Almanya Seçim Sonuçları ve Koalisyon İhtimalleri

Almanya 26 Eylül Pazar günü federal meclisin 598 üyesini belirlemek için sandığa gitti. Bu seçim partiler ve siyasi tartışmalardan çok, Almanya’yı 16 yıldır yöneten ve tüm dünyada oldukça başarılı bir lider olarak haklı bir üne kavuşmuş Angela Merkel’in emekli olduğu seçim olarak hafızalarda yer etti. Bu nedenle, seçimler sırasında sıklıkla Angela Merkel’in yerine gelecek şansölyenin, Merkel gibi karizmatik bir liderin yerini doldurup dolduramayacağı konusu gündeme geldi. Merkel, liderliğini sürdürmek yerine emekli olmayı tercih ederek birçok ülkenin liderinin yapmayı aklından dahi geçirmediği bir fedakarlıkla yönetimi Armin Laschet’e devretti ve siyasi kariyerine yakışır bir sonla kenara çekildi.

Almanya’da seçim sonuçlarından her zaman olduğu gibi koalisyon hükümeti kurma denklemi çıktı. Merkel sonrası ilk seçimde CDU-CSU Hristiyan Birlik Partileri ciddi bir oy düşüşü yaşayarak 2017 seçimlerinde yüzde 33 olan oyunu yüzde 24.1’e düşürdü. Buna karşın, Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SDP) Olaf Scholz liderliğinde 2017’de 20.5 olan oy oranını 25.7’e taşıyarak seçimden lider parti olarak çıktı. Annalena Baerbock önderliğindeki Yeşiller ve Christian Lindler önderliğindeki liberal Hür Demokrat Parti (FDP) ise sırasıyla 14.8 ve 11.5 oy alarak koalisyon görüşmeleri için kilit parti ya da diğer deyişle kingmaker olma şansını elde etti. Bu seçim sonuçlarına göre iki büyük parti CDU-CSU ve SPD’nin yanına Yeşiller’i ve liberalleri alarak bir koalisyon kurması en olası iki sonuç olarak görüyor. Son iki yasama döneminde iki büyük parti arasında kurulan büyük koalisyonlarla yönetilen ülkede, muhafazakarlar ve sosyal demokratlar birbirleriyle değil diğer partilerle bir araya gelerek bir hükümet kurmak istiyorlar.

Almanya siyasetinde seçimden birinci çıkan parti genelde hükümeti kurmasına rağmen teoride ikinci olan partinin de hükümeti kurması mümkün. İkinci parti olan Hristiyan Demokratlar bu nedenle Yeşiller ve liberalleri birlik olmaya ikna edebilirse yeni şansölye Merkel’in halefi olan Armin Laschet olabilir. Ancak birinci partinin lideri Olaf Scholz’un başbakan olma ihtimali daha yüksek. 3 Ekim Pazar günü Sosyal Demokrat Parti, Yeşiller ve Hür Demokratlar ile koalisyon görüşmeleri öncesi istişare görüşmeleri gerçekleştirdi. Hristiyan Birlik Partileri de Pazar günü Hür Demokratlar ile görüştü. Bu hafta Salı günü ise Yeşiller ile de görüşecekler.[1] Öte yandan, Yeşiller ve liberaller de kendi aralarında ortak noktaları belirlemek amacıyla istişare görüşmeleri gerçekleştiriyorlar. Alman siyasetinde koalisyon görüşmeleri öncesi koşulların tartışıldığı ve farklılıkların en aza indirilerek ortak noktalar üzerinde görüş alışverişinde bulunulduğu istişari görüşmeler, kurulacak koalisyonun temellerinin sağlam olması açısından oldukça önem taşıyor. Ancak, Hristiyan Demokratlar veya Sosyal Demokratlardan birinin yanına Yeşiller ve liberalleri alarak üçlü bir koalisyon kurması, Yeşiller ve liberaller arasında özellikle vergilendirme ve asgari ücret gibi ekonomi konularında bazı keskin fikir ayrılıkları nedeniyle kolay geçecek gibi görünmüyor. Geçtiğimiz Cumartesi günü SPD’den yapılan bir açıklamada sene sonuna kadar SPD liderliğinde bir koalisyon için ümitli olduklarına dair bir açıklama yapılmıştı. Öyle görünüyor ki Almanya’da koalisyon hükümetinin kurulması biraz vakit alacak ve Almanya demokrasisi olgunluğu ile ülkeyi önümüzdeki dört yıl yönetecek bir hükümeti bu seçim sonucundan doğan meclis aritmetiğinden de çıkaracak.

Tayvan Çin’in Hava Harekatına Tepkili

Asya Pasifik cephesi bu hafta da sıradan gerilimlerinden birini yaşadı. Son dönemde ABD ve Çin arasındaki rekabetin birçok alanda kendini gösterdiği ve stratejik önemi her geçen gün artan bu bölgede, geçtiğimiz Cumartesi günü Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluş kutlamaları nedeniyle Tayvan hava sahasının ihlal ve taciz edildiği büyük bir askeri harekat düzenlendi. Bu harekat bugüne kadar Çin’in Tayvan adasına yakın bölgede gerçekleştirdiği en büyük askeri harekattı. 38 Çin uçağının katıldığı harekata karşı Tayvan ise Çin uçaklarına karşı kendi uçaklarını uyarı amaçlı gönderdi ve hava sahasına giren uçaklara karşı füze sistemlerini alarma geçirdi.

Uluslararası arenada tanınmayan ve Çin’in üzerinde hak ettiği Tayvan’a bağlı Pratas Adaları semalarında son bir yıldır Çin Hava Kuvvetleri’nin başka harekatlar da yaptığı ve ihlaller gerçekleştirdiği Taipei yönetimi tarafından kamuoyuna duyuruluyordu. Bundan önceki son harekat 28 uçakla Haziran ayında gerçekleştirilmişti.[2] Tayvan Başbakanı Su Tseng-chang bu konuda yaptığı açıklamada Çin’in bölgesel barışa zarar vererek kasıtlı bir askeri saldırganlıkta bulunduğunu belirtti. Çin henüz bu son harekat ile ilgili bir açıklama yapmadı ancak Pekin yönetiminin, bu tür askeri operasyonları Çin’in ulusal güvenliğini sağlamak amacıyla yaptığını iddia ederek kendini savunduğunu biliyoruz.      

Tayvan oldukça stratejik bir konuma sahip ve demokrasi ile yönetilen bir ülke. Çin’in bu ülkeyi 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana kendisinin bir parçası olarak görmesi nedeniyle, kuruluş günü kutlamalarında bu adayı taciz etmesi oldukça manidar. ABD ve Batılı ülkeler Tayvan’ı resmi olarak tanımasa da, bu ada ülkesinde diplomatik misyonlar bulunduruyor ve Taipei yönetimi ile birçok ticari ilişkiler yürütüyorlar. Dolayısıyla, ABD ve Çin arasında Asya-Pasifik bölgesindeki sıkı rekabetin tezahür ettiği çekişme alanlarından biri de, oldukça gelişmiş bir ekonomiye sahip bir ülke olan Tayvan. Son yıllarda ABD’nin dış politikasının odağını Orta Doğu’dan Hint-Pasifik bölgesine doğru çevirmesiyle birlikte Çin-ABD gerilimi, Tayvan ile ilgili tartışmalarda olduğu gibi, daha birçok farklı alanda kendini derinden hissettirmeye devam edecek.

Pandora Papers Tüm Dünyada Gündemi Sarstı

Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) yine dünya basın tarihine geçecek bir araştırmacı gazetecilik örneğine imza attı. ICIJ 2016 yılında Panama Papers adıyla dünyadaki offshore hesaplar ve vergi cennetlerine dair oldukça ses getiren ve birçok gazetecinin ortak çalıştığı bir projeye imza atmıştı. Panama Papers İzlanda ve Pakistan başbakanlarının görevlerini bırakmalarına yol açmış ve ülkelerin off-shore sistemine karşı bazı hukuki düzenlemeler yapmasına sebep olmuştu.

Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu bu sefer 117 ülkeden 600’den fazla gazetecinin katıldığı, 2.94 terabayt boyutunda veri ve 12 milyon belgeyi içeren büyük bir külliyatın incelendiği bir araştırma ile dünyadaki vergi cennetlerinin nasıl kullanıldığını bütün yönleriyle ortaya koydu. Sızan belgelerde geçmişte görev yapmış ya da halihazırda hala görevde bulunan 35 ülke liderinin ve 300’den fazla kamu görevlisinin vergi cenneti olarak bilinen ülkelerde off-shore hesaplar açtığı bilgisi yer alıyor.[3] Pandora Papers belgelerinde, Ürdün Kralı II. Abdullah, Azerbaycan lideri İlham Aliyev ve ailesi, Çek Cumhuriyeti Başbakanı Babis, Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy, Şili Devlet Başkanı Sebastián Piñera, Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Kenya Cumhurbaşkanı Uhuru Kenyatta, Ekvator Cumhurbaşkanı Guillermo Lasso Mendoza ve eski İngiltere Başbakanı Tony Blair gibi ünlü politikacıların vergi cennetlerinde açılmış hesaplarına ve birbirleriyle olan finansal ilişkilerine dair bilgiler bulunuyor. Bu liderlere ek olarak, Türkiye, ABD, Hindistan, Brezilya ve diğer bazı ülkelerden 130 zenginin hesaplarıyla ilgili detaylara da yer veriliyor.

Belgelerde politikacıların yanı sıra Shakira ve Elton John gibi sanatçılar ve IMF eski başkanı Strauss-Kahn gibi ünlülerin de adı geçiyor. Aralarında, The Washington Post, BBC, Deutsche Welle, El Pais, Le Monde, The Guardian gibi dünya medya devlerinin de olduğu 150 medya ortağının iki yıllık çalışmasıyla haberleştirilerek yayımlanan Pandora Papers kimliği bilinmeyen biri tarafından sızdırılmıştı. Bu belgeler üzerinde birçok gazetecinin yürüttüğü titiz çalışma, şimdiye kadar yapılmış en büyük ortak gazetecilik faaliyeti olarak kayıtlara geçmiş oldu. Önümüzdeki haftalarda bu belgelerin detayları gündem oldukça, belgelerde adı geçen kişiler için bazı sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bu kadar fazla sayıda önemli politikacı ve dünya liderinin Panama belgelerinde yer alması, off-shore hesaplar aracılığıyla servetlerin gizlenmesi ve vergi kaçırılması ile ilgili tüm dünyada etkin bir mücadele verilememesinin sebebini de anlaşılır kılıyor.      


[1] https://www.dw.com/en/german-parties-extend-coalition-talks/a-59389145

[2] https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/taiwan-reports-largest-ever-incursion-by-chinese-air-force-2021-10-02/

[3] https://www.bbc.com/news/world-58780465