Türkiye’de Ağustos 2021 yılı rakamlarına göre 15 yaş ve üstü 3 Milyon 965 Bin kişi işsizlikle mücadele ediyor. Bu ciddi rakam engelli bireyleri de kapsıyor. Devletin kanunen tanıdığı haklara göre %40 ve üzeri engeli olan her engelli istihdam hakkından yararlanabilir ama işverenlerin çoğu engellilere devletin tanıdığı bu hakkı vermiyor. Bu durumda çeşitli mağduriyetler ortaya çıkıyor. Peki bu mağduriyetler ne zamandır yaşanıyor ve neden giderilmiyor?
Engelli bireylerin yaşadıkları mağduriyetleri kendileriyle konuştuk.


                  “Engelli Birey Yok Engellenen Birey Var”

Songül Gonca Kartal (47) hastanenin verdiği raporda %65  geçse de aslında %80 oranında bir görme kaybı var. Açık Öğretim Fakültesi’nde Halkla İlişkiler Bölümü son sınıf öğrencisi…

Devletin engelli bireylere tanıdığı istihdam hakkı konusunda ne düşünüyorsunuz? Sizce verilen haklar yeterli mi?

SG Kartal: Aslında, bir işyeri için devletin koyduğu maksimum engelli istihdam oranı şartı  yeterli ama insanlar bu oranın ne kadar olduğunu bile bilmiyor, daha doğrusu  işverenler pek önemsemiyor. Mesela iş çevreme çalıştıkları iş yerinde kaç kişinin çalıştığını sorduğumda 260 veya 300’ün üzerinde bir rakam söylenmesine rağmen kaçı engelli diye sorduğumda, “hiç engelli yok” gibi bir cevap alıyorum. Dediğim gibi birçok kişi bu konuda bilinçsiz. İşverenler, devletin koyduğu kuralları ciddiye almıyor, engelli istihdam etmiyorlar. Engelli işçi almamak için direnen işverenler de var. Bu sebepler engellileri mağdur ediyor.

İş arama sürecinizi anlatır mısınız, bu süreçte engelli bireylere tanınan istihdam hakkından haberdar mıydınız?

SG Kartal: Türkiye Görme Engelliler Derneği’ne üye olduğum için iş arama sürecimde engellilere tanınan haklardan haberdardım. Bütün engellilerin de bu şekilde derneklere üye olmasını tavsiye ederim çünkü bütün haklarınızı buradan öğreniyorsunuz. Bu dernekler sayesinde haklarınızı elde ediyorsunuz. Referans olan kişiler sayesinde daha önce birkaç kurumda çalıştım. Kimse referans olmadan da iş bulmayı denedim ama yaşım, tecrübesizliğim ve engelim öne sürülerek çeşitli sebeplerle başvurularım reddedildi. Yine bundan 6 ay kadar önce bir iş başvurum oldu. İş başvurusu yaptığım pozisyon da sekreterlik pozisyonuydu. Randevu almak için arayan hastalara randevu verecektim. Gayet rahat yapabileceğim bir işti. Tek bir sistemden yapılıyordu. Yaşım öne sürülerek, prosedür gereği denilerek başvurum reddedildi. Genellikle az gördüğüm için bilgisayarı çok iyi kullanamayacağım söyleniyor. Bu doğru ama bir büyütme programıyla çok rahat kullanabilirim. Bunu da ne kadar anlatmaya çalışsam da ısrarla zorlanacağım söyleniyor.  Ayrıca, ulaşım  da ciddi sıkıntı oluyor. Otobüste ineceğiniz yeri bulabilmek ya da indiğiniz yerden yürümek cidden zor,  servis kullanım hakkımız olmalı. Esnek işbaşı ve iş çıkışı saatleri olmalı. Ben bunları işverenden talep ettiğimde çok rahatıma düşkün olduğum gibi çeşitli çirkin cümlelerle itham ediliyorum.

İş arama sürecinde, destek alınan kurumlar ya da iş taramasının nasıl yapıldığı da kısa sürede iş bulabilmek için önem arz eden unsurlar arasında yer alıyor. İş arama sürecinizde hangi istihdam kurumlarından destek aldınız, sizce yeterli miydi?

SG Kartal: İŞKUR’dan destek almaya çalıştım ama hiçbir şekilde iş bulamadım. Asla yeterli değil. İşverenlerle yapılan görüşmeler birçok engellinin dahil edildiği toplu görüşmeler oluyor. Siz işverenlerle birebir görüşmek durumunda kalıyorsunuz. Masalarına gidip kendimizi ifade etmek durumunda kalıyoruz onlar da sizin için o işin uygun olup olmadığını söylüyorlar, çok hoş olmayan bir sistemleri var. Birebir gerçekleşen bir görüşme olmuyor. İki ya da üç dakika görüşebiliyorsunuz. Nasıl kendinizi ifade edebilirsiniz? O insanı nasıl ikna edebilirsiniz ya da o gerçekten sizi almak istiyor mu yoksa toplantıya katılmış olmak için mi geldi, bilmiyorsunuz. Bu sebeple yeterli bulmuyorum, saçma geliyor.

Kadıköy Belediyesi’nde de benzer bir tutum gördüm. Engellileri istihdam ediyoruz deniyor, fotoğraflar çekiliyor sosyal medyaya konuluyor ama gelen kaç kişi oradan iş bulabildi, merak ediyorum… Ben birçok kez katıldım bir faydasını görmedim iş bulabilen bir arkadaşım da olmadı.



İşvereniniz veya çalışma arkadaşlarınız tarafından mobbinge maruz kaldınız mı?

SG Kartal: Allianz’da anketörlük yapıyordum. Günde bir kişiyi üç kez aramak gibi bir zorunluluğumuz vardı. Ekibimizin başında duran şef herkesin içinde beni görevimi doğru yapmadığım gerekçesiyle aşağıladı. Aradığım kişi sayısını kontrol etmeden performansımın düşük olduğunu söyledi. Ekip arkadaşımla kıyasladı. Ben de arama yaptığım kişi sayısına bakmadan böyle bir şey söylemesinin doğru olmadığını ifade ettim. Daha sonrasında üst merciler tarafından gerekli kontroller yapıldığında benim haklı olduğum anlaşıldı. Bana karşı o kişinin sergilediği davranış, çalıştığım o kuruma yakışmayacak bir davranıştı. Daha sonra üst düzey yetkililerin ısrar etmesine rağmen orada kalamadım çünkü o kişi beni yanına çağırıp farklı bir ortamda konuşabilirdi. Ekip arkadaşlarımın içerisinde aşağılanmak hiç hoş değildi bu sebeple bir hafta sonra işten çıktım. Özür dileyeceği, hatanın telafi edileceği de tarafıma söylendi ama bir kere böyle bir şey yaşadıktan sonra gelen özrün ne anlamı olabilir? Şu an yine olsa herhalde yine aynı şeyi yaparım.

Önceki iş yerinizde çalışma ortamından memnun muydunuz? Haklarınızdan faydalanabiliyor muydunuz?

SG Kartal: Şu an çalışmıyorum ama en son Allianz’da çalıştım. Seviyeli düzgün bir yerdi. Çalışma ortamım çok güzeldi. Eğitimli insanların olduğu bir kurumdu. Çalıştığınız kurumdaki insanların eğitimli bireyler olması gerçekten çok fark ediyor. Engelliler için eğitim seviyesi yüksek insanlarla birlikte çalışmak daha pozitif bir tablonun ortaya çıkmasını sağlıyor çünkü çoğu yurtdışı görmüş insanlar daha dışa dönük ve daha anlayışlılar… Negatif insanlar olsa da çoğunluk size karşı pozitif olduğundan idare edebiliyorsunuz. Ben çok severek çalışıyordum. Çalışma arkadaşlarımın çoğuyla çok güzel bir ilişkim vardı. Birlikte öğlen yemeklerini dışarıda yiyorduk. Bazen iş çıkışı vakit geçirirdik. Çalışma şartlarım bana uygundu ama pozisyon olarak orda yükselme ihtimalim yoktu. Kullandıkları yazılım kendi yazılımları olduğu için görme engellilerin kullandığı programı entegre edemiyorduk. Dolayısıyla 4-5 sene de  çalışsam hep aynı pozisyonda kalacaktım. Ulaşım konusu da beni düşündürüyordu çünkü herkes kendi aracıyla ulaşımını sağladığından servisi yoktu. Her sabah bir yakadan diğer bir yakaya geçiyordum. İki saatlik bir yoldu sabah ayrı akşam ayrı ama sağ olsunlar onu da geç işbaşı ve erken mesai bitimi şeklinde  esnek mesai saatleriyle düzenlediler. Yağmur olduğunda erken çıkartıyorlardı. Yoğun olumsuz hava şartlarında izinli oluyorduk.

Birkaç kere özel araçla gelip bizi aldılar evde canımız sıkılmasın çalışma hayatından kopmayalım diye ama daha önce ifade ettiğim olay sebebiyle ayrılmak zorunda kaldım. O olay harici çok düzgün bir yerdi gerçekten memnundum ayrıldıktan sonra da öyle bir kurum bulamadım. Daha sonrasında Görme Engelliler Derneği’nde de çalıştım. Ben az da olsa gördüğüm için danışan insanlara deyim yerindeyse gören göz oluyordum. Onlara dışardaki işlerinde refakat ediyordum. Bu göreve bir süre devam ettikten sonra yönetim kısmına geçtim. 3,5-4 yıldır da iş bulamadığım için çalışmıyorum.

İşyerinde herhangi bir sorunla karşılaştığınızda (engelinize ilişkin sizin için sorun olabilecek herhangi bir durum, mesela, bedensel engelli bir bireyin işyerinde asansörün bozuk olması gibi) bildirmeniz durumunda yetkili kişi tarafından çözümü sağlanıyor ya da gerekli adımlar atılıyor mu? 

SG Kartal: Kesinlikle her şey yapılıyordu. Bu durumun idarecilerle alakalı olduğunu düşünüyorum. Çok önemli bir şey tamam işyerine engelli alınıyor ama orada dilinden anlayabilecek biri var mı? Hani bu öyle sokakta görüp, koluna girer götürürüz veya tarif ederiz demek gibi değil. Gerçekten o insanı anlayabilen, rehabilitasyondan anlayabilen birileri olmalı… Bence idarecilerin bu konuda eğitim almaları gerekiyor.

Devlet, istihdam hakkı ile ilgili engellilere verilen haklarda düzenleme yapacak olsa neler değişsin ya da iyileştirilsin istersiniz?

SG Kartal: E-KPSS sınavı eşit bir sınav değil. Ben görme engelli bir bireyim, sınava iki öğretmenle giriyorum. Biri okuyor diğeri işaretliyor. Matematik sorularını da bu şekilde yapmaya çalışıyorum. Düşünün bu nasıl mümkün olabilir?  Bir işitme engelli veya bir bedensel engelli benimle aynı sınava giriyor. Onlar belki iki kez belki üç kez okuyabilir. Tabii ki ben de talep edebilirim, iki kez okurlar ama süre çok kısa yetmiyor. Yani kişinin kendisinin okuyup, kendisinin matematik sorusunu görerek çözümlemesi başka bu bambaşka. O yüzden nasıl zihinsel engelliler ayrı bir kitapçıkla sınav oluyorlarsa görme engellilerinde özel bir kitapçığı olmalı. Bir denklemi kafada çözmek çok zor, soruyorum “Bunu bununla çarptınız oraya ne geldi?” diye… Bir kişinin bana bir soruyu okuması iki dakikamı alıyor. Yani bu göz önüne alınırsa ek süre verilebilir. Biz zaten okulları dışarıdan bitiyoruz. Ben ortaokul ve liseyi dışardan bitirdim. Temel bir altyapımız yok matematikte. O yüzden sınav sisteminde bize bir ayrıcalık verilirse, bizim de atamalarda bir şansımız olabilir. Efendim, görme engelli sadece belli başlı işler yapabilir. Hayır, gerçekten zaman ayrılırsa ve öğretilirse her şeyi yapabiliriz.

Sosyal medyayı çok güzel kullanan arkadaşlarım var. İşleriyle ilgili mail alma, gönderme Excel tabloları gibi işlemleri gayet rahat yapabiliyorlar. En fazla bir ay içinde öğrenilebilecek şeyler bunlar… Sadece birinin sabırla anlatması gerekiyor. Bence dünyada engelli birey yok engellenen birey var.  Engellendiğimiz için biz bu kadar  zor şeyler yaşıyoruz, evlere tıkılıyoruz ama insanlar farklı davransalar… Bizi engellemeseler biz hep birlikte yaşayabiliriz.

Abdullah İçgili (46) 1,5 yaşında yanlış bir iğneden dolayı çocuk felci geçirdiği için ortapedik (bedensel ) engelli… Ayağında kısalık ve kaslarında zayıflık olduğunu ifade ediyor. 1996 yılından bu yana iş hayatında aktif olarak çalışıyor.

Devletin engelli bireylere tanıdığı istihdam hakkı konusunda ne düşünüyorsunuz? Sizce verilen haklar yeterli mi?

İçgili: Kesinlikle değil. Evet birçok şeyden fedakârlık yapıyor devlet ama kontenjan sayısı arttırılabilir. Daha çok istihdam yapılarak birilerinin eline bakmayacakları bir revizyon gerçekleştirilebilir. Hayat şartlarını bana göre engelliler üzerinden kurmaları gerekiyor. Kaldırımları 40-50 cm değil de, gerçekten engellilerinde inip çıkabileceği, yürüyebileceği  kaldırımların yapılması gerekiyor. En önemlilerinden biri de metrobüsler. Ben yıllarca Uzunçayır’da indikten sonra dört merdiven inip dört merdiven çıkarak Avrupa yakasındaki işime gittim. Dört basamak değil, yanlış anlamayın. Engelliye olan ilgi, alaka bu mudur? Samimiyet, sıcaklık bu mudur? Dürüstlük bu mudur? Bir yürüyen merdiven ya da kolaylık sağlayacak başka bir şey yapılamaz mıydı? O mühendisin doyurulması, bu müteahhittin doyurulması derken bu hallere geldik. İstanbul’un en önemli ulaşım ağı olan yerde yürüyen merdiven yok.

İş arama sürecinizi anlatır mısınız? Bu, süreçte engelli bireylere tanınan istihdam hakkından haberdar mıydınız?

İçgili:  İş arama sürecimde babam dedi ki “Oğlum, mecburuz benim CHP’ye üye olmam lazım.” Üye olmayan kimse ne işe alınıyor ne de bazı haklardan yararlanabiliyordu. Engelli kartı alabilmek için bile CHP’ye üye olmak zorundaydınız. Babamın sayesinde Zeynep Kamil Hastanesi’nde işe başladım. Uzun yıllar orada görev yaptım ama bir gecede işten  çıkartılan 6 tanesi engelli, 89 kişiden biriyim. Bana göre bununda yegane sebebi eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’dir. Tasarruf adı altında böyle bir işten çıkarma yapıldı. Devlet engelli bireylerin elinden tutacaksa, işinden etmemeli. Bana vermediği maaşla nasıl bir tasarruf yaptı merak ediyorum.

Ayrıldıktan sonra hastane edindiğim çevrem bana birçok yerin kapısını açtı. Dolayısıyla iş arama çabasına dahi girmedim. Danone’nin Genel Müdürlüğü’ne bir referans sayesinde girdim. Daha sonrasında İş hayatına Memorial’la  devam ettim. Bana göre sağlık sektöründeki değerli hastanelerden bir tanesi. Orada da uzun yıllar tele marketing yaptım, santralden başlayarak satış pazarlamaya kadar yükseldim, derken organ nakli koordinatörlüğü ve yurtdışından hasta getirmeye başladım, hasta turizmi yaptım. İstihdam hakkı konusunda da şunu söyleyebilirim; Ecevit döneminde engelliye yönelik özel bir istihdam kontenjanı yoktu olsaydı zaten ben Zeynep Kamil’den çıkartılmazdım.

İş arama sürecinizde hangi istihdam kurumlarından destek aldınız, sizce yeterli miydi?

İçgili: Benim için İŞKUR  çok önemli. Birçok engellinin, ben de bir gün iş bulabilir miyim acaba demesine sebep olabilen bir kurum. Evet şimdi insanlar, internetteki farklı platformlardan da iş bulabiliyor, bir sürü iş arama sitesi var ama benim zamanımda İŞKUR çok değerliydi çünkü iş bulmanız için yardım edebilecek tek kurum idi. İŞKUR’un ağzından çıkan sözler sizi ya ihya ederdi ya da yerin dibine sokardı.

İşvereniniz veya çalışma arkadaşlarınız tarafından mobbinge maruz kaldınız mı?   

İçgili: Evet, yöneticiler tarafından “Sen engellisin ne anlarsın?” şeklinde yaklaşımlar oluyordu. İyi insanlar da vardı ama geneli bu şekildeydi. Onlara da cevabı başarılı olarak verdiğimi düşünüyorum. Hiçbir zaman iş hayatında geri planda kalmadım. Bunun yanı sıra, devletin bir hak olarak bana verdiği engelli ulaşım kartını aldım diye, “Düşün artık devletin yakasından” tarzında cümlelere maruz kaldım. Özel günlerde, bayramlarda “Sen engellisin nereye gideceksin ki? Resmi nöbetleri sen tut” diyenler oluyordu. Bütün bunları yapabiliyorlar çünkü biliyorlar ki senin işten çıkarılmak gibi bir korkun var. İşten çıkmayı düşündüğüm zamanlar da oldu babam o zaman sağdı ama işten çıksaydım babam öldüğünde hayatıma nasıl devam edebilirdim? O zamanlar engelli maaşı 3 ayda 1 kez verilirdi ve 90 TL idi. Şimdi ayda 1.000 TL veriliyor. Çok mu? Hayır değil ama 90 TL nerede, 1.000 TL nerede…

İşyerindeki çalışma ortamından memnun musunuz? Haklarınızdan faydalanabiliyor musunuz?

İçgili: Ben rahat yürüyebildiğim için şu anda bir sıkıntı yaşamıyorum. Tek sıkıntım merdiven inip çıkmak… 13. katta çalışıyorum ama gayet seri çalışan 3 asansör olduğundan problem olmuyor. Şöyle bir sıkıntı var: Bina girişinde rampa yok. O yüzden tekerlekli sandalye kullanan bir birey bizimle rahat bir şekilde çalışamaz. Tekerlekli sandalye için konforlu bir yer değil ama daha önce çalıştığım işyerlerinde asansör olmamasından kaynaklı sorunlar yaşadım. Ağzınızı açıp haklarınızdan faydalanmak istediğinizde “Dışarıda çalışmak isteyen çok insan var” gibi cümleler de duyabiliyorsunuz. Bu mobbing değil de ne? Mesela engelliler %41 vergiden muaf ama işyeri vermiyor. Bu da bir mobbing…

Devlet, istihdam hakkı ile ilgili engellilere verilen haklarda düzenleme yapacak olsa neler değişsin ya da iyileştirilsin istersiniz?

İçgili: Kimliğine bakmaksızın, siyasi görüşleri de önemsemeden vatan hainleri hariç herkesi işe alsınlar. İstihdam çok önemli, çok değerli ama sosyal hayata da katılabilecekleri ortamlar yaratılmalı..

Günce Efendioğlu (26) Üsküdar Üniversitesi Reklam Tasarımı Bölümü mezunu, volker ve tekerlekli sandalye kullanıyor.

Devletin engelli bireylere tanıdığı istihdam hakkı konusunda ne düşünüyorsunuz? Sizce verilen haklar yeterli mi?

Efendioğlu: Devletin engellilere sunduğu iş olanaklarının yeterli olduğunu düşünmüyorum. Özellikle çoğu firma evden çalışma talep ediyor. İşverenlerden “Sen işe hiç gelme, biz maaşını yatıralım” şeklinde cümleler duyuyorum. Ailem de ben de bu hayatta var olabilmem için büyük çaba sarf ettik, öğrenim hayatım kolay geçmedi. Bu sebeplerden işverenlerle sürekli tartışıyorum. Ancak tabii ki engelli bireye hakkıyla çalışma hayatında yer veren firmalar da var.

İş arama sürecinizi anlatır mısınız? Bu süreçte engelli bireylere tanınan istihdam hakkından haberdar mıydınız?

Efendioğlu: Yeni bir iş.com, Kariyer işim 24 saatte iş gibi uygulamalardan bulduğum işler oluyor. Günce Hanım, özgeçmişiniz bizim için çok uygun hemen gelin görüşelim, şeklinde geri dönüşler alıyorum ama firmaların çoğu özgeçmişimde belirttiğim engel durumu ve engel oranına dikkat etmediklerin sıkıntılar yaşıyorum. “Bizim pozisyonumuz engelli bir bireye uygun bir pozisyon değil” diyerek telefonu yüzüme kapatanlar dahi oluyor. Genellikle mesleğime ve yapabildiklerime değil yapamadıklarıma odaklanıyorlar.

İş arama sürecinizde hangi istihdam kurumlarından destek aldınız, sizce yeterli miydi?

Efendioğlu: S Kariyer adında bir firmadan destek aldım ve Kadıköy Belediyesi’nin senede bir kere düzenlemiş olduğu engelli kariyer günleri sayesinde Decathlon’da 1 sene kadar çalıştım. Decathlon’dan önce Hizmetim Destek adlı bir firmada da iş tecrübem oldu. Ardından Bimex adlı firmada 6 aylık bir tecrübem oldu. İş yaşamında var olabilmeyi çok seviyorum.

İşvereniniz veya çalışma arkadaşlarınız tarafından mobbinge maruz kaldınız mı?

Efendioğlu: Mobbinge maruz kalmadım. İşverenlerin çoğu engelimize odaklanıyor yapabileceklerimize değil. Açıkçası işverenlerin, bize karşı bu tutumlarından ve işimizi en iyi şekilde yapamacağımızı düşünmelerinden çok mustaribim. Yani tamam engel durumu olan insanların hayatları çok daha zor o sebeple işveren de endişeli olabilir.  Fakat en azından üniversite mezunu, yüksek lisans mezunu, hayatında bir şeyleri başarmış engelliye biraz daha öncelik tanınabilir. Kendimizi kanıtlamamıza müsade edilmesini ve hayatta var olmamızın desteklenmesini rica ediyorum.

Devlet, istihdam hakkı ile ilgili engellilere verilen haklarda düzenleme yapacak olsa neler değişsin ya da iyileştirilsin istersiniz?

Efendioğlu: Devlet eğitim durumuna göre engelliyi ayırıp iş kabiliyetine, becerilerine göre işe alımları yaparsa ve engel durumu değil yapabildikleri ön plana çıkarılırsa çok sevinirim.

Fotoğraf: AbsolutVision