Türkiye’de askerlik hizmetinin kalıcı şekilde bedelli olması 2019 yılında kabul edildi. Daha önce zaman zaman tek seferlik olarak hayata geçirilen bedelli askerlik uygulaması böylece kalıcı hale gelmiş oldu. Yani ücretini ödeyen kişiler birkaç haftalık temel eğitim dışında askerlik yapmaktan muaf hale geldi. 2021 Ocak-Haziran dönemi için bu bedel 39 bin 788 TL olarak açıklandı. Bu rakam 14 asgari ücrete denk, yani sembolik olmanın ötesinde ciddi bir maddi tutar anlamına geliyor.

Türkiye’nin içine girdiği otoriter koridorun da etkisiyle ultra milliyetçi bileşenlere sahip hükümetin aldığı bu karar şaşırtıcı şekilde çok da çatlak olmadan uygulanmaya başlandı. Toplumda askerlik hizmetini para karşılığı yapmak için büyük bir talep olması ve parasıyla da olsa insanların kendi özgürlüklerini satın alabilmeleri, toplumda bu konuya bir direnç olmamasını sağladı.

Buna karşın yapılan bu düzenlemenin devlet-vatandaş ilişkilerinde neye karşılık geldiği ve hangi mesajları topluma verdiği tartışılmadı. Türkiye’de para karşılığında askerlik yapabilmenin başka hangi uygulamalarla benzerlik taşıdığı es geçildi. Türkiye’nin geldiği noktada bedelli askerliğin etik ve siyasal olarak devlet-vatandaş ilişkilerini nasıl etkilediğini düşünmeye ihtiyacımız var.

Dünyada nasıl?

Hiçbir gelişmiş ülkede kalıcı bedelli askerlik uygulaması yok. Esasen askerlik hizmetinde iki ana yöntem kabul ediliyor: Zorunlu askerlik ve profesyonel askerlik. Diğer bütün uygulamalar bunların arasında yer alıyor. Vicdani ret ve seçici sistem (ordunun herkesi değil ihtiyacı kadar personeli zorunlu askerliğe tabi tutması) gibi ara formüller de uygulanıyor. Bunun dışında silah altında askerlik uygulamasının yerine sivil kamu hizmeti seçenekleri de bulunuyor. Fakat askerliğin zorunlu olduğu ve bir bedel karşılığında bundan muaf olunan bir sistem sadece Türkiye’de mevcut.

Zorunlu askerlik açısından baktığımızda Türkiye’nin de üyesi olarak yer aldığı dünyanın en büyük askeri örgütlenmesi NATO içinde zorunlu askerlik nadiren görülüyor. 30 üyeli örgütte 24 ülkede profesyonel askerlik uygulanıyor. Herkes için zorunlu askerliğin olduğu ise üç ülke var: Estonya, Yunanistan ve Türkiye. Görüldüğü gibi zorunlu askerlik NATO içinde çoğu ülke tarafından terk edilmiş durumda. Dünyanın önde gelen orduları arasında ise herkes için zorunlu askerlik Rusya, Mısır, İsrail, İran ve Güney Kore’de uygulanıyor. 

Devlet-Vatandaş-Tebaa

Türkiye’deki yeni kalıcı bedelli askerlik uygulamasının devlet-vatandaş ilişkisine gelirsek; J.J. Rousseau’dan T.H. Marshall’a, Isaah Berlin’den Benjamin Barber’a kadar pek çok düşünür ve yazar, vatandaşlığın tanımını ve devlet karşısındaki haklarını sorguladı. Modern devletin vatandaş tanımı, vatandaşın haklarını tanımlamakla başladı. Zira modern devletin modern öncesi devletten farkı, vatandaşa verilen haklar ve vatandaşın devlet için değil devletin vatandaş için var olmasıydı. Bu yüzden modernizmin öncüleri insanların haklarının üst bir otorite tarafından bahşedilemeyeceğini vurgulamak için bireysel hakları insanların doğuştan sahip oldukları doğal haklar olarak tanımladılar. 

Askerlik hizmeti özelinde Türkiye’deki yeni uygulama ile T.C. vatandaşlarının devlet karşısındaki eşitlik ilkesi de önemli bir zarar görmüş oldu. Parası olmayandan bedeni hizmet, olandan yüksek bir bedel alınması vatandaşlık algısının tebaa yönünde dönüştüğünün bir işareti. Zira bizim askerlik tarihimizde de Osmanlı Devleti’nde klasik dönemde gayrimüslimlerden alınan cizye vergisi ile gayrimüslimler askerlik yapmıyordu. 1856 yılındaki Islahat Fermanı ile birlikte gayrimüslimler için askerlik zorunlu olurken pratikte alınan Bedel-i nakdi ile gayrimüslimle askerlikten muaf oldu. 2. Meşrutiyet’ten sonra ise askerlik herkes için yine zorunlu hale geldi. Cumhuriyet’in önemli iddialarından biri de bu ülkedeki insanların artık tebaa değil vatandaş olduğu idi.  Bedelli askerlik uygulamasının kalıcı olması, geçmişimize dönüp bakarsak Bedel-i Nakdi’ye benziyor.

Bedelli Askerlikteki Sorun

Zorunlu askerliğin kalıcı olarak bedelli olması, devlet-vatandaş ilişkilerinde büyük bir sorun yaratıyor. Bu uygulama vatandaşları, devlete malıyla canıyla hizmet etmek durumunda olan varlıklar olarak kodluyor. Özellikle dünyada tam ters yönde bir eğilim varken, insanlara yüklü bir bedeli askerlikten muaf olmak şeklinde sunmak, yeni Türkiye’de devlet vatandaş ilişkilerinin yönetici erk tarafından nasıl algılandığı hakkında bize ipucu veriyor.

T.C. vatandaşlığının Türkiye’den ev satını alma ya da sermaye getirme karşılığında uygun ücretlere verilmesi, Kamu Özel İşbirliği projeleriyle verilen garantilerin on yıllarca toplum tarafından ödenecek olması, özel iletişim vergilerinin toplumun belirli kesimlerini hedef alması gibi uygulamalar kalıcı bedelli askerlik ile birleştiğinde vatandaşlık kavramının iktidarın ekonomik ihtiyaçlarını karşılayacak mikro aygıtlara indirgendiği görülebilir. Zira kalıcı bedelli askerlik kamu bütçesi için önemli bir kaynak yaratmaya aday. Kalıcı bedelli askerlik ile ilgili 2020’nin sonuna gelindiğinde Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, şu ana kadar 20 bin 725 kişinin bedelli askerlik için başvurduğunu belirterek, 688 milyon civarında bedel tahsis edildiğini belirtti.

Bunun yanında eşitlik ilkesinin de ciddi şekilde zarar gördüğünü eklemek gerekir. Anayasa’nın 10. Maddesindeki “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” ilkesi bedelli askerlik hizmeti ile ciddi yara alıyor. İnsanların devlete karşı olan sorumluluklarını, hem de vatanseverlik duyguları ile yapılan bir hizmet için, parası olan ve olmayanlara göre farklı davranılması, eşitlik ilkesini zedeliyor.

Türkiye’de askerliğin kalıcı olarak bedelli olması sorunludur. Askerlik ya profesyonel olmalı ya da zorunlu hale getirilmelidir. Zorunlu askerlik bugün için demode bir yöntem olsa da kendi içinde tutarlıdır. Bu sadece teknik bir düzenleme değil, vatandaş devlet ilişkilerinin de yerli yerine oturtulması bağlamında önemli bir sinyaldir.

Sonuç: Eşit Vatandaşlık

Türkiye’deki liberaller ve demokratlar, para karşılığı da olsa insanların hayatlarına kolaylık sağladığı için bu konuda eleştirel olmadılar. Ama işin arka planında bir zihniyet şemasının yer aldığı unutulmamalı. Vatandaşını haraca bağlamış bir devlet modeli görüntüsü, 21. yüzyılda Türkiye’ye yakışmayan ve taşınamayacak bir imgedir. Mevcut hükümetin kendi iktidarının çarkını döndürebilmek için bulduğu bu gelir modeli reddedilmelidir. Kalıcı bedelli askerlik; yabancılara avlanma izni, tüm ülkenin inşaata açılması, madenlerinin doğayı hiçe sayarak sınırsız şekilde kullanıma sunulması ve astronomik ÖTV uygulamalarına benzer şekilde hükümetin gemisini yürüten bir unsur olarak icat edilmiştir ve buna engel olunmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları eşittir ve devlet vatandaşların çıkarları için vardır, tam tersi değil.

Fotoğraf: Bao Menglong