ABD Başkanı Donald Trump iktidarının ilk yılını geride bırakırken hem küresel siyasi düzen üzerinde kalıcı izler bıraktı hem de ABD’de demokrasiyi, basın özgürlüğünü ve gazetecilik endüstrisini sarsacak kararlara imza attı.
Bu yazıda, Donald Trump’ın birinci ve ikinci döneminde ABD’de çalışan gazetecilerin çalışma koşullarını ve gazetecilik endüstrisinin durumunu ele aldım. Ayrıca ABD’li Kıdemli Gazeteci Matthew Kendrick ile yakın zamanda Washington Post’ta yaşanan işten çıkarmaları ve ABD’de gazetecilik endüstrisindeki sorunların esas kaynağını konuştum.
ABD’de Gazetecilik Endüstrisinin Durumu
Donald Trump ilk döneminde gazetecilere yönelik sözel saldırılar ve bireysel gazeteci yasaklarıyla gündeme gelmişti. 2018 yılında Beyaz Saray’ın basın toplantılarında Trump yönetimine karşı sert sorular yönelten CNN Beyaz Saray muhabiri Jim Acosta’nın basın kartının askıya alınması bunun en önemli örneklerinden biriydi. Kısa süre sonra Acosta’nın basın kartının iade edileceğini açıklayan Beyaz Saray sonraki basın toplantıları için de bir dizi kural getirmişti.
Diğer yandan Trump’ın ilk döneminde işini kaybeden gazeteciler de oldu. O dönem CNN’de yayımlanan bir haberde, ABD Kongresi’nin, Rusya’daki bir yatırım fonu ile Trump’ın geçiş ekibinde yer alan ekonomist Anthony Scaramucci’nin ilişkilerine dair bazı iddialara yer verilmişti. Bu yayımlanan iddialardan kısa bir süre sonra haberi yazan Thomas Frank, televizyonun araştırma bürosunda editör olan Eric Lichtblau ve bu büronun denetlenmesinden sorumlu olan Lex Haris işten kovuldu.
Trump ilk döneminde kadın gazetecilere yönelik de sert söylemiyle dikkatleri çekmişti. 2019 yılında ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmesi sonrasında gerçekleşen basın toplantısında söz alan Sabah yazarı Hilal Kaplan’a Mazlum Kobani ile ilgili sorusu nedeniyle Trump, “Gazeteci olduğuna, Türkiye için çalışmadığına emin misin” diye sorarak sert tepki göstermişti.
Öte taraftan, ABD Başkanı Trump ilk döneminde fake news (yalan haber) söylemiyle de tepki çekmişti. Amerikan haber sitesi Huffington Post’un Beyaz Saray muhabiri Shirish V. Date, 2020 yılında ABD Başkanı Trump’a “Şimdiye kadar söylediğiniz tüm yalanlardan pişman mısınız?” diye sormuştu. Trump bu soruyu yanıtlamadan başka bir gazeteciye söz vermişti. ABD merkezli Washington Post gazetesi ise Trump’ın, başkanlığı döneminde en az 20 bin kez yanlış ya da yanıltıcı açıklama yaptığını iddia etmişti.
ABD’de gazetecilik endüstrisindeki asıl yıkıcı gelişmeler Donald Trump’ın ikinci döneminde yaşandı. Fon kesintileri ve büyük medya kuruluşlarında yaşanan kitlesel işten çıkarmalar sonucunda gazetecilik ciddi darbe aldı. 2025 yılında ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD Küresel Medya Dairesi (USAGM) ve diğer altı federal ajansı ortadan kaldıran emri imzalaması sonuncunda Voice of America (Amerika’nın Sesi – VOA) ve bu kuruluşa bağlı VOA Türkçe Servisi kapatılmıştı. Bu gelişmenin sonucunda yüzlerce gazeteci işsiz kaldı. Bu arada Serdar Cebe, Mehmet Sümer, Begüm Dönmez Ersöz ve Çıdam Yücel gibi kıdemli gazetecilerin yayına çıktığı VOA Türkçe’ye bağlı YouTube kanalının da yayınları sona ermişti.
Bu gelişmenin yanı sıra Fransa merkezli Le Monde’de Erich Albert, Noa Jacquet, Brice Laemble ve Benjamin Quénelle tarafından yayımlanan bir analizde Radio Free Europe ile Radio Free Asia’nın fonlarının Donald Trump’ın ikinci döneminde kesildiği söylendi. Yine aynı analizde Avrupa’nın bu kurumları kurtarmak için gösterdiği çabaların başarısız olduğuna dikkat çekilirken buna karşılık, Çin ve Rusya’nın uluslararası medyasının muazzam bütçelere sahip olduğunun altı çizilmişti.
ABD merkezli haber ajansı Associated Press’in (AP) haberine göre ABD Başkanı Donald Trump ikinci döneminde yayıncıların haberlerinde “taraflılık” olduğunu iddia ederek Kamu Yayıncılık Kurumu PBS ve NPS’ye verilen kamu sübvansiyonlarını kesmeyi amaçlayan bir başkanlık kararnamesini de imzaladı.
ABD kaynakları, yaklaşık 1.1 milyar dolarlık kesinti sonucunda kamu yayıncılığının ciddi darbe aldığını vurgularken bu durumdan 1500’den fazla kamu yayın istasyonunun ve kırsal bölgelerdeki yerel haber kaynaklarının etkilendiğini öne sürüyor.
Birleşik Arap Emirlikleri Merkezli The National’dan Amr Mostafa’nın analizine göre Trump yönetiminin ikinci döneminde yaşanan maddi kesintilerden olumsuz etkilenen medya kuruluşları arasında Middle East Broadcasting Networks (MBN), Alhurra TV ve Maghreb Voices dahil olmak üzere çeşitli haber ve kültür web sitelerinden oluşan Arapça yayın yapan haber kuruluşları da bulunmaktadır.
Yine bu kesintiler sebebiyle Türkiye’de de kültür sanat platformu Argonotlar’ın Türkiye ve ABD arasındaki kültürel işbirliğini geliştirmeyi amaçlayan projesi gerçekleşememişti. Geçen yıl mecranın kurulmasında rol oynayan European Endowment for Democracy fonundan da bir süre faydalanamayacağını açıklayan Argonotlar, okuyucularına destek çağrısında bulunmuştu. Argonotlar’ın dışında Türkiye’de Trump yönetimin fon kesintilerinden etkilenen pek çok bağımsız haber kuruluşu ve mecra, aldığım duyumlara göre ya kapanmak üzere ya da alternatif ekonomik kaynak arayışında.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD tarafından kurulan küresel düzeni, ortak değerleri ve bu paydalarda oluşturulan müttefiklik ilişkilerini kendi eliyle yerle bir eden ABD Başkanı Donald Trump, bu konularla veya doğrudan kendisiyle bağlantılı haber yayımlayan haber ajanslarına da baskıyı artırdı. Euronews’den gazeteci ve medya profesyoneli Estelle Nilsson-Julien’in yayımlanan haberine göre geçen yıl Beyaz Saray, ABD hükümet yetkililerinin Associated Press (AP) haber ajansından Meksika Körfezi’ni “Amerika Körfezi” olarak adlandırmasını talep etmesinin ardından, Associated Press (AP) muhabirinin Oval Ofis’te düzenlenen bir etkinliğe katılmasını engellemişti.
ABD Başkanı Donald Trump geçen yıl Wall Street Journal’ın Epstein ile ilgili bir makalesi nedeniyle Dow Jones ve Rupert Murdoch’a 10 milyar dolarlık dava açarken yine aynı yıl kültür, moda ve politika hakkında ABD’de çıkan Vanity Fair dergisinden Gazeteci Katie Herchenroeder’ın yazısına göre Pentagon, yeni “Medya Rotasyon Programı” kapsamında büyük haber kuruluşlarını kurum içi ofislerden kovdu. Kovulan kuruluşlar şöyle: The New York Times, NBC News, National Public Radio ve Politico.
Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), 2025 yılı raporunda ABD Küresel Medya Ajansı’nın (USAGM) finansmanının aniden sona ermesi sonucu 400 milyondan fazla vatandaşın birdenbire güvenilir bilgiye erişimden mahrum kaldığı konusunda uyarıda bulunurken, en çok bu kesintilerden Ukrayna’daki haber kuruluşlarının etkilendiğini söylüyor. Yine aynı raporda yer alan bir ankete de değinen RSF, Arizona, Florida, Nevada ve Pennsylvania’daki gazetecilerin ve medya uzmanlarının gazeteci olarak geçimini sağlamakta zorlandığına yer veriyor.
Bu yıl da (2026 yılı), ABD’de gazetecilere yönelik baskılar ve işten çıkarmalar devam ediyor. ABD merkezli New York Times’ın haberine göre, FBI ajanları, 14 Ocak Çarşamba günü ABD merkezli Washington Post’ta çalışan Gazeteci Hannah Natanson’un evinde, gizli devlet belgelerinin olası paylaşımına ilişkin yürütülen bir soruşturma kapsamında arama yapıldığını duyurdu. Olay, basın özgürlüğü ve kaynakların korunması açısından ülkede ciddi tartışmalara yol açtı. New York Times, gizli belgelerin sızdırılmasına yönelik soruşturmalarda genellikle gazetecilerin telefon kayıtları veya e-posta verilerinin incelendiğini belirtirken doğrudan ev aramasına başvurulmadığına da dikkat çekti.
Diğer yandan 5 Şubat Perşembe günü Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’un sahibi olduğu Washington Post’ta çalışanların yaklaşık üçte birinin işten çıkarıldığı ABD medyası tarafından paylaşıldı. Washington Post’un spor servisi kapatılırken Ortadoğu’daki tüm muhabirler ve editörler işten çıkarıldı. Ukrayna’daki muhabirin savaş ortasında işine son verildiği de kamuoyuna aktarıldı.
Washington Post’ta çalışanların üçte birinin işten çıkarılmasıyla ilgili sosyal medya hesabı üzerinden mesaj yayımlayan Amnesty International USA (Uluslararası Af Örgütü ABD) şunları belirtti:
“Washington Post’un işten çıkarmaları, basın özgürlüğünün Trump yönetimi tarafından zaten saldırı altında olduğu ve dünyanın dört bir yanındaki gazetecilerin hükümetlerinin baskısıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde gerçekleşti. Uluslararası ve yerel habercilikteki bu büyük kesinti ile Washington’daki kararların dünya çapında insan hakları üzerindeki etkilerine ilişkin gerçekleri doğrulanmış araştırmalara erişimimiz, Washington’daki politika yapıcılar da dahil olmak üzere hepimiz için azalacak.”
Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nda araştırmalardan sorumlu başkan yardımcısı olarak görev yapan Amerikalı Siyaset Bilimci Evan A. Feigenbaum ise sosyal medya hesabı üzerinden Washington Post’ta yaşanan son gelişmeleri şöyle yorumluyor:
“Dünya her geçen dakika Amerika merkezli olmaktan uzaklaşırken, Amerika Birleşik Devletleri her zamankinden daha fazla Amerika merkezli hale geliyor. Ülke tarihinin en önemli gazetelerinden biri olan ve aslında Amerika Birleşik Devletleri tarihini şekillendiren bir gazetenin, dünya haberlerinin artık hiçbir işe yaramadığını düşünmesi, şu anki durumumuzu iç karartıcı ama mükemmel bir şekilde özetliyor.”
Matthew Kendrick: Medya sahipleri basın özgürlüğünü eziyor
Konuyla ilgili bizzat görüştüğüm ABD’li Kıdemli Gazeteci Matthew Kendrick, öncelikle Washington Post’taki işten çıkarmaların çok üzücü olduğuna ve birçok iyi gazetecinin son derece zor ekonomik koşullarda işsiz kaldığına değindi.

ABD’li Kıdemli Gazeteci Matthew Kendrick, şunları dile getiriyor: “Ne yazık ki bu durum, Washington Post’un sahibinin haber medyasını anlamamasından kaynaklanıyor. Ayrıca, gazetede Trump’ı eleştiren haberlerden kaynaklanan, Trump ile olan ilişkisine verilen zararı kontrol altına almaya çalışıyor.”
Kendisinin de Trump döneminde ABD’nin önde gelen yayın organlarından GZERO Media’dan işten çıkarıldığına ve ABD’li Ödüllü Gazeteci Kelly Kimball ile birlikte bağımsız gazeteciliğe devam etmek amacıyla podcast yaptığına dikkat çeken ABD’li Kıdemli Gazeteci Matthew Kendrick, “Türkiye’de AKP basın özgürlüğünü ezdi geçti. ABD’de ise medya sahipleri bizzat basın özgürlüğünü eziyor” diyor.
Kıdemli Gazeteci Matthew Kendrick ABD’li medya patronlarının gönüllü olarak Trump’a teslim olmaya başladığına işaret ederken ABD’de gazetecilik endüstrisi açısından en elverişsiz eyaletlerden birinin de Kuzey Karolina olduğunun altını çizdi.

