Az önce annem Whatsapp’tan Dan Erickson ve Artin Massihi adında iki doktorun Koronavirüs hakkında yaptıkları 22 dakikalık basın açıklamasını gönderdi. Başlık şuydu: Amerikalı Doktorların 5 Milyon İzlenip Silinen Covid 19 Videosu TÜRKÇE SESLENDİRMELİ. Video herhangi bir linke ekli değildi, yani Whatsapp için özel olarak yüklenmiş. İzlemeye başladığımda ise gerek yapılan Türkçe dublajın kalitesi gerek video boyunca tartışılan konuların altyazılarla desteklenmesi videoya ciddi bir emeğin verilmiş olduğu izlenimini verdi. Videoya eklenmiş ve maddeler halinde açıklanan yazıysa şöyle başlıyordu.

*Bu video Youtube’da 5 milyon izlendikten sonra  “uygunsuz içerik” olduğu gerekçesiyle kaldırıldı.

*Düşünün artık GERÇEKLERİN bazılarını ne kadar KORKUTTUĞUNU…Hiç merak etmeyin. Gerçeğin önünde hiçbir şey duramaz!!! 

Büyük ve kalın harflerle vurgulanmak istenen kelimeleri saymazsak yazıdaki şey’lerin, ki’lerin ve soru eklerinin ayrı yazılması özellikle dikkatimi çekti. Daha detaylı göz gezdirince yazı dilinin hayli yalın olduğunu ve gramer kurallarından noktalama işaretlerine yazının şaşırtıcı şekilde iyi yazıldığını ifade etmeliyim. 

Toplam 12 maddeyi detaylı okuduğumda dünyada alınan Koronavirüs önlemlerinin bilime olan uygunluğunu sorguluyordu. Maddelerde bağışıklık sisteminin hastalıklarla temas ederek geliştiği, karantinanın bağışıklık sistemimizi zayıflattığı, alışveriş merkezlerine gidilirken ibadethanelere gidilemediği, Koronavirüsün domuz gribi ve kuş gribinden farklı olmadığı, doktorların ölüm raporlarına Koronavirüs yazmaları için baskı gördüğü ve virüsten kurtulmak için ya virüsün zaman aşımına uğrayarak kendini yok etmesi ya da sürü bağışıklığı kazanmamız gerektiği ifade ediliyordu. Yazı sonunda 3 farklı siteye link veriyordu: Facebook, Brighteon ve Bitchute. Facebook ise sizi “Corona Gerçeği” sayfasına yönlendirmekteydi. 

Yeteri kadar veriyi topladıktan sonra basit bir fact-check için Google’a girdim. Doktorlar ve basın açıklaması gerçekti. Videonun 5 milyon izlendikten sonra Youtube’dan kaldırılması da… Daha sonra Washington Post’un doktorlar hakkındaki haberini gördüm. Haber Elon Musk’in videoyu Twitter’da 33 milyon kullanıcısıyla paylaştığına, Youtube’dan kaldırılsa da videonun bugün farklı platformlarda  erişime hala açık olduğuna değiniyordu. Üstelik Youtube’da bile birçok farklı kullanıcı aynı videoyu çoktan yeniden yüklemişti. Haber, doktorların Amerika’daki muhafazakar cephenin yükselen yıldızları olduğunu ve Kaliforniya’da karantinanın sonlanması için çeşitli faaliyetler yürüttüklerini söylüyordu. Doktorların iddialarına tıbbi camiadan ve Kaliforniya halk sağlığı uzmanlarından gelen tepkilere de ayrıca dikkat çekilmekteydi. 

Uzun lafın kısası, Kaliforniya’da Koronavirüs önlemleri üzerine yapılan tartışmalara konu olmuş ve uzmanlarca halk sağlığını tehdit ettiği ileri sürülen bir içerik dublajlanarak bugün annemden bana ulaştı. Derhal annemi aradım ve içeriği kendisine kimin gönderdiğini sordum. Olay burada daha da trajikomik bir hal aldı. Video kendisine çok sevdiği ve bilgisine güvendiği, en az 20 yıl tecrübesi olduğunu tahmin ettiğim, hakim bir arkadaşı tarafından gönderilmişti. 

Önce anneme ufak bir medya-okuryazarlığı dersi verdikten sonra biraz öfkeli ama daha çok endişeli şekilde bu yazıyı yazmaya karar verdim. Annem bu yazıyı yazarı ben oldugum için okuyacaktır. Hakim arkadaşına ise göndereceğini sanmıyorum. Her gün benzer düzeyde yanıltıcı içeriklere maruz kalan milyonlarca insanın yazıyı okuma ihtimali ise annemin arkadaşından da düşük. Ancak, yazıyı onlar icin olduğu kadar, kendim ve arkadaşlarım için yazmak istedim. İnternetteki bilgi kirliliği, dolayısıyla Koronavirüs döneminde dolaşıma sokulan yanıltıcı içerikler birçoğumuz için şaşırtıcı değil. Ancak, bu içeriklerin toplumun saygın ve güvenilir insanlarını dahi yanıltacak seviyede, profesyonel olarak üretiliyor olması ve anonim olarak dolaşıma sokulması hepimizi korkutmalı. Tahsil ile medya-okuryazarlığı arasında zorunlu olarak kuramadığımız ilişkiyi ise bir başķa yazıda tartışma ümidiyle girmiyorum. 

Sonuç olarak, annem okullarda medya okur-yazarlığı derslerinin verilmeye başladığını söyleyerek beni rahatlatmaya çalışsa da o dersi almayan internet kullanıcıları (ben dahil) hala büyük çoğunluğu oluşturuyor. Bu bağlamda derste öğretilen temel prensiplerin (anlamak, soruşturmak, eleştirel düşünce ve değerlendirme) sosyal hayatta tebliğ edilmesi, özellikle Koronavirüs gerçekliğiyle birlikte, her vatandaşın birbiri üzerinde hayati bir sorumluluğu olarak karşımıza çıkıyor. Herkesin fact-check için yeterli vakti veyahut gerekli araçlara erişimi olmasa da yakınlarımıza internet şüpheciliğini salık vermemiz hepimiz icin güzel bir başlangıç olacaktır. 

Fotoğraf: Christian Wiediger