Şanlı Devrim (Glorious Revolution), 1688-1689 yıllarında İngiltere’de gerçekleşen, Kral II. James’in tahttan indirilip yerine kızı Mary ve eşi Orange Prensi William’ın tahta geçirilmesiyle sonuçlanan barışçıl siyasi ve anayasal dönüşümdür.
Bu devrim, İngiltere’de kralların mutlak ve keyfi yetkilerini kalıcı olarak sonlandırmış, parlamentonun siyasi üstünlüğünü ve yasaların kraliyet otoritesinin üzerinde olduğunu tartışmasız bir biçimde tesis etmiştir. Yalnızca bir iktidar değişimi olmaktan ziyade, modern anlamda kuvvetler ayrılığının ve anayasal monarşinin temellerini atan, anayasa hukuku ve siyaset tarihinin en önemli dönüm noktalarından birini temsil eder.
İngiltere’de 17. yüzyıl, teolojik-siyasi çatışmaların ve kral ile parlamento arasındaki amansız bir yetki mücadelesinin sahnesi olmuştur. Katolik eğilimli Kral II. James, parlamentonun onayı olmadan yasaları askıya alma, dilediği yasalara muafiyet getirme ve barış zamanında sürekli bir ordu bulundurma gibi mutlakiyetçi yetkiler kullanarak parlamentoyu ve halkı karşısına almıştır. Bu keyfi ve hukuka aykırı yönetim anlayışına karşı Whigler ve Toryler olarak bilinen siyasi gruplar birleşmişlerdir.
Kral II. James’e karşı yükselen tepkilerin ardından İngiltere Parlamentosunun önde gelenlerinin daveti üzerine Hollanda yöneticisi William of Orange, ordusuyla İngiltere’ye gelmiş, destek bulamayan II. James ise ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. Bu barışçıl ve neredeyse hiç kan dökülmeden gerçekleşen iktidar değişimi tarihe “Şanlı Devrim” olarak geçmiştir. Yeni hükümdarlar William ve Mary, parlamentonun hazırladığı ve kraliyet yetkilerini sıkı bir şekilde sınırlandıran 1689 Haklar Beyannamesi’ni (Bill of Rights) kabul ederek tahta çıkmışlardır. Bu siyasi devrimle birlikte İngiltere’de kralların aktif egemenliği fiilen sona ermiş, temsilî hükümet ve parlamenter sistemin kapıları ardına kadar açılmıştır.
Şanlı Devrim, klasik liberalizmin teorik temellerinin siyasi pratikteki en büyük zaferlerinden biri olarak kabul edilir. Liberalizmin felsefi kurucusu sayılan John Locke’un Hükümet Üzerine İkinci İnceleme (Second Treatise of Civil Government) adlı eserinde kavramsallaştırdığı bireysel haklar, sınırlı devlet ve halk egemenliği teorileri, Şanlı Devrim ile birlikte somut ve meşru bir uygulama alanı bulmuştur. Locke’un, yürütme gücünün mutlaka yasama gücünün (parlamentonun) denetimine tabi olması gerektiği yönündeki argümanı, 1688-1689’da kurulan temsilî meclisler ve reforme edilmiş monarşi uzlaşmasıyla hayata geçirilmiştir.
Bu devrim, yalnızca mutlakiyetçi tiranlığın sonu değil, aynı zamanda modern temsilî hükümet idealinin Avrupa’daki öncü adımı olmuş, daha sonraki Amerikan ve Fransız Devrimi gibi özgürlükçü hareketlere de tarihsel bir ivme kazandırmıştır. Devrim sonrasında anayasal kurallara sıkı sıkıya bağlı; özel mülkiyet haklarına, toplanma ve örgütlenme özgürlüğüne saygı duyan bireyci (individualist) ve istikrarlı bir siyasi düzen inşa edilmiştir.
Ayrıca, devrimin hemen ardından çıkarılan Hoşgörü Yasası (Toleration Act 1689) sayesinde dinî azınlıklar (özellikle muhalif Protestanlar) üzerindeki baskılar hafifletilmiş, böylece liberalizmin temel taşlarından olan inanç ve vicdan özgürlüğü yönünde de çok kritik adımlar atılmıştır. Sonuç olarak Şanlı Devrim; devlet iktidarının sınırlandırılması, mülkiyetin güvence altına alınması ve bireysel rızanın yönetimin temeli yapılması gibi en temel liberal idealleri siyasi bir gerçekliğe dönüştüren kurucu bir tarihsel olaydır.

