Bir futbol marşı, yalnızca bir spor etkinliğinin coşkusunu yansıtmaz, aynı zamanda o anın milliyetçilik dilini de konuşur. Özellikle milli takımlar için yazılan marşlar, bu dilin incelenmesi için iyi bir veri sunar. Türkiye A milli Futbol Takımı’nın 2002’de katıldığı (ve üçüncülükle döndüğü) Dünya Kupası için Tarkan’ın yazdığı marş ile 2026’da katılacağı Dünya Kupası için Sinan Akçıl’ın yazdığı marş yan yana getirildiğinde, geçen 24 yılda bu dilin nasıl değiştiği çarpıcı biçimde ortaya çıkar.
Tarkan’ın 2001 yılında çıkardığı ve milyonlarca satan ve en iyi albümlerinden biri olan Karma’nın “Taş” isimli şarkısından uyarlanarak oluşturulmuş “Bir Oluruz Yolunda”, söz ve müziği Tarkan’a ait bir “single” olarak çıkmıştır. Single kapağında kırmızı beyazlar içindeki taraftarlar arasında Tarkan görülür ve altta şarkının ve sanatçının ismi yazar. Şarkının içeriğinde de ima edileceği gibi bu kitle, coşkulu ve mutlu bir gruptur.
Sözlerinde, birçoğumuzun hatırlayacağı gibi, ilk başta taraftarın sakin görünse bile coşkulu bir destek vereceğinden, takımın peşinden her yere geleceğinden, destekle sahaları dar edeceğinden bahsedilir. İkinci kısmın ise teması umuttur. Kurulan düşlerden, edilen yeminlerden, umutlu bir bekleyişten ve zafer özleminden bahsedilir. Üçüncü kısım da takıma ilerleme temennisi ve bir futbol şarkısından bekleneceği şekilde “at golünü coştur yine” ifadeleri yer alır.
Marşın o hepimizin diline dolanan nakaratında da marşın ismi olan “bir oluruz yolunda” cümlesi geçer ve kupadan, coşkudan, “buralar bayram olsun” temennilerinden bahsedilir. Bu marşın en dikkat çekici kısmı kimliklerle ilgili hiçbir ifadenin sözlerde geçmemesidir. Milli takımdan bahsederken de Türkiyem, ay-yıldızım gibi herkesçe kabul gören kelimeler kullanılmıştır. Marş ilginç bir şekilde biz öznesiyle yazılmış olsa da bu biz tanımlanmamış ve isteyen herkesin söyleyebileceği kapsayıcı bir biz ortaya çıkmıştır.
Yine benzer şekilde “öteki” de yoktur marşın sözlerinde. Öyle ki rakiplerden bile bahsedilmemiştir. Buna en yakın sözler olan “yar etmez ellere, sahaları dar ederiz” ifadesinde özellikle bir millet, medeniyet ya da takım kastedilmemiş, milli takımın rakibi olan herhangi bir takım için futbolla sınırlı kalmış bir rekabet ima edilmiştir. Marşın sözlerindeki gibi bu rekabet de sahadan çıkmamıştır. Böylelikle Tarkan’ın çizdiği, coşkulu, mutlu, umutlu ve olayla biz ve onlar ikiliğinden bakmayan bir marş ile gözümüzün önüne gelen taraftar kitlesi tam da şarkının klibiyle örtüşecek şekildedir.
Bu klipte Tarkan kayıt odasında dans ederek şarkı söyler, taraftarlar coşkuyla ve bayraklarla yine dans ederek, koşarak eğlenerek karşımıza çıkar. Klipte evinin balkonunda tencere ve kepçeyle şarkıya ritim tutan bir kadın da kırmızı-beyazlar içinde zıplayan gençler de dans eden çocuklar da teknede sevinçle görünen balıkçılar da vardır. Milli takımın gol attığı, sahadaki futbol görüntüleri de araya karışır. Şarkının ara müziğinde futbol taraftarlarının kullandığı vuvuzela ve düdükler kullanılır, sonunda da geleneksel zurna ile tamamlanır. (Bu detay daha sonra Sinan Akçıl’ın müzikte kullandığı mehter marşı seçimiyle düşünüldüğünde anlam kazanır.) Klip kutlama yapmak için bayrak sallanan bir arabanın geçmesi görüntüsüyle biter.
Dikkat çeken bir diğer detay ise Tarkan’ın klibini o dönem Milli Takım’ın da sponsoru olan Pepsi Sponsorluğunda hazırlamış olmasıdır. Herhangi bir devlet kurumu ya da bürokrasi ile ilişkili bir üretim süreci değildir.
Oysa Sinan Akçıl’ın 14 Mayıs 2026’da Youtube kanalına Türkiye Futbol Federasyonu ile birlikte yüklediği, söz ve müziği kendisine ait olan 2026 A Milli Takımı marşı, Tarkan’ın marşından hem üretim süreçleri hem de kurduğu milliyetçilik çerçevesi bakımından oldukça farklıdır. Akçıl’ın ilk olarak Erdoğan’a dinlettiğini ve gözlerinin dolduğunu ifade ettiği[1] bu marş doğrudan Türkiye Futbol Federasyonunun desteğini almış görünüyor.
İngilizce “Ladies and gentlemen, the Turks are coming (baylar bayanlar Türkler geliyor)” cümlesiyle başlayan şarkının klibinin ilk sahnesinde Türk Hava Yolları uçağı görünür. Sonrasında bayrak ve taraftar görüntüleriyle birlikte marşın sözleri gelir: “Alem kırmızıyı görsün/Alem beyaz görsün/Açık söylüyorum/Seni sevmeyen ölsün.” Önce herkese meydan okurcasına gösterilen renklerden bahsedilirken sonra “sevmeyenlerin ölmesi” temennisiyle devam eder. En baştan Tarkan’ın marşında hiç geçmeyen “öteki”lere karşı yazılmış bir marş izlenimi verir. Marş, giriş sözlerine uygun bir şekilde bir “ölsek de bin oluruz” gibi tehditvari ve başkasına mesaj veren bir tonda devam eder. Ve burada hemen bir kimliksel atıf devreye girer: “İyi bilirsiniz/kimin torunuyuz”.
Akçıl, buradaki Osmanlı referansı ile muhtemelen Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri olarak güçlü olduğu dönemlere atıfta bulunarak bir “güç” ispatlamaya çalışır. Bu kısmın klip görseli de ilginçtir, futbol sahasında elinde tarihte kurulan Türk devletlerinin bayraklarını tutan askerî kıyafetler giymiş 10 kişi ve ardında tribünlerdeki taraftarlar görünür. Bu sayede geçmişe referans Osmanlı’yı aşarak öncesindeki Türk Devletleri’ne kadar uzanır. Marşın tek kapsayıcı kısmı, nakaratı olan “Doğusundan Batısına/Selam çakıp Ata”sına/Bu dünya kupasına Türkler geliyor” kısmıdır. Ancak hemen sonrasında Tarkan’ın vuvuzela ve düdükle yaptığı çoşkulu ara müziğin yerini Akçıl’ın marşında mehter marşı kesiti alır. Sözlerle ve klip görselleriyle uyumlu bir şekilde müzikte de bir Osmanlı referansı yer alır.
Marşın nakarattan ve mehter marşı kesitinden sonraki kısmı da yine birilerine kendini göstermeye çalışan bir tonda devam eder: “Biz Türkleri görecekler.” Yine “onlar”a yani “öteki”lere yazılmış bir kısımdır bu. Baştaki söylemle uyumlu bir şekilde yine bir şeyleri “göstermeye” çalışan bir söylem sürer: “Türkler kim? Görecekler.”
Marş, Türklerin kim olduğunu bir sonraki kısımda anlatmaya çalışır: “Başka, eşi olmayan” bir millet olan Türkler hakkında “Düşünün şimdi siz/Olacağız derdiniz” diyerek yine “onlar”a bir gözdağı verir. Sonraki kısımda ise Tarkan’ın saha dışına çıkmayan rekabeti “fetih”ten bahsedilerek ilginç bir boyuta taşınır. Bu referans, spor müsabakalarından başarıyla dönen milli takımların rakip ülkelere karşı “fatih” olarak nitelendirilmesine alışık taraftarlar için ilk bakışta şaşırtıcı görünmeyebilir, ancak bu söylemin bir marşta sporun sınırlarını aşacak biçimde kullanılması oldukça dikkat çekicidir. Marş yine İngilizce bir ifadeyle “Ladies and gentlemen, The Turks are here” ifadesiyle bitiyor. Yani Türkler burada. “Öteki”ne verilen bir mesajla “öteki”nin anlayacağı dilde başlayan marş, aynı şekilde biter.
Akçıl’ın marşı Tarkan’ın 2002’deki marşı gibi akıllara mutlu, umutlu, zafer bekleyen bir topluluğu getirmez; aksine, öfkeli, savaşmaya hazır, hırslı bir kalabalığı getirir. Klipleri bile ilk bakışta taraftar coşkusunu gösteren benzer klipler gibi gelse de aslında oldukça farklı görseller içerir: Tarkan’ın klibinde dans eden, eğlenen, mutlu insanlar görürken Sinan Akçıl’ın klibinde bunlara bayrak tutan asker görselleri eklenir. Vuvuzela ve düdüklerin yerini mehter marşı alır. Tarkan’ın marşında “biz” tanımlanmaz, “onlar”a düşmanca gözdağı verilmez. Yalnızca takımı destekleyen ve umutla bekleyen insanlar olduğu anlatılır. Akçıl’ın marşında “biz” sürekli kendini tanımlamak ve kanıtlamak zorundadır, “onlar”a karşı ve gerektiğinde gözdağı vererek ve gücünü hatırlatarak.
Bu iki marş arasındaki fark, yalnızca iki farklı sanatçının ya da iki farklı dönemin müzikal tercihlerinden ibaret değildir. Milliyetçi söylemin popüler kültürle nasıl eklemlendiğinin ve bu eklemlenmenin nasıl dönüştüğünün somut bir örneğidir. Tarkan’ın marşı, milliyetçiliği, kapsayıcı ve kendiliğinden hissettiren bir aidiyet duygusu olarak kurarken Akçıl’ın marşı, onu dışarıya karşı ispat edilmesi, gösterilmesi ve savunulması gereken bir kimliğe dönüştürür. Üstelik bu dönüşüm yalnızca sözlerde değil, müzikte, klip görsellerinde ve üretim koşullarında da kendini gösterir: Özel sektör sponsorluğundan federasyon ortaklığına, vuvuzeladan mehter marşına, dans eden balıkçılardan bayrak tutan asker figürlerine uzanan bu fark, tesadüf değildir. Bir futbol marşı bile olsa sembolik üretim hiçbir zaman siyasetten bağımsız değildir; ve bu iki marş, Türkiye’de son 24 yılda neyin değiştiğini kelimelerden daha çok anlatır.
[1] https://www.yenisafak.com/video-galeri/gundem/sinan-akcilin-a-milli-takim-icin-hazirladigi-turkler-geliyor-marsi-buyuk-ilgi-gordu-4824025

