Akademi’de Hayatta Kalma Rehberi 2: Daha Pratik Bilgiler

- Ağustos 10, 2019, 6:58 pm
11 mins

Bir önceki yazıda akademik kariyer hedeflemenin maddi ve manevi maliyetlerini özetlemiştim. Biraz felsefi biraz da yakınma içeren, gerçek hayatta pek de işe yaramayacak bilgilerdi kanımca. Yine de yazının üzerine arkadaşlarımdan ve tanımadığım insanlardan birçok mesaj aldım (Annem de insanları okuldan soğutuyorsun diyor). Herkes aynı şeyleri yaşıyor, hissediyor. Belirttiğim gibi, psikolojik şiddet en yakınınızdan bile gelebiliyor. Düşenin halinden ancak düşenler anlar o hesap. Belki de bunları tetikleyen en önemli etken akademik özgürlüğün olmayışı. Akademik özgürlük çok geniş bir kavram. Akademisyenleri ilgilendirdiği kadar öğrencileri de ilgilendiren bir mesele. Araştırmanın, öğrenmenin, öğretmenin ve konuşmanın özgür olduğu bir ortamda bu manevi yük biraz daha azalacaktır. Yaşanan ve yaşanacak tüm zorluklara rağmen akademik kariyer yapmayı hedefleyen ve lisansüstü öğrenim almaya başlayan öğrenciler için psikolojik rehberin yanı sıra pratik bir rehber hazırlamaya da karar verdim. Belirtilen maddeler kişiye, bölüme, okula ve şehre göre değişiklik gösterebilir ve elbette eksiklikleri vardır.

Lisansüstü Çerçeve Yönetmeliğini Okumak

Yüksek Lisans ve Doktora süreci boyunca, birçok evrak işi ile uğraşacaksınız. Bunlarla uğraşırken unutmamanız gereken tek şey “Öğrenci işleri çalışanları dostunuz değildir”. Defalarca enstitünüzü arayacak ve kimseyle konuşamayacaksınız. Sonra üşenmeyip enstitüye gittiğinizde aldığınız bilgiler, şansınız varsa doğru olacak. O yüzden bir avukat titizliğinde, kendi üniversitenizin sayfalarında yer alan kılavuz, yönetmelik, karar her neyse okumanızda fayda var. Bu sayede yıllardır aynı bilgilerle iş yapmaya çalışan insanlara doğru bilgiler de verebilirsiniz. Örneğin çoğu öğrenci, yüksek lisans mezuniyet işlemlerini tamamlayamadığı için doktora mülakatlarına katılamayacağını ya da kayıt olamayacağını zannediyor. Okul açıldıktan bir ay sonrasına kadar geç kayıt işlemleri devam ediyor ve bir dilekçeniz yetiyor. Olmaz diye kestirip atanlara bakmayın. Kendi başıma gelen bir örnek; tez danışmanım kendi anabilim dalımda değil diye bölüm başkanı tarafından mobbinge uğradım. Yönetmelikte açık bir şekilde kendi üniversitemde olmasının yeterli olduğu yazdığı için enstitüye dilekçe yazdım ve istediğim danışmanla çalışma imkanı buldum. Bambaşka bir örnek; tez komitesinde farklı üniversiteden hoca zorunluluğu var diye işlem yapılıyor ancak ben kendi üniversitemde farklı enstitüden bir hocayı ekledim. Küçük ayrıntılara dikkat etmek çok önemli. Bunları yaparken kendinizi “çıkıntı” gibi hissettirenlere kulak asmayın. Herkes istediği zaman danışman değiştirebilir, tez konusu değiştirebilir, canı sıkılır ders bırakabilir, kafasını toparlayamamıştır yönetmelik çerçevesinde tez uzatması alabilir vs. İnatçı ve ısrarcı olmaktan çekinmeyin.

Burs İmkânlarını Araştırmak

Burs bulmak için çok şanslı olmak gerekiyor bunun farkındayım. Bulduğunuz zaman da burs aldığınız kurum yaz aylarında fotosentez yaptığınızı var sayarak burs vermeyecek. İdeal olan yaz kış KYK’dan burs almak ama burs çok az insana çıkıyor. Yine de KYK’ya başvurduktan sonra, okul dönemi başlamadan ve tezinize karar vermeden önce burs imkanlarını didik didik etmenizde fayda var. Bazı vakıflar spesifik olarak bazı alanlarda bazı tez konularına burs verebiliyor. Aklınıza yatarsa neden olmasın? Çoğu kurum aynı anda iki burs almamanız için sıkı takip yapıyor o yüzden en içinize sinen ve en kârlı çıkabileceğiniz kurumu seçip ona odaklanın. Bir ayrıntı: KYK’dan burs alıyorsanız kurum bursu alamazsınız ancak kredi alıyorsanız burs alabilirsiniz.

Paylaşıma Açık Olmak

Yalnız kurt olmak her zaman kazandırmaz. Evet hakkınızı savunun, her şeyi didik didik kendiniz araştırın ama bencilleşmeden (naçizane fikrim). Çeşitli sosyal medya grupları aracılığıyla kendi alanınıza dair yeni etkinliklere, kaynaklara ulaşabilir belki birlikte çalışacağınız insanlarla iletişim kurabilirsiniz. Bu araçlara kendiniz de katkıda bulunmak isterseniz, bir bakmışsınız araştırmak için motivasyon olmuş, bir tuğladan duvar ortaya çıkmış.  

Saygı Çerçevesini Korumak

Yazının başında belirttiğim üzere akademik özgürlük herkese lazım. Kendinizi rahatça ifade ederken sizden yaşça büyük ve tecrübe olarak pek çok yol kat etmiş kişilerle / o kişiler hakkında düzeyli konuşmanız gerekmekte. Haksızlığa uğradığınızı düşündüğünüz durumlarda bile saygı çerçevesini korumanız her zaman faydanıza olacaktır. Tabi ki kaç yaşına gelmiş insanlara akıl vermek haddime değil ancak herhangi bir zamanda herhangi birinin yanında konuştuğunuz laflar hiç tahmin etmediğiniz kişilerin kulağına gidebilir. Okul koridorunda konuşulan hiçbir şey koridorda kalmaz. O nedenle temkinli olmakta fayda var. Ayrıca ön yargı ile eleştirdiğiniz şeylerin zaman içinde aklınıza yatan, makul sebepleri olduğunu da öğrenebilirsiniz. Zaten gelişip değişmeden, okula başladığınız halde okuldan çıkmanız imkânsız. Bunun için bayağı at gözlüğü ile geziyor olmak lazım.

Tez Yazmak

En iyi tez bitmiş tezdir. Beni tanıyan insanlar bu cümleyi dilimden düşürmediğimi bilir. Bunu söylerken tabi ki özensiz, etik dışı bir tezi sırf bitirmek için bitirmenizi kastetmiyorum. Sadece mükemmeliyetçi olacağınız birçok alan olacak. Belki meslek hayatınızın ilerleyen yıllarında yazdığınız bir makaleyi, yayımladıktan iki sene sonra yine beğenmeyeceksiniz. Bu kısır bir döngü. Mükemmeliyetçi olarak, sürekli başa dönerek, her şeyi didikleyerek tez yazamazsınız. Yüksek lisans tezi için sizlerden beklenen, literatürde çığır açmak değil, bir konu üzerine derli toplu uzuuun bir makale yazmak aslında. Bu derlemeyi yaparken en başında yöntemi doğru seçmenizde ve sürekli olarak kendinize tarihler koymanızda fayda var. İlk bölümü Kasım’da bitireceğim revizelerle birlikte Aralık’ta tamamlanacak gibi. Burada danışman faktörü de önemli tabi ki. Sizi okuyacak ve en önemlisi tez konunuza ilgi duyan, o alanda bilgili bir danışman seçmek çok önemli. Tüm bunların sonunda, tezinizi savunduğunuz günden sonra bir daha o tezin yüzüne bile bakmak istemeyebilirsiniz. Beğenmemek akademinin doğasında olan bir ödül ve ceza. Kendi adıma, doktora tez önerimi yazarken yüksek lisans tezimin tamamından daha çok kafa patlattığımı ve çok daha önceden araştırmaya başladığımı söyleyebilirim. Önceden bir konu belirlemek ve onu daraltmak, özgün bir yöntem ve içerikle sunmak çok zor. Tüm enerjinizi doktora tezinize ayırın ki sonra tükenmeyin. Tabii ki yüksek lisans tezinizin devamı niteliğinde bir doktora konusu seçmek de sizin elinizde. Ben hiçbir zaman öyle ön görülü ve kapsamlı çalışan bir insan olamadım.

Yöntem ve tez yazmanın felsefesini anlamak için iki de kitap önereceğim. Birincisi Umberto Eco’nun çevirisi Can Yayınları’ndan çıkan “Tez Nasıl Yazılır?” kitabı. Sıkıcı bir yöntem kitabı olmaktan ziyade araştırma yapmanın mantığını oturtan, zamansız bir kitap. Diğer kitap, Doktora Yapma ve Yazma Felsefesi dersi alırken okuduğum Estelle M. Phillips ve Derek S. Pugh tarafından hazırlanan “How to get a PhD A Handbook for Students and Their Supervisors” adlı kitap. Bu kitapta; doktora yapmanın tüm maliyetleri, akademik hayatta dikkat edilmesi gerekenler ve nasıl doktora derecesi alınır / alınamaz hepsi var.

Yukarıdaki maddeler tamamen kendi deneyimlerime dayanarak sunduğum, sübjektif öneriler. Tabi ki uzatılabilir, kısaltılabilir, saçma bulunabilir. Kendi adıma, artık dört yılın sonunda, birileri bana soru sorduğunda direkt olarak yazı linkleri vereceğim için mutluyum, benden bu kadar.