Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Yerli Otomobil, Milliyetçi Popülizm ve Kalkın(ama)ma Sorunu
    Yazılar

    Yerli Otomobil, Milliyetçi Popülizm ve Kalkın(ama)ma Sorunu

    By Emrah Gülsunar8 Ocak 20205 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    [voiserPlayer]

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz haftalarda görkemli bir törenle Türkiye’nin kendi “yerli ve milli” otomobilini üreteceğini duyurdu. Bu duyuru, iktidar destekçilerini olduğu kadar muhalefetin de çoğunluğunu heyecanlandırdı. Milliyetçi duygularla gelen heyecanın sebebi, bir prestij göstergesi sayılabilecek, Türkiye’nin dünyada “otomobil üretebilen ülkeler” sınıfına dahil olacak olmasıydı. Örneğin CHP’nin İstanbul ve Ankara’daki belediye başkanları derhal yeni otomobili kutlayan ve sipariş vereceklerini ifade eden tweet’ler attılar.

    Yerli otomobil, ülkeye getireceği düşünülen prestijle de ilişkili olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın telkinleri ve devlet bütçesinden sağladığı cömert teşviklerle hayata geçirilecekmiş gibi gözükmekte. Türkiye’de bir dolu dünyaca ünlü araba firmasının fabrikasının bulunması ama Türkiye’nin kendi yerli üretim otomobiline sahip olmaması, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllardan beri ara ara dillendirdiği bir rahatsızlığıydı. Ancak muhtemelen iktisaden kârlı olmayacağı düşünülerek ilk etapta hiçbir iş insanı böyle bir alanda yatırım yapmaya istekli olmadı. Ne var ki sonrasında, muhtemelen hem cömert teşviklerden yararlanacağı için zarar etmeyeceğini düşünen hem de iktidarla arasını iyi tutmak isteyen bazı iş insanları bu projeye sıcak bakmaya başladılar ve aralarında bir konsorsiyum oluşturdular.

    Yerli otomobille ilgili akla ilk gelen haklı şüphelerden bir tanesi, bunun gerçekten yerli otomobil üretmek için atılmış bir adım olup olmadığıdır. Bugün Türkiye’de kolaylıkla “popülist” sıfatını karşılayan bir siyasal rejim var ve bu rejimin halk desteğini alabilmek için araba yapmadan da elindeki medya tekeliyle araba yapıyormuş gibi gözükmeye çalışması azımsanmayacak bir olasılık. Zaten iktidar medyasında ve bazı iktidar mensuplarınca da yerli otomobil yapılacağı yıllardan beri sık sık dillendirilegeldi ancak, bunlar bugüne dek hep söylemde kaldı ve somut düzeyde olarak hiçbir yere varmadı. Bu yüzden, bu defa da öyle olup olmayacağı ve bu “yerli otomobil üretiyoruz şovu”nun seçmenden oy kazanmaya yönelik popülist bir hamle olup olmadığı ilk etapta ciddi bir soru işaretiydi. Ancak şunu söylemek gerekir ki, 27 Aralık’taki tanıtım sonrasında yerli otomobilin ortaya çıkan detayları, burada salt bir popülist şovla karşı karşıya olmadığımız ve gerçekten de yerli otomobil üretmek için ortaya bir irade konduğu izlenimi vermekte.  

    Akla gelen, ikinci ve daha önemli bir soru ise, yerli otomobil sadece popülist bir “siyasal şov” olmasa bile, böyle bir yatırımın gerçekten iktisaden verimli ve uygulanabilir olup olmadığıdır. 50 yıl öncesinin aksine, dünyada Türkiye gibi belirli bir gelişmişlik seviyesindeki her ülke, kaynaklarını buraya kanalize ederek artık bir şekilde otomobil üretebilir. Ne var ki buradaki temel problem, sadece belirli sayıda otomobil üretmek değil, eğer otomobil piyasa dinamikleri dikkate alınmadan üretiliyorsa, bu üretim sürecinin ne kadar “sürdürülebilir” olacağıdır.

    Dünyada, salt özel sektörün girişimiyle araba üretmiş bir ülke muhtemelen yok. Piyasa ekonomisinin en baskın olduğu ABD’de bile 20. yüzyıl başında Henry Ford tarafından ilk seri araba üretimi yapılırken, çeşitli biçimlerde kamu desteği sağlanmıştı. Aynı şekilde, geçtiğimiz on yıllarda etkileyici bir iktisadi kalkınma hamlesiyle “yüksek gelir” grubu ülkeleri arasına giren Güney Kore’deki otomotiv sektörü de “kalkınmacı devlet”ten epey destek gördü. Bu bakımdan, Türkiye’de de sürecin ilk etapta kamu desteği ile başlaması yanlış değil.

    Öte yandan, yerli otomobil üretimindeki temel mesele, üretim sürecinde devlet başta bir miktar destek olsa bile, yıllar geçtikçe yerli otomobilin piyasada kendi ayakları üzerinde durup duramayacağı ve uluslararası piyasalarda diğer otomobillerle rekabet edip edemeyeceğidir. İlk etapta, üretime yeni başlanmasından ve işi tam bil(e)memekten kaynaklı olarak yerli otomobil, yabancı muadilleri kadar ucuza üretilemeyebilir. Buradan kaynaklı handikap, bir süreliğine, iç piyasadan gelebilecek görece yüksek taleple telafi edilebilir. Devlet araç alırken yerli üretimi tercih edebilir ya da Türkiye toplumu milliyetçi duygularla bir miktar pahalı olsa bile yerli otomobili seçebilir. Ancak bunun sonsuza kadar bu şekilde sürmesi mümkün değil. Bir noktada artık yerli otomobilin piyasa koşulları içerisinde, doğrudan kamu desteği olmadan da diğer otomobillerle rekabet edebilmesi ve bunun sadece iç piyasada değil, bir noktaya kadar dış piyasada da gerçekleşmesi gerekir.

    İşte yerli otomobil açısından en temel soru, bu sürekliliğin ve sürdürülebilirliğin sağlanıp sağlanamayacağıdır. Zira, yerli otomobil üretimi salt bir siyasi şov olmasa ve bu işe girişenlerin niyetleri iyi olsa bile, eğer otomobil üretimi sürüdürülebilir olmazsa, bu önemli miktarda ülke kaynağının ölü bir yatırımla boşa harcanması anlamına gelecektir. Diğer bir deyişle, ülkedeki ekonomik kaynaklar, piyasa dinamiklerini hesaba katmayan siyasal iktidarın milliyetçi-popülist hevesleriye heba edilmiş olacaktır. Bu noktada, otomobil üretiminin Türkiye’de ilk kez denenmediğini, birden fazla kez otomobil üretme teşebbüsünün olduğunu ancak bu teşebbüslerin hiçbirisinin sürdürülebilir hale getirilemediğini belirtelim.

    Meselenin diğer bir yönü üretilecek arabanın elektrikli olmasıdır. Otomotiv sektöründe yeni trend elektrikli araç olduğu için geleceğin teknolojisine yatırım yapmak Türkiye açısından elbette en mantıklısıdır. Ne var ki, son yıllarda elektrikli otomobilin tekrardan gün yüzüne çıkıp üretilmeye başlanmasının asıl sebebi, benzinli araca göre teknolojik bakımdan daha üstün olmasından çok, bazı teknolojik ilerlemelere ek olarak, bu otomobillerin “çevre dostu” olmalarıdır. Bu araçların teknolojisi ve fiyat/performans oranı (en azından şimdilik) halen benzinli araçlara göre geridedir. Dolayısıyla, alt yapı eksikliği ve göreli teknolojik gerilik gibi problemleri aşıp elektrikli otomobilin ileride benzinli arabanın yerini, çevresel hassasiyetlere gerek kalmadan, piyasa rekabetiyle alıp alamayacağı aslında halen bir soru işaretidir ve bu açıdan Türkiye’nin bu alanda yaptığı yatırım ciddi riskler taşımaktadır.

    Son olarak, yerli otomobilin, sadece iktidar değil muhalefet cephesinden de destek görmesinde, milliyetçi duygulara ek olarak, onun bir sanayi ve teknoloji yatırımı olmasının payı büyüktür. Erdoğan/AKP’nin yıllardan beri yatırımları, ülkeye getirileri kısa vadede olumlu olan ama artık ciddi anlamda abartıldığı için ülke ekonomisine zarar vermeye başlayan inşaat sektörüne yönlendirmesi, ciddi bir eleştiri konusuydu. Ancak bu defa, yatırım ülkeye daha uzun erimli iktisadi fayda getirme potansiyeli taşıyan bir alana yönlendirildi ve bu da muhalefetten destek gördü. Bununla birlikte, iktidarın sanayi ve teknoloji alanındaki bu teşviki tek seferlik bir girişimmiş gibi duruyor ve maalesef bir zihniyet değişimine işaret etmiyor. Ekonomi politikalarını, iktidarda kalmaya endeksli, kısa vadeli popülist hedeflere göre belirleyen iktidar, Türkiye’nin ihtiyacı olan uzun erimli kalkınma hamlesini yapmaktan halen çok uzakta gözüküyor.

    Fotoğraf: Angelika Agibalova

    Dünya Ekonomi Siyaset
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleHürriyete Doğru, Uzun, İnce Bir Yol: Daron Acemoğlu ve James Robinson Üzerine
    Next Article Çin’in Terörizm Tehdidi Algılamaları ve Müslüman Azınlıklara Yönelik Baskıcı Politikalarındaki Değişim*

    Diğer İçerikler

    D84 INTELLIGENCE

    Dijital Alanda İfade Özgürlüğü: Bir Politika Önerisi

    16 Temmuz 2026By Tarık Beyhan ve Volkan Aslan
    Yazılar

    NATO 3.0 ile Rusya Arasında: Türkiye için Çift Taraflı Kuşatma

    12 Temmuz 2026By Pınar Demircan
    Videolar

    Gençlerin Gözünden Süreç ve NATO’dan Sonra Siyaset | Aydın Selcen, H. Oğuzhan Aytaç | 2’li Görüş #96

    10 Temmuz 2026By İlkan Dalkuç

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}