Türkiye’de siyasetin en temel parametresi (iktidar) sabitleşsin diye diğer her şeyin çok değiştiği, siyasetin yıldırım hızıyla yeni olaylar yarattığı bir dönemden geçiyoruz. Hepimiz de bu olayların sebeplerini, olası sonuçlarını kendimizce yorumluyor ve etrafımızda tartışıyoruz. Ben en çok anaakım seküler muhalif mahallenin içinde yaşayan biriyim. Bu mahallenin parçası olan dostlarım, tanıdıklarım, meslektaşlarım, güncel olayları benden çok farklı yorumluyor. Daha doğrusu, demek ki, bir ben farklı yorumluyorum. Ben kendimi orta yolcu, realist, düz mantık sahibi zannederken, siyasetin nasıl işlediğine dair fikirlerim itibariyle bir radikal olduğumu bu tartışmalarda fark ediyorum. Bu yazıda size delice gelebilecek bazı radikal tezlerimi paylaşacağım.
Radikal tez 1: Muhalefet baskılandığında, bu muhalefete yaramaz.
Örneğin muhalefete yakın siyasetçiler, kanaat önderleri, gazeteciler, iş insanları veya sendikacılar kovuşturulduğunda, tutuklandığında, siyaset yasağı veya hapisle cezalandırıldığında veyahut sokakta birileri tarafından dövüldüğünde, bu durum o siyasetçiler, kanaat önderleri vb için iyi bir şey değildir. Baskı eylemi gerçekleştiğinde, hemen öncesine kıyasla, baskılayanların zannedilenden daha güçlü olduğu, baskılananların zannedilenden daha korumasız olduğu görülmüş olur. Bunlar ne kadar korumasızsa, diğer aktörlerin onlarla dayanışması, onların geleceğine yatırım yapması o kadar zorlaşacaktır, çünkü dayanışanlar da baskılanabilir. Her baskı, doğru zamanlanmış bir sonraki baskıyı kolaylaştıracaktır.
Radikal tez 2: Hiçbir şey göründüğünün tam tersi değildir.
Bakmasını bilenler için, siyasetteki çoğu şey tam da göründüğü gibidir. Gerçek kabul ettiğimiz olguların, gözlemcilerin gerçekliğiyle uygun bir görüntü de üreteceğini varsaymalıyız. Sürekli bir şey gördüğünüzü zannedip, bir yandan tersine inanıyorsanız, hayal dünyasında yaşıyorsunuz demektir.
Radikal tez 3: İnsanlar kendilerine yumruk atmaz. Muhalefet baskılandığında, bunu kendi kendisine yapıyor değildir.
Örneğin bir muhalif siyasetçi, ben haksız yere kovuşturmaya uğrayayım da mağduriyet oluşsun, iktidar sahipleri kötü görünsün, bu benim kamuoyu desteğimi artırsın demez. Zira mağduriyet illa kamuoyu desteği yaratmaz, kamuoyu desteği de iktidar için nihai dayanak değildir.
Radikal tez 4: Mağduriyet illa kamuoyu desteği yaratmaz.
Yaratması için, zarar gören aktörün, zararı haksız yere gördüğüne dair bir farkındalık oluşabilmesi, bunun yaygınca konuşulup anlatılabilmesi gerekir. Bir siyasetçiyi, hakkında bir yargı süreci olmasa destekleyecek olan pek çok kişi, o siyasetçi yargı eliyle cezalandırıldığında, cezanın hak edildiğini düşünmeye başlayacaktır. Bunu düşünmeyecek başka pek çok kişinin de elinden gelen çok şey olmayacaktır. Bireysel mağduriyet hikayelerini birleştirerek aşkınlaşacak bir dayanışmacı grup hikayesinin yaratılamadığı durumda, bireyler mağdur olduğuyla kalır.
Radikal tez 5: Kamuoyu desteği, iktidarların nihai dayanağı değildir.
Dünya genelinde, siyasal iktidarların nihai dayanağı, iktidar seçkinlerinin, iktidarı zorla değiştirebilecek güvenlik ve yargı bürokrasisi üstünde hakimiyet kurabilmesinde ve bunun için gerekli sermaye kaynağını temin edebilmesinde yatar. Demokratik rejimler, bu hakimiyetin kamuoyu desteğine bağlı olmasını sağlayan mekanizmalar geliştirdiği için kamuoyu desteği dolaylı önem kazanmıştır. Bir rejim demokrasiden uzaklaştıkça, kamuoyu desteğinin önemi azalır. İktidarın tepki çeken bazı eylemleri, kamuoyunda yarattığı tepkiden fazla güvenlik ve yargı bürokrasisindeki hakimiyete katkıda bulunuyorsa, iktidarın devamı için faydalı olabilir. Kamuoyu yönetilebilir.
Radikal tez 6: İktidarın değişmeyeceği beklentisi, iktidarın değişmesini zorlaştırır.
Daha önceki tezlerin bir sonucu olan bu tezi, uzun uzun açıklamaya herhalde gerek yok. Mevcut iktidarın değişeceği beklenmiyorsa, reputasyonlarını ve kaynaklarını muhalefet bahsine yatıranlar azalacaktır.
Radikal tez 7: Başkanlık sistemi iktidarın değişmesini zorlaştırır.
Dünyadaki tipik başkanlık sistemleri erken seçim mekanizmasına yer vermiyor. Bizdeki yeni sistem, erken seçimi zorlaştırarak efektif iktidar süresini uzattı. Ayrıca yürütme iktidarını güçlendirdi, tekilleştirdi, ve başkomutanlığı da temsil eden devlet başkanına teslim etti. Böyle bir sistemde herhangi bir yılda iktidarın el değiştirmesi, parlamenter sisteme kıyasla daha az beklenir. Zira değişikliğin değiştireceği şeyler daha fazla ve değiştikten sonra daha kalıcı.
Radikal tez 8: İktidar, en çok, göründüğü yerde.
Mevcut devlet büyükleri, gerçekten önemli ölçüde iktidar sahibi. Bazı muhaliflerin zannettiğinin aksine de çok zekiler. Aslında bu da yukarıdaki 2 numaralı tezin özel bir ifadesi.
Radikal tez 9: Olan biten her şey ABD’nin bir oyunu değil.
Değil kardeşim. ABD kendini zor kurtarıyor.
Radikal tez 10: Doğru zamanlanan irade, fark yaratır.
ABD’de her ne oluyorsa, dünyanın geri kalanı için örnek teşkil edip havayı değiştiriyor. ABD’de son olanlar, dünyanın her yerinde iktidar sahiplerinin hareket alanını şimdilik artırdı. Trump taraftarlarının deyişiyle “you can just do things”. Bu zamana kadar yapılamaz zannedilerek tabulaştırılan bazı şeyler, bir de bakmışız yapılmış.
Genel itibariyle Türkiye’de mevcut iktidarın muhalefete karşı bazı avantajlarını vurgulamaya çalışıyorum. Bu avantajlar, sıklıkla analizi yapılan sosyolojik faktörlerle ilgili olmayıp, kurumsal ve stratejik.