Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » Popülizm Sinsice Kabuk Değiştiriyor
    Çeviriler

    Popülizm Sinsice Kabuk Değiştiriyor

    By Yasmeen Serhan16 Mart 20205 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Çevirinin orijinal metnine ulaşmak için: https://www.theatlantic.com/international/archive/2020/01/future-populism-2020s/604393/

    Popülist siyasal hareket 2010’lu yıllarda dünya çapında demokrasileri şekillendirdi ve önümüzdeki yıllarda da hiçbir yere gittiği yok.

    Dünyada popülizmin 2010’larda etkilemediği bir bölge bulmak zordur. Geçtiğimiz on yıl ABD’de Donald Trump’ın seçimini ve İngiltere’de Brexit oylamasını getirdi. Almanya’da ülkenin ulusal parlamentosuna on yıllar sonra ilk defa giren aşırı sağ taraf olan Almanya için Alternatif’in yükselişinin yanı sıra Avusturya, Brezilya, İtalya, Hindistan, Endonezya ve Polonya gibi ülkelerde de popülist partilerin yükselişine tanık olduk. 2018 yılına kadar, 20 kadar popülist lider dünya çapında yönetici koltuğuna oturdu.

    Popülizm 2010’larda birçok (genellikle birbirleriyle örtüşen) form aldı. Bazı ülkeler, uluslararası kapitalist sistemden yararlandığı düşünülen dev şirketler ve kozmopolit elitler ile işçi sınıfını karşı karşıya getiren sosyo-ekonomik bir versiyona sahipti (Fransa ve ABD gibi yerlerde görüldüğü gibi). Diğerleri, ulusal kimlik, göç ve ırk konularına odaklanan kültürel bir form gördüler (Almanya ve Hindistan’da olduğu gibi). Belki de en yaygın olanı “ insanları ” siyasi elitlere ve temsil ettikleri ana akım partilere karşı olan düzen karşıtı popülizmdi.

    Bu formların yeni on yıl içinde devam etmesi muhtemeldir ancak, oyundaki ana sorun muhtemelen göçten iklim değişikliğine kayacak, popülist vaatler politika haline gelecek ve demokratik kurumlar daha da test edilecektir.

    İngiltere’deki Reading Üniversitesinde karşılaştırmalı siyaset alanında görev yapan Doç. Dr. Daphne Halikiopoulou’nun da aktardığı gibi, 2010’lar, ağırlıklı olarak aşırı sağcı ve popülist partilerin siyasi ana akımlara nüfuz ettiği yıllar olsa da 2020’ler seçmenlerin “bunun sonuçlarını görebilecekleri” yıllar olacaktır ki bunu zaten yaşamaya başladılar. İngiltere’de 2016 yılında yapılan Avrupa Birliği’nden ayrılma oylaması ve bunun neden olduğu siyasi serpinti, Başbakan Boris Johnson’ın genel seçimlerde kazandığı zaferin ardından Ocak ayında hedefine ulaştı. Başka ülkelerde, popülist partiler etkilerini iktidardaki hükûmetlerin yetkisinde olan yasama süreçlerinde hissettiremeseler de muhalefet olarak baskı uygulayarak hükümetleri etkilediler.

    Bu popülist fenomen son on yılda uluslararası alanda farkındalık yaratsa da kökleri aslında daha eskiye dayanıyor. Avusturya’da sağcı Özgürlük Partisi 2000-2005 yılları arasında iktidardaki bir koalisyonda görev yaptı. Aynı dönemde İngiltere’de Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi yükselişteydi. Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Cephe, 2002 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde (2017’den itibaren Ulusal Ralli olarak adlandırılıyor) ikinci tura kalma başarısını göstermişti. Bolivya, İsrail ve Macaristan gibi ülkelerde sayısız popülist lider zaten yıllardır iktidarı ellerinde tutuyorlardı.

    Bununla birlikte, 2010’lu yılların siyasal iklimi popülist partilere, diğer şeylerin yanı sıra, 2008 küresel mali çöküşünün ve dijital devrimin sonuçları nedeniyle gelişmeleri gereken ekosistemi sağlamaktaydı. Birincisi, daha fazla ekonomik eşitsizliğe ve onu sürdürdüğü düşünülen ana akım partilerin reddine katkıda bulundu. İkincisi ise günlük hayatlarımızdaki yaşadığımız çeşitli dönüşümlerdi ve bunun başında toplumumuzu şekillendiren dijital dönüşüm geliyordu. Londra merkezli Counterpoint Danışmanlık Yönetici Direktörü ve Populocracy: The Tranny of Authenticiy and the Rise of populism kitabının yazarı Catherine Fieschi’nin de söylediği gibi, “Çok daha sabırsız hale geldik; işlerin neden her zaman sadece bir tık uzakta olmadığını anlayamıyoruz. Amazon Prime yapabiliyorsa, neden hükûmet sosyal refah (benefit) sistemini daha hızlı bir şekilde yenileyemiyor?”.

    2020’lerde, muhtemelen önceki on yılı tanımlayan aynı karakterlerin çoğunun ön planda kaldığını göreceğiz. İtalya’nın aşırı sağcı ve yerelci Lig partisinin lideri Matteo Salvini, başbakan olarak hükûmete dönme ve başarılı olursa Johnson ve Trump gibi benzer fikirli liderlerle ittifaklar kurma sözü verdi. Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Hindu-milliyetçi gündemini ilerletme arayışıyla, haftalarca protestolara yol açan tartışmalı Vatandaşlık (Değişikliği) Yasasını savunmak üzere baskı yapacağını söyledi. Fransa’da, geçtiğimiz baharda Avrupa Parlamentosu zaferinden sonra hala canlı olan Ulusal Ralli, ülkedeki yaklaşan belediye seçimleri yoluyla yerel desteği pekiştirmeye odaklanıyor.

    Geçtiğimiz on yılın çoğunda göç ve egemenlik meseleleri üzerine tartışmalar yaşarken, 2020’lere yeni, daha acil bir söylem hâkim oldu: iklim değişikliği. Halikiopoulou, “Çevre, bu tartışmanın çok dikkat çekici bir boyutu haline gelecek” dedi. Halikiopoulou, Avrupa’daki siyasi bölünmenin aşırı sağ popülist partileri desteklemede bir artışa yol açmasına rağmen, bunun Almanya ve Fransa gibi ülkelerdeki yeşil partilerin potansiyelinin hızla artmasına neden olduğunu belirtti. Bu partiler, Trump ve Avrupa’daki popülist partiler gibi, iklim değişikliği konusunda açık şüpheciliği ifade eden, onu elit bir aldatmaca olarak nitelendiren veya en azından bu düzenin yoksullara orantısız zarar veren politikaları teşvik ettiği iddiası ile mücadele etmek zorunda kalacaklar. Bu şekilde iklim değişikliği ile ilgili popülist argümanlar göç konusundaki tartışmalara benzemektedir. Popülist argüman şuydu: “Çok sayıda göçmene izin vermekten kazanacak her şeye sahip liberal bir elitiniz var” dedi Fieschi. “İklim politikası ve Yeşil Yeni Anlaşma … seçkinlerin sıradan insanları aldatması için bir sonraki yol olarak tasvir ediliyor.”

    Temel sorun değişse bile, liberal demokrasiye yönelik test devam edecek: Avrupa çapında popülist liderler, politik gündemlerinin gerçekleştiğini görmek için demokratik kurumlar üzerine yürümeye istekli olduklarını gösterdiler – Macaristan’da Viktor Orbân’ın akademik ve basın özgürlüğü üzerindeki baskıları, Polonya’da sağcı popülist Hukuk ve Adalet partisinin devlet medyasını ve yargı sistemini revizyon etme çabaları olarak karşımıza çıkmıştı. Popülist partiler daha güçlü bir yer edindikçe, 2020’ler de daha fazlasını görebiliriz.

    Fieschi ve Halikiopoulou’ya, bu on yılda seçmenlerin popülist partilerle geçmişte daha ana akım benzer partilerde olduğu gibi hayal kırıklığına uğramış olup olmadıklarını sorduğumda, her ikisi de bunun kısa vadede mümkün olmadığını söylediler. Halikiopoulou, “Başarısız olmuş bir hükûmet yüzünden hayal kırıklığına uğramanız çok uzun vadeli bir süreçte olur” dedi. Ve seçmenler popülist partilerden memnun olmasalar bile Fieschi bunun 2000’lerin başlarındaki siyasete geri dönüş anlamına gelmediğini söyledi.

    “Normale dönmek gibi bir durum yok”

    Foto: Joseph Chan

    Dünya Siyaset
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleErtesi gün hiç kimse ölmedi!
    Next Article FED’in Kurtarma Operasyonu

    Diğer İçerikler

    PROJECT SYNDICATE

    İngiltere’nin Yeni Başbakanı Andy Burnham’ın Yerelden Yönetim Planı

    29 Temmuz 2026By Daktilo1984
    Videolar

    Yeni Parti Ne Yapacak? | Çavuşesku’nun Termometresi #317

    26 Temmuz 2026By Ekin Keleş, İlkan Dalkuç ve Burak Bilgehan Özpek
    Videolar

    Yeni Parti, İmkan ve İhtimaller | Edgar Şar | 2’li Görüş #98

    26 Temmuz 2026By Edgar Şar ve İlkan Dalkuç

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}