Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Türk Devletleri Teşkilatı Beni Neden Heyecanlandırmadı?
    Forum

    Türk Devletleri Teşkilatı Beni Neden Heyecanlandırmadı?

    By Fatih Uçar29 Kasım 20214 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Aralık 1991’de Sovyetlet Birliği parçalandıktan sonra Türkiye kamuoyu, o güne kadar bazı siyasi iktidarlar, entellektüel çevreler ve Türk Milliyetçileri’nin gündeminde olan Türk Dünyası gerçeğiyle nihayet tanıştı. Soğuk Savaş bitmişti. Demir perde, hür dünya karşısında artık pes etmişti. SSCB bünyesindeki Esir Türklerin bir kısmı devletlerinin bağımsızlıklarını ardı ardına ilan ettiler. Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan devletleri kuruldu. Fakat maalesef büyük ölçüde SSCB döneminden kalma bürokrasi ve yönetim anlayışı ad değiştirerek devam etti. Milliyetçiler heyecanlı ve sevinç içindeydi. Yıllardır söyledikleri gerçekleşmişti. Sovyetler yıkılmış, esir Türkler hürriyetlerine kavuşmuştu. Bütün bu bahar havasının gürültüsünde kimse farketmiyordu ama Türk Dünyası yeni bir esaretin arefesindeydi. Totaliter rejim sadece isim değiştirmişti.

    Bu dönemde 1992’de ilk toplantısı Ankara’da yapılan Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi adıyla bir organizasyon gerçekleşti. Zirveye Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan Cumhurbaşkanları katıldı. 2009 yılına kadar her yıl olmasa da belli aralıklarla toplantılar yapıldı, bir teşkilat kurmaya çalışıldı. Nihayet 2009 yılında Nahçıvan’da yapılan toplantıda Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan arasında imzalanan anlaşmayla Türk Konseyi adıyla bir teşkilat kurulmasına karar verildi. 2018 yılında teşkilatın adı Türk Keneşi olarak değiştirildi. Türkiye ile Özbekistan arasındaki ilişkilerin soğukluğu sebebiyle İslam Kerimov vefat edene kadar Özbekistan teşkilata üye olmadı. 2016’da Kerimov vefat ettikten sonra 2018’de Özbekistan yönetimi teşkilata üye olmak istediğini açıkladı ve 2019’da üye oldu. Aynı yıl Macaristan teşkilatın gözlemci üyesi  oldu. Nihayet 12 Kasım 2021’de Yassıada’da yapılan zirvede Türkmenistan teşkilata gözlemci üye olarak katıldı. Bu arada teşkilatın Türk Keneşi olan adı Türk Devletleri Teşkilatı olarak değiştirildi. Teşkilatın temel amaçlarında öne çıkanlar Türk Devletleri arasında ticareti yaygınlaştırmak, kültürel iletişimi hızlandırmak, dil birliğini sağlamak ve öğrenci değişimi oldu. Başka amaçlar da var ama onlar sadece kağıt üzerinde kalan ve hiç uygulanmayan hukuk, insan hakları ve demokrasi kavramlarını içerdiği için buraya yazmaya gerek duymuyorum.

    Kurulduğu günden bu yana dostlar alışverişte görsün toplantıları dışında hiçbir anlamı olmayan, ülkeler arası ticaretin gelişmesi dışında hiçbir somut çıktısı olmayan bu teşkilata, özellikle 2016 sonrası dönemde Türkiye daha fazla önem vermeye başladı. Türkiye’de yükselen “Milliyetçi” dalganın uluslarası platformda devam ettirilmesi ve iç kamuoyuna bunun satılması için bu teşkilat biçilmiş kaftandı. Bu yüzden teşkilatın adının değişmesi bizim medyada çok yer kapladı, sosyal medyada büyük bir coşku yarattı. Artık Türk Birliği kurulmuştu, herkes ayağını denk almak zorundaydı. Yedi Düvele karşı savaş veren Türkiye, diğer Türk devletlerini de yanına alarak dünyaya haddini bildirebilecekti. Elbette bunların hepsi birer hayalden ve yalandan ibaretti. Ne Türkiye’ye saldıran vardı ne de Türk Birliği kurulmuştu. Çünkü bu teşkilata üye olan ülkelerin böyle bir derdi ve  hedefi yoktu. Türkiye hariç diğer ülkeler zaten her dönem Rusya etkisi altındaydı ve bundan hiç rahatsız değildi. Son yıllarda bölgede Çin’in de etkisi artıyor ve bundan da rahatsız değiller. Maalesef 2015 sonrası Türkiye de bu ekibe ayak uydurdu, Rusya ve Çin hattına doğru yaklaşmaya başladı. Bu yaklaşma Türkiye’de bütün aksaklıklarına rağmen var olan demokrasiyi daha fazla zayıflattı, otoriterliği pekiştirdi. Türkiye’nin, Türk Dünyası’na demokrasi ve hukuk ihraç etmesi, bu alanda Türk devletlerine rol model olması gerekiyorken, Türkiye “Türk Tipi Başkanlık Sistemi” adıyla Orta Asya’daki kardeşlerimizden otoriter rejim ithal etti.

    Ayrıca bu meselenin diğer bir tarafı ise devletlerden ziyade bazı kişilerin isim değişikliğine verdiği tepkiydi. Türk Keneşi, Türk Devletleri Teşkilatı oldu diye sevinç çığlıkları atan ve kendini Türk Milliyetçisi olarak ifade edenler üzerine düşünülmesi gerekiyor. Sanki Türk Milleti bu ülke yöneticilerinin umurundaymış gibi bunların yaptıkları bir işi kendine “milliyetçiyim” diyenlerin alkışlamasını anlayamıyorum, anlamak istemiyorum. Bağımsız Türk Devletleri’nin arasındaki işbirliği artsa ve bu iş birliğinden dolayı bir fayda ortaya çıksa bundan kim faydalanacak? Azerbaycan’da, Türkmenistan’da Özbekistan’da, Kırgızistan’da, Kazakistan’da ve Türkiye’de yaşayan sade bir vatandaş mı yararlanacak yoksa bu ülkeleri yönetenlerin yakınlarında yer alan insanlar mı? Benim bu söylediklerimi teyit etmek isteyen Türk devletlerinin yolsuzluk algısı endekslerindeki sıralamalarına baksınlar. Hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğü, demokrasi gibi alanlardaki sıralamalarını da incelesinler. Bakınca tablonun ne kadar vahim olduğunu görecekler.

    Aliyev Ailesi daha fazla zengin olacak, vergi cennetleri üzerinden Avrupa’da daha fazla gayrimenkul alacak diye, Nazarbayev çocuklarına imtiyazlar sağlayacak diye, Berdimuhammedov köpeğinin daha fazla heykelini yaptıracak diye, Erdoğan yandaşlarına daha fazla ihale dağıtacak diye kendine Türk Milliyetçişi diyen birinin bunları alkışlaması kabul edilebilir bir durum değildir. Milliyetçiler artık bir karar vermelidir. Ya milletten yana tavır alacaklar ya da otoriter liderlerden yana. Ya milletten yana taraf olup, Türk Devletlerinde demokrasinin, hukukun, hürriyetlerin ve insan haklarının kavgası verecekler ya da otoriter yönetimlerin iktidarlarını pekiştirmek için kullandıkları birer aparat olacaklar. Ya Yusuf Akçura’nın, İsmail Gaspralı’nın, Ziya Gökalp’in gösterdiği yoldan gidecekler ya da “milliyetçiliği” kendine maske yapmış diktatörlerin yolundan.

    Fotoğraf: Ali Arif Soydaş

    Siyaset
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleGüvenlik Meselesi Olarak Ekonomi | Çavuşesku’nun Termometresi #86
    Next Article Türk Futbolunda Altyapı Eğitimi | Konuk: Nedim Yiğit

    Diğer İçerikler

    Videolar

    Hürmüz’de Kıvılcım, Yeni Parti, Her Gün Yargı | Aydın Selcen | 2’li Görüş #97

    17 Temmuz 2026By İlkan Dalkuç
    D84 INTELLIGENCE

    Dijital Alanda İfade Özgürlüğü: Bir Politika Önerisi

    16 Temmuz 2026By Tarık Beyhan ve Volkan Aslan
    Yazılar

    NATO 3.0 ile Rusya Arasında: Türkiye için Çift Taraflı Kuşatma

    12 Temmuz 2026By Pınar Demircan

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}