Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Ad Astra
    Yazılar

    Ad Astra

    By İlhan Archy21 Eylül 20194 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Uzayda geçen film çekmek gerçekten meşakkatli bir iş. Kendini fazla kaptırırsan seni atomlarına parçalamak için pusuda bekleyen bilim tayfa var, öte yandan fazla bilimsel yapınca da seyirci mızmızlanıyor. Peki, “N’abıcaz be Kamil?” dediğinizi duyar gibiyim. Neyse uzay siyah ekranı doldurduk. İyi oyunculara rol verdik. Bilim milim bir şeyler serpiştirdik. Demezler mi “daddy issues nerede?” evet derler. Çok genellemeye girmek de istemiyorum ama kalbur üstü çoğu bilim kurgu filminde “daddy issues” başrol oynar. Örnek de istersiniz siz şimdi, o halde başlayalım saymaya:

    • Star Wars serisi: A New Hope ile inceden inceye başlayan baba motifi Empire Strikes Back ile doruk noktasını bulmuştur. Kahramanımız galaksiye düzeni geri getirmek için yabancı bir düşmanla değil bizzat kendi babasıyla mücadele etmek zorundadır. Elbette söylememe gerek yok bilimkurgu janrını popüler yapan bu film alanının en çok kazananlarından.
    • Superman: Duble daddy issues!!! İki ölü baba birisi Jor El Krypton yok olmadan önce son saniyede oğlunu bilinmezliğe uğurlayan bilim adamı diğeri ise hiçliğin ortasında bir uzay aracında bulduğu bebeği bağrına basan taşralı Jonathan Kent. Khal El’in öz babası onun güçlü ve insanüstü yanını temsil ederken çiftçi üvey babası onun mütevazı yanını öne çıkartır. Superman’in tüm gelgitleri aslında bu iki baba arasındaki serbest salınımlarıdır bir nebze
    • Back to the Future: Marty McFly ve nesillerden beri gelen genetik mirası. Öyle bir geçmişe gider ki kendisi az daha kendi kendisinin babası olabilecekken babasının ruhuna derinden nüfuz ederek yine bir nevi kendi kendisine babalık eder.
    • Interstellar: MUUURPH! MUUURPH! Bilimsel olarak ne kadar doğrucu olduğu konusu bir yana film baştan sona kaybolan babaları aramak üzerine kurulu. Sadece Murph’ün Cooper’ı araması değil olay aynı zamanda Brand’in Mann’in peşinden gidişi bir baba figürü arayışı olarak yorumlanabilir.
    • Listenin en stilize ve iyilerinden… Elbette Contact… Politika, bilim, inanç, din ve baba… Matthew McConaughey’yi (soyismini tek seferde yazamadım Google’a baktım) ilk “uzay ve baba” temalı filminde (ikincisinden yukarıda bahsettik zaten) Jodie Foster’ın yanında iyi dururken görüyoruz kendisini. Carl Sagan’ın unutulmaz eserinden uyarlanmış güçlü oyuncularla bezenmiş bir başyapıt.
    82/100, “Daddy issues” olmasa uzayı da kimse keşfetmeye zahmet etmeyecek galiba.

    Listeyi daha da uzatabiliriz elbette. Alien’daki Xenomorph aslında cinsiyetsiz aksettirilse de bir nevi baba figürüdür. Fallik görünümüne rağmen başka bir erkek “Mother” isimli bir bilgisayar terminalince idare edilen bir gemide onun soyunu dünyaya getirmiştir. Guardians of the Galaxy Vol. 2 a.k.a. babaların çarpışması… Hatta Thor; bir babanın evlatlarını birbirine düşürüp yine de sevilmeyi becermesi. Terminator 2: Judgment Day’de Sarah Connor T-800’un oğlu John ile eğlenmesine bakıp onun bu ömrü oyunca sahip olabileceği baba figürüne en yakın şey olduğunu söyler. John Connor’ın kendisini korumak için babası olacağını aslında bildiği birisini geçmişte göndermesine girmiyorum bile.

    Gördüğünüz üzere bilim kurgu alemi “absent father” olayını iyi verince tadından yenilmez şeyler çıkartabiliyor (ve hayır yukarıda sıraladıklarıma dair yazdıklarım spoiler sayılmaz, bunlar artık genel kültürün yapıtaşları, bilmiyorsanız sizin kaybınız) ve türünün en son örneği Ad Astra şimdi sinemalarda.

    Yönetmen: Aslında gayet etkileyici bir film Ad Astra. Çekimleri tatmin edici, oyunculuklar başarılı, akışta çok büyük aksaklıklar yok. Uzayda geçmesi yüzünden kurguyu biraz salmış gibi ama yine de kariyerinde önemli bir sıçrama noktası olacaktır diye tahmin ediyorum.

    Senaryo: Yukarıda saydığım baba temalı bilimkurgu filmlerinden en çok Contact filmine yakınsıyor konu olarak. Aslında 100% Contact denemez biraz Interstellar da ekleyebiliriz. Akıcı, yer yer seyirciyi boşlukta bıraksa da merak uyandıran gelişmeler, biraz zayıf da olsa ortanın üstü diyaloglar….

    Oyunculuk: Brad Pitt kelimenin her haliyle çok iyi. Tüm o yolculukta arayışın yükü omuzlarına bindikçe değişimi ve üzerindeki etkisini çok iyi yansıtmış. Tommy Lee Jones göründüğü tüm sahneleri ele geçiriyor adeta. Yan roller çok uzun süre görünmese de başarılı.

    Kurgu: Film gerçekten diğer alanlarda çok başarılıyken kurgu konusunda biraz hayal kırıklığına uğratabiliyor. Ay sahnelerini, uzayda bulunan gemiyi ve etrafında oluşan şeyleri açıklama hususunda aşırı gayretsiz. Olaylar arasındaki ilişkiler çoklukla zayıf ve sallantıda ve sonu kesinlikle tatmin edici değil. Yani tüm o olayların gelişip neticelenmesinden sonra başka türlü bir final bekliyor insan ama genele bakarak sınıfı geçtiğini söyleyebiliriz.

    Son Söz: Uzayda geçen gerilim ve gizem dolu bir arayış. Başarılısından hem de!!!

    Kültür Sanat
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleYeni Problemler, Eski Çözümler?
    Next Article Bölge Çalışmaları Araştırmacıların Nasıl Kâbusu Oldu?

    Diğer İçerikler

    Yazılar

    Totaliterliğe Giden Yolun Taşları: “İkinci Nükleer Rönesans”la Güçlendirilen Altyapısal Otoriterlik

    22 Temmuz 2026By Pınar Demircan
    Yazılar

    NATO 3.0 ile Rusya Arasında: Türkiye için Çift Taraflı Kuşatma

    12 Temmuz 2026By Pınar Demircan
    Yazılar

    ABD Bağımsızlık Bildirgesi (1776) Nedir?

    5 Temmuz 2026By Daktilo1984

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}