Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Barışın Bile Güven Vermediği Bir Çağda Yaşıyoruz
    daktilo2 Yazılar

    Barışın Bile Güven Vermediği Bir Çağda Yaşıyoruz

    Göktuğ Çalışkan19 Nisan 20266 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Ateşkes haberi bir dönem insanlara nefes aldırırdı. Silahların susması, en azından birkaç günlüğüne hayatın yeniden kurulabileceği hissini verirdi. Bugün aynı kelime benzer bir duygu üretmiyor. İnsanlar artık ateşkes duyduğunda rahatlamıyor, saatine bakıyor. Ne kadar sürecek, ilk ihlal nereden gelecek, taraflar bu arayı yeniden silahlanmak için mi kullanacak, piyasalar sabah nasıl açılacak, bunları düşünüyor. Barış vaadi korunuyor ancak güven duygusu büyümüyor. Zira çağımızda ateşkes, çoğu yerde savaşın bittiğini anlatmıyor. Savaşın biçim değiştirdiğini anlatıyor.

    Bu değişim bir anda ortaya çıkmadı tabii. Son yıllarda çatışmalar sınır hattında duran klasik savaşlardan epey uzaklaştı. Cephe ile diplomasi arasındaki mesafe oldukça kısaldı. Masada konuşulan her cümle sahada yeni bir manevra aracı haline geldi ya da getirildi. Vekil aktörler çoğaldı. Ekonomik baskı ile askerî baskı birbirine karıştı. Enerji yolları, limanlar, sigorta maliyetleri, hava sahaları ve tedarik zincirleri savaşın asli parçalarına dönüştü. Böyle bir atmosferde ateşkes, eskisi gibi huzur üretmedi. Yalnızca bir belirsizlik evresini açtı. Ve o belirsizlik de çoğu zaman savaştan sonra gelen sessizlik gibi durmadı. Savaşın ara sahnesi gibi durdu.

    Bugünün ateşkeslerine göz attığımızda ortak bir özellik hemen göze çarpıyor. Metinler imzalanıyor, açıklamalar yapılıyor, arabulucular devreye giriyor, ardından herkes aynı anda ihtiyatlı davranıyor. Çünkü hiçbir aktör karşı tarafın niyetine tam anlamıyla inanmıyor. Devletler de inanmıyor. Piyasalar da inanmıyor. Çatışma bölgelerinde yaşayan siviller zaten hiç inanmıyor. Barış haberinin en trajik tarafı da aslında burada beliriyor. Artık kimse metnin varlığına bakıp sakinleşmiyor. Herkes metnin arkasında onu taşıyacak güç, irade ve yaptırım olup olmadığına bakıyor.

    İran Hattında Görülen Kırılma

    İran ile ABD arasında son günlerde yaşananlar bu yeni çağın ruhunu çok açık biçimde yansıtıyor. 7 Nisan’da Donald Trump, Pakistan arabuluculuğuyla İran’a karşı bombardımanı iki haftalığına askıya aldığını açıkladı. Ancak bu karar, klasik anlamda bir barış işareti gibi okunmadı. Zira Washington bu arayı, Hürmüz Boğazı’nın derhal açılması şartına bağladı.

    İran tarafı ise geçici ateşkese sıcak bakmadığını, kalıcı barış için ABD saldırılarının tamamen durması, bir daha herhangi bir saldırının tekrarlanmayacağına dair güvence verilmesi ve savaş zararlarının telafi edilmesi gerektiğini duyurdu. Yani daha ilk anda ortaya çıkan manzara şuydu: Aynı kelime kullanıldı, ancak taraflar aynı şeyi kastetmedi. Biri zaman kazanmak istedi, diğeri şart üretmek istedi. Barış dili dolaşıma girdi, güven zemini ise maalesef hiç oluşmadı. 

    Bu savaşın ekonomik yankısı da ateşkesin neden rahatlatıcı bir haber gibi algılanmadığını gösterdi. 7 Nisan sabahında Brent petrol fiyatı 111 doların üzerine çıkmıştı; ABD tipi ham petrol ise 113 dolar civarında seyretti. Bunun temel nedeni, piyasanın kâğıt üzerindeki kısa duraklamadan çok Hürmüz üzerindeki fiilî güvenliğe odaklanmasıydı. Ateşkes kararı sonrasında ise varil fiyatı 100 dolara kadar düştü.

    Dünya petrol sevkiyatının yaklaşık beşte birinin geçtiği bir boğaz, taraflardan biri için pazarlık unsuru haline geldiğinde ateşkes metni tek başına teskin edici olmuyor. Çünkü savaşın askerî boyutu yavaşlasa bile ekonomik cephesi açık kalıyor. İnsanlar bu yüzden barış haberi duyup içi rahatlayan bir dönemde yaşamıyor. Tam tersine, ateşkes ilan edilse bile ertesi gün petrol, ekmek ve gıda fiyatlarına bakarak gerçeği anlamaya çalışıyor. 

    Üstelik İran cephesinde sorun yalnızca iki devlet arasındaki niyet farkıyla sınırlı kalmadı. İsrail’in saldırıları, Körfez’deki güvenlik baskısı, Pakistan’ın devreye girmesi, BM temsilcisinin Tahran’a yönelmesi ve çok sayıda bölgesel aktörün aynı anda arabuluculuk dili kullanması, ateşkesin artık saf bir askerî duraklama olmadığını ortaya koydu. Dolayısıyla durum çok katmanlı bir pazarlık alanına dönüştü. Bir başka ifadeyle, silahların sustuğu an barışın başladığı an sayılmadı. Yeni diplomatik şartların yazıldığı an olarak sayıldı. Bu da insanlarda güven duygusu yerine tedirgin bir bekleyiş üretti. 

    Gazze ve Lübnan’da Sessizlik Bile Yarım Kaldı

    Gazze’deki manzara daha da sarsıcı. 2025 yılı ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes, iki yıllık yıkımı durdurmuş gibi görünse de sahadaki ölüm çizgisi maalesef hiç kapanmadı. Zira sözde ateşkes sonrasında 700’den fazla Filistinli öldürüldü. 6 Nisan’da yerinden edilmiş sivillerin sığındığı bir okul yakınında düzenlenen hava saldırısında en az 10 kişi öldü. Dünya Sağlık Örgütü güvenlik riski sebebiyle tıbbi tahliyeleri durdurdu. Böyle bir ortamda ateşkes sözcüğü, Gazze’de yaşayan insanlar için barışın başlangıcını anlatmıyor. Daha düşük yoğunluklu ama sürekli bir korku rejimini anlatıyor. Her gün yeniden bozulabilecek bir kırılganlığı anlatıyor. 

    Lübnan’da da benzer bir ruh hali var. Vatikan’ın düzenlediği ve UNIFIL eşliğinde ilerleyen yardım konvoyu, Debel kasabasına sadece birkaç dakika kala bombardıman yüzünden geri döndü. Aynı günlerde BM’nin ön soruşturması, Endonezyalı barış gücü askerlerinin ölümünde bir İsrail tank mermisi ve muhtemelen Hizbullah tarafından yerleştirilen bir patlayıcının rol oynadığını ortaya koydu. Yardım konvoyunun geri dönmek zorunda kaldığı, barış gücünün vurulduğu, lojistik konvoyların durdurulduğu bir yerde insanlar ateşkese güvenmiyor. Çünkü sahadaki gerçek imzalı metinden daha gürültülü konuşuyor. 

    Bu iki örnek bize burada önemli bir şeyi hatırlatıyor. Ateşkesin varlığı ile güvenliğin hissedilmesi aynı şey değildir. Metin yürürlükte olsa da hayat normale dönmemiştir. Diplomasi sürer ancak ambulans güvenle ilerleyemez. Yardım planlanır ancak yol açılamaz. Kâğıt üzerinde sükûnet vardır, yerde ise herkes yarının bugünden daha kötü olabileceğini bilir. Bu yüzden, çağımızda barış haberi bir zamanlar olduğu gibi toplumsal rahatlama yaratmıyor. Aksine, ertelenmiş bir şiddetin gölgesini taşıyor.

    Ukrayna Örneği ve Güvencenin Kaybı

    Ukrayna cephesi de aynı düşünceyi başka bir yoldan doğruluyor. Zelenskiy, enerji altyapısına saldırıların durmasına dayalı ateşkes teklifini yineledi ve Ortodoks Paskalyası boyunca bir duraklama önerdi. Moskova ise bu sınırlı öneriye saldırılarla karşılık verdi. Odesa’ya yönelik gece saldırısında üç kişi öldü.

    Dini takvimin bile geçici bir sükûnet üretmediği bir savaşta ateşkes artık insani bir jest gibi algılanmıyor. Stratejik zayıflık işareti gibi algılanıyor. İşte güveni tüketen nokta da tam burada ortaya çıkıyor. Taraflardan biri kısa ara teklif ettiğinde, öteki bunu barış daveti gibi değil de rakibin nefes alma arayışı gibi okuyor. 

    Modern savaşların en yıpratıcı yönü biraz da burada saklı. Niyetler parçalandı. Savaşın anlamı çoğaldı. Bir taraf için ateşkes, insani baskıyı hafifletmek anlamına geliyor. Diğeri için yeniden pozisyon almak anlamına geliyor. Üçüncü aktör için enerji koridorlarını açık tutmak anlamına geliyor. Dördüncü aktör için iç kamuoyuna zaman kazanmak anlamına geliyor. Böyle olunca aynı metin, aynı anda birbirine zıt amaçlara hizmet ediyor. Hukuk dili tek kalıyor, siyasi niyetler çoğalıyor. Metin bu yükü taşıyamıyor.

    Barışın Yeniden İnandırıcı Olabilmesi

    Barışın bile güven vermediği bir çağda yaşamamızın temel nedeni, toplumların barış fikrine sırt çevirmesi değildir. Asıl sorun, ateşkesi taşıyacak siyasi ciddiyetin ve güvence mekanizmalarının zayıflamasıdır. İnsanlar artık yalnızca “çatışma durdu” cümlesini duymak istemiyor. Çatışma durduktan sonra neyin denetleneceğini, ihlalin nasıl cezalandırılacağını, sivillerin nasıl korunacağını ve tarafların geri dönüşsüz bir çizgiye nasıl bağlanacağını da görmek istiyor. Bu unsurlar yerinde durmadığında ateşkes, huzur veren bir mola olmuyor. Süresi belirsiz bir tedirginliğe dönüşüyor.

    Bugün dünyanın birçok yerinde barış, tamamlanmış bir siyasi iradeden çok, yıpratıcı savaşın kısa ara formu gibi işliyor. İnsanları yoran da biraz bu. Savaş kadar, barış haberine bile tam sevinememek yoruyor. Çocuklarını okula gönderen aileler, yardım koridorunu bekleyen siviller, enerji fiyatlarını takip eden hükümetler, piyasaya bakan yatırımcılar, herkes aynı duyguda buluşuyor. Silahlar bugün susabilir. Yarın ne olacağına dair güvence yok. Çağımızın en ağır kırılması da burada kendini gösteriyor. İnsanlık artık savaştan korktuğu kadar yarım kalan barışlardan da korkuyor.

    Dünya R2 Siyaset
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikOrbán Sonrası Macaristan: Peter Magyar’ın Önündeki Zorlu Ekonomi Sınavı
    Sonraki İçerik Yapay Zekaya Düşünmeyi Öğretirken Kendi Düşüncemizi Unutmak

    Diğer İçerikler

    daktilo2 Röportajlar

    Burak Dalgın: 1980’deki 24 Ocak kararlarının modern bir versiyonunu içermeyen hiçbir ekonomik programı ciddiye almayınız

    19 Nisan 2026 Gökhan Korkmaz
    daktilo2 Yazılar

    New York, Macaristan veya Çorum Seçimleri: Siyasal Kampanyacılıkta Dijitalin Dozu

    19 Nisan 2026 Murat Pehlivanoğlu
    daktilo2 Yazılar

    İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – IV

    19 Nisan 2026 Birol Başkan

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Burak Dalgın: 1980’deki 24 Ocak kararlarının modern bir versiyonunu içermeyen hiçbir ekonomik programı ciddiye almayınız

    19 Nisan 2026 daktilo2 Röportajlar Gökhan Korkmaz

    New York, Macaristan veya Çorum Seçimleri: Siyasal Kampanyacılıkta Dijitalin Dozu

    19 Nisan 2026 daktilo2 Yazılar Murat Pehlivanoğlu

    İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – IV

    19 Nisan 2026 daktilo2 Yazılar Birol Başkan

    Yapay Zekaya Düşünmeyi Öğretirken Kendi Düşüncemizi Unutmak

    19 Nisan 2026 Çeviriler daktilo2 PROJECT SYNDICATE Daktilo1984

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Nisan 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}