Son zamanlarda ülkeye yasadışı yollarla giren göçmenlerin (yazının amacı itibariyle sığınmacıları ve mültecileri de göçmen olarak kabul edeceğim) videolarının sosyal medyaya düşmesi, ülkemizde mevcut ikamet eden Suriyelilerin ülkelerine tatile gidişi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı açıklamalarla göçmen sorunu tekrar gündeme geldi. Bir kısım halk ve siyasetçilerin hedefinde olan göçmenlerin olası iktisadi katkı ve zarar senaryolarını özetledikten sonra, Türkiye’de Suriyeliler üzerine yapılmış ciddi iktisadi çalışmalara değinmeye çalışacağım.

Göçmenler genel itibariyle ülke ekonomisine bir katkı sunmadan sadece pastadan pay kapmaya çalışan insanlar olarak görülmekte. Bunun altında her göçmenin geldiği ülkede iş bulduğunda başka birilerinin işini elinden aldığı fikri var. Tartışmanın eksik anlaşılan en önemli kısımlarından birisi bu kısım. Göçmenler duruma göre başkasının işini alır, bu doğru ama göçmenler aynı zamanda iş de üretirler. Çünkü bu insanlar burada aynı zamanda bir şeyler talep ederek tüketici de olurlar. Dolayısıyla, göçmenlerle birlikte ülkedeki toplam ürün talebi artar, artan talep de yeni istihdamlar getirir. Çin 800 milyon civarı insana istihdam üretebilirken Türkiye sadece 26 milyon insana istihdam üretebiliyor çünkü, Çin’in 800 milyon insana istihdam sağlayacak nüfusu ve o nüfusun ortaya çıkardığı bir talep var. Aynı mantıkla göçmenlerle birlikte nüfus artar ve bu insanlar da kendi oluşturdukları taleple başka birilerine ek istihdam sağlarlar, sadece birilerinin işini elinden almazlar. Fakat, birilerini işlerinden ettiklerinde bu çok bariz gözükür/göze batar ama göçmenler istihdam sağladığında görünür olmaktan uzaktır, o etki net şekilde gözükmez.

Ek olarak, daha ucuza iş yaptıkları için daha önce yapılmayan işleri yaparlar. Örneğin daha ucuza iş yapan göçmen kadınlar olmasaydı muhtemelen temizlik ya da çocuk bakım işlerinin bir kısmı bugün yapılmayacaktı.  Fiyatlar yüksek olduğundan dolayı insanlar temizlikçi ya da bakıcı tutmayı pahalı buldukları için temizlikçi ya da bakıcı tutmayacaklardı ve o nedenle bu sektörlerde bu kadar istihdam olmayacaktı. Dolayısıyla her göçmen iş bulduğunda, göçmen olmayan başka birini işinden etmek zorunda değildir. Ama kritik bir noktayı da kaçırmamamız gerekiyor: Gelen göçmenler ile burada işsiz olanların yaptıkları işlerin kesişimi.

Eğer göçmenlerle göçtükleri ülkedeki insanlar benzer işleri yapıyorlarsa (birbirlerinin ikamesiyse) göçmenlerin ülke ekonomisine faydaları azalıyor. Böylesi bir durumda (en azından kısa dönemde) göçmenler ücretleri aşağı çeker ve yerlilerin gelirinin düşmesine ya da işsiz kalmasına yol açabilirler. Fakat, aynı zamanda işverenler için maliyetin düşmesine yol açarken, tüketicilerin de daha düşük fiyattan ürün almalarına yol açarlar. Gelir sabitken fiyatların düşmesi tüketicinin alım gücünde bir artışa neden olur, tüketici kazanır. Dolayısıyla, kazananlar ve kaybedenler birbirinden farklılaşır. Bu da bize aslında farklı durumlarda farklı kesimlerin kazanan veya kaybeden olabileceğini, herkesi durumuna göre farklı boyutlarda etkileyeceğini gösteriyor. “İdeal” göçmenin -en azından ekonomi açısından- ise mevcut işçilerden üretim yeteneği açısından farklı ve onların yapmadığı işleri yapmaları yani tamamlayıcı olmaları beklenir. Eğer tamamlayıcı olurlarsa ekonomik katkıları çok daha fazla oluyor. Mesela Suriye yemekleri yapan bir restoran açtığınızda bu şirket birilerine rakip olmaktan ziyade tamamlayıcı olur.

Başka bir katkıları ise göçmenlerin kimsenin yapmak istemediği işleri yapmaya hazır olmaları. Bazı işler vardır ki yüksek ücret vermek isteseniz de kimse çalışmak istemez. Çünkü iş yükü ağırdır, iş zordur ya da tehlikelidir. Örneğin “bugün gençler iş beğenmiyor” tartışmasındaki beğenilmeyen işler. Bu işler beğenilmezken göçmenler genel itibariyle içinde bulundukları durum nedeniyle işin zorluğunu ikinci plana atarlar. O nedenle de göçmenler aslında yapmak istemediğimiz işleri yaparken aynı zamanda nefret etmeyi başardığımız insanlar olabilmektedir. Bu yapılmak istenmeyen işlerin tekrar yapılır hale göçmenler olmadan gelebilmesi için ise ücretlerin yüksek olması gerekir ki bu da hayatın pahalılaşması demektir. Bir önceki paragraftaki durumun tersine bu sefer tüketicinin alım gücü düşer, üreticinin maliyeti artar. Pahalılıktan şikâyet eden bizler için hayatın daha da pahalılaşmasının önüne geçerler.

Son olarak değinmeyi düşündüğüm nokta, göçmenler genel itibariyle gençlerden oluşur ve bu gençler aslında yerleşiklerden daha fazla çalışır ve daha azimlidirler. Gençler belli idealler çerçevesinde ülkelerini terk ederler ve arkalarında birilerini bırakırlar. Hem onlara yardımcı olmak hem de başka ülkede hayatta bir şekilde yardımsız tutunmak zorunda oldukları için daha fazla çalışmaya hazırdırlar. Üstelik nüfusu yaşlanan ülkeler için genç göçmenler yaşlanan nüfusa dinamizm sağlamak için oldukça önemlidirler. Yaşlanan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamada oldukça ihtiyaç duyarsınız.

Yukarıda saydıklarım her göçmen hareketi için geçerli değil. Tüm bu saydıklarım literatürdeki genel gözlemler. Bu durumlar birçok göçmen hareketinde yaşansa da her bir vakanın kendine özgü durumu bu genellemeleri destekleyen ya da tam tersi çürüten sonuçlara bizi ulaştırabilmektedir. Ezberler üzerinden gitmektense ülkemizde olanların yukarıda sayılan faydalarla ve çatışmalarla ne kadar örtüştüğüne bakmakta fayda var. Mesela göçmenler her ne kadar daha genç ve daha çalışkan insanlar olsa da bizdeki Suriyeli göçmenler bu özelliği tam yansıtamamakta. Zira, sadece genç olanları gelmedi. Genç olanları gelmedikleri gibi gelişleri de çok ani oldu. Herhangi bir planlamaya tâbi olmadan çok hızlı gerçekleşen göçler, ekonomik anlamda katkıyı da sınırlayabilmekte. O nedenle göçmenlerin yukarıda sayılan ekonomik faydalarının bir kısmı bizim için geçerliyken bir kısmının geçersiz olmasını beklememiz gerekir. Buradan Türkiye’nin yaşadığı deneyim üzerine yapılan çalışmalara geçeyim.

Türkiye’de Durum

Türkiye’ye gelen göçmenler üzerine yapılan çalışmalar oldukça sınırlı olmakla birlikte geneli sadece Suriyeli göçmenler üzerine. Huzeyfe Torun ve Yunus Emre Akgündüz’ün yaptığı Merkez Bankası çalışmasına göre Suriyelilerin gelişi ile birlikte Suriyeliler geldikleri bölgelerde yerli halkın eğitimli kısmını basit işlerden daha karmaşık işlere doğru itmekte (1). Suriyeli göçmenler daha kol gücü gerektiren işlere yöneliyor. Fakat, onlarla benzer işleri yapan kesimde böyle bir kayma görülmüyor, haliyle Suriyeli göçmenlerden negatif etkileniyorlar. Yani yapılan işler birbiriyle örtüştüğü için bir tamamlayıcılıktan ziyade taraflar birbirinin ikamesi olmuş. Ayrıca göçmenlerin olduğu bölgelerde firmalar daha az sermaye yatırımı yapmakta. Göçmenler ucuz işgücü olduğu için firmalar sermaye yatırımı yaparak verimliliği artırmak yerine bu ucuz işgücünü kullanıyor. Bu sermaye yatırımından kaçınmak ise uzun dönemde firmaların verimliliği açısından negatif bir durum. Dahası, ucuz kayıt dışı işgücünden faydalanan firmalar rakiplerine göre daha başarılı performans gösterirken, sermaye kompozisyonu açısından uzun dönemde olumsuz bir durum ortaya çıkarabilir. Rekabeti de haksız şekilde yapıyorlar. O nedenle kayıt dışı çalıştıran firmalar rakiplerinin bu kayıt dışılık nedeniyle rekabet edememesine neden oluyor.

Ceritoglu ve diğerleri (2017) de Suriyeli göçmenlerin yerlilerin istihdamına negatif bir etkisi olduğunu bulmuş (2). Yerlilerin kayıt dışı istihdamının nüfusa oranı erkeklerde %1,9 kadınlarda ise %2,6 azalmış. Suriyeli göçmenlerin gelişiyle işsiz kalan erkekler işgücü içerisinde işsiz olarak devam ederken, kadınlar işgücü piyasasını terk etmişler. Ücretlere olan negatif etkileri ise ihmal edilir düzeyde. İlginç nokta göçmenler kayıt dışı çalışan yerlileri negatif etkilerken kayıtlı çalışan sayısını arttırmışlar. Bunun sebebi ise bölgede olan sosyal hizmetlerin artışı olmuş. Aslında ilk paragrafta bahsettiğim iş üretmelerine dair genel durum burada gerçekleşmiş. Dezavantajlı grup olarak tanımlanan kadınlar, genç kadınlar ve daha az eğitimliler (negatif anlamda) en çok etkilenenler olmuş. Genel olarak ise Suriyelilerin işgücü piyasasına girişinin emek piyasasına etkisinin sınırlı olduğu sonucuna ulaşmışlar. Evet negatif bir etki var ama bu etki sınırlı bir etki.

Akgündüz ve diğerleri (2020) firmalar üzerine yaptığı çalışmada Suriyeli göçmen çalıştıran firmaların satış ve kâr marjının yükseldiğini bulmuş. Mevcut firmalar büyürken yeni firma sayısı da artmış. Göçmen çalışanın yerli çalışan sayısına oranındaki her %10’luk artış satışları %4,2 artırmakta iken kâr marjına etkisi ise sınırlı pozitif kalmış. Satışların arttığı sektörler genel itibariyle kayıt dışı çalışılan imalat ve inşaat sektörleri. Göçmenler firmaların uluslararası rekabetçiliğini de artırmışlar. MENA (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) bölgesine olan ihracat da bu dönemde artmış. Göçmenlerin bu bölgeyi tanıyor ve bağlantılarının olması bunda etken gözüküyor.

Bu çalışmalardan genel itibariyle gördüğüm Suriyeli göçmenler daha az nitelik gerektiren işlerde yerlilerin istihdamını olumsuz etkilemiş, fakat bulunan negatif etki büyük bir etki olmayıp sınırlı düzeyde ve daha çok kadınlar üzerinde etkili. Bu sınırlı etkide de en başta saydığım göçmenlerin ekonomiye olan katkılarının payı olduğunu düşünüyorum ve Suriyeliler öncesi kayıt dışı çalışan insan sayısının Türkiye’de zaten çok olması negatif etkiyi sınırlamakta.  Göçmenler ne sanıldığı kadar negatif etki yapıyorlar ne de tartışmaya kapalı bir fayda sağlıyorlar. Göçmenlerin etkisi, kimin hangi bölgede hangi pozisyonda (tüketici, üretici, ihracatçı) yakalandığı ile doğrudan ilişkili, karmaşık bir fayda ve maliyetler bütünü. Bu yazı, sorunun sadece iktisadi tarafına değinen bir yazıydı. Elbette konunun ihmal edilmemesi gereken toplumsal, güvenlik ve politik tarafları da oldukça önemli ve bol bol tartışma gerektiren konular. Ama bu tartışmayı ırkçılık ya da fonculuk tartışmasına indirgemeden yapmayı ne kadar başarabiliriz soru işareti elbette.

Fotoğraf: Julie Ricard


REFERANSLAR

1) Akgündüz, Yusuf Emre, and Huzeyfe Torun. “Two and a half million Syrian refugees, tasks and capital intensity.” Journal of Development Economics 145 (2020): 102470.

2) Akgündüz, Yusuf, et al. “Consequences of a massive refugee influx on firm performance and market structure.” (2020).

3) Ceritoglu, Evren, et al. “The impact of Syrian refugees on natives’ labor market outcomes in Turkey: evidence from a quasi-experimental design.” IZA Journal of Labor Policy 6.1 (2017): 1-28.