Omicron Varyantı Avrupa’da İnanılmaz Bir Hızla Yayılıyor

Omicron’un yayılma hızının düşünüldüğünden çok daha yüksek olduğu, son dönemde özellikle Avrupa’da patlayan vaka sayıları ile birlikte anlaşılmış oldu. Şu anki yayılma hızı ile Omicron varyantının birçok ülkede diğer varyantların önüne geçerek baskın varyant haline dönüşmesi bir iki ay içinde mümkün gözüküyor. Son bir haftada Avrupa ülkeleri yeni önlemleri tartışırken piyasalar da bu durumu nasıl fiyatlayacaklarının kargaşası içinde.

Omicron’un endişe verici yayılma hızı ve artan vaka sayılarına rağmen hastaneye yatış ve ölüm rakamlarında ciddi bir artış yaşanmaması ise bir şans olarak görülüyor. Noel sezonuna girilirken birçok sektörü olumsuz etkileyecek yeni önlemlerin, son dönemde büyümeye ve pandemi öncesi düzenine dönmeye çalışan hizmet sektörlerine beklenmedik bir darbe vurması bekleniyor. Hollanda hükümeti tüm bu tartışmalar arasında 14 Ocak tarihine kadar tam kapanma ilan ederek hızlı ve radikal bir karar aldı. Hollanda’da temel ihtiyaçlara yönelik sektörler dışında tüm sektörler tam kapanmaya geçecek ve kazanılan zaman içerisinde Omicron’a karşı neler yapılabileceğine bakılacak.

Omicron’un en hızlı yayıldığı ülkelerden biri olan İngiltere’de ise toplam vaka sayıları endişe verici boyutlara ulaşmış durumda. Hastanelerin kapasitelerinin dolmaya başladığı ülkede İngiltere Premier Lig başta olmak üzere birçok organizasyonun spor müsabakaları iptal edildi. Artışın bu hızla gitmesi durumunda hastanelerin sıkıntı yaşayabileceği tahmin ediliyor. Noel’e hazırlanan eğlence sektörü ise hükümetten, alınacak önlemlerin önceden kendilerine haber verilmesini talep etti. Dünya Sağlık Örgütü Omicron’un yayılma hızından dolayı insanlara Noel tatillerini ve eğlencelerini iptal etmeleri tavsiyesinde bulundu.[1] Bu çağrı elbette, yüksek ciro beklentileriyle Noel’i bekleyen birçok işletmenin keyfini kaçırmıştır.

Diğer Avrupa ülkeleri de önlemler alıyor ve yeni önlemleri değerlendiriyor. Fransa, İngiltere’den gelen ziyaretçileri sınırladı. Omicron’un ilk görüldüğü ülke olan Belçika’da vaka sayılarının çok ciddi seviyelere ulaşması üzerine hükümet 22 Aralık’ta yeni önlemleri değerlendireceğini açıkladı. Almanya ve İrlanda hükümetleri de gelecek günlerde daha önce görülmemiş miktarda vaka sayıları beklediklerini açıkladılar. Avrupa Birliği ise 180 milyon adet Pfizer/Biontech aşısı siparişi verdiğini duyurdu.

Delta varyantının en çok yayıldığı ülkelerden biri olan Amerika’da da durum farklı değil. Uzmanlar ülkede Omicron varyantının yayılma hızının gelecekte daha zor günlerin habercisi olduğunu belirtiyor. ABD ekonomisinin son dönemde ısınması ve enflasyon rakamlarının son 30 yılın en yüksek seviyesine gelmesi ile FED’in 2022 içinde 3 faiz artırımı yapması fiyatlanmaya başlanmıştı. Ancak Omicron’un bu hızla yayılmasının özellikle de turizm ve eğlence sektörüne nasıl bir etki yapacağı ve piyasaları nasıl etkileyeceği önemli bir gündem olarak ortaya çıkmış durumda. Omicron varyantı büyük merkez bankalarının parasal genişlemeyi azaltarak faiz artırımına gitme planlarını baltalayabilir.

Ukrayna Krizinde Rusya’dan Yeni Talepler

Rusya’nın Ukrayna sınırına 100 binden fazla asker yığması iddialarının Batı medyasında yer almasıyla son birkaç haftadır şiddetlenen Rusya, Ukrayna ve NATO arasındaki kriz, her yönüyle tam bir güvenlik ikilemi durumuna dönüşmüş durumda. Taraflardan yapılan açıklamaların birbirlerini tatmin etmemesi ve karşılıklı güvenin tesis edilememesi krizin boyutlarını her geçen gün artırıyor. Bu hafta Rusya’nın NATO askeri ittifakından daha somut ve radikal taleplerde bulunmasıyla Ukrayna krizinde sert rüzgarların estiği bir döneme girildi.

Rusya ısrarla NATO’nun kendisini kuşattığını, Karadeniz’de gücünü artırdığını ve Ukrayna’ya silah desteğinde bulunarak Rusya’yı tehdit ettiğini iddia ediyor. Buna karşın NATO ve Batılı ülkeler ise Rusya’nın Ukrayna’yı işgal planları bulunduğundan neredeyse emin gözüküyor. Hatta Ukrayna Savunma Bakanı Oleksiy Reznikov’a göre Ocak sonunda, Rusya Ukrayna’yı işgal etmeye başlayabilir. NATO’nun halihazırda Baltık ülkeleri ve Polonya’da güçlerinin bulunması Rusya’yı fazlasıyla endişelendirirken, Rusya’nın Gürcistan’dan sonra demokrasi talebinde bulunan bir başka eski Sovyet ülkesini daha yutması ise Avrupa ve ABD’yi derinden korkutuyor. 

Bu güvenlik ikilemi ortamında Rusya, ABD liderliğindeki NATO’nun Doğu Avrupa ülkelerindeki faaliyetlerine katı sınırlamalar getirilmesini talep etti. Ancak uzmanlar bu talebin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını belirtiyorlar. Bu durumda, Rusya’nın imkansızı isteyerek, taleplerinin yerine getirilmediği gerekçesiyle Ukrayna’yı işgal edebileceği düşüncesi akla geliyor. Geçtiğimiz haftalarda Ukrayna’nın NATO’ya katılmayacağına dair güvence isteyen Rusya, bu hafta çıtayı biraz daha yükseltmişe benziyor.

Rusya NATO’nun Doğu Avrupa misyonunu baltalayacak bu yeni taleplerinin ardından ABD’den acil görüşme talebinde bulunarak diplomatik yolları da zorlama niyetini ortaya koydu. ABD’li yetkililer ise diyaloğa açık olduklarını ancak kendi endişelerini de müzakere masasına getireceklerini belirtiyorlar. Cuma günü Beyaz Saray sözcüsü Jen Psaki gazetecilere ABD’nin müzakerelere tek başına katılmayacağını söyleyerek: ‘Avrupalı ​​müttefiklerimiz ve ortaklarımız olmadan Avrupa güvenliği konusunda hiçbir müzakere olmayacak’ şeklinde ABD’nin resmi görüşünü ifade etti.[2]

Rusya’nın taleplerinin detayları ABD ve NATO’ya sunduğu iki farklı anlaşma teklifinde yer alıyor. Bu anlaşma taslaklarına göre Rusya, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra NATO’ya katılan ülkelerin Rusya’ya tehdit olarak görülebilecek bölgelere asker veya silah yerleştirmemesi; ağır bombardıman uçaklarının ve savaş gemilerinin, kendi ulusal hava sahaları veya suları dışında bir saldırı başlatabilecekleri alanlarda bulunmaması ve ABD’nin eski Sovyet ülkelerinde üsler açmaması gibi NATO’nun Doğu Avrupa’daki güvenlik sistemini felç edecek taleplerde bulunuyor. Bu tekliflerin kabul edilmesi fiilen Letonya, Litvanya, Estonya ve Polonya’da NATO’nun hiçbir faaliyette bulunmaması anlamına geliyor.  

Putin önderliğinde agresif bir dış politika benimseyerek Sovyet Rusya’nın nüfuz alanlarında rakipsiz bir şekilde kendini kabul ettirmek isteyen Rusya’nın, Ukrayna krizi ile birlikte Doğu Avrupa konusunda da inatçılığını sürdürmesi bekleniyor. Anlaşılan o ki Putin, 1997 yılında eski Sovyet ülkelerinin NATO’ya katılmasından önceki döneme dönmeyi hayal ediyor. Gelinen noktada ABD ve NATO’nun bunu kabul etmeyeceği de ortada. Diplomasinin bu konuda ne kadar işe yarayacağı ve tarafların ortak bir noktada buluşup buluşamayacağını gelecek dönemde göreceğiz. Ancak şurası kesin ki Rusya bu imkansız tekliflerde bulunarak ABD ve NATO ile yapacağı pazarlıklarda elini çok yüksekten açıyor. Bu tür bir dış politika hamlesinin Putin için iç siyasette de kullanılacak bir propaganda malzemesi olacağını tahmin etmek zor değil. Gelecek günler Soğuk Savaş sonrası dönemde NATO’nun yaşayacağı en büyük testlerden birine karşı nasıl bir politika geliştireceğini bizlere gösterecek.


[1] https://www.bbc.com/news/live/uk-59738511

[2] https://www.bbc.com/news/world-europe-59696450