Fırat Hacıahmetoğlu

Felsefe Doktora Adayı, Husserl Arşivleri, KU Leuven

Bir Türkiye anatomisi: Yaşamak öyle kolay mı?

Bir Türkiye anatomisi: Yaşamak öyle kolay mı?

Beklemem gereken birtakım şeyler var. Beklerken, diyorum, bir kahve alayım, çünkü kahve içerken, beklermiş gibi olmuyor. Bu çayda yok mesela. Çay etkisiz bir eleman; ama kahve bir boşluğu dolduruyor, nedense. Hemen yakında, epey fiyakalı “yeni nesil kahveci”lerden birini görüyorum. Son yıllarda, ne zaman Türkiye’yi ziyaret etsem, bu yeni nesil kahveciler

Yurtdışında Yaşayan Akademisyenler: Boğaziçi Olayları ve Bir İmtiyaz Asimetrisi

Yurtdışında Yaşayan Akademisyenler: Boğaziçi Olayları ve Bir İmtiyaz Asimetrisi

Facebook’a ve Twitter’a bakıyorum, dört bir yandan Boğaziçi Üniversite’sinde yaşananlara dair haberler yağıyor. Haberler kadar, bu haberleri paylaşanlar dikkatimi çekiyor; zira, aşağıda anlatmaya çalışacağım birtakım nedenlerden ötürü, benim bu tip paylaşımlar yapmaya elim varmıyor. Yurtdışında yaşayan bir akademisyen olarak, bahsettiğim, bir çeşit yorum yapmama hakkımı kullanmak değil; bilakis içimden gelen

Çin’in “intikam”ı ve Bildiğimiz Bilimin Sonu

Çin’in “intikam”ı ve Bildiğimiz Bilimin Sonu

“Dünyada yalnızca güç vardır – başka bir kuvvet yoktur. Güçlünün güçsüzü yönetmesi doğanın tek evrensel kanunudur. Bu nedenle eğer özgürlük istiyorsak, güçlü olmaya çalışmaktan başka hiçbir şansımız yok.” Liang Qichao (1873 – 1929) Bir skandaldan bahsediliyor. Özgürleşme ile köleleşme arasındaki farkın, yüzyıllar süren bir süreç sonucunda azalıp kaybolmasını konu alan

Muhazafakarları Anlamak: Çokkutuplu Dünya, Kozmopolitler ve Hortlaklar

Muhazafakarları Anlamak: Çokkutuplu Dünya, Kozmopolitler ve Hortlaklar

 Tahtı ellerinde tutuyorlar. Bütün diyar ellerinde. Memleket, insanların rızkının tahsis edilmesi ellerinde  […] Umudun ve korkunun ipleri ellerinde  […] Kimin aşağılanacak, kimin ise yüceltileceğine karar verme gücü ellerinde […] Bizim halkımız ellerinde, eğitim ellerinde […] Eğer Batı ve Doğu bu şekilde var olmaya devam ederlerse, bir gün göreceğiz ki tüm

Dilipak Modernizmi: Batılılaşmadan Modernleşmek?

Dilipak Modernizmi: Batılılaşmadan Modernleşmek?

Abdurrahman Dilipak geçtiğimiz hafta Armağan Çağlayan’ın Gör Beni adlı programına konuk oldu. Dilipak’ın özel hayatından çeşitli görüşlerine uzanan bu söyleşi, siyaset ile kişiselin, düşünce ile hayatın iç içe geçtiği bir formatın eseri olarak ortaya Dilipak hakkında umulmadık bir tablo çıkardı. Örneğin bir dinleyici, durumu özetleyen şöyle bir yorum yapıyor: “Fikrini

Son Söz: Hepimiz Kolpacıyız

Son Söz: Hepimiz Kolpacıyız

 “Her şeyi açığa çıkaran o ilahi güç ile birlikte dünyaya kural, düzen ve şekil geldi, ama anarşi, sanki, her an tekrar zuhur edebilecek gibi en dipte yatmaya devam ediyor. Her şeyin temelinde düzen ve kural olduğu ikna edici değil, bilakis, her şeyin öncülü olan anarşi düzene sokulmuş durumda. İşte gerçekliğin

Korona Virüsü Bize Haddimizi Bildirir Mi?

Korona Virüsü Bize Haddimizi Bildirir Mi?

Gustave Le Bon, 1896 yılında, 19. yüzyıldan 20. yüzyıla geçiş dönemine damgasını vurmuş “kitle” fenomeni üzerine bir analiz yapar. Doğaları gereği gerçeğe değil de ancak illüzyonlara inanabilen bu “kitle”, “ışığı arayan böcekler gibi, içgüdüsel bir şekilde, onlara istediklerini vermeyi taahhüt eden retorikçilere döndü”, diye yazar Le Bon[i]. Le Bon’un, dönemin

Alafranga Züppeden Kolpa ve Bitmiş İnsana III

Alafranga Züppeden Kolpa ve Bitmiş İnsana III

“Farz et ki insan ırkı büyük bir yokoluş ile karşı karşıya ve onu bu yok oluştan kurtarmanın tek yolu bir yalan. Bu durumda dahi, yalandan kaçınılmalı ve gerekiyorsa tüm insan ırkı yok olmalıdır.” Louis Thomassin (1619-1695) Bölüm 3: Bitmiş insan Ahmet Mithat Efendi’nin alafranga züppesinden Kolpaçino’nun kolpacı’sına, serimizin ilk iki

Alafranga Züppeden Kolpa ve Bitmiş İnsana II

Alafranga Züppeden Kolpa ve Bitmiş İnsana II

“Düzenbazlık ve iki taraflı davranma, yaşama istencinin dışavurumudur, hatta daha süslü bir şekilde ifade etmek gerekirse, hayati emareleridir.” – Michel Maffesoli Bölüm 2: Kolpacı Ahmet Mithat Efendi’nin, önceki yazımda kısaca analiz etmeye çalıştığım “Felatun Bey ile Rakım Efendi” adlı romanı “alafranga züppe” adlı özneselliği kavramsallaştırması bakımından ne kadar önemli ise,

Alafranga Züppeden Kolpa ve Bitmiş İnsana

Alafranga Züppeden Kolpa ve Bitmiş İnsana

Bölüm 1: Alafrange Züppe Tanzimat döneminin önde gelen yazarlarından Ahmet Mithat Efendi, 1876’da önemli bir roman kaleme alıyor. Romanın adı “Felatun Bey ile Rakım Efendi”. Bu romanı önemli kılan, birinin “bey” ötekinin “efendi” olmasından çok, Osmanlı entelijensiyası diyebileceğimiz bir grup insanın, o dönemde “Batı” ile kurduğu, aşk ve nefret sarmalındaki