geçmiş politikaları ve Trump eliyle ilan edilen son barış planı yine bir başka çıkmaz sokak olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak, Kasım 2020’de yapılacak başkanlık seçimlerinde Trump’ın iktidarını kaybetme ihtimali “game changer” olabilir, yani oyunu temelden değiştirme olanağı yaratabilir. Nitekim, halihazırda devam etmekte olan “Black Lives Matter” protestoları sonrasında, ABD halkının irfanı kendini sandıkta gösterdiği takdirde, Trump’ın iktidarını kaybetmesinin olası olduğu şeklinde yaygın bir kanaat söz konusu. Öte yandan, Alexandria Ocasio-Cortez ve Rashida Tlaib gibi Demokrat Parti temsilcileri ilhak planının yürürlüğe girmesine karşı Dış İşleri Bakanlığına gönderdikleri mektup ile “eğer ilhak gerçekleşirse İsrail’e yapılan yıllık 3,8 Milyar dolarlık yardımın kesilmesi” çağrısında bulundu. Ayrıca, Temsilciler Meclisindeki 233 Demokrat üyenin 191’inin desteklediği ilhak karşıtı bir başka bildiri daha yayınlandı[4] Bunun yanısıra, Biden resmî bir açıklama yapmasa da “ilhak planını desteklemediğini” seçmenlerine açıklamış durumda[5]. Ancak, iktidara gelirse bu konuda nasıl bir adım atacağı büyük bir muamma. Seçimlerde önemli bir etkiye sahip Yahudi oyları göz önüne alındığında Biden’ın izleyeceği politika da belirsiz bir hale geliyor. Her halükarda Biden’ın iktidara gelmesi ve ilhak üzerinde aktif bir politika izlemesi halinde bile parti içinde AOC ve Tlaib gibi temsilciler tarafından baskı göreceği aşikardır.

Diplomatik mücadele ile ortaya çıkacak tabloya genel olarak baktığımızda, Filistinlilerin diplomatik mücadelesinin karşılık bulmasının en olası alıcısı Demokrat Parti iktidarında bir ABD’dir.

Filistin’e önerilen diğer yol ise askeri mücadeledir. Nitekim birlik ve beraberliğin oluşturacağı gücün kullanım alanlarından birisi de budur. 1948’den itibaren pek çok Arap ülkesini birliği ile girilen ve kaybedilen tüm savaşları bir kenarı bırakırsak bugün herhangi bir düzenli ordusu ve modernize silah envanteri bulunmayan Filistin’in asimetrik savaş yürütmekten başka bir çaresi kalmamaktadır. Ancak, bunun ne demek olduğunun Filistin’e “birlik ve beraberlik içinede mücadele etmelerini” salık verenler tarafından iyice kavranması gerekmektedir. Nitekim, asimetrik savaş doğrudan sivilleri hedef haline getirip Oslo Görüşmeleri sonrasında olduğu gibi canlı bombaların kendilerini sivil alanlarda patlattığı[6], araçlara yüklenen patlalayıcıların kontrol noktalarında infilak ettirilmesini[7] ve akabinde İsrail’in misilleme olarak Filistin’de yeni kıyımlar gerçekleştirmesini beraberinde getirmektedir.

Yukarıda simüle ettiğim diplomatik ve askeri mücadele yöntemlerinin her ikisinin de Filistinlilerin aleyhine sonuçlanması ile karamsar bir tablo ortaya koymam elbetteki üzücü. Bu sebebtendir ki, birlik ve beraberlik anlatısı gönüllere hitap edebilir ve Filistin’de de karşılık bulabilir. Ancak, bunun doğuracağı sonuçları gözardı etmek Filistinlileri bugün içinde bulundukları kördüğümün daha da çıkılmaz bir hale gelmesine sebebiyet verebilir. Birlik ve beraberlik anlatısı her toplumun ihtiyaç duyduğu/duyacağı bir motivasyondur ancak bu birlikteliğin yeni kördüğümler yaratmayacağından da emin olmak gerekir.

Bu yazı mevcut soruna dair bir çözüm yolu sunmamaktadır. Nitekim, bu mevcut denklemde imkansız gözükmektedir. Ancak, gözü kapalı bir şekilde Filistin’e yol haritası çizmenin de doğru olmadığını iddia etmektedir. Nihayetinde bu süreç makul aktörlerin makul politikaları neticesinde her iki tarafın da memnuniyeti ile elbetteki sonuçlanacaktır. Şimdilik Kasım 2020 ABD seçimlerini beklemek en mantıklısı…

Fotoğraf: Dan Meyers


[1] How Palestinians Can Reunite Under a New Agenda to Counter Israel’s Annexation https://time.com/5861739/israel-annexation-west-bank-palestinians-plo/

[2] https://www.ohchr.org/EN/NewsEvents/Pages/DisplayNews.aspx?NewsID=26009&LangID=E

[3] https://www.al-monitor.com/pulse/originals/2020/06/palestine-russia-israel-us-annexation-plans.html

[4] https://www.timesofisrael.com/ocasio-cortez-and-tlaib-among-4-dems-calling-to-cut-aid-if-annexation-goes-ahead/?utm_source=dlvr.it&utm_medium=twitter

[5] https://www.haaretz.com/us-news/.premium-joe-biden-can-and-should-stop-israel-s-annexation-this-is-how-1.8961805

[6] Dizengoff Street bus bombing

[7] Tulkarem roadblock bombing