Emrah Gülsunar

Tarihte Salgınlar, Nüfus Artışı ve Malthusçuluk

Tarihte Salgınlar, Nüfus Artışı ve Malthusçuluk

Bugünlerde içinden geçtiğimiz koronavirüs (covid-19) salgını, insanlık tarihinde çok önemli bir yeri olan ama modern tıbbın gelişmesiyle beraber büyük oranda unutulan salgınları tekrardan gündemimize getirdi. Koronavirüs pandemisi, ölen sayısı üzerinden değerlendirirsek tarihteki muadillerine göre aslında etkisi düşük bir salgın. Toplamda ne kadar kişinin yaşamını yitireceğini şu anda kestirmek güç olsa

Türkiye’de Devlet Bürokrasisi ve “FETÖ”

Türkiye’de Devlet Bürokrasisi ve “FETÖ”

Türkiye’nin tarihsel olarak bakıldığında temelde bir Asya ülkesi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Diğer Asya ülkelerinde olduğu gibi, Osmanlı’dan beri Türkiye’de de “devlet”, başta iktidar ilişkileri olmak üzere toplumsal hayatın her daim merkezinde olageldi. Osmanlı’da toplumsal sınıflar devlet politikalarını etkileme gücüne sahip değildi. Padişah çevresinde örgütlenmiş bir merkezi bürokratik aygıt iktidara

Rant, İhale, Bağış: Dünyada ve Türkiye’de “Yandaş Kapitalizmi”

Rant, İhale, Bağış: Dünyada ve Türkiye’de “Yandaş Kapitalizmi”

Sovyetler Birliği’nin 1991’deki çözülüşünden sonra, kapitalizm dünyada tek geçerli sosyo-ekonomik sistem haline geldi. Çin, Vietnam, Laos gibi ülkeler sembolik olarak “komünist” niteliklerini korusalar da fiilî olarak kapitalist ekonomiye geçtiler. Günümüzde sadece Küba, bir noktaya kadar, komünist sisteme sahip bir ülke olarak varlığını sürdürmekte. Genel özellikleriyle, üretim araçlarının özel mülkiyeti ve

Türkiye ve İran’da Modernleşme ve “Devlet Geleneği”

Türkiye ve İran birbirine birçok yönden benzeyen iki ülke. İlk etapta bunu iddia etmek biraz zor gözükebilir çünkü her şeyden önce İran’da teokratik, yani din adamları sınıfının temel karar alıcı pozisyonunda olduğu, bir siyasal rejim var. Bu rejim oldukça otoriter, baskıcı ve toplumsal açıdan muhafazakar ve bu günlerde bu yüzünü

Yerli Otomobil, Milliyetçi Popülizm ve Kalkın(ama)ma Sorunu

Yerli Otomobil, Milliyetçi Popülizm ve Kalkın(ama)ma Sorunu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz haftalarda görkemli bir törenle Türkiye’nin kendi “yerli ve milli” otomobilini üreteceğini duyurdu. Bu duyuru, iktidar destekçilerini olduğu kadar muhalefetin de çoğunluğunu heyecanlandırdı. Milliyetçi duygularla gelen heyecanın sebebi, bir prestij göstergesi sayılabilecek, Türkiye’nin dünyada “otomobil üretebilen ülkeler” sınıfına dahil olacak olmasıydı. Örneğin CHP’nin İstanbul ve Ankara’daki belediye başkanları

Daron Acemoğlu ve Politik Ekonomi Alanına Katkıları

Daron Acemoğlu ve Politik Ekonomi Alanına Katkıları

Daron Acemoğlu, dünyanın en önde gelen ekonomistlerinden birisi. “En çok alıntı yapılan 10 ekonomist” arasında gösterilen Acemoğlu, Türkiye Ermenisi bir aileden geliyor. Galatasaray Lisesi’nden mezun olduktan sonra York Üniversitesi’nden lisans, Londra Ekonomi Okulu’ndan (LSE) yüksek lisans ve (25 yaşında) gene aynı üniversiteden doktora derecesini aldı. Bir süre LSE’de çalıştıktan sonra

Atatürk Sağcı mıydı Solcu mu?

Atatürk Sağcı mıydı Solcu mu?

Türkiye’nin “kurucu babası” Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye toplumunun neredeyse tüm kesimlerinin sahiplendiği ve hatta idealize ettiği bir tarihsel şahsiyet. Bu durum, çoğu zaman Atatürk’ün kendi dünya görüşünün, yani Kemalizmin, tam olarak neleri içerip neleri içermediği konusunu son derece tartışmalı hale getiriyor. Çünkü her siyasal hareket, idealize edilen bir şahsiyet olarak

Türkiye’de Devlet, İş Dünyası ve Yeni Muhafazakar Zenginler

Türkiye’de Devlet, İş Dünyası ve Yeni Muhafazakar Zenginler

Türkiye, devletin toplum hayatında son derece belirleyici olduğu bir ülke. Kendiliğinden örgütlenme kabiliyetinin, rekabet gibi serbest piyasa değerlerinin ve dolayısıyla sivil toplum güçlerinin yeterince gelişmediği ülkemizde, hayatın hemen her alanı gibi iş dünyası da çoğu zaman devlet güdümünde şekilleniyor. Bu durumun ülkemizde doğurduğu sonuçlar, aslında uzun zamandır var olan ama

Türkler, Rumlar, Ermeniler, Kürtler ve Cumhuriyet

Türkler, Rumlar, Ermeniler, Kürtler ve Cumhuriyet

Türkiye, kuruluş sürecinde çözüme kavuşmamış problemlerinin sancılarını çekmeye devam ediyor. Haftalardır, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine, silahlı Kürt unsurları sınırından uzaklaştırmak için gerçekleştirdiği Barış Pınarı Harekâtı’nı ve bu harekâtın nasıl Türkiye – ABD ilişkilerini (yine) gerdiğini konuştuk. Nitekim bugünlerde ABD Temsilciler Meclisi’nde, Türkiye’yi operasyon nedeniyle cezalandırabilmek için, 1915 Ermeni “Tehciri”ni “Soykırım” olarak

Kürt Meselesinin Kökenleri Üzerine Tarihsel Bir Arka Plan: Müslüman Milliyetçiliğinin Yükselişi, Düşüşü ve İsyanlar

Kürt Meselesinin Kökenleri Üzerine Tarihsel Bir Arka Plan: Müslüman Milliyetçiliğinin Yükselişi, Düşüşü ve İsyanlar

Türk Silahlı Kuvvetleri, bundan yaklaşık bir hafta önce kendisine “Suriye Ulusal Ordusu” adını veren silahlı güçlerle beraber, Kürt silahlı milislerin kontrolü altındaki Kuzey Suriye bölgesine, teröristlerle mücadele etmek, “güvenli bölge” oluşturmak ve Türkiye’deki Suriyeli mültecileri bu bölgeye yerleştirmek gerekçeleriyle bir askeri harekat başlattı. Türkiye bunun böyle olmadığını söylese de askeri

Dünyada, Türkiye’de ve AKP’li Yıllarda Yolsuzluk ve İsraf

Dünyada, Türkiye’de ve AKP’li Yıllarda Yolsuzluk ve İsraf

“Yolsuzluk”, sözlük anlamıyla, dolandırıcılık ve gayri-ahlaki davranış içerecek şekilde, yetkili bir kişi ya da kurumun kendisine verilen yetkiyi kişisel ya da belirli bir grubun özel çıkarları için yasa ve/ya etik dışı kullanmasına deniyor. “Yolsuzluk”, zorunlu olmamakla beraber, genellikle maddi yarar sağlama ile ilişkili olarak kullanılan bir kavram. Daha kısa söylersek

Yerel Seçim Sonrası Süreçte Erdoğan ve AKP’nin Açmazları Üzerine

Yerel Seçim Sonrası Süreçte Erdoğan ve AKP’nin Açmazları Üzerine

İster muhalifi ister destekçisi olun, hemen herkes bir parti olarak AKP’nin ve onun lideri Erdoğan’ın Türk siyasal tarihinde derin bir iz bıraktığını ve en azından bir süre daha bırakmaya devam edeceğini kabul edecektir. 2002 yılında iktidara ilk geldiğinde kimse AKP’nin ve Erdoğan’ın bu derece uzun süre iktidarda kalacağını tahmin etmiyordu,

Dünyada ve Osmanlı’da Milliyetçilik ve Ayrılıkçılık: Kürt Sorunu’nun Kökenleri Üzerine Tarihsel Bir Arka Plan

Dünyada ve Osmanlı’da Milliyetçilik ve Ayrılıkçılık: Kürt Sorunu’nun Kökenleri Üzerine Tarihsel Bir Arka Plan

“Kürt Sorunu”, Türkiye’nin en başat problemlerinden bir tanesi. İnişlerle ve çıkışlarla beraber bazen gündemin görece arka sıralarına düşüyor ancak bazen de en ön sırasına yerleşiyor ama Türkiye’nin en yakıcı sorunlarından birisi olmayı her daim sürdürüyor. En son, yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde, bir belediye başkanı seçimi yapılacak olsa bile, Abdullah

Osmanlı’dan Türkiye’ye Muasır Medeniyetler Seviyesine Çık(ama)ma Hikayemiz II: İkinci Endüstri Devrimi ve Sonrası

Osmanlı’dan Türkiye’ye Muasır Medeniyetler Seviyesine Çık(ama)ma Hikayemiz II: İkinci Endüstri Devrimi ve Sonrası

Bir önceki yazımda 1500’lü yıllardan başlayarak Batı Avrupa’nın yavaş yavaş diğer medeniyetlerle iktisadi (ve dolayısıyla siyasal ve kültürel) gelişmişlik açısından farkı açmaya başladığını, özellikle 18. yüzyılın sonundaki Endüstri Devrimi sonrasında bu farkın ciddi bir üstünlüğe dönüştüğünü ve Batılı devletler ile Batılı olmayanlar arasında “büyük yarılma” adı verilen bir gelişmişlik farkı

Osmanlı’dan Türkiye’ye Muasır Medeniyetler Seviyesine Çık(ama)ma Hikayemiz I: Birinci Endüstri Devrimi ve Sonrası

Osmanlı’dan Türkiye’ye Muasır Medeniyetler Seviyesine Çık(ama)ma Hikayemiz I: Birinci Endüstri Devrimi ve Sonrası

İnsanlık tarihi, 1500’lü yıllarla beraber yeni bir aşamaya geçti. O zamana kadar neredeyse dünyanın bataklığı olarak bilinen ve Çin, Hindistan ya da İslam uygarlıklarının gerisinde yer alan Hristiyan Avrupa, diğer medeniyetlerle arayı kapatmaya hatta 18. yüzyılın ortalarında “küçük yarılma” (“little divergence”) adını alacak şekilde öne geçmeye başlamıştı. 16. yüzyıl aynı