ABD Yüksek Mahkeme yargıcı 87 yaşındaki, Ruth Bader Ginsburg geçtiğimiz günlerde vefat etti. Demokrat başkan Bill Clinton’ın aday gösterdiği Ginsburg, mahkemenin liberal kanadına yakın ve kadın, LGBTİQ+, çevre hakları konusunda oldukça özgürlükçü olan bir yargıç olarak Demokratların ve hak savunucuların saygı duyduğu bir isimdi. 

Ruth Bader Ginsburg’ın vefatı 3 Kasım 2020 tarihinde düzenlenecek başkanlık ve senato seçimleri için en önemli ve kritik gelişmelerden biri. Yüksek Mahkeme üyeleri, başkan tarafından aday gösterildikten ve Senato tarafından onaylandıktan sonra ölene kadar veya emekli olana kadar görevde kalmakta. Ginsburg’ın vefatından önce, Yüksek Mahkeme’de 5 muhafazakar, 4 liberal yargıç vardı, mahkeme başkanı yargıç Roberts muhafazakar olmasına rağmen liberal yargıçlarla yeri geldiğinde işbirliği yaptığı ve beraber oy kullandığı için Yüksek Mahkeme’nin kararlarını tahmin etmek çoğu durumda oldukça zordu.

Trump göreve geldiği 2016 senesinden itibaren Yüksek Mahkeme’de 2 koltuk boşaldı ve Trump ikisine de oldukça genç, muhafazakar ve LGBTİQ+, kadın hakları konusunda oldukça tutucu yargıçlar (Neil Gorsuch ve Brett Kavanaugh) atadı. Ginsburg’in Trump görevdeyken vefat etmesi, Trump’ın üçüncü bir Yüksek Mahkeme yargıcı ataması için bir fırsat teşkil etmekte. 2016 senesinde, başkanlık seçimlerinden önce Yüksek Mahkeme yargıcı Scalia vefat etmiş ve Başkan Obama, Scalia yerine Merrick Garland’ı aday gösterdi. Fakat, Senato’da çoğunluk olan Cumhuriyetçiler seçim senesinde Yüksek Mahkeme yargıcı ataması yapılamayacağı için süreci uzattı ve yargıç onaylama sürecini Trump’ın kazandığı başkanlık seçimleri sonucu göreve gelmesi sonrasına erteledi. Sonuç olarak, Scalia’dan boşalan koltuğa Trump muhafazakar ve genç yargıç Neil Gorsuch’ı atadı. 

Ginsburg’ın seçimlere yaklaşık 45 gün kala vefat etmesi üzerine Demokratlar ve eski başkan Obama da Başkan Trump’ın ve Cumhuriyetçilerin yargıç atama süreci için seçim sonuçlarını ve yeni başkanın göreve geleceği Ocak ayını beklemeleri gerektiğini, Cumhuriyetçilerin Scalia’nın vefatı üzerine sarf ettikleri sözleri hatırlatarak dile getirmekte. Fakat, Senato Lideri Cumhuriyetçi McConnell, 2016 yılında ileri sürdüklerin kuralın, son döneminde olan başkan ile senatodaki çoğunluğun farklı partilere mensup olması durumunda uygulanan bir kural olduğunu (Bu kuralı adı, ne tesadüftür ki Biden Kuralı’dır) belirterek seçimlere iki aydan az bir süre kala yeni bir Yüksek Mahkeme yargıcı atanmasının tamamen normal ve hukuka uygun bir süreç olduğunu belirtti. McConnell’in bu açıklaması üzerine birçok Cumhuriyetçi ve Donald Trump, yargıç atama sürecinin başlayacağını belirtti. 

Cumhuriyetçilerin ve Donald Trump’ın amacı dört sene içerisinde üçüncü muhafazakar yargıcı atayabilmek ve Yüksek Mahkeme’nin 6 muhafazakar üyeyle yıllar boyu muhafazakarların ve Cumhuriyetçilerin atadığı yargıçların çoğunluğuna geçmesini sağlamak. 3 Kasım’da Donald Trump başkanlığı, Cumhuriyetçiler de senatodaki çoğunluklarını kaybetse bile Ocak ayında görev teslim yapılacağı için Kasım ile Ocak ayı arasında dahi Cumhuriyetçiler muhafazakar bir yargıcın atanmasını sağlayabilir. Demokratların bu durumu engellemesi için Senato’da görev yapan bazı Cumhuriyetçi senatörleri seçim sonucunu beklemeleri için ikna etmesi gerekmekte. Alaska senatörü Cumhuriyetçi Lisa Murkowski, şimdiden Yüksek Mahkeme yargıç atanması için yeni başkanın göreve gelmesinin beklenmesi gerektiğini belirtti ve yeni başkan göreve gelene kadar yargıç adayına oy vermeyeceğini söyledi. Üç Cumhuriyetçi senatör daha Murkowski gibi hareket ederse ve Demokratlar birlik sağlarsa, seçilen yeni başkan göreve başlamadan önce Cumhuriyetçilerin yargıç atamasının engellenmesi söz konusu olabilir, fakat bu ihtimal şimdilik oldukça düşük gözükmekte. 

Demokratların, başkanlık ve senato seçimlerini kazandığı ve aynı zamanda Cumhuriyetçilerin atadığı yargıçların 6-3 oranıyla Yüksek Mahkeme’de çoğunluk sağlaması durumunda eski Başkan Roosevelt’in kullandığı “court packing” yöntemini kullanıp ve Senato’daki filibuster yöntemini kısıtlayarak, mahkemedeki yargıç sayısını arttırıp liberal yargıç atanması planını uygulamaları da gündemde. Demokratlar bu seçeneği kullanmazsa muhafazakarların çoğunlukta olduğu Yüksek Mahkeme, çoğu konuda önceden verdiği özgürlükçü kararların aksine karar verebilir ve Obamacare gibi Demokrat yönetimlerin oluşturduğu bazı kritik yapısal değişikliklerin iptal edilmesine neden olabilir. 

Son dileği vefat etmesi durumunda yerine Trump’ın yargıç atamaması olan Ginsburg, 2020 seçimlerinin en son ama en önemli gelişmesi olarak süreci ve ABD’yi etkilemeye devam edecek. Çünkü Yüksek Mahkeme’nin 6-3 oranıyla muhafazakarların çoğunluğunda olması durumunda Demokratlar önümüzdeki bütün başkanlık seçimlerini kazansa ve Senato, Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu yıllar boyu elinde tutsa da önlerine muhafazakar bir Yüksek Mahkeme’nin iptal kararlarının çıkma ve çoğu yapısal değişikliği engelleme olasılığı bulunmakta.