Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Marie Antoinette ve Trumpizm Sendrom“U”
    Forum

    Marie Antoinette ve Trumpizm Sendrom“U”

    By Hasan Basri Akdemir8 Aralık 20206 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    [voiserPlayer]

    Demokrasi söylemleriyle başlayan halk hareketleri, tarih boyunca bazen hazin sonuçlar üretmiştir. Demokrasi aşıklarını yazar tarih kitapları, hak ve özgürlükler için mücadeleler verenleri… Ancak, bu hareketlerin iyi örnekleri olsa da genelde otoriter rejimlere evirilmesi, “tek adamın” dudaklarının arasındaki “göklerden gelen kararın” halk iradesi sanılması hiç de az değildir.

    Fakat, bazı dönüm noktaları vardır ki, tarihten ve bilimden sebeplerini buluruz. Bir karakter ya da bir kanat çırpışın etkisi bize bazı şeyler anlatır.

    Marie Antoinette Sendromu

    Krallara, sultanlara karşı ayaklananların temel mottosu, ekmek bulunamamasıdır ve Marie Antoinette örneğinde olduğu gibi dünyanın çehresini değiştirecek bir harekete de sebep olmuştur. Peki ya demokrasi, ulus-devlet, özgürlük gibi “modern” kavramların ortaya çıktığı Fransız İhtilali’nin sonucu nedir? Kısa süre sonra tekrar “tek adam…”

    “Ekmek yoksa pasta yesinler” sözünün sonucunu görenler, elbette ki aynı hatayı tekrarlama gafletine düşmeyecekler. Erdoğan’ın Malatya’da bir vatandaş ile konuşması tüm Türkiye’nin, sadece muhaliflerin değil, tüm Türkiye’nin dikkatini çekti. Servisçi esnafı/servisçiler odası başkanı/bir vatandaş; “Pandemiden dolayı Sayın Cumhurbaşkanım büyük bir mağduriyetimiz var. Servisçi esnafımız Malatya’da sizden müjdeler bekliyor” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, “Ne müjdesi? Ben müjdeyi verdim zaten” diye karşılık verdi. Esnaf, “İşsiziz. Evimize ekmek götüremiyoruz” deyince; Erdoğan, “Bu biraz bana abartılı geldi. Çok abartılı geldi bana” dedi. Derdini anlatmaya devam eden Esnaf, “Sayın Cumhurbaşkanımız bütün ödemelerimiz devam ediyor, işlerimiz düştü” dedi ve Erdoğan, “Çok abartı…Düştü ifadene tamam, eyvallah. Ama eve ekmek götüremiyoruz dediğin zaman…” diyerek konuşmasını noktaladı. Ardından da “Keyif çayı bu. Bu çayı iç” diyerek çay dağıttı. Diğer bir ifadeyle, “Keyif çayı bu. Bu çayı iç” diyerek Marie Antoinette sendromu ile karşı karşıya kaldı.

    Trumpizm Out – Bidenizm In

    Ronald Reagan ve Margaret Thatcher aynı dönemde ABD ve İngiltere’de iktidara geldiler. İkisi için de Soğuk Savaş sonrası dünyanın gitmesi gerektiği yön, olması gerektiği eksen belliydi. Kamunun ekonomideki varlığı minimize edilmeli, ekonomik kalkınma için piyasaya yönelik tüm kısıtlamalar kaldırılmalıydı.

    ABD ve İngiltere’de olan bir paradigma değişimi dünyayı er ya da geç etkiler. Ya uyarsınız ya da en azından etkilenirsiniz. ABD’de nasıl Reagan varsa, İngiltere’de de Thatcher varsa, Türkiye’de de 24 Ocak kararlarının mimarı Turgut Özal vardı. Aynı dönemlerde iktidara geldiler. ABD’de kanadını çırpan “kelebek” İngiltere’de “Demir Lady” olarak fırtınaya döndü ve Türkiye de Tonton Başbakanı ile liberal ekonomiyle, kısıtlamaların kaldırılmasıyla, özelleştirmelerle, özgürlük, katılımcı demokrasi ve bireyin değeri ile tanıştı. Yabancı arabalara, dövize, Marlboro’ya “kaçak olmadan” merhaba dedi.

    ABD’deki kelebeğin kanat çırpması Türkiye’de demokrasi rüzgarları estirebilir. Son 4 yıldır dünyayı saran öngörülmezlik, keyfilik, popülizm, din satma, milliyet satma, oportünist kalabalıklar, troller de ABD’de çırpılan kanat, Donald Trump’ın tezahürüydü. Trumpizm dediğimiz bu gerçek, Türkiye’de de karşılığını buldu. 15 Temmuz sonrası giderek artan güvenlikçi politikalar ve korku ikliminin meşrulaştırdığı; Batı’ya bağırarak hamaset, rakibi terörize ederek konsolidasyon, din ve milliyetçilik pompalayarak motivasyon sağlama yöntemleriyle kitleler kontrol edildi. Doğal olarak bu paradigma değişimi ile karşımıza, ekonomik ve siyasi kısıtlamalar yeni projeleri “iktidar yandaşı iş adamlarına” ihale etmek, kayyımlar gibi anti-demokratik uygulamalar, yani “şahsım siyaseti” çıktı.

    Sonuç mu? Ekonomide, yargıda, kurumlarda, kurallarda, zihinlerde koca bir enkaz.

    Antoinette ve Trump’ın Bu Ülkeye İyiliği Dokunacak mı?

    Erdoğan, kelebeğin dalga dalga gelecek etkisini, “yaparsam ben yaparım” diyerek; “reform” adı altında Türkiye’ye getirmek istedi.

    Cumhurbaşkanı, İletişim Başkanlığı, Adalet Bakanı, Milli Savunma Bakanı, SETA’nın medyadaki köşe yazarları, “yargıda, ekonomide, özgürlüklerde reform” demeye başladılar.

    Şahsım siyasetinin, akrabalık bağlarının, bir şahsın faydasını gözeten pragmatist dış politika anlayışının ekonomiyi getirdiği sonuç başka bir çözüm yolu bırakıyor muydu? Merkez Bankası’nın net döviz rezervi eksideyken, yedek akçe dahi yokken, pandemi şartları ağırlaşmışken başka bir çıkış yolu olabilir miydi?

    Ayrıca bütün dünyada otoriter yapıların pandemiyle güç kazanacağı düşüncesi, Trump’ın hezimeti ve diğer popülist, otoriter lidere sahip ülkelerin pandemide başarısız olması ile birlikte doğru olmadığı görüldü ve “sorumlu demokrasi” “sosyal devlet” gibi kavramların öne çıkmasına sebep oldu. Rasyonel politikaları, rasyonel düşünebilen politikacıların uygulayacağı gerçeğiyle de dünya yeniden tanışmış oldu.

    İşte Türkiye’de iktidar partisi, sendromun (Antoinette) dakelebeğin (Trumpizmin çöküşü) de farkına vardı.

    Türkiye; Bush ABD’si ile, AB müzakereleri ile, Obama ABD’si ve Arap Baharı ile, Trumpizm ile yaptığı manevralara şimdi de “U dönüşü” eklemeye niyetlendi ve şu sözü söyledi; “yaparsa Erdoğan yapar.”

    Akıldaki sorular; MHP ne der, halk inanır mı, Erdoğan samimi mi, bürokrasi kadroları nasıl etkilenir?

    Antoinette ve Trump’ın Bu Ülkeye İyiliğinin Dokunmasını Bekliyor muyduk?

    Halkın inanmaması ihtimaline karşı eskiden beri Trumpizm karşıtı görüşleri ile bilinen ve sosyal medya hesabı üzerinden Biden taraftarı tweetler de atmış olan Bülent Arınç televizyona çıktı ve Türkiye’de Trumpizmin bitişini sembolize edecek ve samimiyet sorununu ortadan kaldıracağını düşündüğü Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın serbest kalması yönünde açıklamalar yaptı.

    İktidarın yüzde 10 oy alan ortağı MHP, Bülent Arınç’ı da Arınç gibi düşünenleri de hain ilan etti. Ayrıca AK Parti tabanının MHPlileştiği gerçeği karşımıza çıktı ve bu çıkışlar destek buldu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AB tek yoldur, reform şarttır, MB bağımsızdır” dedikten günler sonra; Bülent Arınç’a cevap verdi ve Demirtaş ile Kavala’ya Trumpizm döneminden sözlerini sarf etti.

    Bürokrasi kadrolarının nasıl etkileneceği sorusu günceme gelmeden ilk maddelerde Trumpizmden kopuş için şartların oluşmadığı görüldü. “Yaparsa, Erdoğan yapar” anlayışının da tam olarak doğru olmadığı da görüldü.

    Ez cümle…

    Marie Antoinette, insanları anlayamayan, gözünü lüks, zenginlik, şatafatın kör ettiği, halk ile bağı kopmuş bir iktidarın 18. Yüzyılda vücut bulmuş halidir. Bu hâl, günümüz dünyası için de geçerli, iktidarların kapıldığı ve günden güne kendini eritmesine sebep olan bir davranıştır. Demokrasilerde bu hastalığa kapılmak çok arızalıdır. Koptuğun halktan oy isterken, onların sorunlarını bilmen gerekir. Ekmek isteyince onlara pasta verirsen iktidarda duramazsın ama ekmek isteyince onlara; din, milliyetçilik, bekâ, yüksek ses ve düşmana karşı mücadele verirsen gözleri bir süre boyayıp iktidarda kalabilirsin. İşte burada karşımıza Trumpizm çıkıyor. Trumpizmin ömrü her toplumda farklılık gösterse de çok uzun olmadığı kesindir. ABD, pandemi ile beraber Trumpizm sendromundan çabuk uyandı ve rasyonalizme tekrar dönüş yaptı. Çünkü orada henüz tam anlamıyla tahrip edilmemiş kurallar ve kurumlar var. Sistem hâlâ rasyonel dönemden kalma ve hafıza çok taze.

    Türkiye’de ise; Trumpizm etkisini kaybetmeye yüz tutsa da iktidarın kapıldığı bu sendrom; kuralların şahsi ve keyfi hâle gelmesine, kurumların sistem eliyle “tek bir adama” bağlanmasına sebep olmuş, iktidarın ve ortağının tahrip olan kural ve kurumlar yerine getirdiği yeni yapılar ise; bizzat iktidarın “değişim, reform” hevesine bir tehdit haline gelmiştir.

    Marie Antoinette hiçbir zaman unutulmayacak bir figürdür ve Trump da unutulmayanların arasında yerini alıyor. Türkiye’nin de unutmayacağımız figürleri var ve sanırım yenileri de ekleniyor…

    Fotoğraf: Jude Infantini

    Siyaset
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleBurada Ne Oluyor? | Konuk: Levent Ünsaldı | Keyfî Gündem #27
    Next Article Yabancılara Yapılan Satışlar Milli Güvenliği Nasıl Etkiler?

    Diğer İçerikler

    PROJECT SYNDICATE

    İngiltere’nin Yeni Başbakanı Andy Burnham’ın Yerelden Yönetim Planı

    29 Temmuz 2026By Daktilo1984
    Videolar

    Yeni Parti Ne Yapacak? | Çavuşesku’nun Termometresi #317

    26 Temmuz 2026By Ekin Keleş, İlkan Dalkuç ve Burak Bilgehan Özpek
    Videolar

    Yeni Parti, İmkan ve İhtimaller | Edgar Şar | 2’li Görüş #98

    26 Temmuz 2026By Edgar Şar ve İlkan Dalkuç

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}