Omicron Varyantı Koronavirüs Tüm Dünyada Yeni Bir Endişe Dalgası Yarattı

2019 yılının sonunda tüm dünyada bir kabus gibi hayatımıza giren koronavirüs pandemisi, gündemimizde daha uzun süre yerini koruyacağını yeni bir varyant ile tüm dünyaya tekrar gösterdi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 26 Kasım tarihinde yaptığı açıklamada, resmi adı B.1.1.529 varyantı olan yeni tip koronavirüsün ilk olarak 24 Kasım’da DSÖ’ye rapor edildiğini, varyantın Güney Afrika’da ortaya çıktığını ve ilk defa 9 Kasım tarihinde bir hastada görüldüğünü belirtti.[1] Bu varyant bazıları endişe verici olan birçok mutasyonun birleşimiyle oluşmuş görünüyor. Ancak DSÖ’nün yaptığı açıklamada asıl endişe verici olan şey ön çalışmalara göre bu varyantın diğer varyantlara göre daha hızlı yayıldığı bilgisiydi. DSÖ bu varyanta Yunan alfabesinin 15. harfi olan Omicron adını verdi.  

Şu ana kadar ortaya çıkan varyantlar arasında en fazla mutasyonu bünyesinde bir araya getirmiş Omicron varyantının ne tür semptomlara neden olacağı, yayılım hızı, davranışları ve mevcut aşıların bu varyanta karşı etkinliği gibi konularda halen elimizde kesin bilgiler yok. Yeni araştırmalar ile bu konuda daha fazla bilgiye ulaşacağız. Ancak bu varyantın çok fazla sayıda mutasyon geçirmiş olması, bu mutasyonların bazılarının daha önce görülmemiş olması ve koronavirüslerin hücrelere bağlanmasını sağlayan fazla sayıda spike proteinine sahip olması bilim insanlarının endişelerini artırıyor. Endişeler bu varyantın daha hızlı yayılabileceği ve bağışıklık sisteminin koruyucu etkilerinden kaçabilmesine yarayacak yeni özelliklere sahip olduğu yönünde. 

Omicron varyantı Güney Afrika’da ilk defa tespit edildikten sonra, Avustralya, Belçika, Botsvana, İngiltere, Kanada, Danimarka, Fransa, Almanya, Hong Kong, İsrail, İtalya ve Hollanda da tespit edildi ve Omicron varyantına rastlanan ülkelerin sayısı her geçen gün hızla artıyor. Bunca bilinmezliğin ortasında bazı ülkeler yeni kapanma önlemleri ve seyahat kısıtlamaları kararları almaya başladılar. Japonya ve İsrail ülkeye tüm girişleri yasakladı. Avustralya sınırlarını göçmenlere açma düşüncesini yeniden değerlendirmeye aldı. Birçok ülke Güney Afrika ve çevresindeki ülkelerden uçuşları yasakladı. Birçok ülkede kış mevsiminin yaşanıyor olması ve Omicron endişeleri nedeniyle yeni kapanma önlemleri de tartışılmaya başlandı. Hollanda uyguladığı kısmi kısıtlamaları sıkılaştırdı ve bu durum ülkede şiddet eylemlerine de başvurulan protesto gösterilerine neden oldu.

Joe Biden, Omicron varyantı ile ilgili bir açıklamada bulunarak aşıların patentlerinin kaldırılması çağrısında bulundu. Biden aşılanmayı küresel olarak artıramazsak bu pandemiden kurtulamayacağımızı da sözlerine ekledi. Cuma günü Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı açıklamalar ve bu açıklamaların yol açtığı yeni kapanma önlemleri beklentisi, başta Amerikan borsaları olmak üzere dünya piyasalarını da vurdu. Amerikan, Avrupa ve Asya endekslerinde ciddi düşüşler yaşandı. Petrol fiyatında sert şekilde geri çekildi. Piyasada oluşan panik havası kripto para piyasasında da düşüşlere neden oldu. Bu hafta Omicron ile ilgili tartışmalar, yeni kapanma önlemleri ve seyahat kısıtlamaları ile tüm bunların ekonomilere yansıması konuları dünya gündeminin en önemli başlıklarından biri olmaya devam edecek.

Almanya’da Koalisyon Hükümeti Kuruldu

Hariçten Gazel’de Almanya seçimleri ve seçimler sonrası olası koalisyon görüşmelerine dair analizler yayınlamıştık. Seçimlerin ardından 2 ay geçti ve koalisyon ihtimalleri arasında en olası görülen Sosyal Demokratlar, Yeşiller ve Liberaller hükümeti bu hafta kurulmuş oldu. Bu koalisyon 2005’ten bu yana Sosyal Demokrat Parti önderliğinde kurulan ilk koalisyon olma özelliği taşıyor. Koalisyon görüşmelerine üç partiden toplamda 300’den fazla siyasetçi katıldı. Sosyal Demokratların lideri Olaf Schulz yaptığı açıklamada hükümet bileşenlerini bir araya getiren şeyin ülkeyi daha iyi bir yer yapma arzusu olduğunu belirtti.[2]   

177 sayfadan oluşan “İlerleme için daha fazla cesaret. Özgürlük, adalet ve sürdürülebilirlik için ittifak” adını taşıyan koalisyon anlaşması bakanlıkları üç parti arasında adil bir şekilde dağıtıyor. Yeşiller, başbakan yardımcılığı, dış işleri bakanlığı, aile, çevre, tüketiciyi koruma, gıda ve tarım bakanlıklarının yanı sıra ekonomi ve iklim koruma adında özel bir bakanlığa daha sahip olacak. Koalisyonun en küçük paydaşı neo-liberal FDP, maliye, adalet, ulaştırma ve dijital işler ile eğitim ve araştırma bakanlıklarını alırken, en büyük parti SPD ise başbakanlık haricinde içişleri, çalışma ve sosyal güvenlik, savunma, sağlık, imar, ekonomik iş birliği ve kalkınma bakanlıklarını idare edecek. Almanya’da yeni kurulan hükümetin ilklerinden bir diğeri ise ilk defa bir Türkiye kökenli göçmen ismin bakan olarak kabinede bulunuyor olması. Yeşiller Partisi’nin deneyimli siyasetçisi 56 yaşındaki Cem Özdemir Almanya’nın yeni tarım bakanı oldu. Adı dış işleri bakanlığı için de geçen Cem Özdemir uzun süre Yeşiller Partisi’nin eş başkanlığını da yürütmüştü.

Yeni hükümette Yeşiller Partisi’nin ikinci büyük koalisyon ortağı olarak yer alması iklim konusunda planlanan iyileştirmelerin daha da hızlandırılmasını ülkenin gündemine getirdi. Çarşamba günü Berlin’de yapılan bir basın toplantısı ile koalisyonun detayları kamuoyuna duyuruldu. Yeşiller’in Eş Başkanı Robert Habeck, iklim değişikliği konusunda oldukça çok şey vaat eden Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’nı devralmaya hazırlanıyor. Habeck Almanya’nın küresel ısınmanın endüstri öncesi dönemin 1.5 derece üstünde tutma planlarını gerçekleştireceği vaadinde bulundu. Habeck, bu hedefi gerçekleştirmek için Almanya’nın şu anki hedefinden 8 yıl öncesine denk gelen 2030 yılında tüm kömür sanayini bitirmek amacını da ortaya koydu. 

Koalisyonun hedeflerinin açıklandığı toplantının başlığı da dikkat çekiciydi. ‘Daha fazla ilerlemeye cesaret et’ sloganıyla açıklanan koalisyon anlaşması ve bu çerçevede kurulan hükümetten çevrecilerin beklentileri oldukça büyük. Kömür endüstrisini ortadan kaldırmaya dönük planın dışında yeni hükümet, 2030 yılına kadar mevcut durumdaki seviyeyi iki katına çıkararak elektriğin %80 yenilenebilir kaynaklardan üretilmesi ve 15 milyon yeni elektrikli otomobilin trafiğe kazandırılmasını da hedefleri arasına koymuş durumda.[3] Yeni hükümet göçmenler konusunda da ilerlemeci bir pozisyon almış gibi görünüyor. Koalisyon anlaşmasına göre mültecilerin Alman vatandaşlığına geçişlerinin kolaylaştırılması, çifte vatandaşlık konusunda kolaylık sağlanması ve göçmenlere yönelik destek programlarının sürdürülmesi gibi maddeler de yer alıyor. Aralık ayının ikinci haftasında Olaf Scholz başbakanlığı devralacak ve hükümet göreve başlayacak. Bakalım, çevrecileri, sol eğilimde olanları ve göçmenleri heyecanlandıran bu hükümet, koalisyon anlaşmasında verdiği sözlerin ne kadarını hayata geçirebilecek.


[1] https://www.who.int/news/item/26-11-2021-classification-of-omicron-(b.1.1.529)-sars-cov-2-variant-of-concern

[2] https://www.dw.com/en/germany-post-merkel-coalition-promises-progressive-agenda/a-59924301

[3] https://www.dw.com/en/germanys-new-coalition-promises-climate-revolution/a-59951358