Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Algoritma Don Kişotluğu’nun Miadı Doldu mu?: Görünürlüğün Yeni Mülkiyet Rejimi
    daktilo2

    Algoritma Don Kişotluğu’nun Miadı Doldu mu?: Görünürlüğün Yeni Mülkiyet Rejimi

    Elif Avcı1 Şubat 20266 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Bir zamanlar interneti, kendiliğinden bir kamusal alan sanıyorduk.

    Yanlış anlaşılmasın, elbette her platformun bir sahibi vardı, ve elbette “bedava” değildi; bedeli bizim zamanımız, dikkatimizi taşıyan sinir sistemimizdi. Ama yine de sosyal medyanın erken döneminde bir yanılsama hakimdi: Sanki dijital dünya, sınıflardan ve banka hesaplarından bağımsız bir yerdi. Zayıfın güçlüye ilk kez “aracısız” seslenebildiği bir meydan bulmuştuk.

    2011’in politik romantizmi biraz da buradan çıktı. Arap Baharı’nın tweetleri, Occupy’ın sloganları, bir videonun bir gecede dünyayı dolaşabilmesi… O dönem algoritma, hâlâ bir tür “kör matematik” gibi görünüyordu: Çok kişi konuşuyorsa, konu büyüyordu. Çok kişi izliyorsa, söz ağırlık kazanıyordu. Sanki görünürlük, para değil, kolektif heyecan tarafından dağıtılıyordu.

    Bu yüzden Don Kişot’luk mantıklıydı:
    Bir kişi bağırır.
    Bir video yayılır.
    Şehir uyanır.
    Sistem utanç duyar.

    2026’da “meydan” sandığımız yerin, aslında her köşesi güvenlik kameralarıyla donatılmış, ışıklandırmasından müziğine kadar her şeyi kontrol edilen devasa bir AVM olduğunu anlıyoruz. Hiçbir şey bize ait değil. Güvenlik görevlisi var. Kurallar var. Ve senin oradaki varlığın, ancak sistemin kâr modeline uygun olduğu sürece hoş karşılanıyor.

    Paywall Demokrasisi: “Boost” Bütçesi Olmayan Yurttaş

    Bu çağın siyasi psikolojisi, bir tür aşağılayıcı gerçeklik üzerine kurulu: Herkes konuşabiliyor ama kimse birbirini duyamıyor. Sosyal medya bize sınırsız bir özgürlük vaat ederken, aslında hepimizi devasa ve gürültülü bir hangara kapattı. Elimize birer mikrofon tutuşturuldu ama sesimizin ne kadar uzağa gideceği, o soğuk “görüntülenme sayısına” ve algoritmanın insafına bırakıldı.

    Artık bir fikir kurduğunda sadece düşünceni paylaşmıyorsun; bir içerik üreticisi gibi “performans” sergilemek, izlenme sayılarını kovalayan bir pazarlamacı gibi düşünmek zorundasın. Eğer “boost” edecek bir bütçen veya algoritmanın iştahını kabartacak bir görsel şovun yoksa, sesin sadece kendi yankına çarpıp geri dönüyor.

    Buffer’ın 18 milyon gönderi üzerinden yaptığı analize göre, X (Twitter) Premium hesaplar standart hesaplara kıyasla yaklaşık 10 kat daha fazla erişim alabiliyor. Forbes’un TikTok üzerine yaptığı araştırma TikTok çalışanlarının, belirli videoları yapay biçimde viral hale getirmek için kullandığı gizli bir “Heating” (ısıtma) mekanizması olduğunu doğruluyor.

    Bu yüzden platformlar bir “meydan” olmaktan çıkıp, en büyük afişin en büyük bütçeye gittiği devasa birer reklam panosuna dönüştü. Ve reklam panosu, hiçbir zaman eşitlikçi değildir: En büyük afiş, en büyük bütçeye gider.

    “Demokrasi” ise tam bu noktada bir ironinin içine düşüyor. Çünkü demokrasi, eşit ses ilkesi üzerine kuruluymuş gibi davranıyor; ama görünürlük rejimi, en eşitsiz iktisadi mekanizmaların içine gömülü. Buna “paywall demokrasisi” demek yanlış değil. Çünkü paywall’un politik versiyonunda, parası olmayan yalnızca içeriğe erişemez değil, kendi sözünü, itirazını/talebini de karşı tarafa iletemez.

    Mülkiyetin Altı Gardiyanı ve Algoritmanın “Vasi”liği

    Demokrasi bize herkesin konuşabildiği bir sistem olarak anlatılıyor. Pratikte ise kimin konuştuğunun değil, kimin duyulduğunun belirleyicisi oluyor. Oxfam’ın 2026 raporunda okuduğumdan beri ‘nasıl duyulacağız, mevcut döngüleri nasıl kıracağız?’ sorularıyla yaşıyorum. Rapora göre;

    Zenginlerin desteklediği bir politikanın yasalaşma şansı %45 iken; geniş halk kitleleri ne kadar isterse istesin, eğer zenginler karşı çıkıyorsa o yasanın geçme ihtimali %18’e kadar geriliyor.

    Oxfam’ın rakamı, siyasetin birim ölçüsü gibi: etki / bütçe.

    Ve bütçe büyüdükçe, vatandaşın sesine “ses” demek zorlaşıyor. Yani sesimiz var ama fizik kanunları bize karşı: Yankımız, paranın duvarlarına çarpıp geri dönüyor.

    Oxfam’ın raporu, sarsıcı gerçeği önümüze koyuyor: Dünyadaki en büyük 10 sosyal medya platformunun 9’u artık sadece altı milyarderin elinde.

    Zuckerberg’in Meta imparatorluğu ve Elon Musk’ın X üzerindeki mutlak hakimiyetine son olarak TikTok’un ABD operasyonlarının Silikon Vadisi ile Wall Street’in dev finansörlerine (Trump tarafından kurtarılarak*) devredilmesi eklendi ve artık çember neredeyse kapandı. Bugün, insanların globalde her gün yaklaşık 11,8 milyar saatini (bu, bir milyon yıllık insan ömrüne eşdeğerdir) geçirdiği platformlar, sadece altı milyarderin mülkiyetinde ve yönetiminde bulunuyor.

    Mesele sadece bu uygulamaların sahibi olmaları da değil; onlar artık algoritmanın “vasisi” oldular. Bir milyarder algoritmayı güncellediğinde, senin “servet vergisi” veya “işçi hakları” videonun kime ulaşacağına (ya da kime ulaşmayacağına) o karar veriyor. Bilginin sadece dağıtımı değil, üretimi de artık tapulu bir mülk.

    Ve bu mülk sahipliği, sansürün en modern biçimine dönüşüyor: hiç yasaklamadan, görünmez kılmak.. Eğer algoritma sizin içeriğinizi “ticari risk” olarak işaretlerse, o içerik yasaklanmıyor; sadece hiç kimsenin ana sayfasına düşmeyecek şekilde “donduruluyor.”

    Kuşatma sadece bugünü değil, geleceği de kapsıyor. Üretken yapay zeka pazarının %90’ı artık sadece üç teknoloji devinin (ve onların milyarder sahiplerinin) kontrolünde, en büyük 10 yapay zekâ şirketinin 8’i milyarderler tarafından yönetiliyor. Yarın bir gün “Daha adil bir ekonomi nasıl kurulur?” diye bir yapay zekaya sorduğunuzda, alacağınız cevabın algoritması da o 18 trilyon dolarlık sınıfa ait olacak.

    Öfke Yorgunluğu: İtirazın Duygu Mühendisliği

    Algoritma, sadece görünürlüğü değil, duyguyu da yönetiyor. Ve belki de en sofistike silah burada: Öfkenin yönünü değiştirerek onu yorgunluğa çeviriyor.

    Platform sahiplerinin işine yarayan öfke türü, sisteme yönelen öfke değil. Yan yana duran insanları birbirine düşüren öfke. Çünkü düşmanla savaşmak mobilize eder; komşuyla kavga etmek tüketir.

    Böylece “itiraz” bir siyasal pratik olmaktan çıkıp bir tükenme estetiği haline geliyor:

    • her gün bir kriz
    • her gün bir linç
    • her gün bir moral çöküş

    Sonunda geriye şu kalıyor: var ama yok hissi.
    Konuşuyorsun ama hiçbir şey değişmiyor.
    Paylaşıyorsun ama kimse duymuyor.

    Bu hissin politik sonucu da çok net: insanlar geri çekiliyor. Bu geri çekiliş “apolitiklik” değil. Bu, sistemin ürettiği bir duygu mimarisi.

    Algoritma Don Kişotluğu Bitti mi?

    Belki de evet.

    Belki de algoritma çağında devrim kovalama hali, yani ekran başında doğru cümleyi bulursak, doğru thread’i yazarsak, doğru videoyu çekersek sistemin gerileyeceği inancı, miladını doldurdu.

    Ama bu, siyasetin bittiği anlamına gelmiyor. Sadece şunu söylüyor: Siyasetin mekânı değişti.

    Sosyal medyada “kamu” gibi görünen şey, çoğu zaman bir simülasyon. Gerçek kamu hâlâ var, ama algoritmanın göstermediği yerlerde.

    Bir çağrıyı karşılıksız bırakmadığımız, katılmayı seçtiğimiz yerde.
    Bir tencere yemeğin paylaşıldığı yerde.
    Bir çocuğun bakımının üstlenildiği yerde.

    Algoritma bunları sevmez çünkü bunlar “içerik” değil.
    Bunlar “bağ”.

    Ve bağ, mülkiyet rejimini delip geçer.

    Bugün asıl soru “Devrimi nerede yapacağız?” değil.

    Asıl soru şu: Kaydırıp geçmek, repost etmek, caps açık mesajlar yazmak hızlı ve kolayken bağ kurmak için gerekli emeği ve zamanı vermeye hazır mıyız?

    Don Kişot’u deli yapan şey, yel değirmenlerine saldırması değildi. Asıl delilik, yel değirmenini “sadece değirmen” saymayı reddetmesiydi. Akılcı olduğunu iddia eden düzen buysa gelin hep birlikte delirelim ve bizi birbirimize kırdıran o duygu mühendisliğine karşı, dikkatimizi ve emeğimizi milyarderlerin vasi olduğu platformlara değil, birbirimize saklayalım.

    Bonus:

    Dikkatimizi bir noktaya odaklama süremizin dakikalardan saniyelere kadar düştüğü bu dönemde buraya kadar okumayı başaranlara üzerine düşünürken dinleyebilecekleri bir şarkı bırakıyorum.
    https://open.spotify.com/track/4nN3gzMZxlVenucgg8P173?si=6fe11c65a3334555

    Referanslar

    • Baker-White, E. (2023, 20 Ocak). TikTok’s secret “heating” button revealed. Forbes.
    • Buffer. (2025, Ekim). Does X Premium really boost your reach? An analysis of 18 million posts. Buffer Resources.
    • Emplifi. (2025). Social Media Benchmarks Report 2025. Emplifi Industry Reports.
    • Gilens, M., & Page, B. I. (2014). Testing Theories of American Politics: Elites, Interest Groups, and Average Citizens. Perspectives on Politics, Princeton University.
    • Oxfam International. (2026, Ocak). Resisting the Rule of the Rich: Protecting freedom from billionaire power. Oxfam International Research.
    Sosyoloji Yapay Zeka
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikAnti-Semitizmin Modern Hali-4: Yahudi Bankerler
    Sonraki İçerik “Cehalete Övgü”: Cahil Cesaretine ve Ödüllerine Dair

    Diğer İçerikler

    daktilo2

    Görünenin Ötesinde Bir İşgücü Piyasası Tablosu

    1 Şubat 2026 Oytun Meçik
    daktilo2

    Gümrük Birliği: Miadını Doldurmuş Bir Çerçeve mi, Güncellenmeyi Bekleyen Stratejik Bir Araç mı?

    1 Şubat 2026 Ayşe Yürekli
    daktilo2

    “Cehalete Övgü”: Cahil Cesaretine ve Ödüllerine Dair

    1 Şubat 2026 Alper Yağcı

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Dünya Gündemi: Uluslararası Sistem ve Küresel Siyasetin Kırılma Noktaları

    27 Ocak 2026 Bültenler Bahadır Çelebi

    Zeynep Alemdar: Trump, transatlantik ilişkilerin dengesini bozmakla kalmadı, tarafların birbirlerinden beklentilerini de değiştirdi

    25 Ocak 2026 daktilo2 Röportajlar Gökhan Korkmaz

    Tarife Tehdidinin Gölgesinde Türkiye-İran Ticaretinin Geleceği

    25 Ocak 2026 daktilo2 Yazılar Şafak Herdem

    Batman Öldü, Gotham Joker’e Emanet: Suçun Romantize Edilmesi ve “Anti-Kahraman” Kimliği

    25 Ocak 2026 daktilo2 Yazılar Elif Avcı

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Şubat 2026
    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}