*Bu yazı, üç bölümlük bir yazı serisinin ikinci yazısıdır. İlk yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Sayyid Kutub’un siyasi düşünceleri: Moderniteye Savaş

1. Yaşadığı dönemin Siyasi ve Sosyal Şartları

Bilindiği üzere Mısır 1517’de Osmanlı Devleti hâkimiyetine geçmiş ve yaklaşık 400 yıl boyunca bu hâkimiyet devam etmiştir. Osmanlı Devleti, bölgenin öneminden olsa gerek, diğer eyaletlerinden ayrı olarak Mısır’ın yönetimini farklı kurallara bağlamıştı. Olası ayaklanmaları da önleyen bu kurallar ile bölgeye verilen önem gösteriliyor (Von Grünebaumm 1993: 66). 18. yy. ile Avrupa’da ortaya çıkan sanayileşme süreci Avrupalı devletleri farklı bölge arayışlarına itmişti. Mısır, zengin doğal kaynaklarının yanı sıra coğrafi konumu dolayısıyla da öne çıkmıştır. 19.yy ile birlikte Mısır bir çok Avrupa devleti için bir rekabet alanı olmuştur. Bu rekabette İngiltere ve Fransa özellikle askeri işgalleri ile ön plana çıkmıştır. İlk olarak 1789 yılında Fransa Mısır’ı işgal etmiş; fakat, kısa süre sonra 1801 yılında ayrılmak zorunda kalmışlardır. Bu tarihten itibaren yaklaşık 80 yıl ülkeyi Kavalalı Hanedanı yönetmiş ve bu süre zarfında da Mısır ve Osmanlı Devleti ilişkileri hep daha kötüye gitmiştir. Nihayet, 1883 yılında İngilizlerin Mısır’ı işgal etmişlerdir. Ardından, çıkardıkları beyanname ile Mısır’da istedikleri kadar kalacaklarını duyurdular (Yılmaz 1980: 22). İngiliz emperyalizminin altında giren Mısır; ülkenin siyasal, ekonomik ve kültürel kontrolünü de tamamen kaybetti (Sarmış 1992: 16).

1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı’nın ardından Mısır’da bağımsızlık hareketleri de hızlanmıştır. 1930’lara yaklaşırken Hasan el-Benna ve el-ihvanu’l Müslümin cemaati yavaş yavaş siyaset arenasında yükselmekteydi. 1930-35 yılları arasında başlayan öğrenci hareketleri sonucunda, İngilizlerin de kabul etmek zorunda kalması ile Mısır bağımsızlık elde etti (Yılmaz 1980: 17). Fakat, İngilizler ülkeden tamamen ayrılmadı. 1948’de İsrail ile ağır bir savaşa giren Mısır, Birleşik Krallık’a karşı kendi içinde büyüyen sorunlarla uğraşmaya başladı. Bu dönemde krallığa karşı hareketlerde öncü rol oynayan Müslüman Kardeşler’in lideri olan Hasan El Benna silahlanma ile itham edilerek arkadaşları ile hapse atıldı. Kısa süre sonra hapisten çıkan Benna kimliği belirlenemeyen kişilerce öldürüldü. Benna’nın öldürülmesi Mısır’da büyük bir infiale yol açtı. Gösteriler ve itirazlar hem kral Faruk’a hem de İngilizler’e karşıydı. Ülkede devam eden olaylar neticesinde 1952 yılında “Genç Subaylar” adlı grup, Albay Nasır önderliğinde ülkede yönetimi ele geçirdi. Kral Faruk tahttan indirildi ve Cumhuriyet ilan edildi (Yılmaz, 1980: 25). Gelişmelerin ardından yeni Cumhuriyet, İngiltere ile anlaşma imzaladı ve Mısır 1956 yılından tamamen bağımsız bir devlet oldu.  Tüm bu gelişmeler Mısır’da birçok büyük şahsiyetin yetişmesine zemin hazırladı (Sarmış 1992: 18).

2. Hayatı

1906 yılında Mısır’ın Asyut ilinde doğan Seyyid Kutub, 10 yaşına kadar hafızlığını ve ilkokul tahsilini tamamladığı bu şehirde yaşamıştır. Daha sonra Kahire’ye gitmiş ve orta ve lise öğrenimini tamamlamıştır. Kahire Üniversitesi’nde yüksek tahsiline başlayan Kutub, üniversite hayatıyla birlikte yazarlık hayatına da başlamıştır. İlk olarak el-Ahram gazetesinde yazıları çıkan Kutub, üniversiteyi birincilikle bitirdikten sonra Dimyat ilinde öğretmenliğe başlamıştır. Çeşitli dergilerde ve gazetelerde yazıları yayınlanan Kutub, “et- Tasvirü’l- Fenni fi’l Kur’an” makalesiyle dikkatleri üzerine çekmiştir (Tağıyev 2010:47; Damir-Geilsdorf 2003: 19f). 7 Ekim 1946’da İslami ideolojiye sahip çıkılması gerektiği çağrısında bulunduğu Medarısü li’s-Suht” isimli makalesini yayınlayan Kutub, İslami ideolojisi ile ilgili fikirlerini ilk kez net bir şekilde ortaya koymuştur. Tüm Müslümanlara hitaben yazdığı makalesinde Kutub, Mısır toplumunun durumunu sert bir şekilde tenkit etmiş ve müslümanları bu sorunlara karşı mücadeleye çağırmıştır. 1948’de en meşhur eserlerinden biri olan “el Adaletu’l- İçtimaiyye fi’l-İslam” ı çıkaran Kutub, burada insanlığın özlediği sosyal adaletin ancak İslam ile gerçekleşebileceğini öne sürmüştür (Sarmış 1992:30).

Seyyid Kutub 1949 yılında Doktora yapmak ve eğitim metotlarını araştırmak üzere devlet tarafından Amerika’ya yollandı.  1951 yılında Amerika’dan döndükten hemen sonra “İslam ve Medeniyetin Problemleri” adlı kitabını yayınladı. Amerika’da bulunduğu süre içerisinde Müslüman Kardeşler’in lideri Hasan el-Benna’nın öldürülmesi olayı gerçekleşti. Müslüman Kardeşler ile henüz tam anlamıyla organik bağı olmamasına rağmen, Amerikan basınında olayın büyük bir sevinçle karşılandığını görmesi, onu Müslüman Kardeşler’e daha da yakınlaştırdı. Amerika’dan döner dönmez de cemaatin saflarına bizzat katılmış ve en büyük destekçilerinden biri olmuştur (Yılmaz 1980: 68). Seyyid Kutub’un Müslüman Kardeşler’de aktif rol almaya başladığı dönemlerde, Cemal Abdülnasır’a suikast düzenlenmiş ve olayın Müslüman Kardeşler ile ilişkilendirilmesinden dolayı Seyyid Kutub da hapse girmişti. 1954’ten 1964 yılına kadar hapiste yattı. Hapisten çıktıktan kısa süre sonra silahlı devrim hazırlamak suçlaması ile tekrar tutuklandı ve idamına karar verildi. 29 Ağustos 1966 tarihinde de idamı uygulandı.

3. Müslüman Kardeşler ve Kutub’un Siyasi Faaliyetleri

Seyyid Kutub 40 yaşında kadar siyasetle ilgilenmek yerine, fikri anlamda kendini geliştirmeye çalışmıştır (Tağıyev 2010: 49). Siyasi hayatına fiili olarak el-Vefa ve eş-Sa’diyyin partilerinde başlayan Kutub, Müslüman Kardeşler teşkilatına adım atmasıyla etkili bir siyasi figür olmuştur (Damir-Geilsdorf 2003: 28ff; Sarmış 1992: 117). Seyyid Kutub yukarıda bahsettiğimiz gibi Amerika’dan döner dönmez Müslüman Kardeşlere resmî olarak katıldı. Ardından hemen teşkilat içinde görev aldı. Genel Merkez’in yayın müdürü olan Kutub, benimsediği İslami görüşü burada bulduğunu belirtmiştir (Yılmaz 1980:118). Gerek çağdaş İslam dünyasının düşünce hayatındaki öneminden olsa gerek, Seyyid Kutub’a etkilerini anlamak açısından Müslüman Kardeşler teşkilatını tanımak büyük önem arz ediyor. 1928’de İsmailiyye ilinde Hasan el-Benna önderliğinde altı kişinin katılımıyla kurulan Müslüman Kardeşler Teşkilatı, başlangıçta din odaklı ve eğitimsel alanlarda faaliyet gösterirken, 1930’dan itibaren toplumsal konular teşkilatın faaliyetlerinde ağırlık kazanmıştır (Metzger 2000: 46ff.; Ranko 2004). Kurucusu Hasan El-Benna’nın karizmatik bir lider oluşu, kısa zamanda destekleyenlerini arttırmıştır. Benna, gerçek İslam’a giden yol için devrimsel bir süreçten bahsetmiştir ve destekleyenlerine bir İslam geleceği vizyonu belirlemiştir (Ranko 2004: 17ff.; Conermann 2015). İslam’ın emperyalist baskıdan kurtulması, özgür bir İslam toplumunun kurulması, İslam ümmeti arasında birliğin sağlanması ve İslam davetinin dünyanın her yerine yayılması teşkilatın en önemli hedefleri olarak göze çarpmaktadır (Sarmış 1992: 33). Çok kısa sürede önemli bir kitleye hitap etmeye başlayan Müslüman Kardeşler, merkezlerini de 1932 yılında İslamiyye’den Kahire’ye taşımışlardır. Teşkilatın kurucusu Benna 1936 yılında tüm Mısır’da uygulanacak bir İslami ıslahat programı açıkladı. Teşkilat çıkardığı gazete ve dergiler ile her geçen gün daha da popüler hale geldi. Bir çok okulu, camisi ve kuruluşları olan teşkilat, Mısır dışında da faaliyet gösterir olmuştur (Eliaçık 2002: 166). Öncelikle Suriye, Lübnan, Ürdün, Filistin, Fas ve Tunus’ta faaliyetlerini genişleten teşkilat, zamanla kendisini siyasetin içinde buldu (Watt 1997: 87).

Müslüman Kardeşler 1930 yılından sonra başlayan ülkedeki karışıklıklarda aktif rol almıştır. Önce İngiliz emperyalizmine karşı, sonra Kral’a karşı yürütülen faaliyetlerde önemli bir güç haline gelmiştir. 1952 yılında “Genç Subaylar” tarafından gerçekleştirilen ihtilalde Müslüman Kardeşler’in payı büyüktür (Sarmış 1992: 34). Fakat, ihtilalin ardından yeni kurulan rejimin teşkilata sırtını dönmesi sonucunda tekrar devlet ile aralarından bir savaş başlamıştır. 1954 yılında Abdülnasır’a suikast düzenlenmesinden sorumlu tutulan teşkilat, hemen kapatılmış ve birçok üyesi tutuklanmıştır. Bu süreçte teşkilatın yayın merkezi müdürü olması nedeniyle Seyyid Kutub aktif rol almış ve bir çok makale ve yazıyla teşkilatı halka karşı savunmuştu. Bu nedenle kendisi de tutuklanan Seyyid Kutub, 15 yıl hapse mahkûm edilmiştir. 10 yıl hapiste mahkum kalan Kutub, yazmaya aynı şekilde hapiste de devam etmiştir. En önemli eserlerinden biri olan Fi Zılal adlı kuran tefsirini bu süreçte tamamladı.  Hapisten çıktıktan sonra ev hapsinde küçük bir kasabada yaşayan Kutub, burada da Mealim fi’t-Tarık adlı eserini yayınlamasının ardından tekrar tutuklanmış ve mevcut yönetimi devirmek istemekle suçlanmıştı. Seyyid Kutub’un tüm eserleri yasaklanmış, okuyan veya destekleyen kişiler de hapse atılmıştır (Sarmış 1992: 40). Kutub kendisine açılan bu dava neticesinde iki arkadaşı ile 22 Ağustos 1966 tarihinde idam edildi. İdamının ardından İslam Dünyasının çeşitli ülkelerinde protesto gösterileri oldu.

4. Seyyid Kutub’un çalışmalarındaki merkezi kavramlar

4.1. Tevhid

Kelime anlamı itibariyle İslami dünya görüşü anlamına gelen Tevhid, Seyyid Kutub’a göre; islam düşüncesinin dayandığı temel esastır (Soffar 2004; Kinik, 2005: 81). Tevhid, anlamı itibariyle sadece son peygamber Muhammed ile gelen din için değil, öncesindeki tüm dinler için geçerli olan temel esaslardır. Seyyid Kutub, Muhammed dönemi İslam toplumunda ve ondan sonra gelenlerin oluşturduğu İslam toplumunda büyük farklar olduğunu düşünmektedir. Kutub’a göre sonradan oluşan İslam toplumunun ilk müslüman toplum ile asla bir ilgisi yoktur, tamamen değişime ve dezenformasyona uğramıştır (Kutub 1988: 106–128). Bu noktada Kutub, İslam’ın bütün gayesinin bu tür bozulmuşluklara ve batıl inanışlara karşı mücadele etmek olduğunu düşünmektedir. İslam’ın, mutlak tevhidi insan hayatının merkezine getirmek istediğini belirten Kutub, tevhid esası üzerine olmayan tüm diğer inanışlara karşı mücadele edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır (Kutub 1988: 130). Seyyid Kutub tevhid hakkındaki düşüncelerini açık bir şekilde özetlemiştir: Allah’ın birliğine tamamen imanın yanında, egemenlik ve otoritenin tamamen Allah’a bırakılması, yalnızca ona (onun adına) ibadet edilmesi, her şeyin hâkimiyetinin onda olduğunun kabul edilmesi ve yalnızca onun kuralları(şeriatı) ile hukuki kararların alınması… (Kutub 1988: 146). Burada da Kutub, Allah’tan başkasının egemenliğini kabul eden, onun şeriat kurallarının dışında kurallara bağlı olmayı kabul eden, bunun sonucunda da Allah’tan başka ilahları kabul eden bireylerden oluşan bir toplumdan söz eder ve “Cahiliye” kavramına geçiş yapar.

4. 2. Cahiliye

Kelime anlamı itibariyle bilmenin zıddı olan cahiliye, İslam literatüründe ilk olarak İslam öncesi toplumlar için kullanılan bir tabirdir. Bizzat Kuran’da da geçen ifadelerle (Onlar hala Cahiliye devri hükmünü mü istiyorlar? Maide süresi 5:50) Cahiliye kavramı İslam’ın henüz ortaya çıkmaması nedeniyle aydınlanmamış toplumlar ve dönemler için kullanılır. Seyyid Kutub’da cahiliye kelimesinin Kuran’da geçen anlamını kabul etmekle birlikte, anlamını genişletmiştir. Cahiliye kavramı Kutub’un çalışmalarını anlamak için anahtar nitelikte bir öneme sahiptir. Ona göre İslamı benimsememiş tüm düzen ve unsurlar cahiliye unsurlarıdır (Kayacan 2006: 3). Cahiliye kavramını Seyyid Kutub en kısa haliyle, insanın insana kul olması olarak özetliyor (Kutub 1980: 101). Kutub cahiliye kavramı üzerinden toplumları siyah ve beyaz gibi tamamen ikiye ayırsa da cahiliye düzenini de kendi içinde ikiye ayırıyor: Birincisi kafir olan, ikincisi de günahkar olan cahiliye toplumu. Günahkâr olan cahiliye toplumu, Allah’ın verdiği bir emri yerine getirmemek veya bir günah işleme yoluyla izah edilebilirken, kafir olan cahiliye toplumu ise, allahın vahiylerine aykırı yasalar koyan veya kendi kurallarını Allah’ın kurallarından üstün tutan toplumlar için kullanılır (Kayacan 2006: 3).

4. 3. Cihad

İslam literatüründe en tartışmalı kavramlardan biri olan cihad, bir fıkıh terimi olarak; Müslüman olmayanlara karşı savaş, tasavvufta ise nefsi terbiye etmek anlamında kullanılmaktadır (Özel 1993: 527-531). Kuran’da yer alan, “Ey inananlar, önce kâfırlerden yakınınızda bulunanlarla savaşın, onlar, sizde bir şiddet ve azim bulsunlar ve bilin ki Allah, hiç şüphe yok, çekinenlerle berâberdir” ayeti Seyyid Kutub’un da cihad kavramına dair düşüncelerini anlamamızda yardımcı oluyor (Tevbe süresi 123. Ayet). Kutub’a göre, ayette gösterilen yol İslam’ın takip ettiği yol olmalıdır. İslam ordusu önce kendi bölgesine yakın yerlerle savaştı ve İran ve Bizans örneklerinde olduğu gibi hâkimiyetini genişletti (Kutub 2012: 7.cilt 459). Yine çeşitli ayet örnekleriyle cihadın müslümanlar için zor bir yol olduğunu belirten Kutub, sonuçları itibariyle cihadın sadece müslümanlar için değil, tüm insanlık için büyük faydaları olduğunu düşünmektedir. Kutub, Cihad metodunun, göğüs gerilen zorluklar nedeniyle insanlar için önemli bir terbiye metodu olduğunu da düşünmektedir (Kutub 2012: 1.cilt 461-463). Seyyid Kutub savaşın yalnız Allah yolunda yapılırsa haklı olabileceğine inanmaktadır. Ganimet elde etmek veya insanlara din değiştirmesi için baskı yapmayı, san şöhret için savaşmayı cihad ile ilişkilendirmez (Tağıyev 2010: 115).

Fotoğraf: Ashkan Forouzani 


Literatür

∙ Arslan, Mahmut (2000), “A Cross-Cultural Comparison of British and Turkish Managers in Terms of Protestant Work Ethic Characteristics”, Business Ethics: A European Review, Vol.9, No:1, January, s.13. 

∙ Brogen, Daniel (2003), Denver’s Mile Magazine, June/July 2003, 1-6. 

∙ J. Calvert, (2000 )“The World is an Undutiful Boy!: Sayyid Qutb’s American Experience”, Islam and Christian-Muslim Relations, XI/1, Birmingham, s. 87-103 

∙ Casanova, José (2006): „Aggiornamenti? Katholische und muslimische Politik im Vergleich“, Leviathan 34 (3), 305-320. 

∙ Damir-Geilsdorf, Sabine (2003), Herrschaft und Gesellschaft. Der islamistische Wegbereiter Sayyid Qutb und seine Rezeption, Würzburg (Egon Verlag). 

∙ D’Souza, Dinesh (2002), “Osama’s Brain; Meet Sayyid Qutb, Intellectual Father of the Anti-Western Jihad,” The Weekly Standard: 4. 

∙ Efe Fikret (1977), Geleneksel Toplum, Sanayileşme, Sosyal Değişme ve Din İlişkileri, (Yayınlanmamış Doktora Tezi), E.Ü.S.B.E. Kayseri, 

∙ Eliaçık R. Ihsan (2002) Islam’in Yenilikçileri, Söylem Yayınlari, Istanbul 

∙ Günay, Ünver (2001), Din Sosyolojisi, İnsan Yayınları, Istanbul, 

∙ Günay, Ünver (1986), Modern Sanayi Toplumlarında Din – 1, Erciyes Ünv. İlahiyat Fak. Dergisi, Sayı : 3 – 4, Kayseri 

∙ H. A. R. Gibb (1970), Studies on the Civilization of Islam, London 1962; G. E. Von Grunebaum, Classical Islam, London, s. 25 

http://www.koran-auf-deutsch.de/ 

∙ Kayacan, Murat (2006), “Seyyid Kutub’un Batı’yı Okuma Biçimi”. Marife Derg., S. 3 (Kış dönemi) Konya. 

∙ Kınık, Hatice (2005) Teolojik Selefizmden Sosyolojik Selefizme Dönüşüm, S.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı, İslam Felsefesi Bilim Dalı, Konya. 

∙ Kövser, Tağıyev (2010), Ebu’l-A’lâ el-Mevdûdî ve Seyyid Kutub’a Göre Siyasal İçerikli Âyetlerin Tefsiri, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. 

∙ Kurt, Abdurrahman (2010), Weber’in İslam Görüşü Üzerine Bir Değerlendirme, T.C. Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi Cilt: 19, Sayı: 1, s. 1-23 

∙ Kutub Seyyid (2012), Fi Zilali’l-Kur’an: Kur’an’ın Gölgesinde, Ceviri: Emin Sarac, Hakki Sengüller, Bekir Karliga. 18 

∙ Loboda Luke (2004), The Thought of Seyyid Qutb, Ashbrook Statesmanship Thesis Recipient of the 2004 Charles E. Parton Award. 

∙ Metzger, Albrecht (2000), Der Himmel ist für Gott, der Staat für uns. Islamismus zwischen Gewalt und Demokratie, Göttingen (Lamuv). 

∙ Özel Ahmet (1993), Diyanet Islam Ansiklopedisi, Erisim Tarihi: 10 Mart 2015, http://www.tdvia.org/dia/maddesnc.php?MaddeAdi=cihad 

∙ Ranko, Annette (2014), Die Muslimbruderschaft. Porträt einer mächtigen Verbindung, Hamburg (Edition Körner-Stiftung). 

∙ Qutb, Sayyid (2000) , Social Justice in Islam, Trans. & rev John B. Hardie, Oneonta, New York, Islamic Publications International, in Crescent international, September 16-30, 2000 (online version) 

∙ Qutb, Sayyid (1980), Milestones, Beirut: The Holy Quran Publishing House on URL: www.nmhschool.org/tthornton/sayyid _qutb.htm Downloaded: 11 November 2003. 

∙ Said, Edward (1974), Orientalism. New York: Vintage Books. 

∙ Sarmis Ibrahim (1992), Bir Düsünür olarak Seyydi Kutub, Fecr Yayinlari, Ankara. ∙ Shepard, William (1996), Sayyid Qutb and Islamic Activism, New York (Brill). 

∙ Stephan Conermann, Muslimbruderschaft, Zugriffsdatum: 10 Märch 2015, http://www.bpb.de/nachschlagen/lexika/islam-lexikon/21547/muslimbruderschaft 

∙ Soffar, Mohamed (2004), The political theory of Sayyid Qutb. A Genealogy of Discourse, Berlin (Köster). 

∙ Subaşı Necdet (2000), Modern Türkiye’de Dinin Referans Gücü, Türkiye Günlüğü, Ocak-Şubat. 

∙ Stauth Georg (2006), Mainz, S. 15 , Arbeitspapiere / Universität Mainz, Institut für Ethnologie und Afrikastudien, Nr. 70, s.4 

∙ Syed Anwar Husein (2004) “Max Weber’s sociology of Islam a critique” Bangladesh e-Journal of Sociolo-gy’de January 2004, vol. 1, no: 1 

∙ Toth, James (2013), The Life and Segacy of a Radical Islamic Intellectual, Oxford (Oxford University Press). 

∙ Turner Bryan S. (1974), Weber and Islam. A Critical Study, London (Routledge & Kegan Paul). 

∙ Turner, Bryan S. (2010), Islam, Capitalism and the Weber Theses, The British Journal of Sociology, Vol. 25, No. 2 (Jun., 1974), pp. 230-243 

∙ Ülgener, F. Sabri (1981), Zihniyet ve Din, İslâm, Tasavvuf ve Çözülme Devri İktisat Ahlâkı, Dar, İstanbul 19 

∙ Ushama, Thameem (2005), “Sayyid Qutb: Life, Mission and Political Thought” in Contemporary Islamic Political Thought: A Study of Eleven Islamic Thinkers. Kuala Lumpur: International Islamic University Malaysia. 

∙ Von Grunebaum, Gustave Edmund (1970), Classical Islam. A History, New Jersey (Aldine Transaction). 

∙ Von Grunebaum, Gustav Edmund (1993), Islamiyet 3, Ceviri: Esat Nermi Erendor, Bilgi Yayinlari, Ankara 

∙ Watt Montgomery (1997), Islami Hareketler ve Modernlik, Ceviri:Turan Koç, Iz yayinlari, Istanbul. 

∙ Watt, W. Montgomery (1953), Muhammad at Mecca, Oxford (Clarendon Press). 

∙ Weber, Max (1985), The Protestant Ethic and the Spirit of Capitalism, the Relationships Religion and The Economic and Social Life in Modern Culture, translated by Talcott Parsons, Charles Scribner’s Sons, New York, 1958; Türkçesi, Protestan Ahlâkı ve Kapitalizmin Ruhu, çev. Zeynep Aruoba, Hil Yay, İst. 

∙ Weber Max (2000), Die protestanische Ethik und der Geist des Kapitalismus, Beltz Athenäum Verlag, 3. Auflage, Weinheim. 

∙ Weber, Max (1972), Wirtschaft und Gesellschaft- Grundriss der Verstehenden Soziologie, 5. Auflage, J. C. B. Mohr (Paul Siebeck), Tübingen 

∙ Weber, Max (1921), Gesammelte Aufsätze zur Religionssoziologie 3, Das Antike Judenturm, Verlag von J. C. B. Mohr (Paul Siebeck), Tübingen 

∙ Yavuz, Hakan (2003), Islamic Political Identity in Turkey, Oxford (Oxford University Press). 

∙ Yilmaz Kâmil (1980), Seyyid Kutub: Hayati, Fikirleri, Eserleri, Hikmet Yayinlari, Istanbul