Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook Twitter Instagram Telegram
    Twitter Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » 2026’nın Yeni Kuralı: Hukuk Sonra Gelir
    daktilo2 Yazılar

    2026’nın Yeni Kuralı: Hukuk Sonra Gelir

    Göktuğ Çalışkan18 Ocak 20266 dk Okuma Süresi
    Paylaş
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    Herkes 2026’nın ilk büyük sarsıntısını Asya’da ya da Doğu Avrupa’da bekliyordu. Oysa sistemin röntgenini çeken asıl görüntü Karakas’tan geldi. Venezuela lideri Nicolás Maduro’nun, ABD yönetiminin yürüttüğü askerî operasyonla 3 Ocak 2026 gecesinde Karacas’taki ikametinden alınıp 5 Ocak 2026’da New York’ta federal mahkemede sanık sıfatıyla hâkim karşısına çıkarılması… İşte bu 48 saatlik takvim, yeni dönemin anayasasını tek bir cümleyle özetledi: Güç uygular, hukuk arkadan gelir.

    Yaşanan olay basit bir “adalet tecellisi” veya bir diktatörün devrilmesi hikayesi falan olamaz. Bu, devlet egemenliği kavramının bir operasyon emriyle buharlaştığı andır. Uluslararası hukuk kitaplarında yazan dokunulmazlıklar, sınır güvenliği veya iade prosedürleri, o gece Miraflores Sarayı’na inen ekibin postal sesleri arasında kayboldu. Ortada bir mahkeme kararı infazı yoktu; bir “paketleme” operasyonu vardı. Hukuki kılıf, uçak Amerikan hava sahasına girdikten sonra, savcılar iddianameyi mikrofona okurken hazırlandı.

    İşte 2026’nın ruhu budur. Dünyayı okumak için artık uzun raporlara gerek yok. Maduro’nun kelepçeli o fotoğrafı, büyük resmi görmeye yeter. Çünkü sahada asıl değişen, operasyonların hızı veya teknolojisi olmaktan çıktı. Değişen şey, nizamın ahlakı. Bu yıl, hukuku bir fren mekanizması gibi gören dönemin kapanışından ziyade onu, eylemin meşrulaştırıcı dipnotuna indiren yeni refleksin ilanıdır.

    Eylemin Arkasından Koşan Hukuk

    Bu refleks Karakas’taki o yatak odasıyla sınırlı kalmıyor. Diplomasi masasına sızıyor, yardım koridorlarına oturuyor. En tehlikeli tarafı da burada başlıyor: Kimse çıkıp açıkça “hukuk istemiyorum” deme cüretini göstermiyor. Herkes hukuktan söz ediyor. Fakat hukuk, eylemin önünde yürüme vasfını yitirdi; artık eylemin arkasından nefes nefese koşuyor.

    Washington’un bu hamlesi, o koşunun bittiği yerdir. Hukuk bir kez “gücün aparatı” haline geldiğinde, geriye dönüp ilkeleri savunacak kimse kalmaz. Peki bu emsal bizi nereye taşır? Hangi lider güvende, hangi sınır dokunulmaz? Karar alıcıların zihnindeki soru artık “Hukuken yapabilir miyiz?” sorusu olmaktan çıktı. Soru şudur: “Sahada gücümüz yeter mi?” Cevap “evet” ise, hukuk bürokrasisi arkadan gelip dosyayı tanzim eder.

    Hukukun Hedefe Konduğu An

    Bir düzenin kırılma noktası kuralın ihlaliyle başlamaz; kuralı hatırlatanların hedefe konmasıyla başlar. Son haftalarda uluslararası ceza adaletine ilişkin tartışmanın dili tam burada sertleşti. Bir mahkeme süreci üzerinden yargıçların ve savcılık makamının yaptırımlarla yüzleşmesi, hukuku “uygulanacak norm” vasfından sıyırıp “cezalandırılacak aktör”e dönüştüren yeni bir hat açtı. Bu hattın sembol kelimesi artık bellidir: Yaptırım.

    Maduro operasyonu bu tabloyu tamamlayan son parça oldu. Devletler arası rekabet artık mahkeme salonunda değil, bizzat liderlerin yatak odasında bitiyor. Böyle bir tabloda hukukun caydırıcılığı neye dayanacak? Kararın doğruluğuna mı yoksa arkanızdaki donanmanın menziline mi? Karakas örneği cevabı verdi: Arkanızda kaba güç varsa, hukuk size ayak uydurur.

    Bir adım daha ileri gidelim. Bir devlet başkanı “yargılanmak üzere” kaçırılıyorsa, sıradaki mesaj kime gider? Rakip devletlere mi? Şirketlere mi? Yoksa sessiz çoğunluğa mı? Güvenlik doktrini bir kez hukukun önüne geçtiğinde kim, hangi dosyada itiraz etmeyi göze alabilir?

    İnsani Alanın Siyasetle Kilitlenmesi

    Hukukun geriye itildiği yerde ilk kırılan fay hattı insani alan olur. Çünkü insani yardım hem sahaya dokunur hem de meşruiyet üreten bir aynadır. Gazze’de 2026 itibarıyla çok sayıda yardım kuruluşunun faaliyetinin durdurulacağı yönündeki karar, “kayıt ve denetim” diliyle gerekçelendiriliyor. Pratik sonuç ise yardımın hacmini aşan boyutlara ulaşıyor. Yardımın güvenliği, tarafsızlığı, personelin korunması ve erişimin sürekliliği tartışmanın merkezine oturuyor. Kararın kapsamı ve takvimi, tek kelimeyle yasak hâline geliyor.

    Bu noktada “hukuk sonra gelir” kuralı şu anlama kavuşuyor: Önce siyasi filtre çalışır, sonra insani ilke hatırlanır. Önce güvenlik gerekçesi kurulur, sonra koruma rejimi konuşulur. Böyle bir sırayla gidildiğinde yardım, hayat kurtaran bir mekanizma vasfını kaybedip siyasal mesaj taşıyan bir araca dönüşür. Algı yayıldıkça sahadaki risk büyür. Aidiyet tarafsızlığın önüne geçer.

    Bir de şu var: Siyaset insani alanı kilitlediğinde bu kilidin anahtarı çoğu kez “düzenleme” olur. İsrail’in UNRWA’ya dönük elektrik ve su tedarikini engelleyen yeni yasal çerçeve, hukukun eylemi sınırlamasını bekleyenleri şaşırtan bir örnek. Bu kez hukuk sınırlayan tarafın yanında durmuyor; aksine sınırlamayı kuran bir araca dönüşüyor. Gündemin kilit kelimesi burada kanun oluyor. Okur şu soruya takılıyor: İnsani düzen kurallarla mı ayakta kalır? Kurallar güçlülerin takvimine bağlandığında “insani” olanın sınırını kim çizer?

    Mahkeme Var İcra Yok, İcra Var Meşruiyet Yok

    Uluslararası hukuk bir karar üretme mekanizmasıdır. Kararların hayata geçmesi ise bambaşka bir siyasi ekonomiye bağlıdır. 2026’nın yeni kuralı hukukun ortadan kaybolması manasına gelmiyor. Hukukun icrasının, Maduro örneğinde olduğu gibi, bir “özel operasyon” mantığına indirgenmesini ifade ediyor.

    Terazinin bir kefesinde uluslararası ceza adaletinin bazı dosyalarda somut adım atabildiğini gösteren cılız örnekler var. Almanya’nın bir Libya şüphelisini Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne teslim etmesi gibi… Gelişmenin kilit fiili teslimkelimesi. O fiil gerçekleştiğinde hukuk “söz” olmaktan çıkar, “sonuç” üretir.

    Diğer kefede ise Washington’a inen o uçak duruyor. Büyük politik dosyalarda icra, artık mahkeme kararıyla değil, istihbarat servislerinin yetenekleriyle ölçülüyor. Bir ülke “hukuka saygı” cümlesi kurup hemen ardından “ulusal güvenlik gereği” diyerek sınır ötesinde adam kaçırabiliyor. Böyle bir dünyada hukuk, dış politikanın önünde giden bir pusula işlevi görmez. Geriye kalan, operasyon sonrası yapılan basın açıklamasının hukuki redaksiyonudur.

    Tam da burada yeni yılın ruhunu anlatan bir tezat belirginleşiyor. Bir yanda Birleşmiş Milletler gündeminde “hukukun üstünlüğünü” yeniden canlandırma tartışmaları… Ocak 2026’da Güvenlik Konseyi’nde bu başlıkla bir açık oturum planlanıyor. Metinlerde kelimeler ağır, hedefler yüksek. Öte yanda sahada kararlar, hukukun ritmine hiç uymadan alınıyor. Bu iki çizgi arasındaki mesafe açıldıkça yurttaşın zihninde tek bir cümle yankılanıyor: Kural var, fakat kimin için?

    Domino Etkisi: “Sonra Bakılır” Düzeni

    Karakas’ta başlayan, Gazze ile süren bu kuralın en tehlikeli tarafı bulaşıcı olmasıdır. Bir yerde “önce al, sonra yargıla” refleksi işe yararsa başka aktörler aynı kalıbı denemekten çekinmez. Üstelik bu deneme tek başına otoriter rejimlerin diliyle kısıtlı kalmaz. Demokratik sistemlerde de güvenlik, göç, enerji, sınır yönetimi gibi başlıklarda “istisna” paketleri hızla normalleşir. Düzenin yeni dili şudur: Önce tedbir, sonra denetim. Önce kontrol, sonra şeffaflık.

    Bulaşıcılığın gizli motoru “emsal” korkusudur. Bir aktör hukuku beklemeden, bir devlet başkanını yatağından alıp götürdüğünde diğerleri iki şeye bakar: Tepki geldi mi? Bedel ödetildi mi? Yanıt zayıf kalırsa hamle, bir yöntem hâline gelir. Yanıt sertleşirse bu kez başka bir yöntem bulunur. Dil değişir, gerekçe değişir ama sonuç değişmez. Böylece uluslararası sistem ilkelere göre şekillenmeyi bırakır, güç testlerine göre evrilir. Testi geçen davranış yayılır.

    2026’yı sıradan bir kriz yılı gibi okumak yanıltıcı olur. Yeni olan, krizin yönetim tarzının yerleşmesidir. “Kriz hukukla sınırlandırılır” fikri zayıflıyor; “hukuk kriz için esnetilir” fikri güçleniyor. Bu dönüşümün bedeli mahkeme salonlarında ödenmez. Sokakta, yardım kuyruğunda veya o gece yarısı baskınlarında ödenir.

    Son bir soru kalıyor geriye. Hukuk “sonra”ya bırakıldığında, o “sonra” bir gün hiç gelmediğinde ne olur? Cevap basittir: Hukuk bir hatırlama nesnesine dönüşür. 2026’nın yeni kuralı tam burada katılaşır. Adı konmasa bile etkisi gündelik hayata sızar. Bu sızıntı büyüdükçe düzenin dili daha acımasız bir biçimde netleşir: Önce sonuç, sonra açıklama. Önce güç, sonra kelimeler. Ve en sonda, gecikmiş, mahcup bir hukuk hatırlatması.

    Dünya L2 Sosyoloji
    Paylaş Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Önceki İçerikABD ile Çin Arasındaki Ticaret Savaşları Gezegeni Yok Ediyor
    Sonraki İçerik Yapay Zekâ Tüm Medya Sektörlerini Ele Geçirmeye Geliyor

    Diğer İçerikler

    daktilo2 Röportajlar

    Hümeyra Pamuk: Latin Amerika’da önümüzdeki yıllarda yapılacak seçimlerin ne yönde gideceği izlenmeli

    18 Ocak 2026 Gökhan Korkmaz
    daktilo2 Yazılar

    Kriz Büyürse Azerbaycan Türkleri İran’dan Ayrılır mı? Bir Çerçeve Analizi

    18 Ocak 2026 Mehmet Akif Koç
    daktilo2 Yazılar

    Hayalet İlanlardan Kaçıp Bumble’a Sığınmak: Uygulamalarda İşlev Kayması ve Sosyal Sermayenin Yeni Pazaryeri

    18 Ocak 2026 Elif Avcı

    Yorumlar kapalı.

    Güncel İçerikler

    Hümeyra Pamuk: Latin Amerika’da önümüzdeki yıllarda yapılacak seçimlerin ne yönde gideceği izlenmeli

    18 Ocak 2026 daktilo2 Röportajlar Gökhan Korkmaz

    Kriz Büyürse Azerbaycan Türkleri İran’dan Ayrılır mı? Bir Çerçeve Analizi

    18 Ocak 2026 daktilo2 Yazılar Mehmet Akif Koç

    Hayalet İlanlardan Kaçıp Bumble’a Sığınmak: Uygulamalarda İşlev Kayması ve Sosyal Sermayenin Yeni Pazaryeri

    18 Ocak 2026 daktilo2 Yazılar Elif Avcı

    Türk Dindarlığında Örtük Tekfircilik

    18 Ocak 2026 daktilo2 Yazılar Birol Başkan

    E-Bültene Abone Olun

    Güncel içeriklerden ilk siz haberdar olun




    Archives

    • Ocak 2026
    • Aralık 2025
    • Kasım 2025
    • Ekim 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Temmuz 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Eylül 2024
    • Ağustos 2024
    • Temmuz 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ekim 2022
    • Eylül 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019

    Categories

    • Asterisk2050
    • Bültenler
    • Çeviriler
    • D84 INTELLIGENCE
    • daktilo2
    • EN
    • Forum
    • Özetler
    • Podcast
    • PROJECT SYNDICATE
    • Röportajlar
    • Uncategorized
    • Videolar
    • Yazılar
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Arama kelimesini girin ve Enter'a tıklayın. İptal etmek için Esc'ye tıklayın.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}