Her gün sosyal medyada yüzlerce haber görüyoruz: işsiz olduğu, çocuklarına yemek alamadığı için kendini yakanlar; şiddet gördüğü halde çıkış yolu bulamayıp sonunda öldürülen kadınlar, LGBT+ bireyler; imkansızlıklardan ötürü hayallerini gerçekleştirememiş insanlar… Aslında o kadar daha çoklar ki, örneklerini görmek için televizyona, sosyal medyaya bakmanıza da gerek yok, okur okumaz birileri aklınıza gelmiştir, komşunuz, akrabanız, arkadaşınız, belki de siz. Dahası bu durum ne sadece içinde yaşadığımız coğrafyaya ne de zamana özgü. Dünya tarihi, potansiyelini gerçekleştirememiş, kaçamadığı bir görünmez kafese hapsolmuş milyarlarca insanla dolu. Bazı coğrafyalarda bazı zamanlarda durum daha iyiye gitmiş, başka yerlerde başka zamanlarda daha kötüye.

Tabii, tarihsel ve ahlaki anlamda şu anda nerede olduğumuz ve dolayısı ile bundan sonra ne yapmamız gerektiği kim olduğunuza ve dünya görüşünüze göre değişebilir. Nitekim, sorunun öneminden dolayı tarih boyunca farklı bakış açılarıyla birçok çözüm de ortaya atılmış, hatta bazı çözümler birden çok defa masaya getirilmiş. Öyle ki, giyotinden başlayıp maddi durumu iyi olanların gönüllü yardım yapmalarına uzanan geniş bir spektrumda her zevke her bütçeye uygun çözüm önerileri mevcut. Ben ise size bu yazıda “evrensel temel gelir”den (ETG, ingilizcesi universal basic income, UBI) bahsedeceğim.

ETG en basit şekliyle herhangi bir şart aranmadan, her bireye erken yetişkinlik dönemlerinden itibaren düzenli olarak yapılan nakit bir ödemedir. Günümüzde ETG’nin farklı tanımlarında ortak nokta olan 5 temel özelliğini sayabiliriz[1]:

  • Nakit: ETG nakit olarak yapılır. İhtiyacı olan bu para ile yiyecek alır, faturalarını öder, isteyen okula gitmek veya yatırım yapmak için biriktirir, isteyen ise tatile gitmek için kullanır. Temel gelirin nakit olması, yiyecek yardımı gibi ayni sistemlere kıyasla, hem bireylerin ihtiyaçlarını, önceliklerini belirleme ve kontrol etme hakkını devlete vermez hem de ekonomik açıdan daha verimlidir.[2]
  • Bireysel: Mevcut durumda çoğu sosyal destek sistemi hanehalkı geliri üzerinden hesaplanıyor ancak “aile reisi”ne yapılan ödeme birçok durumda ihtiyacı olan eş ve çocuklara ulaşmıyor. Yapılan yardımlar aile içerisindeki eşitsiz güç dengesini değiştirmek bir yana daha da güçlendiriyor. ETG sistemi ödemeleri bireylere yapar, dolayısıyla da hane halkından baskı ve şiddet gören kişilere ekonomik özgürlük alanı sağlayarak bir çıkış yolu bulmalarına yardımcı olur.
  • Koşulsuz: Dünya’nın birçok yerinde halihazırdaki sosyal yardımlar kişilere ya çalışmaya uygun olmadıklarını ya da iş bulmak için ellerinden geleni yaptıklarını kanıtlarlarsa veriliyor. Neden? Çünkü kapitalist toplumun en büyük gerekliliklerinden olan Protestan iş ahlakı çarkları döndürmeyen bireyleri değersiz ve hatta topluma zararlı görüyor. Halbuki hayat doğrusal değildir ve insanlar birçok nedenden dolayı geçici veya kalıcı olarak çalışmayı bırakabilirler: Hastalanan bir yakınlarına bakmaları gerekebilir, yeni bir fikir veya proje geliştirmek ya da bir konuda uzmanlaşmak için zamana ihtiyaçları olabilir, travmatik bir olay yaşamış olabilirler veya sadece kendilerine zaman ayırmaları gerekebilir. Bu yüzden ETG bireylerin insanca yaşama hakkını çalışma koşuluna bağlamadan herkes için güvence altına alır. 
  • Evrensel: Şarta bağlanan sosyal destek mekanizmaları yardıma ihtiyacı olanlar hakkında negatif bir algı oluşturabilir. Mesela 1970-80’lerde Ronald Reagan’ın fakir düşmanı söylemlerinin de yardımıyla Amerika’da sosyal yardım almayı tembellikle ve sahtekarlıkla ilişkilendiren “welfare queen” (sosyal yardım kraliçesi) diye aşağılayıcı bir kavram ortaya çıktı[3]. Bugün de toplumda var olan bu algı sebebiyle birçok insan desteğe ihtiyacı olduğunda dahi yardım almaktansa ekonomik zorlukları göğüslemeyi seçebiliyor. Dahası, gelir testi ve olası sahtekarlıkların yakalanması için oluşturulan sistemler hem devlete ciddi bir maddi yük oluşturuyor hem de karmaşık bürokratik süreçlerle toplumun yardıma en çok ihtiyacı olan kesimlerinin yardıma ulaşmasını engelliyor veya zorlaştırıyor. ETG ödemeleri ise hiçbir başvuruya ve bürokrasiye gerek kalmadan herkese yapıldığı için hem negatif algının önüne geçer hem de sosyal destek süreçlerini daha verimli hale getirir.
  • Düzenli: Önerilen ETG sistemlerinin çoğunluğu aylık olarak düzenli yapılan bir ödeme öngörüyor. Alternatif olarak bireylerin erken yetişkinlik döneminde tek seferlik toplu bir para aldıkları “temel kapital”[4] (basic capital) gibi modeller de önerildi ancak her ne kadar toplu bir ödeme bir sefere özgü daha büyük bir zıplamaya fırsat verebilecek olsa da kalıcı bir güvenlik önermiyor. ETG’nin düzenli ödemeleri ise bireylerin hayatları boyunca kaybetmeyecekleri bir hak olarak kalıcı ekonomik özgürlük ve güvenlik sağlar.

Çalışsın çalışmasın, ihtiyacı olsun olmasın herkese yapılan aylık bir ödeme bazı insanlara çok radikal bir politika gibi gelebilir ama aslında değil. 16. yüzyılda Thomas More, 18. yüzyılda Marquis de Condorcet ve Thomas Paine, 19. yüzyılda Charles Fourier ve John Stuart Mill, 20. yüzyılda ise James Meade, Milton Friedman ve Bertrand Russell gibi isimler yazılarında ETG benzeri sistemlerden bahsediyorlar[5]. Yüzyıllar içerisinde arkasındaki gerekçeler ve önerilen sistemlerin detayları farklılaşabilse de temelde öne sürülen fikirler şu anda birçok toplumda kabul edilen sosyal hakların ve yardım mekanizmalarının yaratılmasında etkili olmuş bile.

Liberalizm, sosyal demokrasi ve sosyalizm gibi farklı teorilerden destek alan ETG kavramı, pratikte de Martin Luther King, Jr öncülüğünde Sivil Haklar Hareketi (Social Rights Movement) ve “Ev İşine Maaş” (Wages for Housework)[6] gibi feminist hareketler tarafından sistemik eşitsizliğe karşı bir strateji olarak ileri sürüldü. Hatta Mark Zuckerberg ve Elon Musk başta olmak üzere eşitsizliğin en büyük örneklerinden olan milyarderler dahi yakın zamanda ETG sistemini desteklediklerini açıkladılar[7]. Nitekim Covid-19’un da etkisiyle son aylarda aralarında İskoçya başbakanı Nicola Sturgeon[8], Papa Francis[9] ve yarıştan çekilen Amerikan Demokrat başkan adaylarından biri olan Andrew Yang’in[10] de bulunduğu politik figürler de ETG sistemine geçmenin zamanının geldiğini açıkladı.

Gerçekten de bireylere başlarına ne gelirse gelsin güvenebilecekleri ve asgari hayat standardını sağlayacak bir miktarda ödeme yapmak bireysel ve toplumsal düzeyde birçok yarar sağlayabilir. Geçinemeyeceğini düşündüğü için aile baskısından veya işyerinde mobbingden, tacizden kaçamayanlar kendi ayaklarının üzerinde durabilecek hale gelene kadar ETG’ye güvenebilirler. Aynı şekilde, işsiz kalmaktan şimdiki kadar korkmayan çalışanlar işlerini kaybetmemek için kötü şartlara ve haksızlıklara boyun eğmezler. Dahası, orta-uzun vadede ETG güvencesinin bilgisiyle yetişen nesiller haksızlıklara karşı çıkabilme konusunda daha cesur olabilirler.

ETG sayesinde kendini yetiştirmek isteyen, okumak isteyen kişiler para kazanma zorunluluğu yüzünden okulu bırakmak zorunda kalmazlar. İşinden ayrılıp yeni bir iş kuracak, proje geliştirecek insanlar faturaları ödeyememekten korktuğu için vazgeçmez. ETG’nin insanlara sağladığı bu esneklik gelecekte bizleri bekleyen en büyük ekonomik sorunlardan otomasyon kaynaklı işsizlik için de bir çözüm olabilir. Giderek daha fazla işin makineler tarafından yapılmaya başlaması sebebiyle işsiz kalacak insanlar ETG sayesinde kendilerini geliştirerek katma değeri daha yüksek mesleklere geçiş fırsatı bulabilir, bu süreçte yoksulluk yaşamamış olurlar.

Ekonomik güvencesizliğin (precarity)[11] aşırı yükseldiği günümüzde ETG’nin bireyler üzerindeki pozitif etkisi toplum genelinde de birçok fayda sağlayabilir. Yaratıcı fikirlerini ve hayallerini deneme imkanı bulan insanlar hem kendi kendilerini gerçekleştirerek kişisel doyuma ulaşıp hem de toplum genelinde inovasyon seviyesini artırabilir. Finansal baskının azalması ile insanlar gönüllü projelere ve dayanışmaya daha çok zaman ve kaynak ayırabilirler. İsteyen bireyler sanat veya bilime yönelebilir, yetenekleri doğrultusunda topluma çok daha faydalı olabilirler. Daha az kaygı yaşayan, kendine daha çok güvenen, daha mutlu insanlardan oluşan bir topluluk daha az şiddet, suç ve toplumsal çatışma yaşar.

Doğal olarak ETG’yi eleştirenler de yok değil[12]. Eleştirilerin en başında da üretkenlik meselesi var. Mevcut sistem maalesef (daha ucuza ve sıkıntısız çalışacak robotlara gelene kadar) kötü şartlarda çalışmaya mecbur kalan ekonomik güvensizlik içerisindeki insanlara dayanıyor.[13] ETG’nin mevcut dengeleri değiştireceğinden korkanlar ödemelerin insanları tembelliğe iteceğini yani işgücü arzının azalacağını öne sürüyorlar. Ancak Kenya, Finlandiya, Hindistan, Amerika ve Kanada gibi ülkelerde yapılan pilot ETG uygulamaları daha farklı bir tablo çiziyor[14]. Mesela 2017 yılında Finlandiya’da başlayan deneyde 25-58 yaş arası 2000 işsiz rastgele seçildi ve 2 sene boyunca çalışmaya başlayıp başlamadıklarına bakılmaksızın aylık 560 Euro ödeme yapıldı[15]. Araştırmanın sonuçları katılımcılar arasında işsizlik oranının düştüğünü, yani iddia edildiği gibi ETG’nin “üretkenliği” negatif etkilemediğini gösterdi. Benzer şekilde, Kanada’da 1970’lerde yapılan “Mincome” deneyi de ödeme alan kişilerin iş gücüne katılımlarının düşmediğini göstermişti[16]. Bu konudaki en karamsar araştırmalardan Amerika’da yapılan “negatif gelir vergisi” deneyleri (1968-1982) bile ETG alan erkeklerin yılda sadece 2 hafta, kadınların ve gençlerin ise 4 hafta daha az çalıştığını gösteriyor[17]. Yani aslında insanlar korkulduğu gibi minimum bir hayat güvencesine kavuşunca bütün gün evde uyuyup televizyon seyretmiyor. Aksine, Finlandiya’da yapılan araştırmada katılımcıların depresyon, kaygı ve yalnızlık gibi psikolojik sıkıntılarının azaldığı, geleceğe daha güvenle bakmaya başladıkları ve daha mutlu bireyler oldukları, buna bağlı olarak da hafıza ve öğrenme gibi bilişsel yetkinliklerinin arttığı ölçüldü.

ETG ile ilgili bir başka eleştiri de paranın kaynağı ile ilgili.[18] Nüfusun tamamına yapılacak bir ödemenin devletlere maliyetinin yüksek olması şaşırtıcı değil. Mesela Amerika’nın her vatandaşına ayda $1000 ödeme yapmasının devlete yıllık maliyeti Trump’ın kongreye sunduğu 2021 federal bütçesinin[19] yarısından fazla[20]. 2016 yılında Amerikan devletinin bütçesinin dörtte birini zaten halihazırdaki sosyal yardım programlarına harcadığı[21] düşünüldüğünde rakamın o kadar da büyük olmadığı görülse de ETG’nin ekstra bir maliyet oluşturacağı açık. Ödemelerin tam olarak nasıl fonlanacağı konusunda birçok görüş mevcut ama öne çıkan bazı ortak noktalar var. Örneğin, savunucuları genel olarak ETG’nin hem mevcut sistemlerdeki birçok verimsizliği ortadan kaldırarak, hem de ödemelerle yapılacak yatırım ve harcamalar üzerinden ekonominin büyümesiyle faturayı kısmen geri ödeyebileceğini düşünüyor. Yine önerilen pek çok ETG sisteminde önemli kaynaklardan biri artan oranlı gelir vergisi ve ultra-zenginlere uygulanacak bir varlık vergisi. Bu sayede ETG sistemi ile aslında toplumun ortak olarak ürettiği katma değer bir elin parmakları kadar insanda toplanmak yerine kısmen de olsa onu üreten toplumun bireylerine dağıtılmış oluyor. Üstelik servetin toplum içerisinde bu şekilde yeniden dağıtılması eşitsizliği azaltmanın yanında insanların normal şartlarda yapamayacakları yatırımlara imkan tanıyarak ekonomik verimliliği de artırıyor.[22]

Tabii ki her sosyal sistem gibi ETG’nin de tehlikeleri olacaktır. Bunlardan belki de en önemlisi toplumun büyük kesimlerine minimum bir yaşam standardı sağlanırken gemi iyice azıya alan neoliberal düzenin makineleşmenin de yardımıyla ekonomik ve sosyal eşitsizliği daha da artırması. ETG alan insanların gücün ve paranın giderek daha az kişinin elinde toplanmasına güçlü bir tepki vermemesi ihtimal dışı olmasa da yapılan araştırmalar daha umut vaat edici. Mesela, 2018 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre süregelen yoksulluk insanların politik aktivitelere katılımını azaltıyor.[23] Bu açıdan ETG insanları yoksulluktan kurtararak, geçim derdinden kafalarını kaldırıp artan ekonomik adaletsizliğine karşı harekete geçmelerine yardımcı bile olabilir.

En başa dönersek, ekonomik eşitsizlik gibi dallı budaklı, kocaman bir sorunun tek bir kerede alınabilecek hap gibi bir çözümü olduğuna ben inanmıyorum. Ama evrensel temel gelir gibi bir sistemin uygulanması halinde ebeveynler çocuklarını ısıtamadığı için yan odada intihar etmeyecek, ailede gelir kazanan kişi hastalanırsa veya ölürse geride kalanlar sefilliğe sürüklenmeyecek, insanlar aç kalma korkusuyla hayallerinden vazgeçmeyecek. Belki de güvenebilecekleri bir sistem olduğu için haksızlığa, tacize karşı daha dik durabilecekler, haklarını arayacaklar. Belki sosyal medyayı açtığımızda daha az üzücü hikaye göreceğiz. Denemeye değmez mi?

Fotoğraf: Alice Pasqual


[1] Bidadanure JU (2019) The Political Theory of Universal Basic Income. Annu. Rev. Polit. Sci. 22(1):481–501.

[2] https://www.theatlantic.com/international/archive/2015/09/welfare-reform-direct-cash-poor/407236/

[3] https://newrepublic.com/article/154404/myth-welfare-queen

[4] Wright E, (2006) Redesigning Distribution: Basic Income and Stakeholder Grants as Cornerstones for an Egalitarian Capitalism (London: Verso)

[5] https://basicincome.org/basic-income/history/

[6] Dalla Costa M, James S (1975) The Power of Women and the Subversion of the Community (Falling Wall Press).

[7] https://www.cnbc.com/2017/12/27/what-billionaires-say-about-universal-basic-income-in-2017.html

[8] https://www.independent.co.uk/news/uk/home-news/universal-basic-income-ubi-scotland-uk-nicola-sturgeon-coronavirus-a9498076.html

[9] https://www.cnbc.com/2020/04/13/pope-francis-it-may-be-the-time-to-consider-a-universal-basic-wage.html

[10] https://www.vox.com/future-perfect/2019/6/25/18758542/andrew-yang-universal-basic-income-twitter-contest

[11] Standing G (2011) The Precariat: The New Dangerous Class (Bloomsbury Academic).

[12] https://www.forbes.com/sites/marcoannunziata/2018/07/27/universal-basic-income-a-universally-bad-idea/#5f2bee43269c

[13] Standing G (2011) The Precariat: The New Dangerous Class (Bloomsbury Academic).

[14] Bidadanure JU (2019) The Political Theory of Universal Basic Income. Annu. Rev. Polit. Sci. 22(1):481–501.

[15] https://www.theguardian.com/society/2017/feb/19/basic-income-finland-low-wages-fewer-jobs

[16] http://archive.irpp.org/po/archive/jan01/hum.pdf

[17] Robins PK (1985) A Comparison of the Labor Supply Findings from the Four Negative Income Tax Experiments. J. Hum. Resour. 20(4):567.

[18] https://www.forbes.com/sites/miltonezrati/2019/01/15/universal-basic-income-a-thoroughly-wrongheaded-idea/#35ad1d0745e1

[19] https://www.nytimes.com/2020/02/10/business/economy/trump-budget-explained-facts.html

[20] https://freedom-dividend.com/price/

[21] https://www.heritage.org/welfare/report/understanding-the-hidden-11-trillion-welfare-system-and-how-reform-it

[22] DeScioli P, Shaw A, Delton AW (2017) Share the Wealth: Redistribution Can Increase Economic Efficiency. Polit. Beh. 40: 279-300.

[23] Kurer T, Häusermann S, Wüest B, Enggist M (2018) Economic grievances and political protest. Eur. J. Polit. Res