*Yazının orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

Tahminde bulunmak zordur, derler; özellikle de gelecekle ilgili olarak. 2000 yılında Robert Mugabe, Zimbabve’deki ticari çiftlikleri kamulaştırmaya başlayıp ülkeyi ekonomik felakete sürüklerken, güzel Zimbabve halkının ülkelerinin çöküşünü görmektense ayaklanacakları tahmininde bulunmuştum. On altı sene sonra Mugabe hâlâ iktidarda ve Zimbabve’nin ekonomisi adeta mahvoldu. Dersimi aldım -Bill Kristol’a notumdur- ve o zamandan beri bir daha tahminde bulunmadım.

İyi tarafından bakacak olursak, Mugabe eninde sonunda ölecek. Güney Afrika’da yayımlanan Mail & Guardian gazetesine göre, 92 yaşındaki Mugabe yakın zamanda sorumluluklarının büyük kısmından feragat etmiş, günde yalnızca 30 dakika çalışıyormuş ve ayrıntıları bilinmeyen bir tıbbi işlem için Singapurlu doktorlarını Harare’ye getirtmiş. Diktatörün nihai ve pek de kederlendirmeyen son aşamada olduğunu varsayarak, 36 yıllık görev süresinin öne çıkan üç başlığına bakalım. (Mugabe’nin mirasını daha anlaşılır kılmak için Zimbabve’yi bölgesindeki komşuları Botsvana, Namibya ve Zambiya’yla mukayese edeceğim.)

Mugabe iktidara geldiğinde Zimbabve’de ortalama yaşam süresi 60,5 yıldı. 1990 yılında 63 yılı görerek zirve yaptı. Ardından HIV/AIDS salgını geldi ve 2002 yılında ortalama yaşam süresi 40,7 yıla düştü. HIV/AIDS, Güney Afrika bölgesinin tamamını vursa da salgının sonuçları Zimbabve’de bilhassa yıkıcı oldu; ekonomik tükenmenin ardından çöken sağlık sistemi, yetersiz beslenme ve kolera ve tüberküloz gibi diğer bulaşıcı hastalıkların yayılmasıyla bu etkiler iyice körüklendi. Bugün Zimbabve’de ortalama yaşam süresi, 36 yıl öncekinden düşük.

Şimdi de 1980 yılında 633 dolar olan enflasyondan arındırılmış kişi başı gelire bakalım. Ortalama gelir, 1990’ların ortasında tüm zamanların en yüksek rakamlarına ulaştı ama ardından 458 dolara düştü. Yani yüzde 28’lik bir düşüş oldu. (Yalnızca enflasyondan değil, satın alma gücü paritesinden de arındıran en sevdiğim gelir veri setini Botsvana verisi olmadığı için kullanamadım.) Bunu gelirlerin yüzde 258 oranında arttığı Botsvana’yla kıyaslayın. 1970’ler ve 1980’lerde sosyalizmle flörtleşen Zambiya bile bugün Zimbabve’den zengin. Dünya genelinde gelirler yüzde 57 oranında arttı ve 1980-2015 yılları arasında Afrika’da ortalama gelir yüzde 68 oranında yükseldi. Tabii Mugabe’nin kötü ekonomi yönetiminin tarihteki ikinci en yüksek hiperenflasyona neden olduğunu da unutmayalım. Cato’dan meslektaşım Steve Hanke’ye göre, söz konusu hiperenflasyon, rakamların her 24,7 saatte iki katına çıkmasıyla 2008 yılında yüzde 90 sekstilyona ulaştı. 

Son ve bir o kadar önemli olarak, siyasal özgürlük üzerine düşünelim. 1980 yılında Zimbabve’ye liberal demokrasi demek pek mümkün değildi ama azılı bir Marksizm yanlısı olan Mugabe, işleri çok daha kötü bir hale sokmayı başardı. Zimbabve’yi tek parti devletine çevirdi ve Kuzey Kore’de eğitim alan eşkıyalarını Matabeleland ilindeki 20 bin muhalefet destekçisini öldürmeye gönderdi. Mugabe’nin partisi ZANU-PF’nin muhalefetteki Demokratik Değişim Hareketi’yle bir güç paylaşımı anlaşmasını kabul etmek zorunda kaldığı 1980 ile 2008 yılları arasında Zimbabve’nin “demokrasi skoru” çakıldı.

Bir zamanlar Afrika’nın ikinci en gelişmiş ekonomisine sahip olan Zimbabve bugün adeta çorak arazi. Güç dizginleri yaşlanan diktatörün ellerinden kayıp giderken Mugabe’nin halefi, 36 yıllık başarısızlığı geri çevirmek gibi pek de imrenilmeyecek bir görevi üstlenmek zorunda kalacak.