Close Menu
Daktilo 1984Daktilo 1984
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • E-Bültene Abone Ol
    • Destek Ol
    Facebook X (Twitter) Instagram Telegram
    X (Twitter) Facebook YouTube Instagram WhatsApp
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Destek Ol Abone Ol
    • İZLE
      • Çavuşesku’nun Termometresi
      • 2’li Görüş
      • İki Savaş Bir Yazar
      • Cumhuriyet’in Edebiyatı
      • Varsayılan Ekonomi
      • Yakın Tarih
      • Tümünü Gör
    • OKU
      • Yazılar
      • Röportajlar
      • Çeviriler
      • D84 INTELLIGENCE
      • Asterisk2050
      • Yazarlar
      • Kitap Yorum
    • D84 FYI
      • Hariçten Gazel
      • ABD Gündemi
      • Avrupa Gündemi
    • daktilo2
    • Project Syndıcate
    Daktilo 1984Daktilo 1984
    Anasayfa » İttifakta Derinleşen Çatlak
    Yazılar

    İttifakta Derinleşen Çatlak

    By Kadir Serkan Selçuk26 Nisan 20244 Mins Read
    Share
    Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp

    31 Mart gecesi ilk sonuçların gelmesiyle ve tablonun yavaş yavaş şekillenmesiyle birlikte hemen herkesin ilk aklına gelen soru Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yenilgi karşısında nasıl bir tavır göstereceğiydi. Böyle bir duruma alışkın olmayan Erdoğan’ın takınacağı tutum önümüzdeki sürecin ne şekilde ilerleyeceğinin ipuçlarını göstermesi bakımından da önemliydi.

    Sonuçları kabul etmeyeceğine, bir önceki İstanbul seçiminde olduğu gibi kaybettiği yerlerde itiraz yoluna gideceğine veya yenilgi karşısında baskıyı arttıracağına yönelik yorumlar boşa çıktı.

    Kazandığı bütün seçimlerin sonunda partisinin genel merkezindeki balkona çıkarak zafer konuşması yapan AKP lideri, propaganda süreçlerindeki uzlaşmaz ve kutuplaştırıcı tavrının tam tersi bir role bürünüyor, kapsayıcı bir konuşmayla birliktelik çağrısı yapıyordu. Ancak bu sadece konuşmada kalıyor ve alışılageldik eski tavrına dönüşü birkaç günü bile bulmuyordu.

    Erdoğan kaybettiği ilk seçimde de yine balkona çıktı ancak bu defa eski zafer havasından doğal olarak eser yoktu. Önceki konuşmalarına benzeyen yön ise sonuçları kabul etmekle beraber kurmaya çalıştığı yumuşak üslup ve kutuplaştırıcı dilden uzak durmasıydı.

    Özellikle 2007 seçimlerinden itibaren bugüne gelene kadar toplumu hep kutuplaştırarak amacına ulaşan ve iktidarını sürdüren Erdoğan, artık bunun da işe yaramadığını özellikle seçim öncesi süreçte gördü ve çalışmalarını buna göre yürüttü. 31 Mart öncesinde seçim havasına tam olarak girilemediği ve heyecansız bir kampanya süreci yürütüldüğüne dair yapılan yorumların ana sebebi buydu. Halkta iktidara yönelik olumsuz yaklaşım Erdoğan ve ekibi tarafından da hissediliyor, bunun daha da derinleşmemesi adına gerginlikten uzak duruluyordu.

    AKP liderinin bu durumun farkında olduğunu gösteren en önemli detay ise İstanbul mitinginde açığa çıktı. Mitinge katılanların sayısını 650 bin olarak açıklayan Erdoğan, daha önce aynı alanda bir buçuk milyon kişi topladıklarını söylemiş ve bu durumdan yakınan bir tavır sergilemişti.

    Sonuçlar iktidarın tahmin ettiğinden de kötü oldu. AKP’nin oy kaybına uğraması zaten beklenen bir durumdu, ancak hemen hiç kimse CHP oylarının ülke genelinde AKP oylarını geçeceğini düşünmemişti. Alınan net mağlubiyetin Erdoğan’da nasıl bir şok yarattığı ise seçim gecesi yaptığı konuşmadaki ifadelerine yansımıştı.

    Seçimin ardından geçen bir aya yakın sürede AKP, Erdoğan’ın 31 Mart’ta yaptığı konuşmanın aksine bir tutum içine girmedi. Toplumu geren ve özellikle ana muhalefeti düşmanlaştıran üslup tamamen olmasa da terk edildi. Erdoğan ile CHP lideri Özgür Özel’in yapması muhtemel görüşme de AKP’deki strateji farklılığını gösteren bir diğer gelişme oldu.

    İktidar adına toplumun nabzını ölçmekte önde gelen gazetecilerden biri olan Abdülkadir Selvi’nin demokratikleşmeyi savunan yazısı ise iktidarın seçim sonrası planladığı yeni stratejisi doğrultusunda atılmış bir diğer adım oldu. Yazının en önemli bölümü şöyleydi:

    “Osman Kavala’nın hapiste tutulmasının, Gezicilerin yıllarca hapis yatacak olmasının Türkiye’ye ne yararı var? AK Parti’ye ne fayda sağlıyor? Artık iklimin değişmesi ve baharın gelmesi gerekiyor. Yeniden reformcu kimliğine dönmüş bir AK Parti ve Avrupa Birliği hedefine yürüyen bir Türkiye. Görün o zaman ekonomi nasıl coşar. AK Parti’yi, AK Parti yapan bu oldu. Formül net; ekonomiyi büyüt, özgürlükleri genişlet.” (17 Nisan 2024 –Hürriyet)

    Bu yazıya iktidar ortağı MHP’den son derece sert bir yanıt geldi. Partinin önde gelen birçok ismi, “dilinin altında sakladığı zehirle cumhur ittifakına istikamet çizmeye çalıştığını” iddia ettikleri Selvi’ye en sert ifadelerle yüklendiler. Bu tepkiler, seçimin ardından iktidarın iki ortağı AKP ile MHP arasındaki strateji ve üslup farkını ortaya koyan çok sayıdaki örneğin yalnızca bir bölümünden ibaretti. MHP, seçim sonrası Erdoğan’ın aksine sert bir tavır takınmış, Devlet Bahçeli, “Türkiye Cumhuriyeti sandıkta kurulmadı” diyerek Erdoğan’dan ve çizmeye çalıştığı istikametten bir hayli uzaklaşmıştı.

    Aslına bakılırsa, iktidarın ortakları arasındaki gözle görülür gerginlik seçimden önce yapılan MHP kurultayında da hissedilmişti. Bahçeli’nin yaptığı “Hiçbir yere gidemezsin” çıkışında, beraber yol yürüme arzusunun ifadesinden çok, en nihayetinde beraber hesap görme ifadesi ağır basıyordu. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair yapılan yüzde 40 artı 1 tartışmaları ise uzlaşmazlığın uzun süredir devam eden bir başka yönüydü.

    Aylar önce ilk işaretleri ortaya çıkan bu gerginlik bugün artık gizlenemeyecek kadar açıktır. AKP yumuşak ve daha kapsayıcı bir geçişi tercih ederken MHP geleneklerine uyan bir biçimde sertliğin dozunu arttırmakta, Erdoğan ve partisinin işini zorlaştırmaktadır.

    Bu gerçeğin yanı sıra, yumuşamanın AKP adına yalnızca bir strateji değişiminden ibaret olduğunu da göz ardı etmemek gerekir. Erdoğan ve ekibi sadece bir seçim kaybetmekle demokrat olmadılar. Özgür Özel ile görüşmek için kapı aralayan Cumhurbaşkanının, başta seçimde kendisiyle ittifak yapmayan Fatih Erbakan olmak üzere çok sayıda parti lideriyle bayramlaşmaya bile tenezzül etmemesi bunun en büyük kanıtıdır.

    Bu sebeple, kazandığı bütün seçimlerin gecesinde büründüğü kapsayıcı rolden çok geçmeden uzaklaşan Cumhurbaşkanının, kaybettiği bu ilk seçimden sonra da aynısını yapıp yapmayacağı önemli bir soru işareti olmakla birlikte, AKP-MHP ortaklığının ve Erdoğan iktidarının geleceği açısından da önemli bir sorudur.

    Yaptığı ittifaklarla bugüne kadar bir şekilde iktidarda kalabilen Erdoğan’ın bu durum karşısında MHP’den kurtulmak adına yeni ortaklar araması sürpriz sayılmaz. Son dönemde tekrar piyasaya sürülen açılım iddiaları ancak bu çerçevede değerlendirildiğinde anlam kazanabilir. Fakat Erdoğan’ın samimiyetinden çok stratejisine odaklanmak herkes için daha doğru bir yaklaşım olur.

    R2 Siyaset
    Share. Twitter Facebook LinkedIn Email WhatsApp
    Previous ArticleYakın Tarih #6 | Göç Krizi: Neden Başladı, Nasıl Büyüdü?
    Next Article Yakın Tarih #5 | Millet İttifakı’nın Hikayesi

    Diğer İçerikler

    Videolar

    Hürmüz’de Kıvılcım, Yeni Parti, Her Gün Yargı | Aydın Selcen | 2’li Görüş #97

    17 Temmuz 2026By İlkan Dalkuç
    D84 INTELLIGENCE

    Dijital Alanda İfade Özgürlüğü: Bir Politika Önerisi

    16 Temmuz 2026By Tarık Beyhan ve Volkan Aslan
    Yazılar

    NATO 3.0 ile Rusya Arasında: Türkiye için Çift Taraflı Kuşatma

    12 Temmuz 2026By Pınar Demircan

    Comments are closed.

    İçerik
    • Yazılar
    • Podcast
    • Forum
    • Röportajlar
    • Çeviriler
    • Özetler
    • Bültenler
    • D84 INTELLIGENCE
    Konular
    • Siyaset
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Tarih
    • Kültür Sanat
    • Spor
    • Rapor
    • Gezi
    Sosyal Medya
    • Twitter
    • Facebook
    • Instagram
    • Youtube
    • LinkedIn
    • Apple Podcast
    • Spotify Podcast
    • Whatsapp Kanalı
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    • Yazarlar
    • D84 Yayınları
    • İçerik Sağlayıcılar
    • Yayın İlkeleri ve Yazım Kuralları
    © 2026 DAKTİLO1984
    • KVKK Politikası
    • Çerez Politikası
    • Aydınlatma Metni
    • Açık Rıza Beyanı

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Çerezler

    Sitemizde mevzuata uygun şekilde çerez kullanılmaktadır.

    Fonksiyonel Her zaman aktif
    Sitenin çalışması için ihtiyaç duyulan çerezlerdir
    Preferences
    The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
    İstatistik
    Daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlamak için kullanılan çerezlerdir The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
    Pazarlama
    Size daha uygun içeriklerin iletilmesi için kullanılan çerezlerdir
    • Seçenekleri yönet
    • Hizmetleri yönetin
    • {vendor_count} satıcılarını yönetin
    • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
    Seçenekler
    • {title}
    • {title}
    • {title}