Sayımız her geçen gün artıyor, acaba bu virüs krizinden sonra bir toplaşmaca mı yapsak? Bu hafta karantinaya alıştınız diye umuyorum, hafta sonları için stoklamayı unutulan şeyler olunca çok acı anlar yaşanıyor. Ekmeği almışsınız, tereyağını sürmüşsünüz, bi’ bakıyorsunuz favori reçeliniz bitmiş. Sıkıysa yiyin o ekmeği şimdi.

Süleyman Soylu Referandumu

Geçen hafta, bültenin çıktığı pazar gününün akşamı Süleyman Soylu İçişleri Bakanlığı pozisyonundan istifa etti. İstifası arkasındaki sebep için ilk sokağa çıkma yasağından sonra yaşanan izdihamı işaret eden Soylu’nun istifası Erdoğan tarafından reddedildi. Böylece Soylu, Erdoğan’ın yaptığı referandumlara benzer bir güvenoyu almış oldu. Türkiye’de görevini yanlış yapmak dolayısıyla istifa eden kimi duydunuz son 20 yılda? Soylu neden farklı olsun? Erdoğan dışında, AKP’nin içinde kalan güç odaklarına Soylu’nun çektiği rest onun için başarılı sonuçlandı. Hem AKP tabanından, hem de Erdoğan’dan onayı almış görünüyor. Berat Albayrak ile Soylu’nun aralarındaki rekabet uzundur biliniyordu. Bu olay ile alakalı tam olarak bilmesek de, muhtemelen bu seferin kaybedeni Albayrak Takımı. 

Öte yandan, Süleyman Soylu başkanlığındaki İçişleri Bakanlığı koronavirüs krizinde oldukça hazırlıksızdı. Sağlık Bakanlığı’nın çok sağlam bir koordinasyonla yürüttüğü virüs operasyonuna karşılık, İçişleri Bakanlığı’nın attığı her adımda bir koordinasyon eksikliği var. Bunlar denemeden farkına varamayacağınız eksiklikler. Eğer şehirlerarası yolculuk yapmak zorunda kaldıysanız dediğimi anlıyor olmalısınız. Ben memleketimden İzmir’e gitmek için izin almaya gittiğimde valilikten farklı, emniyet müdürlüğünden farklı cevaplar aldım. Bazısı asla gidilemediğini, bazısı izin almak gerektiğini söyledi, sonunda yaşım gereği özel arabayla seyahatte bir kısıtlama olmadığı ortaya çıkmıştı. Tabii bu şehirlerin kapatılmasından önceydi. Öte yandan, hafta sonları ekmek ve su dağıtımı konusunda hiçbir kurumun bir fikri yok, geçen haftalarda da yazmıştık. Tabii ki sokağa çıkma yasağı fiyaskosu da var. Böylesi bir hazırlıksızlığa bence istifa reva idi, ama ne yapalım, burası Türkiye.

Virüsten mi Korkmalı, Dolardan mı?

Bülten okuyucuları hatırlayacaktır, haftalardır tek korkumuzun virüs olmaması gerektiğini söylüyorum. Bu sürecin sonunda bizi bekleyen derin bir kriz olma ihtimali var. Bu sıralar “V şeklinde bir düzelmeden” bahsediliyor, krizin derinliği tahmin ettiğimiz kadar kötü olmayabilir. Ancak, Türkiye için oldukça önemli bir sektör olan turizmin oldukça kötü etkileneceği kesin gibi. Krizin süresine göre ne kadar kötüye gideceğimiz belli olacak, ama geçen hafta da iddia ettiğim gibi, bana kalırsa bu krizi hazirana kadar rayına oturtmuş olacağız, ve hayatlarımız normale dönmüş olacak. Yakın kontakt gerektiren sektörler için etkinin devam edeceğini düşünebiliriz, lokantalar, kafeler ve diğer servis sektörü kolları için mesela. Ancak sanayi ve tarım gibi alanlarda, en azından arz açısından bir normale dönüş bekleyebiliriz. Büyük belirsizlik olayın talep kısmında yatıyor. Kriz bitince insanlar normal tüketim davranışlarına yönelecek mi? İhracat için yurtdışından talep görecek miyiz? Bu talebi sağlayabilmek adına insanlık tarihinin en büyük parasal genişleme paketleri uygulanmakta, ama yeterli mi değil mi beklemekten başka çaremiz yok. Benim görüşüm, bunun yeterli olacağı yönünde. Yani, talepte bir düşüş görsek bile birkaç yıl içinde toparlanabilir bir düşüş olacak kanısındayım. Ancak bu olumlu yaklaşımlar Türkiye’nin kötü etkilenmeyeceği anlamına gelmiyor. Turizmin döviz getirmemesi, tekrar yükselme ihtimali yüksek olan petrol fiyatları, döviz kurundaki dalgalanmalar gibi çeşitli etkenler bir araya gelip oldukça kötü bir sonuç doğurabilir.

Türkiye’deki Vaka Sayısı İran’ı Geçti

Öyle mi gerçekten? Onaylanmış vaka sayısında Türkiye İran’ı geçti, ama bu Türkiye’nin İran’dan daha kötü durumda olduğunu anlamına gelmiyor bana kalırsa. Türkiye’nin sağlık sistemi İran’a göre fersah fersah ileride ve Ankara’nın verileri saklamak konusunda Tahran’dan çok daha az şansı var. İran’da vaka sayısı onaylanmış vakalardan çok daha fazla bana kalırsa. Birçok kritik vaka ise ülkenin içinde bulunduğu zorluklar ve hükümeti sebebiyle teşhis edilemiyor. Söylediğim gibi, Türkiye’de Sağlık Bakanlığı iyi bir sınav veriyor. İran’da hükümetin virüsü bir Amerikan silahı ilan etmesi, çeşitli kademelerden mollaların hastalığa yakalanması, koronavirüs müdahale ekibinin başındaki bürokratın virüs sebebiyle hastanelik olması İran’ın bu konuda yeterince ciddiyet ortaya koyamadığını gösteriyor. Bunlara rağmen, İran Tahran’daki bazı işyerlerinin açılmasına müsaade etti. Türkiye’de de vaka sayılarının logaritmik büyümesine bakarak, vaka sayısında zirveye varmamıza az kaldığını tahmin ediyorum. Dişinizi sıkın, az kaldı.

Karantina mı, Sürü mü?

Bu soruyu daha önce de ortaya atmıştım, virüsün yenilmesinde en önemli etmen karantina mıdır? Sürü bağışıklığının etkisi ne olabilir? Uyguladığımız karantina ve sosyal mesafe metodlarının etkili olduğu muhakkak. Bu önlemleri almasak daha fazla insanın öleceğine şüphe yok. Ama acaba ne kadar fark ederdi? Sürü bağışıklığı ve salgının dinamiklerinin insan eli değmeden kırılması ne kadar süre alır, kaç kişinin ölümüne sebebiyet verirdi? Muhtemelen bu sorunun cevabını kolayca veremeyeceğiz, zira İngiltere ve İsveç gibi verilerine güvenebileceğimiz ülkeler müdahale etmeden virüsle mücadele yöntemlerini halktan aldıkları tepki sonucu az çok rafa kaldırdılar. Acaba iki yıl sonra “keşke bu karantinayı bu kadar yapmasaydık, hem çok da işe yaramıyormuş” diye dizimizi döver miyiz?

Suriye’de Protesto Dağıtan Çevik Kuvvet 

İdlib’de TSK’nın desteklediği muhaliflerin kontrolündeki bölgede bir süredir protestolar olmakta. İdlib Ateşkesi’nden beri yapılan ortak Rus-Türk devriyelerini protesto eden bölge halkı ve mülteciler, bölgede Rusya’nın bulunmasından rahatsızlar. Türkiye de bundan rahatsız, ancak ateşkesin kırılması istenmiyor. Bu sebeple, Ruslar’ı protesto eden Suriyeliler’e Türkiye’nin Çevik Kuvvet Polisi müdahale ediyor. Dünya gerçekten garip bir yer.

Turkish riot police break up Syrian highway protest

Af Çıktı

Koronavirüs sebebiyle 45,000 hükümlü için tahliye kararı verildi. Bu kişilerin arasında, Covid-19 salgınından önce MHP’nin çıkarılması için önergeler sunduğu Alaattin Çakıcı da var. Böylece, en azından bir yönüyle, kriz fırsata çevrilmiş oldu. Kimsenin karşı çıkmadığı bir anda, güç ortağının istediği, ama verilememiş bir söz yerine getirildi. MHP-AKP ortaklığı bozulmadıkça bu çıkan hükümlülerin de cezaevine döneceği yok tabii ki. Onca mafya soruşturması ve çekilen acıdan sonra, yazık doğrusu.

Haftanın Musikisi

Yumi Kimura-Itsumo Nando Demo

Yumi Kimura bir Japon Pop sanatçısı. Animelerin taçsız kralı Hayao Miyazaki’ye ve filmlerine büyük saygı duyan Kimura, Prenses Mononoke filminden sonra büyük yönetmene bir mektupla birlikte bir albümünü göndermiş. Efsaneye göre, Miyazaki bu şarkıyı Spirited Away (Ruhların Kaçışı) filmini hazırlarken devamlı dinlemiş, ve film sonundaki büyüme ve ruhsal doygunluk konseptlerine uygun olduğuna kanaat getirmiş. Gerçekten de öylesi efsanevi bir filmi insanın içinde rahatlıkla bitirecek başka bir şarkı ne olabilir bilmiyorum. İzlemeyenler için Spirited Away filmi de ısrarla tavsiye edilir.

Haftanın Videoları

Koronavirüs ile alakalı matematiksel modellemeler ve tahminler nasıl yapılıyor, merak ediyor musunuz? Buyrun.
Uzundur takip ettiğimiz bir yarışma, University Challenge. İngiltere’de üniversitelerin takım gönderdiği bir bilgi yarışması. Geçen yıl bunun Türkçe versiyonunu Şirince’de yapmaya niyetlendik, başaramadık. İnşallah seneye.