Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Algoritmik Leviathan: Dijital Egemenliğin Yeni Sınırları ve Yurttaşın Çöküşü
    daktilo2

    Algoritmik Leviathan: Dijital Egemenliğin Yeni Sınırları ve Yurttaşın Çöküşü

    Göktuğ Çalışkan4 Ocak 20265 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Thomas Hobbes, 1651 yılında yayımladığı o meşhur eseri Leviathan’da, doğa halindeki insanın “herkesin herkesle savaşı” (bellum omnium contra omnes) durumundan kurtulması adına egemenlik haklarını devasa bir güce, devlete devretmesini rasyonel bir zorunluluk olarak kurgulamıştı. Hobbes’un canavarı, güvenliği sağlama vaadiyle özgürlüklerin bir kısmına el koyan, cismani ve dünyevi bir otoriteydi. Ancak 21. yüzyılın ikinci çeyreğine adım attığımız şu günlerde, karşımızda beliren yeni egemen güç, Hobbes’un hayal gücünü dahi aşan, sınırları belirsiz ve her yerde hazır ve nazır bir yapıya bürünmektedir. Bu yeni güç, devletlerin tekelinden sıyrılıp silikon vadilerindeki sunucu çiftliklerinde nefes alan, bizi bizden daha iyi tanıyan ve davranışlarımızı öngörmekle kalmayıp onları şekillendiren “Algoritmik Leviathan”dır.

    İçinde bulunduğumuz dönem, enformasyonun serbest dolaşım çağı olarak adlandırılsa da pratikte yaşanan süreç bireyin dijital bir veri madenine dönüştüğü, iradesinin ise öngörülebilir algoritmik çıktılara indirgendiği yeni bir feodalizm türüdür. Geleneksel egemenlik anlayışı, toprak parçaları ve fiziksel sınırlar üzerinden tanımlanırken; dijital egemenlik, insan zihninin ve davranış kalıplarının sömürgeleştirilmesi üzerine inşa edilmektedir. Bu bağlamda, internetin ilk yıllarındaki özgürlükçü ve merkeziyetsiz vaatlerin yerini, veriyi petrolden daha değerli bir hammadde olarak gören devasa teknoloji tekellerinin kurduğu görünmez bir tahakküm rejimi almaktadır.

    Siyaset bilimciler ve sosyologlar, uzunca bir süre demokrasinin en büyük düşmanının otoriter liderler veya askeri darbeler olduğu yanılgısına kapılmışlardır. Oysa günümüzün tehdidi çok daha sinsi ve derinden ilerlemektedir. Algoritmik yönetimsellik, bireyin önüne hangi haberin düşeceğinden kimin sesinin daha gür çıkacağına hatta seçmen davranışlarının nasıl manipüle edileceğine kadar uzanan geniş bir spektrumda kararlar vermektedir. Bu süreçte yurttaş, kamusal alanda fikir beyan eden rasyonel bir aktör olmaktan çıkıp duygusal tepkileri hasat edilen bir veri kaynağına dönüşmektedir. Kamusal alanın, Jürgen Habermas’ın idealize ettiği iletişimsel eylem zemininden koparak yankı odalarına ve filtre baloncuklarına hapsolması modern demokrasilerin karşı karşıya olduğu en büyük varoluşsal krizlerden biridir.

    Dijital platformların ticari mimarisi tamamen kullanıcının dikkatini sömürmek ve ekran süresini maksimize etmek üzerine kuruludur. Bu hedefe ulaşmanın en kestirme yolu ise öfke veya korku gibi ilkel dürtüleri tetikleyen içeriklerin kasıtlı biçimde öne çıkarılmasıdır. Algoritmalar toplumsal uzlaşıyı veya rasyonel tartışmayı öncelemez, tam tersine etkileşimi artıran kutuplaşmayı ödüllendirir. Sonuçta toplumlar ortak bir hakikat zeminini yitirmekte, her grup kendi kurgusal gerçekliği içinde radikalleşmektedir. Hakikat sonrası olarak etiketlenen bu dönem, yalanın sıradanlaşmasından ziyade hakikatin değer yitimine uğradığı ve yerini duygusal tatmine bıraktığı bir iklime işaret eder.

    Bu yeni düzenin ekonomik temelini Shoshana Zuboff’un isabetli tanımıyla “Gözetim Kapitalizmi” oluşturmaktadır. Geleneksel kapitalizm emek gücünü ve doğal kaynakları metalaştırırken gözetim kapitalizmi, bizzat insan deneyimini hammadde niyetine işlemektedir. Attığımız her adım veya beğendiğimiz her gönderi gelecekteki davranışlarımızı tahmin etmek ve yönlendirmek üzere işlenen birer davranışsal artığa dönüşür. Bu sistemde birey müşteri veya tüketici konumundan uzaklaşmış ve bizzat alınıp satılan ürünün kendisi haline gelmiştir. Üstelik bu ürünleşme süreci rıza varmış gibi görünen ancak kullanım koşulları adı altındaki okunmayan metinlerle gizlenen bir dayatma ile yürütülür.

    Algoritmik Leviathan’ın yarattığı tehdit sadece bireysel mahremiyetin ihlali ile sınırlı kalmaz. Zira devletler bu devasa veri havuzlarına erişim sağlamak için teknoloji şirketleriyle simbiyotik bir ilişki geliştirmektedir. Çin’deki sosyal kredi sisteminden Batı dünyasındaki kitlesel gözetim programlarına uzanan yelpazede teknoloji, özgürleştirici bir araç olmaktan çıkıp bir baskı aygıtına dönüşme eğilimi gösterir.

    George Orwell’ın 1984 distopyasındaki tele-ekranlar duvarda asılı duran ve kapatılamayan sabit cihazlardı. Bugün ise her birimiz cebimizde taşıdığımız ve gönüllü olarak veri ile beslediğimiz cihazlarla kendi kendimizin gözetmeni haline gelmiş durumdayız. Bu durum Michel Foucault’nun panoptikon metaforunu dahi aşan ve herkesin herkesi izlediği “süper-panoptikon” evresidir.

    Bu distopik tablonun karşısında durabilmek salt teknolojik bir düzenleme meselesi olarak görülmemelidir. Çünkü sorun özünde politiktir ve çözümü de politik bir irade gerektirir. Dijital egemenliğin şirketlerin kâr hırsına veya devletlerin güvenlik paranoyasına terk edilmesi yurttaşlık kavramının içinin boşaltılması demektir. Yurttaş olabilmek sadece oy vermek veya vergi ödemek manasına gelmez. Kendi kaderini tayin edebilme ve manipülasyondan arınmış bir zihinle karar verebilme yetisine sahip olmayı da gerektirir. Algoritmaların kara kutularında alınan kararların şeffaflaştırılması ve veri mülkiyetinin bireye iadesi 21. yüzyılın en acil insan hakları mücadelesidir.

    Teknoloji determinizminin tuzağına düşerek bu gidişatın kaçınılmaz olduğunu düşünmek büyük bir hata olacaktır. Tarih, insan iradesinin ve kolektif eylemin en sarsılmaz görünen yapıları dahi değiştirebildiği örneklerle doludur. Ancak bunun için öncelikle, içinde bulunduğumuz dijital kafesin parmaklıklarını fark etmek gerekmektedir. Özgürlük, bize sunulan seçenekler arasından birini seçmekten ibaret sayılamaz; o seçeneklerin kim tarafından ve hangi amaçla önümüze konulduğunu sorgulayabilme cesaretidir.

    Bugün gelinen noktada, dijital okuryazarlık sadece teknik bir beceri seti olmanın ötesinde bir demokrasi savunma mekanizmasıdır. Bireylerin, algoritmaların işleyiş mantığını kavraması, kendilerine sunulan içeriklerin arkasındaki manipülatif kurguyu sezmesi ve dijital diyetlerini bilinçli bir şekilde yönetmesi “dijital yurttaşlığın” ön koşuludur. Bununla beraber, bireysel farkındalık tek başına çözüm üretmekte yetersiz kalmaktadır. Ulus-üstü kurumların, sivil toplumun ve akademinin dijital haklar bildirgesi benzeri evrensel normlar üzerinde uzlaşması ve bu normları teknoloji devlerine dayatması elzemdir.

    Gelecek, ne tamamen ütopik bir tekno-cennet ne de kaçınılmaz bir siber-distopya olmak zorundadır. İnsanlık, ateşi bulduğunda ısınmak ile yakmak arasında bir tercih yapmıştı. Bugün de yapay zekâ ve büyük veri teknolojileri karşısında benzer bir yol ayrımındayız. Algoritmik Leviathan’a boyun eğip veriye indirgenmiş edilgen nesneler mi olacağız, yoksa teknolojiyi insani değerlerin ve özgürlüğün hizmetine sunan iradi özneler olarak mı kalacağız? Bu sorunun cevabı, önümüzdeki on yılın siyasi ve toplumsal mimarisini belirleyecektir. Unutulmamalıdır ki, en mükemmel algoritma dahi insan ruhunun özgürlük arayışını modelleyebilecek karmaşıklığa erişmekten uzaktır. Bizler, veriden fazlasıyız ve bu gerçeği haykırmak, dijital çağın en devrimci eylemidir.

    Yapay Zeka
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikRakamlardan İbaret Olmayan Bir Hayat: Asgari Ücretle Yaşamak
    Sonraki İçerik DEM Parti ya da Temsile İçkin Tahakküm

    Diğer İçerikler

    daktilo2

    Robotlar Geliyor: Türkiye’de Önce Verim, Sonra Dağıtım

    4 Ocak 2026 Oğuz Ergin
    daktilo2

    Orçun Selçuk: Venezuela’da olan bitenlerin Latin Amerika, Orta Doğu ve dünyadaki diğer çatışma alanları için de etkileri olacak

    4 Ocak 2026 Daktilo1984
    daktilo2

    Yapay Zekadan Sonra Zekanın Bir Kıymeti Kalacak mı? Geleceğe Dair Bazı Spekülasyonlar

    4 Ocak 2026 Alper Yağcı

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    ABD Gündemi: Ara Seçimler Yaklaşıyor, Netanyahu Yeniden ABD’de

    3 Ocak 2026 Bültenler Emrullah Özdemir

    2025 Yılı: Küresel Siyasette Savaş, Diplomasi ve Değişen Düzen

    31 Aralık 2025 Bültenler Bahadır Çelebi

    Ortadoğu’da Olası Çatışma: Türkiye Bir NATO Üyesi Olarak Nasıl Tutum Almalı?

    30 Aralık 2025 Yazılar Gökhan Korkmaz

    Barçın Yinanç: Türkiye’nin önünde fırsat pencereleri yok değil, ama hukuk, demokrasi ve ekonomik adalet olmadan bunları değerlendirmek içi doldurulamayan bir iyimserlik

    28 Aralık 2025 daktilo2 Röportajlar Gökhan Korkmaz

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}