Gazeteci Walter Lippmann’ın 1925 yılında yazdığı ölümsüz eseri Hayalet Toplum, o güne kadar demokratik sisteme yönelik en büyük eleştiriyi getiren kitaptır. Bugün halen iletişim fakültelerinde başucu kitabı olan eserde Lippmann, noksansız, her şeye kadir, egemen vatandaş ideali için “şişman bir adamın balerin olmaya çalışması” benzetmesini yapar ve halkın yalnızca bir hayalet olarak var olduğunu savunur. Seçmenlerin kamu işlerini yönlendirmek için doğal olarak yetkin olduklarını düşünmenin yanlış bir ideal olduğunu ilan eder. Lippmann’a göre birçok engel, insanların gerçeklere erişimini kısıtlamaktadır; yalnızca hiyerarşik otoriteler tarafından belli-belirsiz, duygu yüklü sembollerin kullanılması ortak bir irade üretir. Kısacası iyi niyetli yurttaşlar bile, Hannah Arendt’in “temsili düşünce” dediği tuzağa yenik düşmeye çoğu zaman meyillidir.

Bu tartışmadan beslenerek ortaya çıkan kifayetsiz seçmen hipotezi, yarım asırdan fazla bir süredir Siyaset Bilimi literatürünü meşgul ediyor. Popülist demokrasi kültürü üzerine en temel tartışmaların kaynağı olması itibariyle ben de bireysel tutarlılık, medya kullanımı, maruz kaldığımız bilgiyi işleme, bunu bir fikre dönüştürme ve tüm bu süreç içerisinde duygularımızın rolü üzerine akademik çalışmalarımı sürdürüyorum. Bir taraftan da mümkün olduğunca medyanın toplumla kurduğu siyaset ilişkisi ve bireylerin toplumsal bilgi kaynaklarına nasıl reaksiyonlar gösterdiklerini anlamaya çalışıyorum.

Türkiye’deki medya endüstrisi bu yazının konusu değil. Bunu anlamak için zannediyorum ülkedeki sermaye ilişkilerine; bir başka ifadeyle medya ekonomisine odaklanmak gerekiyor. Bu ilişkiyi daha yakından anlamak ve hangi sermaye mekanizmasının medya kurumlarını daha bağımsız hale getirebileceği üzerinde düşünmek isteyenler, Fransız ekonomist Julia Cagé’nin Türkçe’ye henüz çevrilmemiş eseri Medyayı Kurtarmak: Kapitalizm, Kitlesel Fonlama ve Demokrasi’yi okuyabilirler.

Bu yazının asıl konusu dün Twitter hesabımda yaptığım bir paylaşım. İnsanların teveccüh göstererek yorum ve eleştiride bulunma nezaketinde bulundukları paylaşımımda, uzun zamandır zihnimi tatsız şekilde meşgul eden bir konu olan anaakım televizyon kanallarındaki renksiz, mesleki ve cinsiyet çeşitliliği pek hayli zayıf, mümbit tartışmalardan gayet uzak, birbirlerini tekrar eden fasit gündem maddelerinin ekranlara taşındığı siyasi tartışma programları üzerineydi. Herkesin bildiği ama resmedemediği bu durumu, bazı veriler üzerinden – veri görselleştirme araçlarının da büyük yardımıyla – ortaya çıkarmaya çalıştım. Tavsiye niteliğinde gördüğüm yorumlardan sonra paylaştığım verilerin sıhhati ve bize ne ifade ettikleri üzerine bir yazı yazmaya karar verdim. Umuyorum ki ileride karşılaştırmalı olarak Türkiye’deki medya ekosistemindeki kutuplaşma ve tek sesliliğin boyutları üzerine bir çalışmaya dönüştürmeye de fırsat veren bir araştırmanın ilk adımı olur.

Dijital platform haberciliği her ne kadar basılı yayının ve televizyonculuğun haber tekelini kırsa da CNN Türk hiç şüphesiz Türkiye’de halen haberciliğin referans kaynaklarının başında geliyor. Üzerinde halen usulsüzlük tartışmalarının bulunduğu satış işleminden sonra Demirören grubuna geçen şirket, satıldıktan sonra da gerek yayın politikasındaki değişiklikler gerek programlarına davet ettiği konuklar gerekse kalburüstü gazeteci ve sunucularının birbirini ardınca işten ayrılmasıyla birlikte farklı bir görünüme evrildi. Bunların da bilincinde olarak aslında yapmak istediğim şey ortaya şaşırtıcı bir sonuç çıkarmaktan ziyade (ki pek çok insan gibi ben de beklentimin aksi bir neticeyle karşılaşacağımı düşünmüyordum), ne olup bittiğini söylemsel sınırlardan çıkarıp veriye dayalı hale getirmekti. Özel veya devlet kurumu ayırt etmeden Türkiye’nin pek çok kurumuna sirayet etmiş şeffaflıktan uzak şirket politikası göz önünde bulundurulduğunda, bu değişimi daha elle tutulur hale getirebilmek için önümüzdeki en somut veriyle başlamayı düşündüm: Program konukları.

İlk olarak şuradan başlayalım. CNN Türk’te neredeyse her akşam yayımlanan ve birden fazla konuğun davet edildiği beş farklı tartışma programı var. Bunlar Akıl Çemberi, CNN Türk Masası, Gece Görüşü, Ne Oluyor ve Tarafsız Bölge. Bu programlardaki format neredeyse hepsinde aynı. Bir moderatör (ki bu kişi genellikle kadın), 3 ile 7 arasında değişen konukla birlikte o an ne gündemdeyse onu konuşuyorlar.

Veri gazeteciliği itibariyle CNN Türk’ü diğer televizyon kanallarından ayıran en önemli özellik, diğer kanallarda olmadığı kadar düzenli bir internet sitesine sahip olması. CNN Türk’ün bütün programlarının arşiv kaydı, katılımcı listesi, tarihi ve konusu herkesin erişimine açık. İki akşamımı vererek yaptığım veri kazıma (web scraping) işi sonucu [1] bu programlara dair belli başlı bir veri klasörü oluşturmuş oldum.

CNN Türk’teki tartışma program katılımcıları verisi içerisinde, cinsiyet profili dağılımı zannımca en trajik resmi oluşturuyor. 2018 yılının Ocak ayından bugüne kadar CNN Türk’teki yukarıda ismini zikrettiğim beş farklı programda 751 yayına çıkan 4406 yorumcu var. Bu 4406 yorumcu arasında kaç tanesi kadın dersiniz? Sadece 238 kadın! Toplam katılımcı sayısının sadece ama sadece %5.4’i kadın. Daha da dramatik olanı, 2021 yılının ilk 6 aylık periyodunda CNN Türk’teki bu beş programa hiç kadın çıkmamış olması.

Takdir edersiniz ki bu 4406 yorumcu farklı insanlar değiller, aynı yorumcuların birçok kez CNN Türk’te yer bulduğunu biliyoruz. Yalnızca 456 farklı insan, değişik aralıklarla ve sıklıklarla CNN Türk ekranına çıkıyor. Bu sayı bize, bir yorumcunun ortalama 10 kez CNN Türk’e çıkma şansı yakaladığını gösteriyor. Peki bu 456 kişi arasına kaç kadın girebilmeyi başarmış? 65 kadın. “Ne güzel işte, oran %14’e çıktı” diyebilirsiniz. Burada da “peki bu kadınlar kaç farklı CNN Türk programına çıktı” şeklinde bir soruyla karşılaşıyoruz. İçlerinden sadece 6’sı 10 programa çıkma ortalamasının üstüne çıkıyor. Aşağıda bu programlarda en çok yer bulmayı başarmış 20 kadını görüyorsunuz.

İsimSıklıkİsimSıklık
Gülümser Heper17Aynur Eren Topkaya3
Elfin Tataroğlu15Derya Uludüz3
Önay Alpago14Devrim Soylar3
Özlem Gürses14Elif Mutlu3
Elif Dördüncü Aydemir11Halime Kökçe3
Gülay Yedekçi11Nur Özkan Erbay3
Gülfem Saydan Sanver7Sine Aras Akten3
Derya Yanık6Başak Şengül2
Merve Şebnem Oruç5Beliz Bilgili2
Pınar Hacıbektaşoğlu5Canan Karatay2

Beni çok şaşırtan bir diğer veri, kadın moderatörlerin programlarına çıkan kadın yorumcuların sayısının oransal olarak çok düşük seviyelerde olmasıydı. Fazlasıyla ilginç bir şekilde, CNN Türk’te kadınların oransal olarak en çok katıldığı tartışma programı, Ahmet Hakan’ın sunduğu Tarafsız Bölge’yken (%7.6), kadın yorumcu oranı en düşük program ise Hande Fırat’ın sunduğu Gece Görüşü. Bu programda katılımcıların sadece %1.9’i kadın!

Gelelim erkek program yorumcularına. Aşağıdaki periyodik çizgisel grafikte 2018 yılından itibaren CNN Türk’e en çok çıkan 30 erkek yorumcunun listesi var. Özellikle zirvedeki isimlerin çoğunun gazeteci isimler olması nadir sevindirici gelişmelerden biri diyebiliriz. Zafer Şahin açık ara en çok katılan yorumcu durumunda. Hemen arkasından uzunca bir süredir ekranlarda kendilerine yer bulmayı başarmış Hakan Bayrakçı, Mehmet Metiner, Metin Özkan, Şaban Sevinç, Murat Çelik ve Nedim Şener’in olduğu grubu görüyoruz. Listede eski starlar ve yeni starlar var. Özellikle son bir yıldır, Mete Yarar, Hulki Cevizoğlu ve emekli generaller İsmail Hakkı Pekin ve Erdoğan Karakuş, başta ulusal güvenlik konularının tartışıldığı programlar olmak üzere CNN Türk’de kendine sıklıkla yer bulan diğer isimler arasında.

Diğer bir önemli detay ise siyasi parti liderlerinin bu programlara katılım sıklığı. CNN Türk’e parti lideri sıfatıyla en çok çıkan konuk, CHP’den ayrılarak Temmuz 2020’de Özgürlük Partisini kuran Öztürk Yılmaz. Parti lideri sıfatını aldığı günden beri Yılmaz, toplamda 41 defa CNN Türk’e çıkıyor. Listenin ikinci sırasında Doğu Perinçek geliyor. Perinçek, son iki buçuk yılda CNN Türk’teki beş tartışma programına toplam 28 kez çıkıyor. Bu sayı bir konuğun CNN Türk programlarına çıkma ortalamasının neredeyse 3 katı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu CNN Türk’e toplam 4 kez çıkarken, Muharrem İnce 7 kez, Temel Karamollaoğlu ise 1 kez çıkıyor. AK Parti’den ayrılıp kendi partilerini kuran Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan ise CNN Türk’teki bu programlarda katılımcı olarak yer almıyor.

Bu yazıda kuş bakışı olarak CNN Türk’teki siyaset tartışma programlarına katılan yorumcuların profillerini incelemeye çalıştık. Parti aidiyetleri, yaş aralıkları, meslek grubu dağılımları ve tartışılan konular üzerine incelemeyi de dilerseniz bir sonraki yazıya bırakalım.

Fotoğraf: Sven Scheuermeier


[1] İlgi duyanlar için, bu işlemi Python yazılım dilinde selenium ve beautifulsoup paketlerini kullanarak yaptım. Çoğu web sitesi büyük çapta veri depolanmasının önüne geçmek için çeşitli yöntemler kullansa da haber sitelerinde böyle bir problem çok fazla yaşanmıyor.