Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Çin ve Amerika Birleşik Devletleri Thukydides Tuzağı’nı Aşabilir mi?
    daktilo2

    Çin ve Amerika Birleşik Devletleri Thukydides Tuzağı’nı Aşabilir mi?

    Birol Başkan17 Mayıs 20265 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    MÖ 500’lü yıllarda Ege denizinin iki yakası şehir-devletleriyle doluydu. Aynı tanrılara inanıyor, aynı hikayeleri dinliyor, aynı şenlikleri kutluyor, hatta birbirine yakın diller konuşuyorlardı. Ancak barış içinde yaşamıyorlardı. Savaş hayatın rutiniydi, şehirler arası ilişkilerin sabitesiydi.

    Elbette hepsi eşit güçte değildi. Güç dağılımındaki eşitsizlik şehirleri ittifaklar aramaya, kurmaya ve kurdukları ittifaklar içinde hareket etmeye zorluyordu. Savaşı rutin kılan bu ittifak yapısıydı da. Düşmanımın düşmanı dostum, dostu düşmanım. Dostumun dostu dostum, düşmanı düşmanım.

    Tarihçi Herodot’a göre Antik Yunan şehir devletleri arasında iki tanesi özellikle güçlüydü. Birincisi Sparta. Diğeri Atina. Birincisi kara gücü, ikincisi deniz.

    Sonra Persler geldi savaşma tarzlarına anlam veremedikleri Antik Yunan dünyasına.

    Ege’nin Anadolu kıyısındaki şehir devletlerinin Pers hakimiyetine girmesi uzun sürmedi. Yine de o küçük devletlerin o devasa imparatorluğa dönem dönem başkaldırıları bir fikir vermeliydi.

    Persler’e göre sorunun kaynağı artık yalnızca bu kıyı şehirleri değildi. Öte kıyı da sorunun parçasıydı. Sorunun kökünden çözümü için Yunan ana kıtasındaki şehir devletleri de boyunduruk altına alınmalıydı.

    Doğudan gelen bu yeni tehdit, o döneme kadar birbiriyle neredeyse spor olsun diye savaşan şehir devletlerini aynı koalisyonda buluşturdu. Sparta ve Atina bu koalisyona önderlik etti ve Persleri Yunan ana kıtasından dışarı çıkardı.

    Ama bu görkemli zafer Yunan dünyasına huzur getirmedi. Sparta için işgalcilerin ana kıtadan kovulması yeterliydi. Atina ise savaşı doğuya, Ege’nin ötesine taşımak istiyordu. Bunu da yaptı. Zamanla bu mücadelenin üzerine, Ege boyunca yayılan bir deniz imparatorluğu inşa etti.

    Ancak savaş Yunan ana kıtasından uzaklaşmadı. Şehir-devletleri eski savaşma alışkanlıklarına döndü. İttifaklar kurmaya, ittifaklar içinde savaşmaya.

    Perslere karşı kazanılan zaferden yaklaşık 20 yıl sonra, MÖ 460’ta, bu kez Atina ile Sparta birbiriyle savaşa girişti. Bu savaş tam 15 yıl sürdü. Bu savaşı yaklaşık 14 yıl süren bir barış dönemi takip etti. Sonra iki şehir devleti yeni bir savaşa daha girişti. Bu savaş tam 27 yıl sürdü. Ve nihayetinde bu savaş iki tarafı da tüketti.

    Büyük İskender’in babası, Makedonya Kralı Philippos, Pers imparatoru Xerxes’ten daha şanslıydı. Zira Philippos kendi kendini tüketmiş bir Yunan ana kıtasıyla karşılaştı. Xerxes ise zinde bir ana kıtayla.

    Atina ve Sparta birbirini tüketme pahasına bu savaşlara neden girişti? Aynı soru tarihin farklı dönemlerindeki başka büyük güçler için de sorulabilir. Roma ile Sasani imparatorlukları neden uzun savaşlarda birbirini yıprattı? Osmanlı İmparatorluğu neden aynı anda birden fazla cephede savaşmayı göze aldı? Avrupa’nın büyük güçleri neden iki dünya savaşı içinde kendi dünyalarını tüketti?

    Atinalı general ve tarihçi Thukydides’e göre Atina ile Sparta arasında 27 yıl süren ve genellikle Peloponnesos Savaşı olarak bilinen savaşın basit ama temel bir sebebi vardı: “Atina’nın güçlenmesi ve bunun Sparta’da yarattığı korku.”

    Thukydides’ten yaklaşık 2.500 yıl sonra, Amerikalı siyaset bilimci Graham Allison onun bu kadim teşhisine modern bir isim verdi. Ağustos 2012’de Financial Times’ta yayımladığı yazısında Allison’a göre Çin yükseliyor, Amerika ise bu yükselişten kaygılanıyordu. Atina ile Sparta arasındaki eski hikâye yeniden yaşanabilirdi. Allison buna “Thukydides Tuzağı” dedi.

    Allison daha sonra bu uyarıyı kitabında da dile getirdi. Tarihten daha fazla örnekle. Kitabın başlığı özellikle kışkırtıcıydı: Destined for War. Allison büyük bir akademisyendir. Küba Füze Krizi üzerine yazdığı Essence of Decision, siyaset biliminin klasiklerinden biridir. Her uluslararası ilişkilercinin mutlaka okuması gereken bir klasik. Ama Destined for War aynı seviyede olmaktan çok uzak bir kitaptır. Başlığı argümanından daha güçlüdür. Teorik olarak sorunludur, yöntemsel olarak zayıf, ampirik olarak sığdır.

    Ancak kitap, Samuel Huntington’ın Medeniyetler Çatışması gibi, politika yapıcıların dünyasında akademik gücünün çok ötesinde bir etki yarattı. Bu etkinin en çarpıcı göstergesi belki de şuydu: Tabiri bizzat Xi Jinping kullanmaya başladı.

    Xi’nin bu ifadeyi ne zaman ve nasıl öğrendiğini tam olarak bilmek zor. Ama 2013 yılının Kasım ayından önce ifade ona ulaşmış olsa gerek. Ve çarpıcı gelmiş olması. Zira Pekin’de Berggruen Institute’un “Understanding China” konferansında Xi, yabancı delegelere “Thukydides Tuzağı’ndan kaçınmak için hep birlikte çalışmamız gerekir” der. Amerikan politika tartışmasında doğan bir ifade böylece Pekin’de, hem de Allison’un kehanetinin tam merkezindeki ülkenin en zirvesindeki ismin ağzından çıkmış oldu.

    Xi o günden sonra bu ifadeyi birkaç kez daha kullandı. En son, ifadeyi ilk kez kullandığı tarihten neredeyse on üç yıl sonra, bir kez daha, yine Pekin’de kullandı. Bu kez Büyük Halk Salonu’nda, karşısında oturan Amerikan Başkanı Donald Trump’a karşı. Xi, 14 Mayıs 2026’da yapılan toplantıda şunu dedi:

    “Çin ve Amerika Birleşik Devletleri Thukydides Tuzağı’nı aşabilir ve büyük ülkeler arasında yeni bir ilişki paradigması kurabilir mi? Küresel meydan okumaları birlikte karşılayıp dünyaya daha fazla istikrar sağlayabilir miyiz? İki halkın refahı ve insanlığın menfaati için ikili ilişkilerimizde parlak bir gelecek inşa edebilir miyiz?”

    * * *

    Trump’ın son Pekin ziyaretinde taraflar birbirine zıt iki görüntü sergiledi.

    Birinci görüntü Trump ve ekibinin sergilediği görüntüydü. Trump, Pekin’de geçirdiği günler boyunca hazırlıklı, dikkatli ve alışılmadık ölçüde diplomatik davrandı. Xi’yi övdü. Törenlere saygı gösterdi. Siyasetini çoğu zaman tanımlayan protokol bozucu alışkanlıklardan uzak durdu. En çarpıcı an ise Amerika’nın en zengin iş insanlarından bazılarını odaya getirip Çin Devlet Başkanı’na takdim ettiği andı. O anda Amerikan Başkanı, Amerikan şirket gücü adına Çin devletinin önünde aracılık ediyor gibiydi.

    İkinci görüntü Xi ve ekibinin sergilediği görüntüydü. Xi, Trump’a karşı oldukça dikkatli ve nezaketliydi. Ziyaretin içine, Yasak Şehir ve Tiananmen Meydanı’nın yanındaki duvarlarla çevrili liderlik yerleşkesi Zhongnanhai de dahil edildi. Trump başka yabancı liderlerin orada ağırlanıp ağırlanmadığını sorduğunda, Xi ona hayır dedi ve yalnızca kendisinin ağırlandığını söyledi. Bu sıradan bir protokol değildi. Bilinçli bir kişisel onurlandırma jestiydi. Merdivenlerde de aynı dikkat vardı. Trump zorlanır gibi olduğunda Xi bunu bir gösteriye çevirmedi. Acele etmedi, öne fırlamadı, Trump’ı geride bırakmadı. Sahne Trump’ı küçülten bir ana dönüşmedi.

    Xi’nin Thukydides Tuzağı ifadesini kullanması bu genel görüntün arasında geldi. Xi’nin dili zafer dili değildi. Açık meydan okuma dili değildi. Temkinli bir dildi. Çin ziyaret boyunca güçlü göründü elbette. Özellikle de Trump’ın, iş adamlarının “Xi’ye saygılarını sunmak için geldiklerini” söylediği anda. Ama Xi’nin sözleri başka bir şeyi daha söylüyordu: Pekin’in elinde elbette önemli kozlar vardı, ancak Amerika Birleşik Devletleri ile doğrudan karşılaşmaya, hele açık savaşa hazır değildi.

    Gerek Trump’ın gerekse Xi’nin sunduğu görüntüler dünya için iyi haber. Amerika’nın rakipsiz konumu arzu edilir olduğu için değil. Amerika ile Çin arasında çıkacak bir savaşın yalnızca onların savaşı olarak kalmayacağı, bütün dünyayı bir felakete sürükleyeceği için.

    Birol Başkan güncele ve güncel olmayana dair paylaşımlarını birolbaskan.substack.com adresinde yapmaktadır.

    Dünya
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikİki Marş, İki Söylem: 2002’den 2026’ya Türkiye’nin Dünya Kupası Marşlarında Milliyetçiliğin Dönüşümü
    Sonraki İçerik Bitmeyen Ekonomik Kriz Yapmışlar!

    Diğer İçerikler

    daktilo2

    İran Savaşı’nın Stratejik Yansımaları

    17 Mayıs 2026 Daktilo1984
    daktilo2

    Bitmeyen Ekonomik Kriz Yapmışlar!

    17 Mayıs 2026 Oytun Meçik
    daktilo2

    İki Marş, İki Söylem: 2002’den 2026’ya Türkiye’nin Dünya Kupası Marşlarında Milliyetçiliğin Dönüşümü

    17 Mayıs 2026 Öznur Akcalı Yılmaz

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Küresel Medya Krizi Derinleşiyor: Gazetecilik Endüstrisinin Yapısal Sorunları ve Geleceği

    14 Mayıs 2026 Yazılar Gökhan Korkmaz

    Dünya Gündemi: İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı Krizinin Gölgesinde Trump’ın Çin Ziyareti

    12 Mayıs 2026 Bültenler Bahadır Çelebi

    Ekrem Bey, Aldo Moro’yu Kızıl Tugaylar Öldürmedi!

    10 Mayıs 2026 daktilo2 Yazılar Burak Bilgehan Özpek

    İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – VII

    10 Mayıs 2026 daktilo2 Yazılar Birol Başkan

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Mayıs 2026
    • Nisan 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}