Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » İran Krizi, Küresel Enerji Şoku ve Yeşil Sanayi Stratejisi
    Çeviriler daktilo2 PROJECT SYNDICATE

    İran Krizi, Küresel Enerji Şoku ve Yeşil Sanayi Stratejisi

    Daktilo198426 Nisan 20265 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Yazar: Mariana Mazzucato
    University College London’da inovasyon ekonomisi profesörü
    Çeviri: Mert Söyler

    ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşı tüm Ortadoğu’daki dengeleri altüst etti, insani ve çevresel boyutta ağır bir yıkım yarattı ve petrol fiyatlarında tarihin en büyük dalgalanmalarından birini tetikledi. Bu durumun etkileri küresel borsaları sarsıp hükümetlerin borçlanma maliyetlerini yukarı çekerken, politika yapıcıların artık bir gerçeği görmesi gerekiyor: Bu tür enerji şokları tek seferlik, kısa vadeli krizler değil; yeni normalimiz.

    Jeopolitik çalkantıların yaşandığı bir dönemde ekonomik olarak ayakta kalabilmek, sadece tükettiğimiz enerji türlerini değiştirmekle bitmiyor; aynı zamanda neyin, nasıl, nerede ve kim tarafından üretildiğini de yeniden şekillendirmeyi gerektiriyor. Hükümetler, misyon odaklı yeşil bir sanayi stratejisiyle ve stratejik kamu yatırımlarını destekleyen makroekonomik bir yapı kurarak hem halkın yaşam standartlarını koruyabilir hem de ekonomiyi daha dirençli hale getirebilir.

    Halkı ve işletmeleri bu darboğazdan kurtarmak için atılacak acil adımlar, daha büyük ekonomik hedeflere hizmet edecek şekilde kurgulanmalı. Sadece fosil yakıt şirketlerinin kârlarını ayakta tutmaya yarayan her politika, peşinen başarısız sayılmalı.

    Artık yeni bir yaklaşım benimsemenin tam zamanı. Jeopolitik çatışmaların körüklediği ve enflasyonu zıplatan enerji şoklarını artık daha sık yaşıyoruz. İran, geçtiğimiz Haziran ayındaki 12 günlük savaş sırasında savurduğu ‘Hürmüz Boğazı’nı kapatma’ tehdidini eyleme döktü ve ham petrol fiyatları, Rusya’nın 2022’deki Ukrayna işgalinden bu yana ilk kez varil başına 100 doların üzerine çıktı.

    Doğalgaza aşırı bağımlılığı ve ciddi depolama eksiklikleri yüzünden dört yıl önce Batı Avrupa’da en ağır darbeyi alan İngiltere, ani arz şoklarına karşı savunmasız kalmayı göze alan her ülke için ibretlik bir hikaye sunuyor. İngiltere Enerji Bakanı Ed Miliband, elektrik şebekesini karbondan arındırmayı hedefleyen “Temiz Enerji” misyonunda belli bir yol katetmiş olsa da gaz ve elektrik fiyatları arasındaki bağ henüz kopmuş değil. Ülkede toptan enerji fiyatları, İran savaşının başlamasından bu yana neredeyse %50 fırladı.

    Gelişmiş ekonomilerin, ABD Başkanı Donald Trump‘ın izinden giderek enerji fiyatlarındaki dalgalanmayı körükleyen ve askeri birer pazarlık kozuna dönüşen fosil yakıtlara daha fazla sarılması büyük bir hata olur. İngiltere ve diğer tüm ekonomiler; elektriği temiz ve yerli kaynaklardan ürettikleri, dahası bunu sadece şebekeyle sınırlı bırakmayıp ulaşım, inşa ve yaşam biçimlerimizi dönüştürecek şekilde kullandıkları sürece çok daha güvende olacaklar.

    Fakat bu hedefe ulaşmak; konut, ulaşım, bilim, teknoloji ve maliyeden sorumlu devlet kurumlarının el ele vererek koordineli bir şekilde çalışmasını gerektiriyor. Hükümetler, ilgili tüm bakanlıkların ortaklaşa peşinden koşacağı devasa ve net bir hedef belirlemeli; çünkü sektörler arası dev yatırımları harekete geçirmenin tek yolu bu.

    Yaşadığımız bu şokla birlikte, yeni bir ‘hayat pahalılığı krizi’ ihtimali yine kapımıza dayandı. Örneğin İngiltere’de, Bütçe Sorumluluk Ofisi’nin enflasyonun bu yıl %3,4’ten %2,3’e düşeceğine dair beklentisi çoktan suya düştü. Maliye Bakanı Rachel Reeves üzerindeki, halkı daha fazla sıkıntı çekmekten kurtarma baskısı ise giderek artıyor. 2022 yılında ülkedeki tüketici fiyatlarında yaşanan %9’luk artışın neredeyse yarısı gıda ve enerjiden kaynaklanmıştı. Şimdi jeopolitik tehditler ve iklim değişikliği etkisini artırıp küresel tarım rekoltesini ve ulaşım rotalarını altüst ederken, benzer ve hatta çok daha yıkıcı bir süreç yeniden tetiklenebilir.

    Üstelik 2022-23 enflasyonunun asıl kaynağının şirket kârları olduğunu gösteren bir yığın kanıt var. Enerji şoku sayesinde şirketler, aniden üretimi artırdıkları için değil, sadece kıt kaynakları ellerinde tuttukları için devasa rantlar, yani aşırı kârlar elde etti. Hükümetlere düşen asıl görev, krizlerin toplumun geri kalanı pahasına küçük bir hissedar grubunun işine yaramasını engellemek. Doğru adımlar atıldığında krizler, reel ekonomiyi canlandıracak ve daha geniş çaplı dönüşümler yaratacak fırsatlara dönüşebilir.

    Örneğin İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve Maliye Bakanı Reeves, büyük akaryakıt devlerini epey kızdıracak bir hamleyle, fahiş fiyatlara karşı “sıfır tolerans” politikası ilan ettiler. Fakat böyle bir politikanın detayları hayati önem taşıyor. İngiltere’nin 2022-23 Enerji Fiyat Garantisi, önce enerji tedarikçilerini finanse edip sonra bu aşırı kârları vergilendirmeye çalışarak halkın faturalarını sınırlama yoluna gitti. İspanya ve Portekiz ise elektrik üretiminde kullanılan gazın maliyetine tavan fiyat uygulayarak o devasa kâr marjlarını daha kaynağında kesti ve enflasyonu dizginlemenin çok daha iyi bir yolunu buldu.

    Yenilenebilir enerji alanındaki iddialı bir atılımla desteklenen bu ikinci yaklaşım, çok daha başarılı oldu. 2022’nin ikinci yarısında İspanya’daki elektrik fiyatları, Avrupa ortalamasının %57 altındaydı. Bugün İtalya’da elektrik fiyatlarını %89 oranında pahalı doğalgaz belirlerken, İspanya’da bu oran sadece %15. Hedef sürdürülebilir bir büyüme ise, tekelci kârların birikmesini izleyip sonra onlardan vergi almaya çalışmaktansa, adil ekonomik ilişkileri en başından kurmak çok daha akıllıca.

    Petrol ve petrol ürünleri; üretim, ulaşım ve tarımda hala temel girdi olduğu için enerji şokları tüm ekonomiyi temelinden sarsıyor. İşleri daha da zorlaştıran bir diğer nokta ise, şu an enflasyonla mücadelede kullanılan yegâne silah olan yüksek merkez bankası faizlerinin sorunu sadece daha da içinden çıkılmaz bir hale getirmesi. Faiz artışları enflasyonun kaynağındaki arz sorunlarını çözmek adına hiçbir işe yaramadığı gibi, yüksek başlangıç maliyetleri olan yenilenebilir enerji projeleri dahil tüm yatırımları çok daha pahalı hale getiriyor.

    Daha da kötüsü, yatırımcılar bu gidişatı fiyatlandırdıkça devletlerin borçlanma maliyetleri iyice yükselecek; okullara, sağlık sistemlerine ve altyapıya yapılması gereken hayati kamu yatırımlarının önü tamamen kesilecek. Hükümetler bu çöküş sarmalını durdurmak için merkez bankalarının eline bakmayı bırakmalı ve enflasyonu doğrudan kaynağında çözmeye başlamalı.

    Neyse ki yeşil yatırımlar, herkese kazandıran bir seçenek. İklim değişikliğini frenlemesinin yanında, yarattığı dalga etkisiyle verimliliği, istihdamı ve yaşam standartlarını da yukarı çekiyor. Bütün bunlar hesaba katıldığında, yeşil yatırımlar kendi masrafını fazlasıyla çıkarıyor. Daha geçen hafta İngiltere’nin bağımsız iklim gözlemcisi kurumu, net sıfır emisyon hedefine harcanan her bir sterlinin yaklaşık 2 ila 4 sterlinlik bir değer yarattığını ortaya koydu. Üstelik daha temiz hava, daha sıcak evler ve daha sağlıklı beslenme gibi sayısız faydası da cabası.

    Yaşadığımız bu enerji krizi, girişimci devletlerin halkın temel ihtiyaçlara uygun fiyatla ulaşmasını sağlamak, fırsatçıları engellemek ve sanayideki dönüşümü ateşlemek için gereken kapasiteyi, araçları ve kurumları inşa etmesi adına tam bir dönüm noktası. John Maynard Keynes’in neredeyse bir asır önce vurguladığı gibi, özel sektörün ve tüketicinin güveni sarsıldığında, devlet direksiyona geçip yatırımlara yön vermeli. Hükümetler bu son şokun ellerini kollarını bağlamasına izin vermemeli. Aksine bu kriz, insanların yaşadığı sıkıntıları en aza indirmek ve uzun vadeli ekonomik dayanıklılığa yatırım yapmak için atılacak kararlı adımların fitilini ateşlemeli.

    ©Project Syndicate

    Yazının orijinaline bu linkten ulaşabilirsiniz.

    Dünya Ekonomi R2
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikOsmanlı Yıkılmasaydı Ne Olurdu? Osmanlı İmparatorluğu Daha İyi Bir Orta Doğu İnşa Edebilir miydi?
    Sonraki İçerik Bir Hadise Var, Kimse Bilmiyor

    Diğer İçerikler

    daktilo2 Röportajlar

    Şafak Herdem: Ankara’nın denge siyaseti Türkiye’yi çatışmanın dışında tutsa da enerji ve denizcilik alanında daha kurumsal, önleyici tedbirlere ihtiyaç var

    26 Nisan 2026 Gökhan Korkmaz
    daktilo2 Yazılar

    Türkiye-AB İlişki Durumu: Komplike

    26 Nisan 2026 Ayşe Yürekli
    daktilo2 Yazılar

    İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – V

    26 Nisan 2026 Birol Başkan

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Şafak Herdem: Ankara’nın denge siyaseti Türkiye’yi çatışmanın dışında tutsa da enerji ve denizcilik alanında daha kurumsal, önleyici tedbirlere ihtiyaç var

    26 Nisan 2026 daktilo2 Röportajlar Gökhan Korkmaz

    Türkiye-AB İlişki Durumu: Komplike

    26 Nisan 2026 daktilo2 Yazılar Ayşe Yürekli

    İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – V

    26 Nisan 2026 daktilo2 Yazılar Birol Başkan

    Yas Neden Müfredatta Yok?

    26 Nisan 2026 daktilo2 Yazılar Elif Avcı

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Nisan 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}