Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Nasıl İmalat Sanayii Şüphecisi Oldum?
    daktilo2

    Nasıl İmalat Sanayii Şüphecisi Oldum?

    Daktilo198417 Mayıs 20265 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Yazar: Dani Rodrik
    Harvard Üniversitesinde Uluslararası Ekonomi Politik Profesörü, Uluslararası Ekonomi Birliği’nin (IEA) eski başkanı
    Çeviri: Mert Söyler

    Bu ay Harvard’da akademisyenlerin ve devlet yöneticilerinin bir araya geldiği bir toplantıda, katılımcılardan biri bana 15 yıl önce “İmalat Zorunluluğu” üzerine yazdığım bir makaleyi hatırlattı. Başlığından da anlaşılacağı gibi bu yazı; ekonomik büyümeyi tetiklemek, nitelikli istihdam yaratmak ve bir orta sınıf inşa etmek için sanayileşmenin ne kadar önemli olduğunu vurguluyordu. Afrikalı bir bürokrat dinleyicilere dönüp, “bu benim bugüne kadar en sevdiğim makalelerden biri” dedi.

    Bir akademisyen için fikirlerinin asıl hedef kitlesinde bu kadar güçlü bir yankı bulmasından daha büyük bir ödül olamaz. Fakat bu kez, övgünün yanında nazik bir sitem de vardı. O makalede ve geçmişte yazdığım diğer yazılarda savunduklarım, bu konferansta üretimin sınırları üzerine yaptığım konuşmayla açıkça çelişiyor gibi görünüyordu.

    Ortada gerçekten de bir çelişki vardı. Son yıllarda, geleneksel sanayileşmeye dayalı büyüme modelinin işleyip işlemeyeceği konusunda şüphelerim artmıştı. Bunun yerine, daha çok iç piyasaya yönelik ve emek yoğun hizmet sektörlerinde verimliliği artırmaya odaklanan farklı bir ekonomik büyüme modelini savunmaya başladım. Afrika ve diğer gelişmekte olan bölgelerdeki yöneticileri hep uyardım: Doğu Asya modelini kopyalamaya çalışmak, en iyi ihtimalle küresel değer zincirlerine entegre olmuş çok küçük ve üretken bir azınlık yaratırken, işgücünün büyük kısmını düşük verimli işlere mahkûm edecekti.

    Meksika bu durumun canlı bir kanıtı. Eski Meksika Maliye Bakan Yardımcısı Santiago Levy’nin de aynı konferansta belirttiği gibi, Meksika’nın 1994’te NAFTA’yı kurmak için ABD ve Kanada’ya katılmasından bu yana ülkenin sanayi ihracatı on kattan fazla arttı. Devasa bir pazarın yanı başında yer alan, dış ticareti ve yabancı yatırımı teşvik etmeye bu kadar kararlı bir yönetime sahip çok az ülke ihracata dayalı sanayileşme için böylesine elverişli koşullara sahipti. Buna rağmen, sürekli düşen verimlilik oranlarıyla Meksika’nın genel ekonomik performansı, Latin Amerika’nın o düşük standartlarına göre bile hayal kırıklığı yarattı.

    Eskiden sanayileşmeyi bu kadar güçlü bir ekonomik sıçrama tahtası yapan şey, düşük gelirli ülkelerin kısıtlı altyapısına veya yönetim kapasitesine fazla yüklenmeden çok sayıda vasıfsız işçiye istihdam sağlayabilmesiydi. Ama günümüzde üretim sektörü çok değişti. Dünya pazarlarında ve iç piyasada Çin ile rekabet edebilmek; yoksul ülkelerde tam da yoksul oldukları için bulunmayan beceriler, teknolojiler ve altyapılar gerektiriyor. Üretim artık bu temel engelleri aşmak için bir kestirme yol sunmuyor.

    Hal böyle olunca, ülkeler üretim sektörüne daha fazla işçi çekmeyi başarsalar bile bu ancak verimlilikten ödün vererek küçük ve genelde kayıt dışı işletmelerin büyümesiyle gerçekleşiyor. Bir zamanlar Doğu Asya modelinin Afrika’da da tutabileceğine dair umut veren Etiyopya’nın sanayileşme hikayesi tam da buna benziyor. Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi sanayileşmeye erken başlayan ülkelerde üretim sektöründeki istihdam ve verimlilik artışı hep birlikte ilerlerdi; bugün ise Etiyopya, Bangladeş, Hindistan ve hatta Vietnam’da bu iki faktör birbirine zıt yönlerde hareket ediyor.

    Sanayileşme konusunda şüpheci birine dönüşmem kolay olmadı. Ama üretim teknolojileri giderek karmaşıklaştıkça ve Doğu Asya dışındaki ülkelerin sanayileşme çabaları başarısızlıkla sonuçlandıkça, gerçeği görmezden gelmek imkansızlaştı. Alternatif büyüme stratejilerine yönelmemin sebebi, geniş çaplı sanayileşme fikrinden soğumam değil, bunun artık uygulanabilir bir yol olmadığına ikna olmamdı. Ünlü iktisatçı John Maynard Keynes’in dediği gibi: “Gerçekler değiştiğinde ben de fikrimi değiştiririm; peki ya siz ne yaparsınız?”

    İşte üzerinde düşünmeye değer bir hesap: Bugün gelişmekte olan ülkelerdeki iki milyar çalışanın yaklaşık dörtte üçünün (1,5 milyar insan), ne üniversite eğitimi gerektiren ne de dış ticaret veya üretim transferi yoluyla küresel ekonomiyle bağı olan işlerde çalıştığını tahmin ediyorum. Bu insanlar kendi yağında kavrulan çiftçiler, sokak satıcıları, mağaza ve restoran çalışanları veya gündelik işçilerden oluşuyor. Toplam istihdam içindeki yüzdeleri biraz azalsa bile, önümüzdeki yıllarda sayıları artmaya devam edecek.

    Yöneticilerin çözmesi gereken asıl mesele, bu insanların ekonomik fırsatlarını nasıl artıracakları. Rakamlar, her ne kadar istesek de sorunun çözümünün tek başına eğitim veya sanayileşme olmadığını acı bir şekilde yüzümüze vuruyor. Hizmet sektöründeki büyük kitlelerin verimliliğini artırmanın yollarını bulmak şart; aksi halde yaşam standartlarında elde edilen iyileşmeleri kalıcı kılmak imkânsız.

    Sadece iç piyasaya yönelik hizmetler, eskiden beri ekonomik büyümenin ayak bağı olarak görülür. Bu yüzden pek çok yönetici bu alanın potansiyeli konusunda karamsar. Fakat bu durum değişmek üzere olabilir. Organizasyonel yenilikler, dijital platformlar ve yeni teknolojiler sayesinde, özellikle gelişmiş ülkelerde hizmet sektörü verimliliğinde adeta bir devrim yaşanıyor. Gelişmekte olan ekonomiler için son otuz yıl, hızlı bir büyüme ve gelişmiş ülkelere yetişme dönemi oldu. İşin ilginç yanı, bu başarıyı üretime değil, hizmet sektörüne borçluyuz.

    Ekonomistler Tianyu Fan, Michael Peters ve Fabrizio Zilibotti’nin detaylı saha çalışmalarında da gösterdiği gibi, Hindistan’ın muazzam ekonomik büyümesinin arkasındaki asıl güç, ülkenin o meşhur bilişim ve dış kaynaklı hizmetleri değildi. Asıl itici güç, yerel halka hizmet eden perakende ve konaklama gibi tüketici odaklı sektörlerdeki verimlilik artışıydı. Aynı araştırmacılar, benzer bir mekanizmanın Sahra Altı Afrika’nın hızla büyüyen ekonomilerinde de işlediğini kanıtladılar.

    Tüm bu kanıtlar, orta sınıfın tükettiği hizmetler üzerine inşa edilmiş, birbirini besleyen bir ekonomik büyüme döngüsünün mümkün olduğunu gösteriyor. Orta sınıf büyüdükçe, tüketici talebi daha kaliteli ve verimli hizmetlere yöneliyor. Bu da çalışanların gelirini artırarak orta sınıfın temelini daha da sağlamlaştırıyor. Ama bu döngü kendi kendine oluşmuyor. İhtiyaç duyulan verimlilik artışını sağlamak için devlete büyük bir rol düşüyor.

    Harvard Kennedy School’dan Rohan Sandhu ile birlikte savunduğumuz gibi, dünya çapındaki pek çok başarılı uygulama şimdiden bunun işe yaradığını kanıtlıyor. Örneğin, teknoloji platformlarını yerel kaynakları ve çalışanları kullanmaya teşvik eden, küçük işletmelere eğitim ve sertifika desteği sunan, yapay zekâ ve benzeri teknolojik araçları gelişmekte olan ülkelerin şartlarına göre uyarlayan girişimler mevcut.

    Bu yönde atılacak bilinçli adımlar, çok daha sağlam ve kapsayıcı bir büyüme modeli inşa edebilir. Aksi takdirde, gelişmekte olan ülkelerdeki işçilerin büyük çoğunluğu küresel ekonomiye bağlı o yüksek verimli adacıklardan dışlanacak ve güvencesiz bir yaşama terk edilecek.

    ©Project Syndicate

    Yazının orijinaline bu linkten ulaşabilirsiniz.

    Dünya Ekonomi
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikKüresel Medya Krizi Derinleşiyor: Gazetecilik Endüstrisinin Yapısal Sorunları ve Geleceği
    Sonraki İçerik Gündem Kimin Elinde?

    Diğer İçerikler

    daktilo2

    İran Savaşı’nın Stratejik Yansımaları

    17 Mayıs 2026 Daktilo1984
    daktilo2

    Bitmeyen Ekonomik Kriz Yapmışlar!

    17 Mayıs 2026 Oytun Meçik
    daktilo2

    Çin ve Amerika Birleşik Devletleri Thukydides Tuzağı’nı Aşabilir mi?

    17 Mayıs 2026 Birol Başkan

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Küresel Medya Krizi Derinleşiyor: Gazetecilik Endüstrisinin Yapısal Sorunları ve Geleceği

    14 Mayıs 2026 Yazılar Gökhan Korkmaz

    Dünya Gündemi: İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı Krizinin Gölgesinde Trump’ın Çin Ziyareti

    12 Mayıs 2026 Bültenler Bahadır Çelebi

    Ekrem Bey, Aldo Moro’yu Kızıl Tugaylar Öldürmedi!

    10 Mayıs 2026 daktilo2 Yazılar Burak Bilgehan Özpek

    İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – VII

    10 Mayıs 2026 daktilo2 Yazılar Birol Başkan

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Mayıs 2026
    • Nisan 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}