Sıklıkla popülist partilerin büyük çaplı krizlerden seçim namına fayda sağlayarak çıktıkları varsayılır. Ancak Giuliano Bobba ve Nicolas Hubé’nin ortaya koyduğu üzere, popülist aktörler, Covid-19 pandemisinin beraberinde getirdiği krizi politize etmekte güçlük çekiyorlar. Bobba ve Hubé, pandeminin Avrupa’daki ilk dalgasını ele alan yeni kitaplarından hareketle krizlerin, popülist partilerin seçim cazibesine etkilerine ilişkin birkaç ders niteliğinde tespit ortaya koyuyorlar.

Çok sayıda akademisyen kriz durumlarının, popülistlerin ortaya çıkışı ve başarısının önkoşulu olduğunda veya en azından onların işine gelebileceğinde hemfikirdir. Covid-19 dünyanın bütün bölgelerini aynı şekilde etkilememiş olsa da pandemi birçok ülkede II. Dünya Savaşı’ndan beri görülen en büyük sağlıksal, ekonomik ve toplumsal krizi ortaya çıkardı.

Fakat krizin kendine has doğası nedeniyle popülistlerin bu krizden nasıl faydalanabilecekleri ayan beyan ortada değil. Diğer felaketler ve doğal afetler gibi Covid-19’un da -en azından erken aşamalarında- politize edilmesi, yani partiler ve geleneksel ayrımlar (biz ve diğerleri; elitler ve halk) arasında bir siyasal yüzleşme arenası haline gelmesi kolay değil.

Yeni kitabımızda, pandemiden farklı şekilde etkilenen sekiz Avrupa ülkesini (Çek Cumhuriyeti, Fransa, Almanya, Macaristan, İtalya, Polonya ve Birleşik Krallık) kapsayan araştırmaları bir araya getirdik. Çalışmamız bu ülkelerdeki popülist partilerin ilk dalgaya verdikleri karşılıkların kapsamlı bir kıyaslamasını içeriyor.

 Bildirilen ölümler (Toplam)Bildirilen ölümler (100,000 kişi başına)Covid-19’un etkisi
Birleşik Krallık40.88361,5Yüksek
İspanya27.13658,1
İtalya34.04356,3
Fransa292.9643,7
Almanya8.72910,5Orta
Macaristan5505,6
Polonya1.1833,1Düşük
Çek Cumhuriyeti3283,1

Tablo 1: Covid-19 enfeksiyonlarının ilk dalgasının seçili Avrupa ülkelerindeki etkisi

Not: Bu tabloda salgının patlak vermesinden 10 Haziran 2020 tarihine kadar veriler bulunmaktadır.

Kaynak: Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi

Popülistler krizi fırsata çevirmeye çalışmış olsalar da Covid-19 meselesini sahiplenmenin imkansız oluşu, pandeminin siyasal olarak istismar edilmesini zorlaştırdı. Bilhassa iktidardaki popülistler pandemiyi depolitize etmeye çalışırken muhalefetteki radikal sağ popülistler krizi politize etmeye gayret etti ama anlamlı halk desteği alamadıkları için büyük oranda başarısız oldular. Yazının ilerleyen kısımlarında şimdiye kadar öğrendiklerimizi ve gelecekte neler bekleyebileceğimizi ana hatlarıyla ortaya koyuyoruz.

Pandemide Popülistlere Destek Artmadı

Bireylerin hangi partiye oy verme niyetinde olduklarına göre ölçülen siyasal destek bakımından popülistler, krizden kaydadeğer fayda sağlayamadılar (Tablo 2). Bu durum hem kısa vadede, yani ilk dalganın sonrasında (Mayıs 2020 sonu) hem de orta vadede (Mart 2021 sonu) oldukça açıktır.

 Parti/DurumOy Niyeti (%)
  Ocak 20Mayıs 20Mart 21 Değişim
Birleşik KrallıkBrexit Partisi (Muhalefet)2220
İspanyaPodemos (İktidar)131111-2
Vox (Muhalefet)161418+2
İtalyaM5S (İktidar)151516+1
Lega (Muhalefet)312723-8
FransaRN (Muhalefet)2726270
LFI (Muhalefet)121210-2
AlmanyaAfD (Muhalefet)13911-2
MacaristanFidesz (İktidar)505248-2
PolonyaPiS (İktidar)414432-9
Konfederacja (Muhalefet)789+2
Çek Cumhuriyeti ANO (İktidar)303227-3
KSČM (Dışardan destek)7670
SPD (Muhalefet)6710+4

Tablo 2: Covid-19 pandemisi süresince popülist partilere oy verme niyeti

Kaynak: Politico – Poll of Polls

Popülizmin başarısı genellikle harici bir krizin (yani ekonomik, finansal, siyasal krizler ile göç ve geleneksel değerlere ilişkin krizler) sonucu olarak yorumlansa da bu geleneksel örüntü Covid-19 krizine tatbik edilmek istendiğinde işlemiyor. Krizin kendine has doğasının yanı sıra Avrupa devletlerinin benzer politika çözümleri uygulamaları, popülistlerin olağan önerme ve retoriklerini siyasi arenada merkeziyet ve halk desteği kazanmak için kullanmalarının yolunu büyük oranda tıkadı.

Sol Cenah ve Sağ Cenah Popülistler Farklı Reaksiyonlar Gösterdi

Araştırmamızda sağ cenah ve sol cenah popülistlerin krize farklı reaksiyonlar gösterdiğini işaret eden bulgular tespit ettik. Bir yanda sağ cenah popülizm kendine yeni çatışma hatları belirledi: Yoğunlaştırılmış milliyetçilik (ve neo-natalizm) vurgusu ve (bunun bir sonucu olarak) yalnızca AB’ye değil, aynı zamanda bazı üye devletlere karşı “Biz, ulusal halk” muhalefeti. Bu bulgular sağ cenah popülizmin, pandemi sürecinde dahi Avrupaşüpheciliği ile sıkı sıkıya iç içe geçmiş olduğunu doğruluyor.

Sağ cenah popülist partiler geleneksel destek tabanları olan halka hitabı kullanamayınca bunun yerine göç meselesinin nasıl idare edildiğini vurgular oldular. Çek Cumhuriyeti, Almanya, Macaristan, Polonya, İspanya ve Birleşik Krallık’ta bu vurgu ülke dışından bulaşma riskini azaltmak için sınırların kapatılması taleplerini kapsarken Fransa ve İtalya’da iki sağ cenah popülist lider -Marine Le Pen ve Matteo Salvini- hükümetlerini yalnızca kendi vatandaşlarına odaklanmak yerine göçmenlerle ilgilenmekle suçladı. Diğer yandan sol cenah partiler ise (Podemos, La France Insoumise ve bir dereceye kadar Beş Yıldız Hareketi) böyle bir söyleme başvurmadı. Kriz süresince daha ziyade ulusal sağlık sistemlerindeki kamu yatırımı eksikliklerini ve AB neoliberalizmi yıllarının felaket niteliğindeki sonuçlarını kınamakla meşgullerdi.

İktidarda Popülist Olmakla Muhalefette Popülist Olmak Aynı Şey Değil

Popülist partilerin iktidarda mı muhalefette mi oldukları Covid-19 söylemlerini şekillendirmiş gözüküyor. Muhalefet partileri ilk dalganın sonunda pandemiyi politize etmeye çalışıp krizi idare ediş şekillerinden dolayı iktidar partilerini suçlasalar da ancak kısmi başarı elde ettiler. Hiçbir popülist parti, krizi Donald Trump’ın yaptığı gibi -virüsün kaynağını sorgulayarak- politize etmeye kalkışmadı. Brexit Partisi, Vox, AfD ve Konfederacja gibi daha marjinal partiler söylemlerini milliyetçi, korumacı ve neo-milliyetçi amaçlar temelinde bariz şekilde radikalleştirdiler.

Bundan farklı olarak, Rassemblement National, La France Insoumise ve Lega gibi iktidara gelmeyi hedefleyen partiler çok daha ihtiyatlı davranıp öncelikli olarak hükümetin beceriksizlikleri iddialarına odaklandılar. Öte yandan, iktidar partileri teknik ve bilimsel argümanlar kullanarak ve ülkelerinden uzmanların tavsiyelerine uyarak krizi depolitize etmeye çalıştılar. Onlar için kriz siyasal yetkinliklerini, yönetim becerilerini ve halka bağlılıklarını göstermek için muhteşem bir fırsattı. Bu durumun tipik bir örneği, eskiden şirketlerini yönetmeyi nasıl başardıysa ülkeyi de kriz boyunca aynı şekilde idare edebileceğinin altını çizen Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš’tir.

Bir kez daha iktidardaki sol cenah popülistler ve sağ cenah popülistler arasında bir fark ortaya çıkmış gözükmektedir. Koalisyon hükümetlerinin parçaları olarak İspanya’daki Podemos ve İtalya’daki Beş Yıldız Hareketi siyasal faaliyetlerini bilim ve teknik komitelerinin tavsiyelerine dayandırıp bir yandan da sağlık alanında daha fazla kamu yatırımı gerektiğinin altını çizdiler. Tayfın öteki ucunda Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Macaristan’da iktidardaki sağ cenah popülistler siyasal kararlarını meşru göstermek için öncelikli olarak bilimsel argümanlara başvurup liderlerinin salt siyasal liderliklerinden gelen otoriteye dayanarak makul kararlar alma yeteneğini vurguladılar.

“Kriz Girişimcileri” Olarak Popülistler

Popülist aktörler çoğu zaman “kriz girişimcileri” olarak işlev gösterseler de çoğu, pandemiyi suistimal etmeyi başaramadılar. Bulgular, popülistlerin Covid-19 gibi bir krizin gerçekten patlak vermesinden veya daha da kötüsü bu krize geliştirilen çözümlerden -UKIP örneğinde Brexit gibi- ziyade yeni zıtlaşmalarla ilgili süregelen şikayetlerden daha fazla fayda sağladığını düşündürüyor.

Kriz girişimcileri olarak popülistler daimi bir kriz döngüsünü körüklemeye gayet ederler. Esasen bu, onların siyasal merkeziyet ve seçmen desteği bakımından ibreyi tamamen lehlerine çevirmelerini sağlayan durumdur. Elbette -bahsettiğimiz üzere- her kriz aynı değildir. Popülistler toplum görüşlerine en iyi uyan zıtlaşmaları sahiplenirler. Bu kriz sahiplenme arayışı, popülistlerin -siyasal strateji olarak tatbik ettikleri- sistemik zıtlaşmaları ortaya koyma, suçlama ve sahiplenme şeklindeki daimi süreci besleyen şeydir.

Örüntü tipik olarak popülistlerin fitilini ateşlediği bir siyasal zıtlaşmanın ortaya çıkışıyla başlar. Sonraki adım, bu zıtlaşmanın popülist politikacılar tarafından suistimal edilmeden önce önem taşıyan bir sorun olarak halk önünde tanınması, ardından gerçek bir krize dönüşme noktasına getirilmesidir. Son olarak, popülistler tek bir zıtlaşmaya odaklanmak yerine bu döngüyü kafalarına estikçe tanımladıkları bütün zıtlaşmalar için tekrar tekrar başlatırlar. İlk evre, popülistlerin bir krizden en çok faydalanabilecekleri evreyken son evrede -zirvede- zıtlaşmaya ya bir çözüm bulunur ya da zıtlaşma karşısında meseleyi zayıflatan bir taviz verilir.

Pandemi süresince bütün siyasal aktörler kendilerini birdenbire bir krizin patlak verdiği ve bir çözümün bulunması gereken son evrede buldular. Bu popülistler için olabilecek en kötü durumdur çünkü bu evrede vatandaşlar sorunları gerçek olarak algılar veya doğrudan tecrübe ederler. Siyasal yanıtların derhal devreye sokulması gerekir. Bu kritik kavşaklarda tartışmalar ve kutuplaşmalar genellikle yerini millî dayanışma adına politik işbirliklerine veya hasmane olmayan, örtük anlaşmalara bırakırlar. Fakat bu olağanüstü hal sona erir ermez popülistler kalıcı kriz stratejisini uygulamaya devam edip yeni zıtlaşmaların ortaya çıkışını teşvik ederler. Şubat-Mayıs 2020 döneminde analiz edilen sekiz ülkede yaşanan tam olarak budur.

Covid-19 krizinden Çoklu Krizlere: Avrupa Popülizmi İçin Yeni Bir Üreme Alanı mı?

Bizim görüşümüze göre, krizler kendi başlarına kesinkes popülizmin ekmeğine yağ sürmezler. Aksine, sabit veya yeni yeni ortaya çıkan siyasal zıtlaşmalar üzerinden daimi bir “kriz sahiplenme” arayışını kapsayan “kalıcı bir kriz döngüsü”nü körükleyen popülistlerdir. Covid-19 pandemisi popülistlerin, krizin erken aşamalarında bu türden bir sahiplenmeyi başaramadıkları enteresan bir vakadır. Fakat pandeminin sağlık, ekonomi ve toplum bakımından idaresinin sonuçları önümüzdeki aylarda gerçek krizlere yol açabilecek kritik durumları kuvvetlendiriyor.

Hepimizin bildiği gibi, sağlık krizi bitmekten veya kontrol altına alınmaktan maalesef çok uzak. Covid-19 siyasal rutinin bir parçası oldu ve hükümetler ekonomiye, kamu sağlığına ve önleyici politika tedbirlerine ilişkin önlemler arasında gidip geliyorlar. Önümüzdeki aylarda ilk aşılama kampanyası bittiğinde durum, siyasal mücadelenin ortaya çıkacağı ve insanların sağ çıkmak zorunda kalacakları, öncekinden çok farklı bir standarda evrilecek. Covid-19 krizinin normalleşmesinin muhalefet partilerine, hükümetlerin uyguladığı politikaları politize etme ve bir ihtimal krizden faydalanma fırsatı sunması muhtemel. Dolayısıyla, hem iktidardaki hem muhalefetteki popülistler, sonuçları post-Covid-19 çağında Avrupa popülizminin niteliklerini belirleyecek zıt zorluklarla karşı karşıya kalacaklar.

Fotoğraf: Bermix Studio