Deva Partisi 9 Mart 2020’de siyasete kendisini merkezde konumlandırarak başladı[1]. Bu bağlamda geçmişte farklı akımlarda siyaset yapmış ve siyasete yeni girmiş kişileri bünyesinde bir araya getirdi. Çok sesliliği parti içinde sağlayarak ideolojiler üstü siyaset yapmak günümüz Türkiye’sinde hem birçok fırsatı hem de riski barındırıyor. Oy potansiyeli bakımından AKP’nin sağdan aşırı sağa kaydığı bir dönemde merkez siyaseti geniş bir seçmen kitlesine hitap edebilir ve bir müzakere alanı oluşturabilir.  Bununla birlikte merkezde konumlanan bir parti farklı siyasi partilerle iletişim kurabilir ve ittifak siyasetinde kilit bir rol edinebilir.

Çok sesliliğin başlıca potansiyel handikapları arasındaysa partinin geç politika üretip gündemi yakalayamaması ya da gündeme dair uyumlu bir çözüm önerisi sunamaması sayılabilir. Partinin bileşenlerini birbirine bağlayan ideoloji ve dağıtım mekanizmaları zayıfsa ve başarılı olma ihtimali çok da yüksek görünmüyorsa çok seslilik bir noktada dezavantaja da dönüşebilir ve parti dağılma eğilimleri gösterebilir. DEVA Partisi kurulduğundaki ilk hedefi merkezden kendisine yönelik toplumsal destekle yeni bir çekim gücü oluşturmaktı. Bu şekilde DEVA Partisi bir “anahtar” parti konumuna bürünebilecek ve yeni siyasette oyun kurucu olabilecekti. Hatta bu bağlamda partinin kurucu iradesi %50+1 hedefi koyuyordu[2].

Kuruluşundan geçen bir sene boyunca partinin beklenen teveccühü görememesi en önemli dezavantajı oldu. Nitekim bir iki istisna hariç anketler kararsızlar dağıtıldığında DEVA Partisinin oy oranını %1 ve %3 bandında gösteriyor. Karşılaştırma açısından, kuruluşundan altı ay sonra İyi Parti %10 oy oranına ulaşmış, AKP ise 15 ay sonra tek başına iktidar olmuştu. Beklenen ilgi elde edilemeyince DEVA Partisi’nin merkezden siyaseti şekillendirme iddiasının da ciddi şekilde zayıfladığı düşünülebilir.  Peki DEVA Partisi umduğu ilgiyi neden göremedi?

Zor Zamanlarda Siyaset

Kutuplaşmış bir Türkiye’de merkezde bir çekim gücü oluşturmanın belirli zorlukları olduğu bir gerçek. “Ana akım” medyada bir türlü yer bulamaması, maddi kaynaklarının sınırları ve pandemi koşullarının partinin görünürlüğünü olumsuz etkilediği de kuşkusuz önemli etkenler. Ancak, Deva Partisi’nin beklenen ilgiyi görememesinde parti kaynaklı sebepler de var. Öyle ki parti kurulma iddiaları konuşulmaya başladıktan itibaren (2019’un başları) sanki potansiyel desteğini eritmek için elinden geleni yaptı. Kuruluş süreci birçok kez muğlak ve toplumla özenle açıklanmamış sebeplerle ertelendi[3]. Parti kurulduktan sonraysa uzun süren sessizliklere gömüldü. Bu da seçmenle direk temas kurmak açısından partinin isteksiz ve çözüm üretme konusunda gönülsüz olduğu izlenimini uyandırdı. Seçmenle girilen bazı diyaloglar ise partide hala iktidar partisinin üstten bakıcı kültürünün baskın olabileceği izlenimini uyandırdı[4]. Netice itibarıyla da parti seçmende heyecan yaratmada ve teşkilatlanma düzeyinde kitleleri mobilize ve motive etmede zorlandı. Hatta toplumsal destek arayan bir siyasi partiden ziyade bir düşünce kuruluşu ve hatta bir kulüp izlenimi verdi. 

Örneğin bulunduğum Bursa ilinde hala en büyük üç ilçenin başkanları atanamadı. DEVA gönüllüsü olmak için başvuru yapanların birçok kısmının bugün genel merkezin yerini bile bilmiyor olması şaşırtıcı olmaz. Daha da ilginciyse bir ilk olarak il başkanlığının Bursa’nın idari ve siyasi kalbi olan Osmangazi’den en gelişmiş ilçesi olan Nilüfer’e taşınmasıydı. Oysa ki hayat pahalılığından, göçlerden ve işsizlikten en derin etkilenmiş, nüfus olarak en yoğun ve Deva Partisinin “merkez” siyasetine yakın bir konumda durabilecek seçmen grupları Osmangazi ve Yıldırım ilçelerinde ikamet etmekte. Taşınmanın bu seçmen gruplarıyla etkileşimde çıkarabileceği psikolojik ve fiziksel etkenler acaba değerlendirildi mi?

Kuşkusuz İyi Parti’nin gittikçe merkeze kayması ve AKP’deki beklenen kadrosal kopmaların gerçekleşmemesi de DEVA Partisi’nin büyüme hedefini zora soktu. Artık muhalefetin yerelde başta Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş olmak üzere seçmenle yönetişim ve dağıtım vesilesiyle direkt temas kurup tanınırlıklarını arttırabilen ve bağlarını kuvvetlendirebilen aktörleri mevcut. Yani DEVA Partisi kendisiyle benzer seçmen kitlelerine hitap eden ancak gerek teşkilatlanma gerekse kaynak konusunda ondan daha donanımlı olan birçok siyasi rakiple yarışmakta.

DEVA Partisi’nin diğer bir dezavantajıysa başta Babacan olmak üzere yönetici kademesinin AKP’den kopuşunun çok geç bir tarihte gerçekleşmiş olması. Başkanlık sistemiyle alakalı 2017 Anayasa Değişikliği olmak üzere bugünkü sorunların temellerinin atıldığı birçok kararda parti yöneticilerinin önemli bir kısmının imzası ve desteği bulunuyor. Partinin başkanlık sistemini sorunların temeline koyan politika üretme stratejisinin[5] inandırıcılığına bu durum ciddi bir engel teşkil edebilir.

2021 Türkiyesi İçin Ekonomi

Ali Babacan’ın halkta belirli bir teveccüh görmesinin birinci sebebi olarak 2002-2011 arasında yakalanmış yüksek büyüme ve düşük enflasyon gösterilebilir[6]. Özellikle geçim darlılığının seçmenin başlıca sorunlarından birisini oluşturduğu pandemi döneminde bu marka değerini kullanarak DEVA Partisi alternatif bir söylem ve politika geliştirebilirdi. Ancak bu noktada da partinin zayıf kaldığı düşünülebilir.

Seçmeni ikna etmesi konusunda hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğü ve Merkez Bankasına müdahale edilmemesi gibi konular muhalefetin çeşitli bileşenleri tarafından on yıldan fazladır dile getiriliyor. Bu bağlamda günümüz siyasetinde fark yaratabilmek için yeni bir ekonomik söylem geliştirebilmek çok önemli. Bu söylem eşitsizlik ve başta israf olmak üzere vergilerin verimsiz kollarda harcanması üzerine oluşturulabilir. Ancak, bu konularda şekillendirilmiş bir politikanın da sorunların temellerine vurgu yapması beklenecektir.

Örneğin bugün vergi mükelleflerine hem büyük bir yük hem de risk oluşturan iktidara yakın şirketlerin kaynaklarını büyüttükçe büyüttüğü özelleştirilme[7] ve ihale[8]  süreçleri ne kadar şeffaf ve toplum çıkarına dönük yürütüldü? İşçilerine düşük maaşlarla astronomik çalışma koşulları dayatan[9] ve artık fiyat belirleme gücüne sahip olan tedarik zincirleri nasıl çok hızlı büyüyebildi? Babacan bu gibi konularda ne gibi mücadeleler verdi ve (verdiyse) neden başarısız oldu? Günümüz Türkiye’sinin sorunlarının kamusal sebepleri olduğu gibi özel sektör bazlı sebepleri de var. Bu sebepler derinlemesine irdelenmedikçe DEVA Partisi’nin eşitsizlik konusundaki söylemleri bir bakış açısı sunmakta yetersiz kalacaktır.

Özetle, benim görüşüm ilk yılında DEVA Partisi merkezde beklenilen ilgiyi sağlayamadığı yönündedir. Bu ilgiyi sağlayamamasının hem yapısal hem de partiden kaynaklanan sebepleri mevcuttur. Yakın dönemde partinin çok sesli bileşenleri arasında bir nebze ayrışma ve dağılmayı gözlemlemek şaşırtıcı olmaz. Ancak, DEVA Partisi toplumda karşılığı olan bir söylem geliştirirse ve birey temelli siyaseti öncelerse belirli sosyo-ekonomik gruplarda bir karşılık yaratabilir. Bunun içinse siyasetin yalnızca partililerin iştirak ettiği toplantıların dışına taşması, partinin katılımcı demokrasi mekanizmalarını işletmesi ve geçmişi iyi analiz ederek hedef kitlelerin sorunlarına çözüm önerileri getirmesi gerekir.  

Fotoğraf: Gülsen Solaker / Deutsche Welle


[1] https://www.dw.com/tr/babacan%C4%B1n-yeni-partisinde-hedef-t%C3%BCrkiye-partisi-olmak/a-52691720

[2] https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-49955809

[3] https://www.milligazete.com.tr/haber/3617996/ali-babacanin-partisi-yine-ertelendi

[4] https://twitter.com/myeneroglu/status/1254733230789611521

[5] https://devapartisi.org/parti/e-arsiv/ali-babacan-kotu-yonetim-hepimizi-fakirlestirdi-sorunlar-cozmek-icin-iktidara-talibiz

[6] http://www.metropoll.com.tr/upload/content/files/1890-monthin5numbers-feb21.pdf

[7] http://www.limak.com.tr/basin/basinda-limak/2010/uludag-elektrik-limak-holdinge-gitti

[8] https://tele1.com.tr/iste-akpnin-dortlu-muteahhit-grubu-ve-aldiklari-ihaleler-191252/

[9] https://www.cumhuriyet.com.tr/video/a101-iscilerinden-fazla-calismaya-isyan-1818446