19 Eylül’de Rusya’da 450 vekilden oluşan Duma (Meclis) seçimlerinin gerçekleşmesi planlanmaktadır. Bu seçimlerin daha öncekilerden farkı, Covid-19 salgın şartlarının ortaya çıkması, Batı tarafından uygulanan yaptırımların altı seneyi doldurması ve ekonomik-sosyal sorunların öne çıktığı bir döneme denk gelmesidir. Rusya Başkanı Vladimir Putin’in de reytinginin yüksek olmamasını dikkate alırsak iktidar partisi Birleşik Rusya (BR) (Yediniya Rossiya) için önemli bir sınav niteliği taşımaktadır. 355 vekili ile liderlik yapan iktidar partisi haricinde muhalefet olarak yer alan Rusya Federasyonu Komünist Partisi (43 Vekili), Rusya Liberal Demokrat Parti (40 Vekil), Adil Rusya (23) ve Vatan ile Vatandaş Sözleşmesi gibi gruplar için de kritik önem taşımaktadır. Partiler içinde elitlerin değişimi, siyasetin gençleşmesi, yeni lider arayışları ve muhalif liderlerden Alexsei Navalny’nin hapiste olması gibi konular gündemdedir. Bütün bu gelişmeler ve tartışmalar yaşanırken diğer bir ilginç gelişme de iktidar partisi BR içinde aday belirleme listesi için Putin tarafından beş sürpriz kişinin görevlendirilmesi olmuştur. 40 numaralı hastanenin başhekimi Denis Protsenko, Sirius eğitim merkezi başkanı Elena Shmeleva ve çocuk ombudsmanı Anna Kuznetsova ve iki kritik isim daha…

Bu iki kritik isim Savunma Bakanı Sergey Şoygu ve Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur. Diğer kişiler daha çok sembolik karakter taşırken Lavrov ve Şoygu’nun pozisyonlarını ideolojik açıdan okumak mümkündür. Bunun yanı sıra Rusya’daki siyaset bilimcilerin en çok merak ettiği konu, mevcut Başbakan Mikhail Mişustin ve Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı ve BP Başkanı (Eski Başkan ve Başbakan) Dmitry Medvedev’in liste belirleme sürecinden uzaklaştırılması, hatta baypas edilmesidir. Putin’in her iki kişiyi de parti listesini belirleme sürecinden uzaklaştırması, BR siyasi elitinin değişeceği sinyalini vermektedir. Böyle bir gelişmenin hemen arkasından da doğal olarak Putin’in varisi kim olabilir tartışması ortaya çıkmaktadır.

Tarihsel olarak Rusya’yı yöneten elitler içinde ideolojik ve jeopolitik tercihlere göre farklı kliklerin mevcut olduğu ve bu geleneğin hala devam ettiği söylenebilmektedir. Rus İmparatorluğu döneminde imparatorların yakın çevresinde zamanla güçlenen ve zayıflayan bu klikler, Sovyetler Birliği döneminde ve hatta Stalin zamanında bile var olagelmişlerdir. Batıcı ya da Asyacı/Avrasyacı, Ulusalcı/Liberal ve Güvenlikçi/Milliyetçi gibi kliklerin Rusya’nın iç siyasetindeki etkisi partilere, medyaya, iş dünyasına ve hatta sanata/edebiyata kadar uzar. Rusya’nın iç siyasetini şekillendirmekle beraber dış politikasına da yön verir.                 

Putin liderliğinde yönetilen Kremlin kuleleri içinde farklı klikler her zaman mevcuttu. Örnek olarak Medvedev Batıcı kliklerin temsili lideri olarak görülür. Mişustin’in, ulusalcı ve güvenlikçi klikler tarafından desteklendiği söylenir. Son gelişmeler çerçevesinde BR parti listesinin hazırlanmasının, güvenlikçi klikin temsili lideri olarak görülen Şoygu’ya ve ulusalcı Lavrov’a verilmesi çok önemli gelişmedir. İki yıldır Lavrov’un istifa edeceği haberlerinden sonra böyle gelişmenin yaşanması iç politika uzmanları için de bir sürpriz olmuştur.

Özellikle Putin ile Biden zirvesi sonrası BR içinde Duma seçimleri için listenin belirlenmesi görevinin kimlere verildiğine ve bu kişilerin hangi kliklerden olduklarına bakılırsa bu gelişmelerin küresel siyaset bakımından da önemli olduğu açıktır. Lavrov, Rusya tarihinin en etkili Dışişleri bakanlarından olan Prens Aleksandr Mihayloviç Gorçakov (1856-82) ve Andrey Gromıko (1957-85) ile kendisini özdeşleştirmektedir ve bu iki Dışişleri Bakanı sonrası en uzun süre görevde kalan bakandır. Gorçakov, Kırım Harbi’nin (1853-56) ardından iktidara gelmiş ve Rusya’nın yüzünü Asya’ya çevirmesi gerektiğini savunan bakandır. Gromiko ise Sovyetlerin Birleşmiş Milletler’de “Mr. No” olarak bilinen unutulmaz diplomatlarındandır. Lavrov’a böyle bir görevin verilmesi mevcut dış politikada değişimi değil, olgunlaşma dönemini işaret etmektedir. Rusya’yı diplomatik masada savunan Lavrov’un yanında Şoygu, son yıllarda Putin’in dış politikasının sahadaki uygulamasını başarılı bir şekilde yürüten kişidir. Rusya’nın Kırım, Donbas, Suriye, Libya ve Karabağ’daki başarılı askeri müdahalelerinin uygulayıcısıdır. Görünen o ki Rusya iç politikasına, dış politikasını yöneten bu iki kişi karar verecek.

Rusya’da Ulusalcı ve Güvenlikçi kliklerin son yıllarda öne çıkmasının ve iç ve dış politikada belirleyici pozisyonlara gelmelerinin Türkiye ile ilişkilere de etkisi olacaktır. Putin liderliğindeki Lavrov ve Şoygu’nun dış politikada Türk-Rus ilişkilerine nasıl baktıkları, artık Ankara tarafından etraflıca analiz edilmesi gereken olgulardır. Türk-Rus ilişkileri Suriye’de masadaki Lavrov ile, Libya ve Karabağ gibi bölgelerde ise Şoygu ile yürütülecektir. Geçmişte iki ülke arasında yaşanan sorunlarda ve yeni iş birliği fırsatlarında iki bakanın rolü ve etkisi aşağı yukarı bilinmektedir.

Fotoğraf: Mary Bertova