Asya’daki ilişkilerini çeşitlendirmesi, Türkiye’nin bu önemli coğrafyada sahip olduğu stratejik seçenekleri artırması açısından önem arz ediyor. Türkiye’nin dış politikasında bir Asya derinliği tesis edebilmesinin şartlarından birisi, Asya jeopolitiğinde giderek önem kazanan orta güçler ile ilişkilerini geliştirmek. Son dönemde, iç ve dış politikasında yaptığı açılımlar ve elde ettiği kazanımlar ile dikkatleri üzerine çeken Asya’daki orta güçlerden birisi ise Endonezya.

Endonezya’nın Asya jeopolitiğinde artan gücünü çok sayıda gelişmede görebiliyoruz. Örneğin, Avustralya merkezli önemli bir araştırma kuruluşu olan Lowy Institute tarafından 2018 yılından bu yana yayımlanan Asya Güç İndeksi’nin 2021 yılı verilerine göre, Endonezya bir önceki yıla göre sıralamada iki basamak yükselmiş bulunuyor. İndeks’in Asya’daki orta güçler olarak nitelediği 15 ülke arasında, sıralamada ilerleyen tek ülke Endonezya. Bu durum, Endonezya’nın yükselen bir orta güç olduğunu gösteriyor. Endonezya, ilk defa Asya’daki en güçlü 10 ülke arasında yer alıyor.

Endonezya’nın bölgedeki artan jeopolitk ağırlığı, bölgesel ve küresel çok sayıda devletin de bu ülke ile ilişkilerini geliştirmeye yönelik adımlar atmasını beraberinde getiriyor. 23-24 Kasım tarihlerinde Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın ve 14 Aralık’ta ABD Dışişleri Bakanı Antony J. Blinken’in Jakarta ziyaretleri, bu eğilimin yakın zamandaki iki dikkat çekici örneği. ABD, Endonezya’yı bir stratejik ortak olarak tanımlıyor.

Dünya siyasetinde Endonezya’nın etkinliğini artıracak bir gelişme de 2021 yılında G20’nin başkanlığını Endonezya’nın yapacak olması. Devam eden küresel salgının olumsuz etkileri ile mücadelede önemli bir platform olacak G20’nin başkanlığı, ülkeye artan bölgesel itibarını küresel bir kapsama genişletme imkanı sağlayacak. Öte yandan, çok sayıda çalışma, Endonezya’nın küresel ekonomideki payının giderek artacağını öngörüyor. Örneğin, Londra merkezli PwC şirketi tarafından geçen yıl hazırlanan bir rapora göre, 2050 yılında Endonezya’nın dünyanın dördüncü büyük ekonomisi olması bekleniyor.  

Türkiye’nin Endonezya ile ilişkilerine hakim olan durgunluk, son dönemde yerini kısmi bir hareketlenmeye bırakmış görünüyor. Bu durumun başlıca nedeni, hem Türkiye’nin hem de Endonezya’nın Asya’daki münasebetlerini geliştirmeye yönelik dış politikalarında ortaya koydukları açılım. Politik ilişkilerde, bu açılımın somut örneklerini görmek mümkün. 2010 yılında Endonezya Cumhurbaşkanı Susilo B. Yudhoyono’nun Ankara ziyareti, bu ülkeden Türkiye’ye devlet başkanı düzeyinde 25 yıl aradan sonra gerçekleşen ilk ziyaret olmuştu. Benzer şekilde, Endonezya Dışişleri Bakanı Retno L. P. Marsudi’nin 12-13 Ekim’de Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyaret de, iki ülke ilişkileri tarihinde, bu ülkeden Türkiye’ye yapılan dışişleri bakanı düzeyindeki ilk ziyaret olarak kayıtlara geçti. Türkiye, Güney Doğu Asya’da, Malezya ve Singapur ile birlikte Endonezya’yı stratejik ortak olarak tanımlıyor.

Bununla beraber, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde, istikrarlı bir gelişim gözlenemiyor. İkili ticari ilişkilerde, 2000’li yıllarda bir ivme yakalanmıştı. Örneğin, 2001 yılında 32 milyon $ olan Türkiye’nin Endonezya’ya ihracatı, 2011 yılında 307 milyon $’a çıkmıştı. Ancak sonraki süreçte, Türkiye’nin ihracatı bu rakamı geçemedi. Son on yılda Türkiye’nin bu ülkeye ihracatı yıllık ortalama 250 milyon $ civarında gerçekleşti. Endonezya’nın Türkiye’ye ihracatı da benzer bir seyir izlemiş durumda. Bu ülkenin Türkiye’ye ihracatı 2013 yılında 1.5 milyar $ ile zirve yapmıştı. Sonraki dönemde ise, aynı başarıyı yakalaması mümkün olmadı. Son on yılda Endonezya’nın Türkiye’ye ihracatı yıllık ortalama 1.2 milyar $ civarında gerçekleşti. Bu rakamlardan da anlaşılabileceği üzere Türkiye, Endonezya ile ticaretinde kayda değer bir açık veriyor. Türkiye’nin Asya ülkelerinden Malezya, Singapur ve Güney Kore ile serbest ticaret anlaşmaları bulunurken, Endonezya ile halihazırda bir serbest ticaret anlaşması bulunmuyor.

Her iki ülke için de, karşılıklı yatırımların artırılması ekonomik kalkınmaları açısından üzerinde önemle durulan bir konu. Örneğin, Kasım ayı başında Türkiye’ye üç günlük bir ziyaret gerçekleştiren Endonezya Bayındırlık ve İskan Bakanı Basuki Hadimuldjono, ısrarla Türkiyeli yatırımcıları ülkesinin altyapı sektörüne yatırım yapmaya davet etti. Ancak, bu alanda da arzu edilen gelişme henüz gerçekleşmiş değil. 2020 yılı itibarıyla, Türkiye’den Endonezya’ya yönelik doğrudan dış yatırım miktarı 119 milyon $ olurken, bu ülkeden Türkiye’ye yönelik doğrudan dış yatırım bir milyon $’ı bulmuyor. Endonezya sermayesinin Türkiye pazarına ilgisizliğini başka göstergeler ile de ortaya koymak mümkün. 2013 yılından bugüne, Türkiye’de kurulan Endonezya sermayeli şirket sayısı, sadece ve sadece 35 olarak gerçekleşti. Asya’dan başka bir örnek ile karşılaştıracak olursak, sadece 2021 yılında kurulan Pakistan sermayeli şirket sayısı ise 238.

Askeri ilişkilerdeki ilerleme de, iki ülkenin potansiyellerini yansıtacak seviyeden uzakta olmasına karşın, bir canlanmaya işaret ediyor. 2010 yılında iki ülke arasında, savunma sanayi işbirliği anlaşması imzalandı. Ne var ki, bu anlaşma ancak 2017 yılında Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girebildi. Halihazırda, Endonezya-İspanya ortak üretimi olan CN 235 tipi hafif nakliye uçakları, Türk silahlı kuvvetleri tarafından aktif olarak kullanılıyor. Dünyada, bu uçakları envanterinde en fazla sayıda bulunduran ülke Türkiye. İki ülke arasında savunma sanayi alanında son dönemdeki önemli işbirliklerinden birisi ise Türk ve Endonezyalı iki şirket tarafından yürütülen Kaplan MT projesi. Bir orta ağırlık sınıfı tank projesi olan Kaplan MT, 2017 yılında yürürlüğe giren savunma sanayi anlaşması çerçevesinde iki ülke arasında nihayete erdirilen ilk ortak proje oldu.

Son olarak, sosyal ilişkilerde de kısmi bir hareketlenme dikkati çekiyor. Bir örnek olarak, 2010 yılında 23.000 Endonezyalı turist Türkiye’yi ziyaret etmişken, 2019 yılında 124.000 Endonezyalı turist Türkiye’yi ziyaret etti. Bununla beraber, Türkiye’nin kurumsal yumuşak güç araçlarının Endonezya’da faaliyete henüz geçmediği göze çarpıyor. Örneğin, Türkiye İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı’nın (TİKA) Güney Doğu Asya’da Filipinler ve Myanmar’da koordinatörlükleri mevcutken, Yunus Emre Enstitüsü bölgede yalnızca Malezya’da faaliyette bulunuyor. Yaklaşık 280 milyonluk bir nüfusa sahip Güney Doğu Asya’nın bu önemli ülkesi ile kurumsal sosyal ilişkilerin de hızlı bir şekilde geliştirilmesi gerekiyor. 

İkili ilişkilerin yanında, Türkiye ve Endonezya, çok taraflı bir çok uluslararası örgüt ve girişime de üye. D-8, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslararası örgütlere ortak üyelik, iki ülke arasındaki üst düzey diplomatik iletişim açısından önemli bir işlev görüyor. Son dönemde, iki ülkenin de taraf olduğu çok taraflı uluslararası girişimlerden birisi de MIKTA. Türkiye ve Endonezya’ya ek olarak, Meksika, Güney Kore ve Avustralya’nın taraf olduğu ve kendisini bir ‘istişari grup’ olarak tanımlayan MIKTA, orta güç olarak iki ülkenin de özel önem atfettiği bir diplomatik forum. MIKTA, 19. Dışişleri Bakanları toplantısını 22 Eylül tarihinde gerçekleştirdi.  

Türkiye açısından, Endonezya’nın Güney Doğu Asya Ülkeleri Birliği’ndeki (ASEAN) merkezi konumu, bü ülke ile ilişkilerine ilave önem kazandıran bir etken. Üye ülkeler arasında en büyük ekonomiye sahip ülke olan Endonezya’nın diplomatik tavrı, ASEAN’ın genel politikaları üzerinde yönlendirici bir etkiye sahip. Türkiye, 2017 yılında, Asya’daki bu önemli örgütün sektörel diyalog ortağı oldu. Türkiye’nin Endonezya ile geliştireceği yakın ilişkilerin, ASEAN ile ilişkilerine de olumlu yansımaları olması beklenebilir.

Türkiye, dış politikasında bir Asya derinliği teşkil etme hedefine matuf olarak, 2019 yılında Yeniden Asya adını verdiği bir girişim başlattı. Bu girişimin uzun vadede istenilen neticeleri verebilmesi bir kısım şartlara bağlı. Bu şartlardan birisi, Asya jeopolitiğinde giderek önem kazanan orta güçler ile ilişkilerini geliştirmesi, güçlendirmesi ve çeşitlendirmesi. Endonezya, bu orta güçler arasında, son dönemde etkisini ve etkinliğini artıran önemli bir ülke. Türkiye’nin Endonezya ile arasındaki münasebetlerde, kısmi de olsa bir hareketlenme dikkati çekiyor. Ancak, Türkiye, sürdürülebilir bir Asya derinliği yaratmak istiyorsa, Endonezya ile ilişkilerini daha ileriye taşıyacak çok boyutlu girişimleri hayata geçirmekte geç kalmamalı.

Fotoğraf: Visual Karsa