Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Tanıl Bora Linçi Üzerine
    daktilo2 Yazılar

    Tanıl Bora Linçi Üzerine

    Birol Başkan1 Mart 20265 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Türkiye’de sosyal bilim akademisyenlerini ve entelektüelleri üç ana gruba dağıtmak mümkün: liberal, sol ve sağ. Elbette kaba bir gruplandırma bu. Doğrudan erken 19. yüzyıl Avrupa kıtasının ideolojik yelpazesinden mülhem. Daha detaylısına gerek var mı? Bence yok. Zira son iki yüzyılda olan aslında grup-içi çeşitlenme ve gruplar arasında alaşımlarla daha rafine duruşların ortaya çıkışı.

    Amacım Türkiye’de akademik/entelektüel sınıfın kendi iç ayrımları ile kusursuz bir haritasını çizmek değil. Amacım daha basit. Bu üç farklı grubun “akademik/entelektüel aktivite nedir?” sorusu üzerine duruşlarını karşılaştırmak. Karşılaştırmanın derli toplu veriye değil, uzun yıllar biriken kişisel izlenimlerime dayandığını, bu yüzden eksik ve tartışmaya açık olduğunu hatırlatarak.

    Liberal akademik/entelektüel sınıfla (kısaca liberal) başlarsam. Liberalin duruşu tipik sosyal ve insani bilimsel duruşu anımsatır. Bilim insanı çalıştığı konulara karşı objektif kalabiliyorsa, sosyal bilim insanı da pekala çalıştığı konulara karşı objektif kalabilir ve o objektiflikle siyaset, ekonomi, kültür analizlerini yürütebilir. Benzer şekilde liberal de yürüttüğü akademik/entelektüel aktiviteyi objektif, sınıflar üstü bir aktivite olarak görür. Kendi kişisel değerlerini ve sınıfsal aidiyetlerini paranteze aldığına, yürüttüğü aktiviteye etkilerini sıfırlayabildiğine veya sınırlandırabildiğine olan inançla. Bu inancın kaynağı da, aynı bilimde olduğu gibi, sosyal/insani bilimsel yöntemin esaslarını takiptir. Liberal sosyal/insani bilimlerin kavramları ile konuşuyordur, metoduyla analizini yapıyordur.

    Liberal kendisinin de değerlerden ari olmadığını kabul edilebilir elbette, ancak bu noktada hangi değerler sorusu önem kazanır. Liberal için toplumu, hatta bütün insanlığı ilgilendiren ortak konular vardır, toplumun veya insanlığın ortak menfaatleri vardır ve bazı değerler o ortak menfaatlerin korunması içindir. Hukukun üstünlüğü herkes için gereklidir. Temel haklar veya özgürlükler. Ve elbette demokrasi. Bu duruş aslında liberal felsefenin devamıdır, ki o yüzden mensubu olduğu akademik/entelektüel grubun adı liberaldir.

    Varolan toplum, bireylerin kendi rızalarıyla ve kendilerinden alınamaz haklarla dahil olduğu ve toplumsal bir sözleşme ile inşa ettiği bir toplumdur. Akademik/entelektüel aktivite tek tek bireyler veya o toplumu oluşturan belirli gruplar veya sınıflar için değildir, bütün toplum içindir. Bütün toplumun menfaatini korumak içindir. Mesela, hukukun üstünlüğünü savunmak herkesin, her grubun ve her sınıfın ortak menfaatini savunmaktır. Hakeza demokrasiyi savunmak. Ve saire. Haliyle liberal kendini kişisel çıkar veya bazı grupların menfaati ardında koşan bir davanın insanı olarak değil, ortak kamusal aklın ve vicdanın sesi olarak görür.

    Sol akademik/entelektüel sınıf (kısaca solcu), liberal sınıfa kıyasla, çok daha geniş bir yelpazeyi içinde barındırır. Kapitalizm karşıtlığından emperyalizmle mücadeleye, etnik, dini, mezhepsel kimlik temelli hak ve özgürlüklerin savunusundan, feminizmden cinsiyette çeşitliliğin savunusuna. Aralarındaki onca farka rağmen ortak bir hat etrafında dizilen bir yelpaze. Yer yer tarihin motoru olarak sınıf çatışmasını gören, yer yer Michel Foucault’nun ‘güç’e dair söylediğini anımsatan bir hat. İnsan ilişkilerinin her türünde güç örgüleri gören, bir tarafı ezen ve sömüren, diğer tarafı ise ezilen ve sömürülen olarak konumlandıran bir hat.

    Solcu için akademik/entelektüel aktivitenin yaptığı, bütün insan ilişkilerinde mevcut eşitsizliği, güç dağılımını, sömürme/sömürülme halini deşifre etmek, görünür kılmaktır. Ezene ve sömürene ezdiğini ve sömürdüğünü, ezilene ve sömürülene ise ezildiğini ve sömürüldüğünü göstermek. Patronun gözüne işçiyi, kocanın gözüne karısını, beyazın gözüne beyaz olmayanı, Türkün gözüne Kürdü, Sünninin gözüne Aleviyi, ve saire. Sınıf ve/veya güç ilişkileri analizi aslında ezen ve ezilen arasında taraf olmadan, objektif bir aktivite olarak da belki yapılabilir. Ancak genel eğilim solcunun salt analizle tatmin olmadığı, olamadığı ve siyasi aktivizme yöneldiği. Belki de Karl Marx’ın o meşhur deyişine, çağrısına uyarak: Sadece dünyayı anlamak yetmez, dünyayı değiştirmek de gerekir.

    Solcu akademik/entelektüel aktivitenin hiç bir zaman tarafsız bir aktivite olamayacağını düşünür. Son derece nötr, bilimsel bir dilin ardında bile siyasi bir duruş, sınıfsal bir bakış görür. Bu, salt kendi yaptığına yaklaşımı değildir. Diğer akademik/entelektüel sınıfların da yaptığına yaklaşımıdır. O yüzden liberale de sağcıya da fazlasıyla katıdır. Liberali ve sağcıyı aynılar aynı yerde olarak görür, ayırt etmez. Mevcut güç ilişkilerinin normalleştiricisi, hatta savunucusu olarak kodlar.

    Sağ akademik/entelektüel sınıf (kısaca sağcı) da bünyesinde farklı alt gruplara ev sahipliği yapar. Milliyetçisi, İslamcısı, muhafazakarı. Hepsinin etrafında dizildiği ortak hat ise topluma ve bireyin toplumdaki yerine bakışları. Liberal, toplumu bireylerin basit bir toplamı; solcu, toplumu bir çatışma yuvası olarak görürken; sağcı, toplumu ortak değerler, tarih bilinci, din, maneviyat, kimlik, ve saire ile yoğrulmuş ve artık bir aile, bir kabile, bir millet, bir halk halini almış, uyum içinde bir yapı olarak görür. Ancak bu yapı her daim tehdit altındadır. Ve tehdit çeşit çeşittir. Fikirler, akımlar, başka toplumlar. Ve, –Rousseau’nun masum vahşi adamını anımsatır tarzda– toplumun fertleri bu yıkıcı nitelikte tehditleri sezgileri ile hissetseler de, ferasetleri ile fark etseler de, akılları ile tam teşhis edemeyebilirler. Haliyle toplumun korunmaya, uyarılmaya, vaaz edilmeye, kısaca her daim teyakkuzda tutulmaya ihtiyacı vardır. Sağcı için akademik/entelektüel aktivitenin yaptığı bu korumadır, uyarmadır, vaaz etmedir.

    Sağcının, solcu ve liberale bakışı bu toplum ve dünya tahayyülüne dayanır. İkisi de toplumu tehdit eden fikirlerden, akımlardan, iç düşmanlardandır. Sol, toplumu kendi içinde kavgalı göstererek bireyler ve gruplar arasına düşmanlık tohumları ekerken; liberal, toplumu tamamen kendi çıkarları peşinde koşan bireylere dönüştürmek peşindedir. Liberaller bu halleriyle de farkında olarak veya olmayarak tehdittirler. Farkında değillerse gafil, farkındalarsa hain!

    * * *

    Aslında üç gruba da dışarıdan bakılınca, kendi aralarında onca farklılıklara karşın, şaşırtıcı bir aynılık görürüz. Akademik/entelektüel aktiviteye bakışları bakımından. Üç grup da aslında bir davanın ardındadır ve akademik/entelektüel aktiviteyi o davanın hizmetinde araçsallaştırır. Toplumu şekle sokmak ve siyaseti yönlendirmek davası. Sadece topluma verilecek şekilde farklılaşırlar, devleti güdülecek yönde.

    Bunu ne çapta, ne etkinlikte yapabildikleri tartışılabilir elbette. Bana daha çok vehim gibi geliyor. En azından bireysel akademik/entelektüel etkileri esas alındığında. Zira toplumu şekle sokmak, devleti gütmek örgütlülük gerektirir. Elbette toplumun ve devletin de örgütleri şekle soktuğu, güttüğü de vakidir, hatta daha fazlasıyla. Akademik/entelektüelin bir etkisi olacaksa, ancak örgütlü bir toplumsal hareket veya siyasi partinin kanalıyla olur. O kanalda da akademik/entelektüel ne kadar kendisi kalabilir? Bu da ayrı bir tartışmanın konusudur.

    Birol Başkan güncele ve güncel olmayana dair paylaşımlarını birolbaskan.substack.com adresinde yapmaktadır.

    R1 Siyaset Sosyoloji
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikEnerji Sözleşmelerinin Dış Politika ve Ekonomiye Etkileri | Eser Özdil | Varsayılan Ekonomi S3 #07
    Sonraki İçerik Masumiyet Müzesi ve Edebiyatın Etiği

    Diğer İçerikler

    daktilo2 Yazılar

    ABD ve İsrail’in İran’a Savaş Açmasının Küresel Ekonomiye ve Türkiye Ekonomisine Potansiyel Etkileri

    1 Mart 2026 Oytun Meçik
    daktilo2 Yazılar

    Bildirimlerin Nöro-Mimarisi: Telefonunuz Sizi Nasıl Eğitiyor?

    1 Mart 2026 Elif Avcı
    Çeviriler daktilo2 PROJECT SYNDICATE

    Avrupa, Çin’e Karşı Elindeki Kozu Boşa Harcıyor

    1 Mart 2026 Daktilo1984

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    ABD ve İsrail’in İran’a Savaş Açmasının Küresel Ekonomiye ve Türkiye Ekonomisine Potansiyel Etkileri

    1 Mart 2026 daktilo2 Yazılar Oytun Meçik

    Bildirimlerin Nöro-Mimarisi: Telefonunuz Sizi Nasıl Eğitiyor?

    1 Mart 2026 daktilo2 Yazılar Elif Avcı

    Avrupa, Çin’e Karşı Elindeki Kozu Boşa Harcıyor

    1 Mart 2026 Çeviriler daktilo2 PROJECT SYNDICATE Daktilo1984

    Masumiyet Müzesi ve Edebiyatın Etiği

    1 Mart 2026 daktilo2 Yazılar Umut Dağıstan

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}