Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Şeriatı Kim Kaldırdı?
    Yazılar

    Şeriatı Kim Kaldırdı?

    By Ömer Faruk Topal29 Mayıs 20196 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Osmanlı Devleti’nin yıkılmasının ardından Cumhuriyet’i ilan eden Mustafa Kemal Atatürk, saltanatın ardından halifeliği de kaldırmış ve yeni devleti laik bir devlet olarak inşa etmişti. Peki, bunlar Atatürk’ün tarihimizde şeriatı kaldıran ilk kişi olduğu anlamına gelir mi? Türkiye’deki bir kesim buna olumlu cevap verecektir. Hatta keşke şeriat kalkmasaydı da Kurtuluş Savaşı’nı Yunanlar kazansaydı diyen bile çıkmıştı.

    Bir devleti İslam devleti yapacak özellik kanunlarının İslam hukukuna dayanması ve kanun yapıcıların meşruiyetlerini İslam’dan almasıdır. Bu sebeple şeriat, siyasi ve hukuki hayatın merkezinde yer alır. Osmanlı’da ve Osmanlı’dan önceki İslam devletlerinde şeriat elbette hukukun tek kaynağı değildi. Kanunnameler, nizamnameler, fermanlar, hatt-ı hümayunlar ve bunların oluşturduğu örfi hukuk Osmanlı’nın hukuki sisteminde önemli bir yer kaplıyordu. Ancak bunlar şeriatı tamamlayıcı roldedir ve şeriat ile çelişemezler. Bu sebeple Osmanlı sultanları şeriatın zaten hüküm koyduğu meselelerde kanun çıkarmaktan kaçınmış, kanunların çıkarıldığı Divan-ı Hümayun’da İslam hukukunun iki temsilcisi, nişancı ve şeyhülislam, hazır bulunmuştu.[1]

    1876’da Kanun-i Esasi’nin ilan edilip ilk meclisin açılması sadece Osmanlı tarihi için değil, bütün İslam tarihi açısından büyük öneme sahiptir. İslam tarihinde ilk defa yazılı bir anayasa yürürlüğe girmiş ve halkın oylarıyla seçilen bir meclis işbaşı yapmıştır. Meclisin açılmasıyla birlikte yasama gücü padişahın onayına bağlı olmak üzere meclise devredilmişti. Kanun-i Esasi’nin 53. Maddesi “müceddeden [yeni baştan] kanun tanzimi veya kavanini mevcudeden [mevcut kanunlardan] birinin tadili teklifi vükelâya ait olduğu gibi Heyeti âyan ve Heyeti Mebusanın dahi kendü vazifei muayyeneleri dairesinde bulunan mevad [hususlar] için kanun tanzimini veyahut kavanini mevcudeden birinin tadilini istidaya salâhiyetleri olmakla…” diyerek bunu onaylamıştır. Yani kanun yapma yetkisine sahip olan kişiler meşruiyetlerini dinden değil seçmenlerinden almaya başlamıştır. Zaten gayrimüslim mebusların neredeyse yarısını oluşturduğu bir mecliste kanun yapma yetkisi dinden nasıl alınabilirdi?

    Bu durumda, anayasayı ilan edip meclisi açan kişi II. Abdülhamit olduğuna göre, şeriatı kaldıran kişi Abdülhamit’tir.

    Tam bu noktada bütün sorumluluğu Abdülhamit’in üstüne yıkmak haksızlık olur. Ondan çok önce başlayan bazı önemli gelişmelerin sonucunda bunu yapabilmiştir. Bu gelişmelerin başında ulema sınıfının gücünü kaybetmesi gelmektedir. Şeriatın prensiplerini belirleyen, onu koruyan ve gelecek nesillere aktaran, dini yorumlama yetkisine sahip olan ulemadır. Şeriat ancak iyi eğitimli ve güvenilir bir âlim tarafından anlamlı hale getirilebilen bir doktrinler ve prensipler toplamıydı. Şeriatın siyaset, toplum, ekonomi ve diğer alanlarda bir yansımasının olabilmesi için şeriatı yorumlayacak bir âlime ve bunu uygulayacak bir otoriteye ihtiyaç vardı. Üstelik ulema sınıfı başında hükümdarın olduğu yürütme gücünü dengeleyen ve sınırlandıran bir gruptu. Her ne kadar Osmanlı bir monarşi olsa da padişahın yetkileri şeriat ile sınırlandırılmıştı. 

    Ancak iki sebepten dolayı Osmanlı’da ulemanın gücü azalmış ve zaman içinde şeriatın koruyucusu olma vasfını yitirmiştir. Bunlardan ilki bürokratikleşmedir ve neredeyse devletin ilk dönemlerine kadar uzanır. Osmanlı’nın Sünni dünyaya hâkim olmasından önce hükümdarlar ulemaya maaş bağlayıp bunlara patronaj sağlayabilirken, ulema verdikleri fetvalar ve yazdıkları kitapların içeriği üzerinde tam yetkiye sahipti. Ancak Osmanlı Devleti Yavuz Sultan Selim zamanında Arap coğrafyasına hâkim olunca ulemanın hem hiyerarşik yapılanmasına hem de ürettiği doktrine müdahale etmeye başladı. Örneğin Memlukler döneminde müftüler ulemadan dini konulardaki bilgisini ispatlamış, eserleriyle ilim camiasında saygınlık kazanmış âlimler arasından çıkarken Osmanlı’nın bölgeye hâkim olmasıyla müftüler devlet tarafından atanmaya başlanmıştır. Müftülerin devlet tarafından atanmasıyla icazet kavramı da önemini yitirmiştir. Önceleri meşhur bir âlim yetiştirdiği talebelerine fetva verebilmeleri için icazet verirken 16. ve 17. yüzyıl boyunca sadece 5 Hanefi âlim icazet almıştır.[2] Çünkü Osmanlı, bağımsız ulemanın değil, devlet tarafından atanan müftülerin fetva makamı olmasını istemiştir. Devlet tarafından atanmayan fakihler bir müddet daha fetva vermiş olsalar da 17. yüzyıla gelindiğinde örneğin Şam’daki tek Hanefi fetva makamı devletin atadığı müftü olmuştu.[3] Ulema üzerindeki bu kontrol Tanzimat sonrasında daha da artmıştı. Önceleri eğitim, adalet ve vakıflar Şeyhülislam’ın yetkisi altındayken 1857’de Eğitim Bakanlığı’nın kurulmasıyla Meşihat’ın otoritesi medreselerle sınırlandırılmış, 1870’te kurulan Adalet Bakanlığı ile şeriat aile hukuku ile sınırlandırılmıştı.

    Osmanlı’da ulemanın prestijine ve gücüne asıl darbeyi vuran ise kodifikasyon çalışmalarıdır. Kodifikasyon ile birlikte dinin yorumlanması için ulemaya olan ihtiyaç ortadan kalktı. Artık bir meselenin çözüme kavuşturulması için başvurulması gereken kaynak bir âlimin içtihadı değil, yazılı kanundu. Bu sebeple kodifikasyon ulemanın geleneksel gücünü elinden aldı.

    “Ama Abdülhamit padişah olduğunda gücü yoktu. Anayasa’yı baskı sonucu kabul etti” dediğinizi duyar gibiyim. O sebeple siz demeden cevap vereyim. Evet, Abdülhamit anayasayı ilan etme karşılığında tahta geçirilmişti ve bu konuda pazarlık gücü yoktu. Ancak tahta çıktıktan kısa bir süre sonra meclisi kapatmış ve ülke yönetiminde tek söz sahibi olmuştu. Abdülhamit bu güce ulaştıktan sonra ulemaya geleneksel konumunu geri vermedi. Anayasanın ilanı ve meclisin açılması ile halk tarafından seçilmiş meclis yürütme gücünü dengeleyecek kurum olarak ulemanın yerini almıştı. Abdülhamid Anayasayı ilga edip meclisi kapattıktan sonra meclisin üstlendiği gücü ulemaya geri vermedi. Tanzimat reformlarıyla birlikte çıkarılan kanunlar ve Mecelle yürürlükte kaldı.

    Abdülhamit burada bir taşla iki kuş vurmuştu. Önce meclisi açıp ulemanın yönetim üzerindeki denetimini sıfırlamış, meclisi kapattıktan sonra ise ulemaya gücünü geri vermeyerek yürütmeyi denetleyecek herhangi bir kurum bırakmamıştı. Bu sayede hukuki manada mutlak güce sahip bir hükümdar oldu.[4] Şeriatı yorumlayacak ulemanın veya kanun yapacak seçilmiş bir yasama organının olmadığı bir ortamda kanun yapma yetkisi tamamen iktidarın eline geçmişti. Yani devlet yürütmeden ibaret hale gelmiş, yasama ve yargı yürütme tarafından eritilmişti ki İslam tarihinde böyle bir şeyin bir benzeri daha önce yaşanmamıştı. Abdülhamit’in muhaliflerinin onun yönetimini istibdat olarak nitelemeleri bu yüzdendir. Çünkü istibdatın asıl manası keyfiliktir. Ülke yönetiminin temelinde şeriat yoksa halkın seçtiği mebuslar yoksa ne var? Bu sebeple Abdülhamit’e karşı olan muhalefetin sıklıkla onu gayri-İslami bir rejim kurmakla itham etmesi şaşırtıcı değildir.

    Abdülhamit’in İslamcı bir politika izlediğini biliyoruz. Bu sebeple Kemal Karpat Abdülhamit döneminde Şeyhülislam’ın prestijini geri kazandığını, kendini İslam dünyasının lideri olarak gören Abdülhamit’in dinin yorumlanmasını Şeyhülislam’a bıraktığını söyler.[5] Ancak burada çok kritik bir nokta var. Abdülhamit ulemayı sıkı bir kontrol altında tutmuş ve sadece kendine sadık olanları Şeyhülislamlık makamına atamıştı. Bunların zaten Abdülhamit’in isteği dışında karar alması pek mümkün değildi. Osmanlı padişahları bir karar aldıklarında bunun meşru olması için Şeyhülislam’ın onayı gerekiyordu ama padişah istediği zaman Şeyhülislam’ı da azledebiliyordu. Bu sebeple Osmanlı tarihi boyunca görev alan şeyhülislamların ortalama görev süresi çok kısadır. Abdülhamit’in uzun hükümdarlığı boyunca ise sadece yedi şeyhülislam görev yapmıştı.[6] Abdülhamit devrinde görev alan şeyhülislamlardan Uryanizade Ahmet Esat Efendi on yıl, Cemaleddin Efendi ise on yedi yıldan fazla görev yapmıştır. Bu dönemde görev alan Şeyhülislamların normalden uzun kalmasından anlamamız gereken bunların Abdülhamit ile iyi geçindiği ve onu rahatsız edecek davranışlardan kaçındığıdır.

    Eğer şeriat ile yönetilen bir ülkeden kastınız kanunların İslam hukukuna dayandığı ve kanun yapıcıların bu hakkı İslam’dan aldığı bir ülke ise, İslam tarihinin ilk meclisini açarak seçilmiş bir parlamentoya kanun yapma yetkisi veren ve daha sonra bu parlamentoyu kapatarak yasama gücünü şahsında toplayan Abdülhamit şeriatı kaldıran ilk kişidir.   


    [1] Kenan İnan, “The Making of Kanun Law in the Ottoman Empire, 1300-1600” içinde Making, Using and Resisting the Law in European History, ed., G. Lottes, E. Medijainen & J.V. Sigurdsson (Pisa: 2008), 69.

    [2] Guy Burak, Second Formation of Islamic Law: the Hanafi School in the Early Modern Ottoman Empire (Cambridge: Cambridge University Press, 2017), 36.

    [3] Burak, 50.

    [4] Noah Feldman, The Fall and Rise of the Islamic State (Princeton: Princeton University Press, 2012), 76.

    [5] Kemal Karpat, ‘İfta and Kaza: The İlmiye State and Modernism in Turkey, 1820-1960’ in Frontiers of Ottoman Studies: State, Province, and the West, ed. Colin Imber and Keiko Kiyotaki (London and New York: I.B. Tauris, 2005), 33.

    [6] Esra Yakut, Şeyhülislamlık: Yenileşme Döneminde Devlet ve Din (İstanbul: Kitap Yayınevi, 2005), 184-5.

    Siyaset Tarih
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleLiteratüre Meydan Okumak
    Next Article Kandırmacayla Adalet Reformu Olmaz!

    Diğer İçerikler

    Videolar

    Hürmüz’de Kıvılcım, Yeni Parti, Her Gün Yargı | Aydın Selcen | 2’li Görüş #97

    17 Temmuz 2026By İlkan Dalkuç
    D84 INTELLIGENCE

    Dijital Alanda İfade Özgürlüğü: Bir Politika Önerisi

    16 Temmuz 2026By Tarık Beyhan ve Volkan Aslan
    Yazılar

    NATO 3.0 ile Rusya Arasında: Türkiye için Çift Taraflı Kuşatma

    12 Temmuz 2026By Pınar Demircan

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}