Son dönemlerde Dünya genelinde yükselişe geçen milliyetçi ideolojiler, ırkçı söylem ve davranışların daha da şiddetlenmesine neden oldu. Bu ırkçı eylemlere en son maruz kalan kişi ise İstanbul Başakşehir FK yardımcı antrenörü Pierre Webó oldu. Bu olay global ölçekte de büyük bir ses getirdi. Taraftarların veya yöneticilerin ırkçı söylemlerine veya davranışlarına daha önce de tanıklık etmiş Avrupa futbolu, bir hakemin saha içindeki ırkçı söylemleri ile ilk kez yüzleşti.

Mayıs 2020’de Minneapolis’te George Floyd’un ölümü ile başlayan Black Lives Matter protestolarının tüm dünyada daha büyük bir ses getirmesinde, birçok sporcunun ırkçılığa karşı güçlü bir duruş ve tepki göstermesi etkili olmuştu. En son yaşanılan Pierre Webó olayında da böyle oldu. Başakşehir Oyuncusu Demba Ba hem saha içinde hem de saha dışında olaya ilk tepki gösteren kişi oldu. Rakip takım PSG’nin dünyaca ünlü futbolcuları Kylian Mbappe ve Neymar Jr.’da hakemlere tepki gösterdiler ve her iki takım da sahadan çekildi. Böylece maç ertelendi ve bir sonraki gün 9 Aralık Çarşamba Hollandalı hakem Danny Makkelie yönetiminde tamamlandı.

Olayın yaşandığı Fransa’nın Romanya doğumlu Spor Bakanı Roxana Maracineanu da oyuncuların olaya karşı takındıkları tutumu ve takımların sahadan çekilmesini “tarihi bir karar” olarak nitelendirerek övgüde bulundu.

Kylian Mbappe ve Neymar, sosyal medya hesaplarından Pierre Webó’ya destek verdiklerini ve ırkçılığa hayır dediklerini bir kez daha kamuoyuna duyurdular. Böylece bu üzücü olay daha geniş kitlelere ulaştı ve “NO TO RACISM” sloganı daha da görünür kılındı.

Bilindiği üzere FIFA ve UEFA’nın en temel ilkelerinden ve misyonlarından biri de saha içi ve dışında çeşitliliği arttırmak ve ayrımcılık içeren tüm eylemlerin önüne geçmektir. Bu nedenle Şampiyonlar Ligi’nde gerçekleşen bu hazin olayın ardından UEFA’nın takınacağı tavır ve alacağı kararlar son derece merak konusu.

Spor hukukçusu Av. Dilay Unan ile bu konu hakkında görüştüğümde kendisi şu ifadeleri kullandı:

“8 Aralık gecesi oynanan Paris Saint-Germain-İstanbul Başakşehir FK Şampiyonlar Ligi maçında, 4. hakem Sebastian Coltescu’nun Pierre Webo’ya yönelik ırkçı söylemlerinden dolayı UEFA, ilgili yönetmeliklere aykırılık gerekçesi ile Etik ve Disiplin Kurulu’na başvurarak hakem hakkında re’sen soruşturma başlattı.

Her ne kadar hakemlerin bu kapsamda ne tür bir ceza ile karşılaşılacağı açıkça belirtilmese de UEFA Disiplin Talimatı’nın 14. maddesi uyarınca en az 10 müsabakadan men cezası ve bu sürenin gerekli görülmesi halinde artırılıp, ek cezalar verilebileceği öngörülmektedir.

UEFA Etik ve Disiplin Kurulu tarafından, müsabakalarda yaşanan “ırkçılık” olaylarında oyuncu, antrenör ya da yöneticilere karşı birçok kez men, seyircisiz oynama, yüklü para cezası gibi yaptırımlar uygulanmıştır. İlgili madde de “any person” yani “herhangi bir kişi” ifadesi geçtiğinden dolayı, söz konusu soruşturma tamamlandıktan sonra hakeme de ciddi ve ağır bir ceza verilecektir diye düşünüyorum”

Burada dikkat edilmesi gereken iki önemli husus var. Onlar da şunlardır:

  1. Söz konusu olayın UEFA’nın bir fiil kendisinin düzenlediği Şampiyonlar Ligi’nde, kendi eğittiği personel (hakem) tarafından gerçekleştirilmiş olması
  2. FIFA ve UEFA’nın, disiplin talimatındaki düzenlemelerin “uygulamada” yetersiz kalması.

Olay gecesine dönecek olursak, normal şartlarda UEFA’nın sahayı terk eden her iki takıma da ceza vermesi gerekmekte olup, ilgili olay nezdinde bir istisna yapması beklenmektedir. Hakem Coltescue’nin hem UEFA hem de Romanya Futbol Federasyonu nezdinde bir daha görev alıp almayacağına yönelik kararları ilgiyle bekliyor olacağız.’’

Saha içinde adaleti tayin etmekle yükümlü birinin böylesi ayrımcılık içeren sözler kullanması elbette kabul edilemez bir durum. Ancak, bu yaşananları bir kenara koyduğumuzda; bir olay eleştirisi yaparken aynayı hem kendimize hem karşı tarafa tutmakta fayda var. Olayın ardından Başakşehir FK kulübesindeki bir kişinin kamera görüntülerine yansıyan ses kaydında “Bizim ülkemizde Romanyalılar Çingenedir” ifadesi ile İngilizce kullanılan bir ibare var. Ne yazık ki bu ifade tarafsız bir bakış açısı ile kamuoyuna yansıtılmadı. Üzerine düşünülmedi. Eğer ırkçılık konusunu eleştireceksek bu söylemi de es geçmemiz pek adil olmaz.

Düşünülenin ve yaratılan algının aksine Türk sporu ırkçılığa pek de yabancı sayılmaz. Sporcusundan, teknik direktörüne, yöneticisine, taraftarına, basın mensubuna pek çok aktörü ırkçılıkla ilgili kabarık bir geçmişe sahip.

2008’de Teknik Direktör Samet Aybaba, Gençlerbirliği’nde görev yaptığı sırada Sivasspor maçı ardından basın toplantısında eski futbolcusu Abdelzaher El Saka’yı kastederek “Bu ülkenin insanları beni bir Arap’a tercih etti” ifadesini kullandı.

1999’da Trabzonspor’un eski başkanlarından Mehmet Ali Yılmaz, futbolcusu Kevin Campbell için “Bunlar (taraftar) zaman zaman bağlıyorlar. Başkanım bize bir golcü al diye. Biz de buluyoruz, bir yamyam alıyoruz işte. Yani rengi bozuk. Alıyoruz ama atmıyor anasını satıyım. Ben mi atıcam golleri” ifadesini kullandı. Yılmaz daha sonrasında bu açıklamasını “espri” olduğunu belirtti.

Bu sezon başı futbolculuk kariyerini sonlandıran ve Fenerbahçe Sportif Direktörü olarak göreve başlayan Emre Belözoğlu’nun Newcastle United forması giydiği dönemde Joseph Yobo’ya, Fenerbahçe forması giydiği dönemde ise de Didier Zokora’ya karşı ırkçı söylem ve davranışlarda bulunduğu iddia edilmişti.

2014’de futbolcu Deniz Naki, Gençlerbirliği forması giydiği dönemde koluna Dersim 62 dövmesi yaptırdı. Tunceli yerine Dersim demeyi tercih ettiğini söyledi. Bu demeçlerin ardından kulüp ile ilişiği kesildi. 9 ay sonra çoğunlukla Kürt kökenli futbolcuların oynadığı alt lig takımlarından Amed Sportif’e transfer oldu. Ocak 2018’de PFDK (Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu) Deniz Naki’ye ayrımcılık ve ideolojik propaganda gerekçesiyle 3 yıl 6 ay tüm profesyonel müsabakalardan men cezası verdi.

Yine Amed Sportif maç oynamak için gittiği her deplasmanda “PKK dışarı” tezahüratlarına maruz kalıyor. Keza Cizrespor’da öyle. Nisan 2016’da Ankara’da oynanan Ankaragücü-Amed Sportif maçında deplasman takımının 5 yöneticisi protokol tribününde hem sözlü hem fiziki saldırıya uğradı. Tribünden beton zemine atıldılar.

Ocak 2007’de Hrant Dink cinayetinin ardından zanlı Ogün Samast’ın metalaşan beyaz beresi, tribünlerde gururlanarak giyildi. “Ayağa kalkmayan Ermeni olsun” diye sloganlar atıldı. Elazığspor taraftarı “Ermeni Malatya”, Malatya taraftarları da Elazığ tribünlerine “PKK dışarı” sloganları attı.

2003-2010 yılları arası İstanbulspor, Kayserispor, Sivasspor ve Antalyaspor formaları giyen İsrailli futbolcu Pini Balili, Nisan 2007’de Gaziantepspor maçında rakiplerinden “Yahudi P.çi” hakaretine maruz kalmıştı.

Spor yorumcusu Kazım Kanat, Brezilya asıllı futbolcu Marco Aurélio’nun Türk milli takım forması giymesi halinde maç seremonisinde okunacak İstiklal Marşı’nda ayağa kalkmayacağını ATV ekranlarında “Santra” programında dile getirmişti. Marco Aurélio Türk vatandaşlığına geçip Mehmet Aurélio adını aldı ve ay-yıldızlı milli formayı giydi. Kazım Kanat Aurélio’nun oynadığı milli maçlarda seremonide çalınan Istiklal Marşı’na ayağa kalkarak eşlik etmedi.

Galatasaray’ın eski yöneticisi Bülent Tulun: “Afrika’da kabileler halinde yaşayan bu kültürsüz ve politikasız futbolcu topluluğu yakında Türkiye’yi de terk edecek” demecinde bulundu.

Aralık 2020’de A Spor yorumcusu Emre Bol, Galatasaraylı futbolcu Mbaye Diagne için “Senegal’de timsah yiyordu, geldi burada topçu oldu” ifadesini kullandı.