Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » İslam, Sömürgecilik ve Kurumlar: Eleştirilere Bir Cevap
    daktilo2

    İslam, Sömürgecilik ve Kurumlar: Eleştirilere Bir Cevap

    Ahmet Kuru29 Mart 20265 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Değerli siyaset bilimci Birol Başkan, geçen hafta Daktilo 2’de, Türkçesi yeni yayımlanan kitabım İslam, Otoriterlik ve Geri Kalmışlık: Küresel ve Tarihsel Bir Karşılaştırma (Ayrıntı Yayınları, çev. Mehmet Akif Koç) üzerine önemli bir eleştiri yayımladı. Kitabı genel hatlarıyla isabetli biçimde özetlemesi ve kullandığı iltifatkâr ifadeler için teşekkür ederim. Başkan’ın eleştirileri ise bu metni kaleme almama vesile oldu.

    Dr. Başkan’ın eleştirilerini, kitap hakkında bugüne kadar 24 dilde yayımlanmış 200’ün üzerinde inceleme ve tenkitte dile getirilen ana itirazların bir özeti olarak görmek mümkün. Kimi eleştirmenler İslam’ın rolünü hafife aldığımı, kimileri sömürgeciliği yeterince vurgulamadığımı, diğerleri ise kurumların –özellikle de devletin– rolünü ihmal ettiğimi ileri sürdü; ancak onun yazısı bu üç eleştiriyi bir arada dile getirdi.

    İlk eleştiri, Ernest Renan’dan günümüze uzanan ve İslam’ı ilerlemeye engel gören yaklaşımı reddetmeme yöneliktir. Burada asıl mesele, “İslam” derken neyin kastedildiğidir. İslam’ın bazı yorumlarının ve bunları kurumsallaştıran ulema-devlet ittifakının ilerlemeyle sorunlu bir ilişki kurduğu zaten kitabın ana argümanıdır.

    Fransız düşünür Renan, 19. yüzyıldaki bir konuşmasında, Müslümanların felsefi altın çağının İslam’a rağmen gerçekleştiğini iddia etmişti. Sekizinci ile on birinci yüzyıllar arasında süren bu bilimsel gelişimde, toplumun hâkim kültürel unsuruna hiçbir pay vermemek, sebep-sonuç ilişkileri açısından sorunludur. Dahası Renan, bu dönemin aktörlerini İsmaili veya Farslı gibi kategorilerle tanımlarken onların Müslüman kimliğini görmezden gelir. Oysa İsmaililik zaten İslam içi bir yorumdur; etnik Fars kimliği ile Müslümanlığı bir arada taşıyan çok sayıda filozof da vardır.

    Düşünürler arasında Farslı veya görüşleri heterodoks olanların çoğunlukta olması, İbn Rüşd ve İbn Haldun gibi Arap ve Maliki düşünürlerin varlığını ortadan kaldırmaz. Zaten entelektüel gelişim çoğu zaman görece marjinal gruplar içinde ortaya çıkar. İngiliz Aydınlanması’nın önemli ölçüde İskoç düşünürler tarafından şekillendirilmiş olması veya günümüz Amerika’sında entelektüel çevrelerde Yahudilerin yüksek temsil oranı, bu durumun başka örnekleri olarak görülebilir.

    İkinci eleştiri, kitabın sömürgeciliğin etkisini yeterince vurgulamadığı yönündedir. Kitapta Batı Avrupalı devletlerin Müslüman topraklarına yönelik askeri işgallerinin ve ekonomik sömürüsünün yıkıcı etkileri ele alınmaktadır. Ancak aynı zamanda, bu dış faktörlerin bazı Müslüman toplumlarda iç sorunları göz ardı etmenin bir bahanesine dönüştürülmesi de eleştirilmektedir.

    Geri kalmışlık, Müslüman ülkeler ve Çin için önemli bir sorunsaldır; zira bu iki bölge, Afrika ve Latin Amerika’ya kıyasla daha yüksek bir gelişmişlik düzeyinden başlayıp daha sonra Batı Avrupa’nın gerisine düşmüştür. Çin’in hiçbir zaman sömürgeleştirilmediği iddiası tarihsel olarak doğru değildir; Türkiye ve İran’la karşılaştırılabilecek bir biçimde yarı-sömürge tecrübesi yaşamıştır. Tüm bunlara rağmen Çin ekonomik performansta, Latin Amerika ise demokratikleşmede Müslüman ülkeleri geride bırakmıştır. Bu durum, Batı sömürgeciliğinin yıkıcı etkilerine rağmen tek başına ilerlemeye engel olmadığını göstermektedir.

    Kitapta vurgulanan önemli bir nokta da Batı sömürgeciliğinin, Müslüman toplumlardaki felsefi ve iktisadi durağanlıktan sonra ortaya çıkmış olmasıdır. Sonra gelen bir olgu, öncekinin ana sebebi olamaz.

    Üçüncü ve son eleştiri, Batı Avrupa’nın yükselişinin burjuvazi ve entelektüeller sayesinde olmadığı iddiasıdır. Dr. Başkan, Batı Avrupa’nın yükselişinde öncelikle coğrafya, iklim ve siyasi parçalanmışlık gibi yapısal faktörlere dikkat çekmektedir. Halbuki bu faktörler 450–1150 yılları arasında da mevcuttu; ancak bu yedi yüzyıl boyunca Batı Avrupa ne Bağdat gibi bir şehir ne de İbn Sina gibi bir düşünür üretebildi.

    On ikinci yüzyıl sonrasında Batı Avrupa’nın yükselişi, Floransa gibi İtalyan şehirlerinde ve ardından Hollanda örneğinde görüldüğü üzere, burjuvazi ve entelektüel sınıfların öncülüğünde ortaya çıktı. Bu ampirik gerçeklik, kitabımda Müslüman toplumların tüccar ve düşünürlerin öncülüğünde sekizinci ve on birinci asırlar arasında yaşadığı gelişime dair bulgularla örtüşmektedir.

    Dr. Başkan, İtalya, Almanya ve sonrasında Japonya gibi örneklerden yola çıkarak kalkınmanın devlet-merkezli yönüne dikkat çekmektedir. Benim analizim ise devlet, din adamları, burjuvazi ve entelektüeller arasında belirli bir ayrımın yaşandığı İngiltere ve Hollanda gibi örneklerin Batı Avrupa’nın asıl yükseliş hikayesini temsil ettiğini vurgular. Dahası, kilise-devlet ittifakına dayalı Habsburgların daha ziyade gerici bir aktör olduğunu ve sonradan gelen Alman, İtalyan ve Japon faşizmlerinin olumsuz bir tecrübe teşkil ettiğini ortaya koyar.

    Son dönemde Çin’de devlet merkezli gelişimin etkili olduğu konusunda Dr. Başkan’a katılıyorum. Ancak böylesi bir modelin neden Müslüman ülkelerde gelişmediği konusunu kitabın –son iki yüzyıla çok az sayfa ayırdığı için– açıklayamadığı iddiasına katılamıyorum. Zira kitabın ilk üç bölümü tamamen günümüze ve son iki yüzyıllık arka plana ayrılmıştır; bu nedenle tarih bölümünde son iki asır daha kısa tutulmuştur.

    Kitabın üçüncü bölümü detaylı biçimde Çin, Singapur gibi otoriter Doğu Asya ülkeleri ile otoriter Orta Doğu ülkelerini karşılaştırmaktadır. Orta Doğu’da ekonomik yapı petrol rantına dayanmakta, uluslararası ilişkilerde militarizm belirleyici olmakta ve ulema-devlet ittifakı önemli bir rol oynamaktadır. Doğu Asya’da ise üretime ve ihracata dayalı ekonomi, ülkeler arası karşılıklı ekonomik bağımlılık ve din adamlarının etkisizliği öne çıkmaktadır. Ayrıca, Doğu Asya ülkeleri kalkınmayı liyakate dayalı bürokrasi, eğitime ciddi yatırım ve etkin devlet yapılarıyla gerçekleştirirken, Orta Doğu ülkeleri ise liyakat eksikliği, eğitime yetersiz yatırım ve yönetişim sorunlarıyla karşı karşıyadır.

    Sonuç itibariyle kitap, İslam’ı suçlayan Bernard Lewis ve Samuel Huntington gibi akademisyenleri eleştirirken, sömürgeciliği temel alan Edward Said ve Talal Asad gibi düşünürlerden de farklı bir perspektif ortaya koymaktadır. Kanunlar gibi kurumları önceleyen yeni kurumsalcı bakışın önemli temsilcileri olan Timur Kuran ve Daron Acemoğlu ile daha yakın bir teması vardır. Ama onlara da temel bir eleştiri yöneltmektedir: Kitap, aktörlere (yani sosyal sınıflara) ve fikirlere (yani dini yorum ve ideolojilere) vurgu yaparak kurumların bunlar tarafından oluşturulduğunu savunur. Bu çerçevede kurumlar analizimde sebep değil, sonuçtur.

    Daha açık ifade etmek gerekirse, Timur Kuran’ın İslam hukukunu merkeze alan analizine karşı kitap, İslam hukukunun bağımsız bir sebep değil, ulema-devlet ittifakının bir sonucu olduğunu ileri sürer. Müslüman dünyada din adamları ile devlet yöneticileri arasında kurulan bu ittifak, entelektüel ve ekonomik sınıfların etkisini sınırlamış ve dışlayıcı kurumları oluşturmuştur. Derin tarihsel kökenlere sahip bu sorunun çözümü kolay değildir; ancak imkânsız da değildir.

    Kitap Kitap Yorum Siyaset Sosyoloji Tarih
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikİran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – I
    Sonraki İçerik İran Savaşı’nın Belirsiz Son Aşaması

    Diğer İçerikler

    daktilo2

    İran Savaşı’nın Belirsiz Son Aşaması

    29 Mart 2026 Daktilo1984
    daktilo2

    İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – I

    29 Mart 2026 Birol Başkan
    daktilo2

    Jürgen Habermas’ın Ardından

    29 Mart 2026 Göktuğ Çalışkan

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    İran Krizinin Orta Ölçekli Güçler İçin Anlamı

    24 Mart 2026 Çeviriler PROJECT SYNDICATE Daktilo1984

    Güç, Politika ve Sermaye Kıskacında Rönesans Sanatı ve Medici Ailesi

    23 Mart 2026 Yazılar Ecem Doğantekin

    Müslüman Dünyanın Geri Kalmışlığı Üzerine: Bir Kitap Değerlendirmesi

    22 Mart 2026 daktilo2 Yazılar Birol Başkan

    İran Yaptırımlarının Muhtemel Geleceği: Türkiye ve Bölge İçin Uyum Odaklı Bir Öngörü

    22 Mart 2026 daktilo2 Yazılar Şafak Herdem

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}