“Yunan sitesinden bu yana siyaset, bir yere kök salma yoluyla site ya da ulus olarak tanımlanan insan topluluklarını yönetme sanatıdır.”[1]

Jean-Marie Guehenno, siyaseti tanımlarken yönetme sanatı olduğuna vurgu yapar. Yukarıdaki tanımı yer verdiği kitabının ilerleyen sayfalarında da yönetme sanatının araçlarından ve bunların siyaset ile toplum arasındaki bağlantıyı nasıl oluşturduğundan bahseder.

Günümüz dünyasına baktığımızda bağlantının oluşumu açısından yönetme sanatının, etkili argümanlarından biri medyadır. Medya yoluyla –özellikle de haberleşme ağının da gelişiminden sonra- insanlara, topluma ulaşılması daha hızlı, kolay ve pratik şekilde gerçekleşmektedir. Siyaset dediğimiz üst yapının da bu alana hakim olması; kendisine tâbi olan topluluğu yönetebilmesi, kurumun kendi meşruiyetini sürdürebilmesi ve kamuoyu desteğini alabilmesi için önemlidir. Bu hakimiyetin oluşması ve etkisinin azalmaması için siyaset kurumu; yandaş medya oluşturulması, baskı ve cezalandırma ile susturma girişimleri, denetim mekanizması ile gözetim altına alma gibi çeşitli yöntemler kullanmaktadır. Bu yazıda, ülkedeki medya faaliyetlerini denetlemek için kurulan RTÜK’ün hareket alanı 1 Ağustos 2019 Tarihli Yönetmelik ekseninde irdelenecektir.

RTÜK, 1990’larda özel medya hizmetlerinin başlamasının[2] akabinde bu mecrada yapılanların denetim altına alınabilmesi için 1982 Anayasası’nın 133. maddesi kapsamında üyeleri TBMM Genel Kurulunca seçilen, özerk ve tarafsız bir kamu tüzel kişiliği olarak kurulmuştur.

“Radyo ve televizyon istasyonları kurmak ve işletmek kanunla düzenlenecek şartlar çerçevesinde serbesttir.

(Ek fıkra: 21/6/2005-5370/1 md.) Radyo ve televizyon faaliyetlerini düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu dokuz üyeden oluşur. Üyeler, siyasî parti gruplarının üye sayısı oranında belirlenecek üye sayısının ikişer katı olarak gösterecekleri adaylar arasından, her siyasî parti grubuna düşen üye sayısı esas alınmak suretiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca seçilir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluşu, görev ve yetkileri, üyelerinin nitelikleri, seçim usulleri ve görev süreleri kanunla düzenlenir.” (Anayasa Madde 133)

RTÜK, 1990’lı yılların ikinci yarısında özel yayın kuruluşlarının artmasıyla birlikte gitgide daha önemli hale gelmiştir. RTÜK’ün paylaştığı veriler incelendiğinde 1995 yılında 1448 toplam radyo karşımıza çıkmaktayken 1998 yılında ise bu sayı 1852’ye kadar yükselmiştir.[3] Buna karşın, RTÜK’ün görev alanının sadece radyo ve televizyonları denetlemesiyle sınırlı kalması, internet ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte RTÜK’ün denetim ve etki alanının daralmasına sebebiyet vermiştir. Başka bir deyişle; siyaset kurumunun, 1990-2010 dönemi arasında RTÜK ile daha fazla kişiye yönelik yayınları denetleyebilirken 2010’dan bu yana internet ve sosyal medya kullanım oranının çok artması, bunun yanı sıra insanların haber alma odağının televizyondan sosyal medyaya kayması[4] ile buradaki faaliyetlerin denetim dışında kalmasıyla etki alanı daralmıştır.

Siyaset kurumu ise bu daralma karşısında refleksler göstermiştir. Bu reflekslerden en dikkat ve tepki çekeni de 1 Ağustos 2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmeliktir.[5] Yayınlanan yönetmeliğin 1. maddesinde amacı açıklanmış ve açıklama “internet ortamından ve denetlenmesine” ifadeleri üzerine kurulmuştur.

“Bu Yönetmeliğin amacı; radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin internet ortamından sunumuna, iletimine, medya hizmet sağlayıcılara yayın lisansı, platform işletmecilerine de yayın iletim yetkisi verilmesine ve söz konusu yayınların denetlenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.” (1 Ağustos 2019 Tarihli RTÜK Yönetmeliği Madde 1)

Yönetmeliğin ilerleyen maddelerinde kapsamı, yükümlülükler ve yapılması gerekenler anlatılmıştır. Ancak, siyasetin bu refleksi birçok kesim tarafından tepkiyle karşılanmıştır. “Sansür Yönetmeliği”[6] olarak adlandıranlar bile olmuştur. Bunun temel nedeni, yönetmeliğin kapsamının net olarak çizilmemesi ve daha önce denetim altında olmayan bir alanın denetlenmeye çalışılmasıdır.

“Bu Yönetmelik, radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin internet ortamından sunumu ile bu yayın hizmetlerini internet ortamından sunan özel medya hizmet sağlayıcı kuruluşları ve bu yayın hizmetlerinin iletimini sağlayan platform işletmecilerini kapsar.

(2) Kurumun görev ve yetkileri saklı kalmak kaydıyla;

a) Bireysel iletişim hizmetleri, bu Yönetmeliğin kapsamında değerlendirilmez.

b) Radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini internet ortamından iletmeye özgülenmemiş platformlar ile,

c) Radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerine yalnızca yer sağlayan gerçek ve tüzel kişiler,

bu Yönetmeliğin uygulanmasında platform işletmecisi sayılmaz.” (1 Ağustos 2019 Tarihli RTÜK Yönetmeliği Madde 2)

Kapsamın aktarıldığı 2. maddede “Bireysel iletişim hizmetleri, bu Yönetmeliğin kapsamında değerlendirilmez” ifadesinden bireysel yayın hizmetleri yapan kişilerin yönetmelik kapsamında olup olmadığı konusu net değildir. Bu flu nokta da tartışmaların ana odağını oluşturmaktadır. Örneğin, bağımsız gazetecilik yapan Ünsal Ünlü’nün yayınları bireysel iletişim hizmetleri kapsamında mı yoksa bireysel yayın hizmeti olarak mı değerlendirilecek? Aslında tartışmalı bu nokta, kuruma etik olmayan bir hareket alanı sağlamaktır. Misal olarak, hükümet yanlısı bir yayıncının yayını bireysel iletişim hizmeti sayılıp, muhalif bir yayıncının yayını bireysel yayın hizmeti sayılabilir. Bunun gerçekleşme ihtimalinin, gerçekleşmeme ihtimalinden yüksek olmasının nedeni; 2000’li yıllarda Doğan Medya Grubuna kesilen cezalar[7] ve devletin istediği kuruma vergi indirimi adı altında vergi ödetmemesiyle, alandaki diğer firmaları cezalandırması gibi olayların tecrübe edilmesi; başka bir deyişle siyasi yapının “istediğini cezalandırabilme, bir idare yöntemidir” ilkesiyle hareket etmesidir.

Tüm bu eleştirilere karşın RTÜK her ne kadar misyon olarak “Görsel-işitsel medya hizmetleri alanında ifade ve haber alma özgürlüğü temelinde paydaşların hak, menfaat ve değerlerini gözeterek politika geliştirmek, düzenleme ve denetleme yapmak.”[8] tanımlamasını yapsa da bir önceki paragraftaki ve buna benzer soruların cevapsız kalması, son yıllarda siyaset kurumunun baskılarının artması, medyanın tek tipleştirilmeye çalışılması, Faruk Bildirici’nin üyeliğinin düşürülmesi, 6112 Sayılı Kanun’un 8.maddesinin ı bendini[9] geniş yorumlayarak Elazığ Depremi sonrasındaki bazı muhalif olarak addedilen kanalların yayınlarını cezalandırılması[10] gibi durumlar da düşünüldüğünde 1 Ağustos 2019 tarihli yönetmelik, siyaset kurumunun etki ve denetiminin arttırılmaya çalışılmasından ziyade “Big Brotherlaşma” hareketleriyle bir “RTÜK Matruşkası” olarak görülebilir.

“Gereğinden fazla korku/baskı kaynağı olursa, hiçbir şeyin ciddiye alınmayacağı bir durum doğacaktır.”[11]

*Siyaset/siyaset kurumu ifadelerinden kasıt yönetilen kesimin üzerindeki güç, yöneten erk, siyasi yapıdır.

[1] Jean-Marie Guehenno “Demokrasinin Sonu” Dost Kitabevi 1998 sayfa 25

[2] Türkiye’nin ilk özel televizyon kanalı Star TV 5 Mayıs 1990, ilk özel radyo kanalı Kent FM de 4 Haziran 1992 tarihinde yayınlarına başlamıştır. İlk özel radyo yayını ise Bodrum Belediyesi tarafından Mayıs 1992’de yapıldığına dair bilgiler mevcuttur

[3] Yasemin Dede, Türkiye’de Görsel ve İşitsel Medya ve Pazar Analizi sayfa 16 file:///C:/Users/User/Downloads/Yasemin%20DEDE-T%C3%BCrkiye’de%20G%C3%B6rsel%20ve%20%C4%B0%C5%9Fitsel%20Medya%20Pazar%20%20Analizi_1601.pdf

[4] Gazeteler, bir haberin aktarımını bir sonraki gün yapabilirken radyo ve televizyonların ülkede yayılmasıyla birlikte, gün içindeki haberlerin akşamları insanlara aktarılmasıyla insanların haber alma odağı gazetelerden radyo ve televizyonlara kaymasına sebebiyet vermiştir. Bu durum internet ve sosyal medyanın gelişimi ve kullanımının artmasıyla birlikte, yaşananların bu mecralar sayesinde anında öğrenilmesi de bu odağın radyo ve televizyonlardan internet ve sosyal medyaya kaymasını sağlamıştır.

[5] https://resmigazete.gov.tr/eskiler/2019/08/20190801-5.htm

[6] Yönetmeliğin yayınlandığı tarihlerdeki haberlere ve yorumlara baktığınızda bu ifade net olarak karşınıza çıkmaktadır. Bakınız: https://www.evrensel.net/haber/384094/internet-yayinlarina-sansur-yonetmeligi-resmi-gazetede-yayimlandi

[7] https://www.cnnturk.com/2009/ekonomi/sirketler/02/18/dogan.holdinge.rekor.ceza/514295.0/index.html

[8] https://www.rtuk.gov.tr/misyon-vizyon-ve-kalite-politikasi/3692/3916/misyon-vizyon-ve-kalite-politikasi.html

[9] “ı) Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur.”

[10] https://tele1.com.tr/tele1-deprem-gercegini-acikladi-rtuk-ceza-kesti-126609/

[11] Anthony Giddens “Üçüncü Yol” Birey Yayıncılık 2000 sayfa 73