Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Boğaziçi’ne Rektör Atanmış
    Forum

    Boğaziçi’ne Rektör Atanmış

    By Bilgehan Uçak8 Ocak 20213 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    [voiserPlayer]

    Akşam yemeğini Haliç Üniversitesinin rektörü olarak yiyen Melih Bulu’nun gece yatmadan önce Boğaziçi’ne rektör atandığı anlaşılınca kıyamet koptu.

    Böylece, Melih Bulu aynı gün içinde iki üniversitede rektörlük yapan belki de ilk akademisyen oldu.

    Boğaziçi Üniversitesinden bir grup öğrenci bu atamayı “kayyım” diye nitelendirdi ve kurum haricinden birinin seçimle değil atamayla başa geçirilmesine isyan etti.

    Buraya kadarki kısmı yeterince absürt ama bizim memlekete absürditenin bu kadarı pek tabii ki yetmez.

    İlle daha absürt olacak.

    Üniversite içinden birini seçmek yerine dışardan birinin atanmasına öğrenciler avaz avaz ses çıkarırken akademisyenler “imzasız” bir metin yayınladılar.

    “Kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz!” diye başlayan metin seçimlere dair üç temel ilkeyi sıralıyor.

    Üniversitelerin herhangi bir kişi ya da kuruluşun etki veya baskısına maruz kalmaması ve siyaset aracı olarak kullanılmaması, bilimsel ve toplumsal gelişim açısından vazgeçilmezdir.

    Üniversitelerde karar alma yetkisinin demokratik yöntemlerle seçilmiş kurullarda ve akademik yöneticilerde olması özerklik için şarttır. Rektör, dekan, enstitü müdürü, yüksekokul müdürü, bölüm başkanı gibi akademik yöneticiler atamayla değil seçimle belirlenmelidir.

    Üniversitelerin, özerk anayasal kurumlar olarak, akademik programlarını ve araştırma politikalarını öğretim elemanlarınca ve/veya üniversite kurullarınca kararlaştırılarak belirlemesi, bilimsel özgürlüğün ve yaratıcılığın şartlarındandır.

    Bildirinin altına “Boğaziçi Üniversite Öğretim Üyeleri” diye muğlak bir imza atılmış.

    Timur’un fili hikâyesinde olduğu gibi bir anda bu bildiriye imza atmış öğretim üyesi bulunamayabilir.

    Öte yandan, Melih Bulu’nun atanmasına herhalde öğretim üyelerinin istisnasız hepsi karşı değildir.

    Ama bildirinin altında bir tek imza olmadığı için öğrencilerin sesi hocalarına göre çok daha güçlü çıkıyor.

    Atanma kadar atanan kişi de hayli tartışıldı.

    Ben Melih Bulu’nun adını ilk kez bu olay sonrasında duydum.

    Sabah ayrı akşam ayrı üniversitede rektörlüğüne ihtiyaç duyulan koskoca profesörün daha önce hiçbir kitabını okumamıştım.

    Neyse, sonradan anladım ki, yayınevleri, muhterem hocamızın kıymet fikirlerine burun kıvırdıkları için hocamız kitap çıkaracak imkâna kavuşamamış.

    Ayrıca her akademisyen, her profesör kitap yazacak diye bir kanun da yok.

    İşlerden vakit bulununca elbette yazılır.

    Melih Bulu’nun hepsi hüsranla neticelenmiş siyasi girişimlerine dair de epey bir bilgi edindik.

    Doğrusu ya, bu hengame sonucunda Melih Bulu’nun da mağdurlar kervanında yer aldığını söylemem gerekiyor.

    Nasıl almasın, işler önce muhterem hocamızın kıymetli fikirlerini serdettiği twitter hesabındaki Türkçe imla hatalarını geldi.

    Sen dediğini anlıyor musun ona bak, birkaç eki ayırmamış da, yanlış ayırmış da…

    Eklere soran da yok, ayrılmak istiyor mu istemiyor mu?

    Besbelli ki ekler ayrılmak istememiş, engingönüllü hocamız da onları birarada tutmuş.

    Ne var bunda?

    İnsanları, hayvanları ayırmayınca ne güzel, ekleri ayırmayınca ne kötü.

    Ayrılmak istemediği halde ekleri zorla ayırmak bal gibi operasyon çekmektir, ısrarla ayıran da darbecidir.

    Anlaşılan, bu Boğaziçililer kendi alanlarında çalışmak yerine dedektiflik eğitimi almışlar.

    Sabah ezanına kalmadan muhterem hocamızın kıymetli tezine dair bazı yakıştırmalarda bulundular.

    Neymiş, yok efendim başka birinden “motamot” alınmışmış, noktalama işaretleri bile aynıymış…

    Muhterem hocamızın 2011’de yayınlanan makalesinin bir bölümü 2004 tarihli bir başka makalede bulunuyormuş.

    Oysa şunu düşünmüyorlar, muhterem hocamız kıymeti fikirlerini bir günde yazmadı herhalde.

    Daha önce üstüne çalıştığı konulardı, birilerine anlattı, o kötü kalpli intihalciler de bu kıymetli fikir ve analizlerin üstüne üşüştü.

    Yani, suçlu olan onlar.

    Muhterem hocamız Melih Bulu’yu mağduru olduğu bir eylemle suçlamak Boğaziçililere hiç yakışmıyor.

    Siyasete girmiş, aday adayı olmuş ama bırak kazanmayı, aday dahi göstermemişler.

    E şimdi Melih Bulu hocamız gene mağdur, üstelik bu sefer çifte mağdur.

    Hem aday göstermemişler hem akademik çalışmalarından önce gözümüze bu “aday adayı” afişlerini sokuyorlar.

    Aslında hepimiz şu anda aday adayı adayıyız, muhterem hocamız bir adım atmış sadece.

    Şu birkaç günde büyük mağduriyetlere uğratılan muhterem hocamıza yeni görevinde başarılar diliyorum.

    Bitirmeden, Melih Bulu’nun ne kadar önemli bir akademisyen olduğunu gösteren bir öğüdünü hatırlatmak isterim.

    “Eğer iş fikrinizi annenize anlattığınızda anlıyorsa o işi yapmayın.”

    Bu vesileyle, muhterem hocamız gibi ben de Ayşe Buğra’ya hassaten selamlarımı iletiyorum.

    Siyaset
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleTeknoloji Çağında Yönet(e)meme Sorunu: Çevrimiçi Sansür
    Next Article Fotoğrafa Dair 10 Okuma

    Diğer İçerikler

    Videolar

    Hürmüz’de Kıvılcım, Yeni Parti, Her Gün Yargı | Aydın Selcen | 2’li Görüş #97

    17 Temmuz 2026By İlkan Dalkuç
    D84 INTELLIGENCE

    Dijital Alanda İfade Özgürlüğü: Bir Politika Önerisi

    16 Temmuz 2026By Tarık Beyhan ve Volkan Aslan
    Yazılar

    NATO 3.0 ile Rusya Arasında: Türkiye için Çift Taraflı Kuşatma

    12 Temmuz 2026By Pınar Demircan

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}