20 Mart 2021 akşamı sosyal medyada İletişim Başkanı’nın #GüçlüKadınGüçlüTürkiye hashtagi ile birlikte iktidarı destekleyen insanların “İstanbul Sözleşmesi’nden bu gece ayrılıyoruz” sevinçleri görülmeye başlandı. Binlerce insan 00:00’dan itibaren Resmî Gazete’nin yayımlanmasını bekledi. 02:00’de yayımlanan gazetede “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Türkiye Cumhuriyeti Bakımından Feshedilmesi Hakkında Karar” (3718 Sayılı Karar) ile İstanbul Sözleşmesi’nin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedildiği duyuruldu. Bu çalışmadan Cumhurbaşkanı’nın tek başına sözleşmeden ayrılmasının mümkün olup olmayacağı tartışılacaktır.

Öncelikle 3718 sayılı karar ile feshedilmeye çalışılan uluslararası sözleşmenin hukuki niteliğini araştırmak gerekir. Zira bir hukuk normu nasıl meydana geldiyse yine aynı şekilde kaldırılır. Anayasa maddesini kaldırmak için, Anayasa değişikliği, kanunları kaldırmak için kanun, Cumhurbaşkanı kararnamelerini kaldırmak için Cumhurbaşkanı kararnamesi değişikliği yapılması gerekir. Bunlar aynı zamanda Anayasa uygun olup olmadığını denetleyen Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenip kaldırılabilirler. Hukuk 1. sınıfta hukukun abcsi olan normlar hiyerarşisini öğrenmeden hiçbir hukukçu mezun olamaz. Peki nedir bu normlar hiyerarşisi? En tepede Anayasanın olduğu, altında kanunların, onun altında Cumhurbaşkanı kararnameleri, onun altında Cumhurbaşkanı kararının olduğu en kapsayıcı olandan en özel olana doğru bir piramit. Piramidin her katmanındaki norm üstteki katmanlara uygun olmak zorundadır. Yani Cumhurbaşkanı kararı, kararnamelere, kanunlara ve Anayasaya aykırı olamaz. Cumhurbaşkanı kararnameleri, kanunlara ve Anayasaya aykırı olamaz. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.

İstanbul Sözleşmesi’nin de içinde bulunduğu uluslararası sözleşmeler bu piramidin neresindedir? Anayasa bunun bir sorun olmaması için 90. maddesinde uluslararası sözleşmelerinin normlar hiyerarşisindeki yerini  “…Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmalar kanun hükmündedir.” şeklinde belirlemiştir. Yani TBMM’de AK Parti, CHP, BDP ve MHP’nin oybirliği ile usulüne uygun yürürlüğe konulan İstanbul Sözleşmesi kanun hükmündedir.

Uluslararası sözleşmeler nasıl “usulüne uygun bir şekilde yürürlüğe konulur?” İmzalanacak sözleşmeler Cumhurbaşkanı veya imza yetkisinin devredildiği herhangi bir bakan tarafından imzalanabilir. Bu imza tek başına Türkiye Cumhuriyeti’ni sözleşmeye taraf yapmaz. Anayasa madde 90 ilk cümlesi bu konuda yoruma mahal bırakmayacak şekilde açıktır. “Türkiye Cumhuriyeti adına Yabancı Devletlerle ve Milletlerarası Kuruluşlarla yapılacak antlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.” Yani imza yetkisinin devredildiği Cumhurbaşkanı veya herhangi bir Bakan sözleşmeyi yalnızca Cumhuriyetimiz adına imzalamakla birlikte, sözleşmenin tarafı olmak için TBMM’nin onayına ihtiyaç bulunmaktadır. İmzalanan antlaşma TBMM’ye gelir ve bu anlaşma “onaylamayı uygun bulma kanunu” ile onaylanır. İstanbul Sözleşmesi de 24/11/2011 tarihinde 6251 sayılı kanunun oy birliği ile kabul edilmesi sonrası uygun bulundu. Bu şekilde uygun bulunarak Resmi Gazete’de yayımlanan İstanbul Sözleşmesi artık kanun hükmünde oldu.

Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile Cumhurbaşkanı kararlarının hukuki niteliğine bakılacak olursa; Cumhurbaşkanlığı kararnameleri Anayasa madde 104’te kısaca “Cumhurbaşkanı’nın yürütme yetkisini ilgilendiren konularda kararname çıkarabileceği, Kanunda açıkça düzenlenen ve Anayasada açık olan hususlarda kararname çıkarmayacağı, aynı konuda Cumhurbaşkanı kararnamesi ile kanunlar farklı ise kanunun uygulanacağı” yer almaktadır.

Cumhurbaşkanı kararı ise Cumhurbaşkanı’nın Anayasa ve kanunda Cumhurbaşkanına verilmiş görevleri kullanırken, atama, kamulaştırma kararı gibi Cumhurbaşkanı’na verilmiş yetkilerin kullanılmasında uygulanan yöntemdir. Yani bu işlemler düzenleyici ve bireysel işlem statüsünde olup Cumhurbaşkanı kararlarına karşı yargı yolu yürütmenin işlemini iptal olacağı için Anayasa mahkemesi değil Danıştay’dır. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı kararlarının kanunlara ve Cumhurbaşkanı kararnamelerine aykırı olması mümkün değildir.

Somut olayımızda İstanbul Sözleşmesi’nin feshine ilişkin karar 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile alınmıştır. Bu şekilde alınan Cumhurbaşkanı kararının gerekçesi ise 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. Maddesidir. Söz konusu madde Cumhurbaşkanına uluslar arası sözleşmenin “uygulanmasına” ilişkin süre uzatma, durdurma, değişiklikleri tespit etmek için Cumhurbaşkanı kararı çıkarılabileceğini düzenlemektedir. Ancak buradaki “uygulanmasına” ilişkin hususlar göz ardı edilmemelidir. Zira bu kararname ile Cumhurbaşkanına uluslararası sözleşmeden çekilme veya sözleşmeyi fesih yetkisi değil, uygulanmasına ilişkin idari karar alabileceği düzenlenmiştir. 

9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde Cumhurbaşkanına uluslararası sözleşmelerden ayrılma ve sözleşmeyi fesih yetkisi verildiği farz edilse dahi yukarıda da belirtildiği gibi Anayasa madde 104’te yer aldığı hali ile Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri Anayasaya aykırı olamaz ve aynı konuda kanun varsa kanun hükümleri uygulanır. Anayasa madde 90’da usulüne uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir. İstanbul Sözleşmesi usulüne uygun bir şekilde yürürlüğe konulmuş ve kanun hükmünde bir sözleşmedir. Bu sözleşmelerin feshi yine TBMM’de çıkarılacak yeni bir kanunla mümkündür. Zira yine yukarıda da belirtmiş olduğum üzere kanunlar her zaman kanunla ortadan kaldırılır ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile kanun çelişirse kanun hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı kararı ise bu ikisinin de altında olup hem kanunlara hem Anayasaya uygun olmak zorundadır.

Kısacası 9 sayılı Cumhurbaşkanı kararnamesi Anaysa madde 90’a aykırıdır. Bu konuda Cumhurbaşkanı kararnamesi yürürlükte olsa dahi Anayasa kanunla çelişen kararnamede kanunun uygulanacağını düzenlemiştir. Yani 9 sayılı Cumhurbaşkanı kararnamesi Anayasa Mahkemesi tarafında iptal edilmemiş olsa dahi kanuna yani Anayasaya aykırı olduğu için Anayasa hükümleri uygulanacaktır. Bu kararnameye ilişkin alınan kararlar ise gerekçesi hatalı olması sebebiyle iptal edilmesi gerekir. Hali hazırdaki düzenlemede 3718 sayılı Cumhurbaşkanı kararı TBMM’ye ait yetkiyi kullanması sebebiyle yetki gaspı olup, iptal edilmesine gerek olmadan uygulanması mümkün değildir. Yani İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmak ne Cumhurbaşkanı kararı ne de Cumhurbaşkanı kararnamesi ile mümkün değildir. İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmanın tek yolu TBMM’nin sözleşmenin feshedildiğine ilişkin yeni bir kanun çıkarmasıdır. 3718 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı hukuki sonuç doğurmamıştır. Anayasa madde 1: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.


Nitekim bu konuda hukukçuların görüş birliği de bulunmaktadır.

Prof. Dr. Adem Sözüer: ANAYASA MADDE 90 Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Anlamı, #İstanbulSözleşmesi yürütme tasarrufuyla feshedilemez. Yetki gaspıyla TBMM devre dışı bırakılamaz.

Prof. Dr. İzzet Özgenç: Usulde paralellik ilkesi gereğince, onaylanması Kanunla uygun bulunan bir milletlerarası sözleşmeden, Cumhurbaşkanı Kararıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti taraf olmaktan çıkarılamaz. 19 Mart 2121 tarihli ve 3718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, hukuki sonuç doğurmaz ise de, bir iradenin ortaya konması bakımından siyaseten ve özellikle Türkiye’nin uluslararası ilişkileri bakımından önemlidir.

Prof. Dr. Mehmet Köksal: Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edildiği bugünkü Resmî Gazetede yayımlanmış. Yapılanın yanlış olmasının yanı sıra, Mecliste onaylanarak yürürlüğe giren bir Uluslararası Sözleşmeyi, Cumhurbaşkanı Kararı ile kaldırmak hukuku ihlaldir.

Fotoğraf: Mika Baumeister