12 Temmuz’da, Ermenistan-Azerbaycan’ın uluslararası anlamda tanınan sınırında, Azerbaycan’ın silahlı kuvvetlerinin ağır toplarla ani bir saldırı başlatması üzerine bölgede bir dizi çatışma başladı. Fakat, çatışmayı tam olarak kimin başlattığı ise belli değil. İki taraf da bu konuda birbirini suçlamakta.

2016 yılında Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ bölgesinde “4 günlük savaş” olarak da bilinen bir çatışma gerçekleşmişti. 2016’daki bu çatışmadan ve 2018’de gerçekleşen Ermenistan ayaklanmalarından bu yana iki ülke arasında bir derece istikrarlı ve çatışmasız süreç devam etmekteydi. Tovuz bölgesinde yaşanan bu olayla iki ülke arasındaki sessizlik bozuldu. 2018’de, Ermeni halkının hükümetine ve yargı sistemine olan ciddi derecede düşük güveninden kaynaklı, Nikol Pashinyan etrafında toplanan sivil ve politik grupların liderliğinde bir ayaklanma olmuş ve hükümet devrilmişti. Bugün ise seçimle gelen Paşinyan, Ermenistan’ın başbakanı olarak görev almaktadır. Paşinyan 2018’de Benim Adımım İttifakı adında bir parti kurmuştu. Parti, Ermenistan’daki sivil toplumun çeşitli temsilcilikleri tarafından oluşuyor.

Çatışmalar 12 Temmuz 2020’de Azerbaycan-Ermenistan sınırındaki Tovuz bölgesinde (Ermenice:Tavush) başladı. İki ülke arasında birçok kez yaşandığı üzere taraflar arasında karşılıklı suçlamalar, ateşkes ihlalleri ve kışkırtıcı eylemler gerçekleştirildi. Buna ek olarak, Ermenistan tarafı Azerbaycan’ı (Berd kasabası dahil) sivillerin yaşadığı küçük yerleşim alanlarını bombalamakla itham ederken, Azerbaycan tarafı ise Ermenistan Dondar Gushchu köyünü bombalamakla suçladı. Ermenistan tarafında kayıpların kesin sayısı açıklanmadı. Ancak, sosyal medya kullanıcıları 13 Temmuz’da yaklaşık 30 Ermeni askerinin veya belki daha fazlasının öldüğünü belirtti. 14 Temmuz günü ise Azerbaycan tarafı, içlerinde biri Albay ve General olmak üzere 100’den fazla askerin öldürüldüğünü bildirdi. Yine Azerbaycan Savunma Bakan Yardımcısı Kerim Veliyev, Salı günü yaklaşık 100 Ermeni askerinin öldürüldüğünü iddia etmişti ancak, Ermeni yetkililer bunu reddetti.

Avrupa Birliği, OSCE Minsk Grubu, Birleşmiş Milletler, ABD ve Rusya Federasyonu da dahil olmak üzere uluslararası aktörler, çatışmaların derhal durdurulması yönünde çağrıda bulundular.

Çatışmalar görselde de görüleceği üzere, Dağlık Karabağ bölgesinin kuzeyinde, iki ülkenin uluslararası anlamda tanınan sınır bölgesinde gerçekleşti. Doğal olarak bu durum birçok komplo teorisinin de gün yüzüne çıkmasına sebep oldu. Özellikle COVID-19 döneminde, iki ülkenin süreci çok iyi yönetememesi, ve hükümetlerin başarısızlıklarını aralarındaki ihtilaf ile gölgelemeye çalışması akıllara farklı soru işaretlerini getirdi.

Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, gittikçe şiddetlenen COVID-19 salgını nedeniyle ciddi bir ekonomik ve sosyal krizle karşı karşıyalar. Bu sebeple iki ülkede de hükümetler ağır eleştirilere maruz kalıyor. 10 milyon nüfusu olan Azerbaycan, 26.000’den fazla vaka ve 334 ölüm sayısıyla yüz yüze. Ermenistan ise 3 milyondan az nüfusa rağmen 33.000’den fazla vaka ve 607 ölüm bildirdi. Nüfusa oranla, vaka sayısı Türkiye’den kat be kat fazla olan Azerbaycan zor bir dönem geçiriyor olsa da Ermenistan’daki sayılar daha hazin vaziyette.

Ermenistan’ın pandemi sürecinde karşı karşıya kaldığı ekonomik krizi kompanse etmek için aldığı dış ödenekler azalıyor. Paşinyan rejimi, muhalefet güçlerince hararetli bir şekilde eleştiriliyor. 2018’de geçirdikleri ayaklanma sonrası tekrar seçime giden Ermenistan’da Paşinyan, seçim vaadleri arasında ısrarla “Kalkınan Ermenistan” sloganıyla anılmıştı. Ancak, pandemiyle birlikte bu slogan artık gücünü yitirmişe benziyor.

Azerbaycan ise başka bir krizle karşı karşıya. Petrol kaynaklarına bağımlı olan ekonomisi nedeniyle Azerbaycan, pandemi nedeniyle ciddi bir krize sürükleniyor. Ülkede pandemi sürecinde yaşanan petrol fiyatlarının düşüşü ve su sıkıntısı Aliyev hükümetini oldukça zorluyor. Aliyev hükümeti ise endişeli. Petrol fiyatlarına ve kur değerlerine oldukça bağımlı Azerbaycan hükümetinin endişesi halkın sokaklara çıkması. Ülkedeki herhangi bir ayaklanma hem petrol fiyatlarını hem de kur değerlerini önemli bir ölçüde etkileyebilir ve doğrudan Aliyev’in kartlarını güçsüzleştirecektir. Zira, ülkedeki en önemli yatırımcılardan biri olan BP, herhangi bir siyasi ve ekonomik dengesizlik durumunda ülkeden çekilmeye hazır. Bu durum hükümeti büyük bir çıkmaza sürüklüyor. Hal böyle olunca iki ülkede birçok argüman, işbu çatışmanın başarılı geçmeyen pandemi sürecinin toplumdaki etkilerini azaltmak amacıyla yapıldığı etrafında toplanıyor. Nitekim, çatışmanın doğmasından hemen sonra Bakü’de halk sokaklara dökülmüş ve Aliyev etrafında birleşmişti. 

Tüm bunlara ek olarak son zamanlarda Ermenistan, Azerbaycan’ın uluslararası arenada artan aktivizmi ve başarılı dış politikasından dolayı endişeli.  Son olarak 30 Haziran’da Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nu COVID-19 sürecini görüşmek üzere özel oturuma davet etmiş ve bu girişim BM’nin 130’dan fazla üyesi tarafından desteklenmişti.

Bir diğer iddia ise 30 yıldır süren Dağlık Karabağ uyuşmazlığı etrafında toplanıyor. Karabağ bölgesinden bir hayli uzak olan Tovuz bölgesinde çıkan bu çatışmada amacın, Azerbaycan için bir askeri taktik olarak askeri güçleri kuzeyde toplayarak, güneydeki Dağlık Karabağ bölgesini savunmasız bırakmak olduğu söyleniyor. Lakin, bu iddiayı doğrulayan herhangi resmi bir açıklama yapılmadı.

Durumun mahiyeti ise büyük. Çatışmanın yaşandığı yer olan Tovuz bölgesi, Azerbaycan’ın en önemli ve bölgenin en büyüğü olan Mingəçevir Barajı’na çok yakın. Akademisyenler ve politikacılar Mingeçevir barajının bir savaş durumunda Ermeni kuvvetleri tarafından askeri bir hedef olarak kullanılabileceğini belirtiyorlar. Bu durumu iyi bilen ve çatışmayla birlikte tekrar gündeme gelen Azerbaycan Savunma Bakanlığı sözcüsü Vagif Dargyakhly, yaptığı açıklamada Ermenistan’ın Metsamor nükleer santralinin menzili içinde olduğunu hatırlattı. Metsamor santrali ise oldukça tehlikeli bir bölgede. Nükleer Santral, Ermenistan’ın başkenti Erivan’a 35 km uzaklıkta. Ancak, aynı zamanda Türkiye sınırına ise 20 km yakınlıkta bulunuyor. Metsamor’un başına gelebilecek bir aksilik, yalnızca Ermenistan’ı değil, aynı zamanda Azerbaycan’ın en büyük müttefiği Türkiye’yi de çok fazla etkileyebilir.

Bölgedeki tansiyonun yakın zamanda inmesi muhtemel gözükmüyor ve Tovuz bölgesindeki bu çatışma birçok ihtimale gebe. Aynı zamanda Karabağ bölgesiyle de doğrudan bağlantılı. Uluslararası aktörler ise çatışmanın dinmesinden yana görünseler de, bölgedeki Rusya etkisi yıllardır biliniyor. İki ülke arasındaki gerginliğin sona ermesi için Rusya’nın, Türkiye’nin ve İran’ın etkin rol oynaması gerekir, ancak bu üç ülke arasındaki ilişkilerin de buna el vermesi pek mümkün değil. Günün sonunda zarar gören ise bölgede yaşayan sivil halk oluyor.