Uzayda geçen film çekmek gerçekten meşakkatli bir iş. Kendini fazla kaptırırsan seni atomlarına parçalamak için pusuda bekleyen bilim tayfa var, öte yandan fazla bilimsel yapınca da seyirci mızmızlanıyor. Peki, “N’abıcaz be Kamil?” dediğinizi duyar gibiyim. Neyse uzay siyah ekranı doldurduk. İyi oyunculara rol verdik. Bilim milim bir şeyler serpiştirdik. Demezler mi “daddy issues nerede?” evet derler. Çok genellemeye girmek de istemiyorum ama kalbur üstü çoğu bilim kurgu filminde “daddy issues” başrol oynar. Örnek de istersiniz siz şimdi, o halde başlayalım saymaya:

  • Star Wars serisi: A New Hope ile inceden inceye başlayan baba motifi Empire Strikes Back ile doruk noktasını bulmuştur. Kahramanımız galaksiye düzeni geri getirmek için yabancı bir düşmanla değil bizzat kendi babasıyla mücadele etmek zorundadır. Elbette söylememe gerek yok bilimkurgu janrını popüler yapan bu film alanının en çok kazananlarından.
  • Superman: Duble daddy issues!!! İki ölü baba birisi Jor El Krypton yok olmadan önce son saniyede oğlunu bilinmezliğe uğurlayan bilim adamı diğeri ise hiçliğin ortasında bir uzay aracında bulduğu bebeği bağrına basan taşralı Jonathan Kent. Khal El’in öz babası onun güçlü ve insanüstü yanını temsil ederken çiftçi üvey babası onun mütevazı yanını öne çıkartır. Superman’in tüm gelgitleri aslında bu iki baba arasındaki serbest salınımlarıdır bir nebze
  • Back to the Future: Marty McFly ve nesillerden beri gelen genetik mirası. Öyle bir geçmişe gider ki kendisi az daha kendi kendisinin babası olabilecekken babasının ruhuna derinden nüfuz ederek yine bir nevi kendi kendisine babalık eder.
  • Interstellar: MUUURPH! MUUURPH! Bilimsel olarak ne kadar doğrucu olduğu konusu bir yana film baştan sona kaybolan babaları aramak üzerine kurulu. Sadece Murph’ün Cooper’ı araması değil olay aynı zamanda Brand’in Mann’in peşinden gidişi bir baba figürü arayışı olarak yorumlanabilir.
  • Listenin en stilize ve iyilerinden… Elbette Contact… Politika, bilim, inanç, din ve baba… Matthew McConaughey’yi (soyismini tek seferde yazamadım Google’a baktım) ilk “uzay ve baba” temalı filminde (ikincisinden yukarıda bahsettik zaten) Jodie Foster’ın yanında iyi dururken görüyoruz kendisini. Carl Sagan’ın unutulmaz eserinden uyarlanmış güçlü oyuncularla bezenmiş bir başyapıt.
82/100, “Daddy issues” olmasa uzayı da kimse keşfetmeye zahmet etmeyecek galiba.

Listeyi daha da uzatabiliriz elbette. Alien’daki Xenomorph aslında cinsiyetsiz aksettirilse de bir nevi baba figürüdür. Fallik görünümüne rağmen başka bir erkek “Mother” isimli bir bilgisayar terminalince idare edilen bir gemide onun soyunu dünyaya getirmiştir. Guardians of the Galaxy Vol. 2 a.k.a. babaların çarpışması… Hatta Thor; bir babanın evlatlarını birbirine düşürüp yine de sevilmeyi becermesi. Terminator 2: Judgment Day’de Sarah Connor T-800’un oğlu John ile eğlenmesine bakıp onun bu ömrü oyunca sahip olabileceği baba figürüne en yakın şey olduğunu söyler. John Connor’ın kendisini korumak için babası olacağını aslında bildiği birisini geçmişte göndermesine girmiyorum bile.

Gördüğünüz üzere bilim kurgu alemi “absent father” olayını iyi verince tadından yenilmez şeyler çıkartabiliyor (ve hayır yukarıda sıraladıklarıma dair yazdıklarım spoiler sayılmaz, bunlar artık genel kültürün yapıtaşları, bilmiyorsanız sizin kaybınız) ve türünün en son örneği Ad Astra şimdi sinemalarda.

Yönetmen: Aslında gayet etkileyici bir film Ad Astra. Çekimleri tatmin edici, oyunculuklar başarılı, akışta çok büyük aksaklıklar yok. Uzayda geçmesi yüzünden kurguyu biraz salmış gibi ama yine de kariyerinde önemli bir sıçrama noktası olacaktır diye tahmin ediyorum.

Senaryo: Yukarıda saydığım baba temalı bilimkurgu filmlerinden en çok Contact filmine yakınsıyor konu olarak. Aslında 100% Contact denemez biraz Interstellar da ekleyebiliriz. Akıcı, yer yer seyirciyi boşlukta bıraksa da merak uyandıran gelişmeler, biraz zayıf da olsa ortanın üstü diyaloglar….

Oyunculuk: Brad Pitt kelimenin her haliyle çok iyi. Tüm o yolculukta arayışın yükü omuzlarına bindikçe değişimi ve üzerindeki etkisini çok iyi yansıtmış. Tommy Lee Jones göründüğü tüm sahneleri ele geçiriyor adeta. Yan roller çok uzun süre görünmese de başarılı.

Kurgu: Film gerçekten diğer alanlarda çok başarılıyken kurgu konusunda biraz hayal kırıklığına uğratabiliyor. Ay sahnelerini, uzayda bulunan gemiyi ve etrafında oluşan şeyleri açıklama hususunda aşırı gayretsiz. Olaylar arasındaki ilişkiler çoklukla zayıf ve sallantıda ve sonu kesinlikle tatmin edici değil. Yani tüm o olayların gelişip neticelenmesinden sonra başka türlü bir final bekliyor insan ama genele bakarak sınıfı geçtiğini söyleyebiliriz.

Son Söz: Uzayda geçen gerilim ve gizem dolu bir arayış. Başarılısından hem de!!!