Artık sinema sezonunu açtık ya gerisi hikaye… Aslında değil. Cebimdeki hafiflik beni kaşındırıyor. Artık tuzu kuruların bir hobisi haline geldi sinema. Maddi açıdan ferahta olmayan insanlar nasıl olup da düzenli olarak sinema seyircisi olmaya devam edebilecek anlayamıyorum. Bilet fiyatları, beklerken bir şeyler yiyip içtiğinizde cebinizden buharlaşanlar filan… İnsanı rahatsız ediyor.

Sayın okuyucularım. Beni biliyorsunuz. Bugüne dek aramızda hep samimi ve düzeyli bir ilişki oldu. Hatta bu samimiyete sığınarak size “okur” diye seslenebilir miyim? Heh, teşekkürler. Bakın dünyanın en zevkli ve algısı, sanat donanımı en über seviyede birisi olduğumu hiç iddia etmedim ama az çok bir seyir zevkim var ve KELEKTEN anlarım. Misal siz pazar alışverişinize çıktığınızda birisi size “abi/ abla o seçtiğiniz karpuz tırt, bu gösterdiğim kan kırmızısı” diye bir hizmet sunsa bu hizmet karşılığında helalinden en az 1 TL vermez misiniz? Ben vermem. Çünkü karpuz sevmem ama konumuz bu değil. SİNEMA ARTIK ÇOK PAHALI BİR ZEVK HALİNE GELDİ. O yüzden sizden ricam hemen şimdi bu yazıyı bitirdikten sonra beni şahsi kelek detektörünüz olarak görüyorsanız patreon sayfamıza gidip “İlhan Arki sinema bileti” açıklaması ile düzenli bağışçımız olun. Ben parayı Enes’ten alırım. Şimdi fon mon uğraştırmayın beni zaten Avrasyacılar ve yavru bozkurtlarla daha yeni papaz olduk…

Geyik bir yana (Tarık Beyhan’ın iddialarına göre yazılarım için 10.000 € alıyormuşum aylık. İspatlamak için şahitler huzurunda Findeks raporumu paylaşmaya hazırım) gerekirse mendil açarım avm önünde ama yine sinemadan caymam. Bunca yıl yüzlerce kötü izlememe rağmen bırakmadım sinemayı, kötü ekonomi politikaları, bitik bir sektör ve derbeder ruh hali mi beni caydıracakmış?? Peh… Geçen hafta F9 izledim hala taş gibiyim, taş!! Gönderin gelsin, yeter ki salonlar açılsın. Ama arada biraz kaliteli filmler de çıkarın be. Yani bu da bir can.

Neyse, bu haftaki filmimiz artık kaçıncı olduğunu saymayı bırakalı çok olan MCU’nun son halkası Black Widow. Dizi tadında sinemaların değişmez adresi olan bu Marvellı Harikalar Kumpanyası film, dizi Allah ne verdiyse yürümeye devam ediyor. Tiyatro ve müzikal de isteriz. Hatta Güldür Güldür şovda bazı skeçlere de çıkabilirler. Benim için problem yok.

Malumunuz Infinity meydan muharebesini takip eden olaylarda Black Widow took one for the team ve ışığa yürüdü (artık spoiler da sayılmaz bu). E peki neyin filmini izliyoruz biz? Bu filmde timeline olarak Civil War’u beş geçe bir zaman diliminde kahramanımız Natasha Romanoff’un hayatından bazı kesitler görüyoruz. Ve çeşitli MCU filmlerinde değinilip sonra hemen hiç olmamışçasına unutulmuş bazı yeteneklerini tekrar hatırlıyoruz. Misal ilk Avengers filminde sorgu sahnelerinde ne kadar iyiydi değil mi? Ama nedense sonraki filmlerde hiç değinilmedi. Birkaç filmde kendi kirli geçmişine atıfta bulundu ama o da boşta kaldı. Neyse geç olsun güç olmasın tadında Wonder Woman rüzgarına paralel bir filmi duyuruldu. Çekildi, montajlandı, kurgulandı raflarda yerini aldı. 1 seneden uzun süredir de bekliyoruz kendisini. Peki değdi mi?

47/100 maalesef değmedi

Yönetmen: Aslında filmin yönetmeni Cate Shortland’i bazılarınız biliyor olabilir. Zamanında 2. dünya savaşında geçen duygusal ve gerilimli bir film olan Lore’un yönetmeni. Keşke bu görevi kabul etmeseymiş de öyle kalsaymış. Muhtemelen diğer MCU filmlerinde olduğu gibi bunda da tüm ipler onun elinde olmayabilir ama böyle bir kadronun sıfır inandırıcıkla ekranda bir aşağı bir yukarı koşturmasına anlam kazandıramamış. Özel bir dokunuşu yok kendisinin varlığını hissettirebileceği.

Senaryo: Zaten artık gelecek planlarında yer almayan bir oyuncu ve karakter var Marvel’ın elinde. Film evreninde çok az referans ve atıfta bulunulan bir geçmişi var. Büyük bir özgürlük ve çok değişik olasılıklara kapı açabilecek bu fırsat inatla tepilmiş. Sığ, sıradan ve minimal heyecanlarla Black Widow’u uğurlamışlar adeta. MCU filmlerindeki açık ara en kötü villain portrelerinden birisini de bu filmde görüyoruz. En kötü demiyorum çünkü Mandarin (Iron Man 3) ve Abomination (The Incredible Hulk) gibi güçlü rakipleri ona birimnciliği yedirmez. Oysa Task Master çok poüler olmasa da ilginç bir Marvel villaini portresi çizmiştir yıllarca. Ve ona atfedilen özellikler filmde hiç kullanılmıyor. Büyük bir hayal kırıklığı. Üsstüne üstlük MCU filmlerinin standardı olan ukala espriler… Filmi izledikten sonra kararsız kaldım rezalet diyaloglar arasında ezildi beceremediler mi bu defa yoksa komple mi vaz geçtiler bu meretten… Sonraki filmlerde anlayacağız artık.

Oyunculuk: Filmin baş rolü filmin en kötü ve silik oyuncusuysa bir sorun var demektir. Florence Pugh sevimli inandırıcı, Rachel Weisz en vulgar haliyle bile zarif ve sevecen, David Harbour biraz comic relief ama daha çok anlayışı kıt bir baba figürü. Scarlett Johansson da filmde bir yerlerde işte. Scarlett bu filmde çizdiği portreden çok daha fazlasına gücü ve yeteneği yeten birisi o yüzden biraz üzücü açıkçası. Belki de kafasında MCU işleri bittiği için çok kendisini kasmadı. Veya yönetmen etkisi. Bilmek pek mümkün değil gibi.

Sinematografi/ Diğer: Efektler, kamera açıları, çekimler, renk tercihleri bunlar iyi. En azından MCU bu standartlarda çok gerilememiş. Ama müzik konusunda bazı şikayetlerim var. En gereksiz yerlerde (özellikle aksiyon başlarken) devreye giren; duygusuz, karaktersiz ve kör göze parmak melodi seçimleri filme ağır darbe vurmuş. Filmin sonlarına doğru aksiyon sahnelerinde bir şeyleri seçmek yer yer güçleşebiliyor ilave olarak.

Kurgu: Artık MCU çığırından çıktığı için kafamızda timeline oturtmak daha problemli bir hal alıyor. Film arasında olayların ne öncesinde/ sonrasında geçtiğini idrak etmeye biraz kafa patlattım diyebilirim (Google’a baktı). Bazı yerlerde önceki filmlerin akışını bozacak şeyler ortaya koysalar da film geneline bakalım. Bir defa sadece villain karakter oluşumu bile filmden alabileceğiniz zevki alt üst edebilecekken diğer twist denemeleri, dakikalık devamlılık sorunları filmin izlenebilirliğini düşürüyor.

Son söz: Phase 4’ün ilk kurşunu ıska geçti. Sonrasında nasıl filmler çıkacak merakla bekliyoruz. Ama Black Widow’a bir elveda demeycek kadar hayırsız değiliz. Güle güle bülbül gibi öttüren, şok ile bayıltan güzel süper ajanım. Özleneceksin.