Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Dünya Gündemi: ABD ve İsrail’in İran’a Açtığı Savaşa Dair 4. Günden Notlar
    Bültenler

    Dünya Gündemi: ABD ve İsrail’in İran’a Açtığı Savaşa Dair 4. Günden Notlar

    By Bahadır Çelebi3 Mart 20265 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Hariçten Gazel Haftalık Dış Haberler Bülteni (24 Şubat- 2 Mart 2026)

    2025 yılının Haziran ayında İsrail ve ABD’nin yine ortak bir operasyonla İran’a saldırması 12 Gün Savaşı olarak kayıtlara girmişti. Ancak küresel siyaseti takip edenler için bu savaşın devamının olacağı beklenen bir gerçekti.

    Aradan geçen 7 ayda İran toparlanmaya çalıştı; Trump, İran ile müzakere eder göründü; İsrail ise yeni bir askeri müdahaleye hazırlandı.

    Herkes biliyor ki Netanyahu yönetimi, İran’ı güçsüz bir halde yakalamışken öldürücü bir darbe vurmak ve bu darbeyi vururken de ABD’yi peşinden sürüklemek istiyordu.

    Sonuç, Cumartesi sabahı başlayıp bölgesel ciddi bir savaşa evrilme tehlikesi taşıyan bir çatışmanın içinde kendimizi bulmamız oldu.

    Peki neden ABD ve İsrail İran’a askeri müdahaleyi bunca riske rağmen şimdi başlattı? Öncelikle bu durumun Trump’ın talebi olmaktan çok İsrail ve Netanyahu’nun arzularıyla ilgili olduğunun altını çizmek lazım.

    İsrail, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e saldırmasıyla başlayan ve Orta Doğu siyaseti konuşurken bir dönüm noktası olarak anmadan geçemeyeceğimiz o süreçle birlikte, bölgedeki İran’ın vekil güçlerinin kolunu kanadını kırdı.

    Aralık 2025’te Suriye’de rejimin değişmesi ile birlike Şam’da yönetime gelen Ahmed El-Şara hükümeti de ABD’nin istekleri doğrultusunda ve İsrail’in güvenliğine tehdit oluşturmayacak şekilde ehilleştirilip desteklendi.

    İsrail’in Orta Doğu’da izlediği, kendisine rakip istememe (ya da Tom Barack’ın deyimiyle bölgedeki ulus devletlerden rahatsız olma) politikasına uygun şekilde Orta Doğu’da Netanyahu’nun ifadeleriyle yeni bir düzen kurulurken Tel Aviv yönetiminin önünde tek engel İran rejimi kalmıştı.

    Mevcut durumda yalnızca İran rejimi ve İran’ın nükleer programı ile balistik füzeleri, Orta Doğu’da İsrail için en yakın ve ciddi tehdit idi. Haziran 2025’te İran’a vurulan darbe ise rejimi devirmeye yetmemişti.

    Ancak İran içinde çıkan olaylar ve Molla rejiminin meşruiyet açısından güçsüzlüğü ile birlikte halkına zulüm etmesi gibi zayıflık göstergeleri, Netanyahu’yu (ve dolayısıyla ABD’yi) İran’a yeni ve daha sert bir müdahaleye itti.

    Uluslararası hukukun anlamsızlaştığı bir dönemde bu saldırının ne kadar hukuksuz olduğunu, “gücü gücü yetene” politikasının tüm dünyayı nasıl bir ateş çemberine dönüştüreceği ihtimalini konuşmanın da modası geçmeye başladı.

    İsrail ve İsrail’in ABD’li destekçileri, İran’ı, tabir caizse punduna getirmişken vurmanın en mantıklısı olacağını düşündüler. Askeri yığınak yapılmış, iki uçak gemisi getirilmiş, İran halkının rejim karşıtlığı kesifleşmiş… Trump ve Netanyahu’nun seçimlere giderken başarı istemesi ve iç politikada savaş söylemiyle gündem değiştirip rakiplerini pasifize etmeyi düşünmesi de cabası.

    Tüm bunlara İsrail elitlerinin istedikleri neredeyse her şeyi yaptırabildikleri bir Trump yönetimini ellerinde tutmaları ve ABD kamuoyunun İsrail aleyhine dönmeye başlaması nedeniyle, gelecekte herhangi bir başkana İran’a operasyon yaptırtamayacaklarını düşünmeleri sebebini de eklemek lazım.

    Peki geçtiğimiz dört günde neye şahit olduk? İran, savaştan önce uyardığı ve saldırıya uğramış bir ülkenin hakkı olduğu üzere ABD’nin Orta Doğu’daki üslerini vuruyor. Ne de olsa ABD ve İsrail bu üslerden İran’ı vurmak için yararlanıyor. Bu da İran’a, karşı saldırı hakkını veriyor.

    İran’dan Hürmüz Boğazı’nı kapatacakları haberi de geldi ki bu durum, savaşın uzun sürmesi halinde tüm dünyayı oldukça rahatsız edecek bir enflasyon dalgası ve enerji dar boğazı anlamına gelebilir.

    İran elindeki füze ve drone stoklarını dört gündür tüketiyor. Bunu yaparken ABD, İsrail ve Körfez ülkelerinin ellerindeki çok pahalı hava savunma sistemlerini de yıpratıp tüketmiş oluyor. İlerleyen günlerin iki taraf açısından da sıkıntılı geçeceğine dair en büyük mesele de bu stoklar meselesi.

    Hamaney’in öldürülmesinin İran’da yönetim kadrolarını karıştıracağını ve birbirine düşüreceğini, muhalif geniş halk kesimlerinin de sokağa dökülüp rejimi devireceğini planlamış olan ABD ve İsrail, dördüncü günde de bu amacına ulaşamamış görünüyor.

    Önümüzdeki günler ne getirir belirsiz, ancak rejimin havadan vurularak yıkılmasının çok zor olduğu kesin. İran’a geniş çaplı bir kara operasyonu ise kanımca mümkün değil.

    İran içindeki rejime muhalif etnik gruplar rejimi devirebilecek çapta bir eylemliliğe girişebilir mi? Şu ana kadar böyle bir işaret de yok.

    İran içinden sağlıklı haber almak mümkün değil. İsrail’in de kendisine atılan füzeler hakkında medyaya doğru ve tam bilgileri yansıtıp yansıtmadığından emin değilim. Trump’a bakılırsa savaş birkaç hafta daha sürebilir ve ABD’li daha fazla sayıda asker (şu ana kadar 6 asker öldü) hayatını kaybedebilir.

    Trump’ın bu söylemleri biraz da belirsizliği kabullendiği ya da ne yaptığını kendi de tam bilmediği anlamına geliyor. Zira savaşa niye başlandığı ve savaşın ne amaçla sürdürüldüğü konusunda ABD yönetiminden çelişkili açıklamalar geliyor.

    Bu savaş nasıl sona erer sorusuna henüz cevap vermek için çok erken. Savaş öncesi planlar, ekseriyetle masada kalır; plan, sahadaki gerçekliğe çarpar; sosyoloji, beklenen tepkileri vermez; sonuçlar ise hiç beklenmedik şekillerde ve çok uzun zaman sonra ortaya çıkabilir (Rusya’nın Ukrayna işgalini düşünün!).     

    ABD ve İsrail hızlı bir şekilde bu savaşı sonlandırabilecek bir sonuca ulaşamazlarsa her iki ülke de yönetimleriyle birlikte çok ama çok zor duruma düşerler. Nitekim Trump yönetimi şu an, bu savaşa niye giriştiği konusunda kendi kamuoyunu ikna etmekten bile aciz durumda.

    ABD’nin güvenliğini sağlayacağı vadettiği Körfez’deki dostları dört gündür füzelerle vuruluyorlar. Bu durum onlar için ciddi bir varoluşsal tehdit demek ve bu durumla ciddi şekilde ilk defa karşılaşıyorlar. Yani Körfez ülkeleri, ABD ve İsrail ile ilişkilerini her zamankinden çok sorgulayacakları bir döneme giriyor.

    Tüm bunlara ek olarak ABD, operasyon uzadıkça çok ciddi bir maddi külfetin de altına girecek. Bu durum, ABD içinde enflasyon ve işsizlikten şikayet eden Trump destekçilerini daha da kızdıracak.  

    Son olarak, İran’ın içerisinde uzun sürecek bir iç savaşın çıkması Hindistan’tan Avrupa’ya, Rusya’dan Yemen’e kadar geniş bir coğrafyada sonuçları olacak çok büyük bir olaya dönüşebilir. Bu nedenle savaş uzadıkça ABD ve İsrail’e karşı dünyadan eleştirel sesler çok daha yüksek sesle çıkmaya başlayacaktır.

    Savaşı izlemeye ve sizlere aktarmaya devam edeceğiz. Daktilo1984 YouTube kanalında yayınlanan son videomuza daha ayrıntılı bilgi edinmek için göz atabilirsiniz:

    https://www.youtube.com/live/OwiJn1dIKAY?si=PhQ07wwp6jaQMKZZ

    Dünya Hariçten Gazel M
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleABD-İsrail VS İran Savaşı’nda Son Durum ve Olası Senaryolar | 2’li Görüş #73
    Next Article Trump Döneminde ABD Medyası Alarmda: Kamu Yayıncılığı ve Bağımsız Gazetecilik Tehlikeye Girdi

    Diğer İçerikler

    PROJECT SYNDICATE

    Stablecoin’ler Bankaların Para Tekelini Sarsabilir mi?

    31 Temmuz 2026By Daktilo1984
    Videolar

    Rus Romanı, Karamazov Kardeşler ve Dostoyevski | Umut Dağıstan | Yerden Yüksek S2B01

    31 Temmuz 2026By Bahadır Çelebi ve Umut Dağıstan
    PROJECT SYNDICATE

    İngiltere’nin Yeni Başbakanı Andy Burnham’ın Yerelden Yönetim Planı

    29 Temmuz 2026By Daktilo1984

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}